Anayasa Mahkemesi · Birinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2014/13819, 10.01.2018

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
Birinci Bölüm
Esas No
2014/13819
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

İYİ HABER YAYIN ORGANİZASYON TİC. A.Ş.

BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2014/13819)

Karar Tarihi: 10/1/2018

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, ulusal radyo yayın lisansı talebinin idare

tarafından reddedilmesi nedeniyle ifade özgürlüğünün ihlal edildiği iddiasına

ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 25/8/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.

7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda

bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

9. Müjde FM ismiyle İstanbul ilinde radyo yayıncılığı yapmakta

olan başvurucu, 30/5/2011 tarihli dilekçesiyle Radyo ve Televizyon Üst

Kurulundan (RTÜK), yerel radyo yayın lisansının ulusal radyo yayın lisansına

dönüştürülmesi talebinde bulunmuştur. RTÜK tarafından cevap verilmemesi üzerine

başvurucu, talebinin yanıt verilmemek suretiyle reddine ilişkin işlemin iptali

istemiyle dava açmıştır.

10. Ankara 11. İdare Mahkemesi, 3/7/2012 tarihinde başvurucunun

davasını reddetmiştir. Mahkeme, RTÜK tarafından ilgili Kanun'da öngörülen

sıralama ihalesi yapılana kadar, yayında olan kuruluşların izin verilen

yerleşim yerleri ile sınırlı olarak yayınlarına devam etmelerine imkân tanındığından,

başvurucunun ulusal radyo yayın lisansı talebinin reddedilmesine ilişkin

işlemde hukuka aykırılık görülmediğini belirtmiştir.

11. Başvurucunun temyizi üzerine Danıştay 31/1/2014 tarihinde,

bozma nedenlerinden hiçbirisinin bulunmadığı gerekçesiyle ilk derece

mahkemesinin kararını onamıştır. Danıştay başvurucunun karar düzeltme talebini

de 12/6/2014 tarihli kararıyla reddetmiştir. Ret kararı 31/7/2014 tarihinde

başvurucuya tebliğ edilmiştir.

12. Başvurucu 25/8/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

13. Mahkemenin 10/1/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

14. Başvurucu, ilgili Kanun'da öngörülen geçici durumun RTÜK

tarafından sıralama ihalesi yapılmamak suretiyle sürekli hâle getirildiğini ve

bu nedenle fiilen ulusal radyo yayını yapan kuruluşlarla kendisi arasında

açıkça eşitsizlik oluşturulduğunu iddia etmektedir. Ulusal radyo yayını lisansı

talebi sıralama ihalesi yapılmadığı gerekçesiyle reddedilen başvurucu, bu

nedenle Anayasa'nın 2., 5., 10., 22., 26., 28., 29., 30. ve 35. maddelerinde

güvence altına alınan haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

15. Bakanlık görüşünde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM)

kararları ve mevzuat hükümleri hatırlatılmıştır.

16. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında bireysel

başvuru formunda ileri sürdüğü iddiaları yinelemiş ve kendisiyle aynı durumda

bulunan bazı kuruluşlarca açılan davaların kabul edilmesi sonucu RTÜK tarafından

lisans genişletme talepleri kabul edilerek frekans tahsisi yapıldığına ilişkin

örnekler sunmuştur.

B. Değerlendirme

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

17. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan ifade

ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

18. Ulusal radyo yayın lisansı talebi idare tarafından sıralama

ihalesi yapılmadığı gerekçesiyle reddedilen başvurucu, anayasal haklarının

ihlal edildiğini ileri sürmektedir. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu

tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların

hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir

Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Yayın izni verilmesine

veya bu talebin reddedilmesine dair kamu makamlarınca alınan kararlar kitlesel

medyanın ifade ve basın özgürlükleri ile ilişkilidir (Bizim FM Radyo Yayıncılığı ve Reklamcılık A.Ş. [GK], B. No: 2014/11028, 18/10/2017, § 47). Bu nedenle başvurucunun iddiaları

ifade ve basın özgürlükleri kapsamında değerlendirilmiştir.

19. İfade özgürlüğü; kişinin haber ve bilgilere, başkalarının

fikirlerine serbestçe ulaşabilmesi, edindiği düşünce ve kanaatler nedeniyle

kınanmaması, bunları tek başına veya başkalarıyla birlikteyken çeşitli yollarla

serbestçe ifade edebilmesi, savunabilmesi, başkalarına anlatabilmesi,

aktarabilmesi ve yayabilmesi anlamına gelir. İfade özgürlüğünün kullanılma

araçlarından biri olan basın özgürlüğü, düşüncenin iletilmesini ve dolaşımını

gerçekleştirerek bireyin ve toplumun bilgilenmesini sağlar. Çoğunluğa muhalif

olanlar da dâhil olmak üzere düşüncelerin her türlü araçla açıklanması,

açıklanan düşünceye paydaş sağlanması, düşünceyi gerçekleştirmek ve

gerçekleştirme konusunda ikna etmek çoğulcu demokratik düzenin gereklerindedir.

İfade özgürlüğünün sağlanamadığı bir siyasal sistemin demokrasi olarak

nitelendirilmesi mümkün değildir. Bu itibarla ifade özgürlüğü ile basın özgürlüğü

herkes için geçerli ve demokrasinin işleyişi için yaşamsal önemdedir (AYM,

E.1997/19, K.1997/66,23/10/1997; Abdullah

Öcalan[GK], B. No: 2013/409, 25/06/2014, § 74; Bekir Coşkun [GK], B. No: 2014/12151,

04/06/2015, §§ 34-36; Medya Gündem Dijital Yayıncılık

Ticaret A.Ş. [GK], B. No: 2013/2623, 11/11/2015, § 28).

20. Anayasa'nın 26. maddesinin birinci fıkrasının son

cümlesinde, ifade özgürlüğünün radyo, televizyon ve benzeri yollarla yapılan

yayınların izin sistemine bağlanmasına engel olmadığı ifade edilerek radyo ve

televizyon yayınlarının da 26. maddenin koruması altında olduğu belirtilmiştir.

Radyo ve televizyon yayınlarının ifade özgürlüğünün ayrılmaz bir parçası olduğu

konusunda hiçbir şüphe bulunmamaktadır (R.V.Y.A.Ş.,

B. No: 2013/1429, 14/10/2015, § 28). Dolayısıyla radyo yayınları da dâhil olmak

üzere medya özgürlüğüne uygulanacak ilkeler, basın özgürlüğüne uygulanan

ilkeler ile benzerlik gösterecektir (Bizim

FM Radyo Yayıncılığı ve Reklamcılık A.Ş. [GK],§ 51).

21. Bununla birlikte radyo ve televizyon gibi işitsel ve görsel

kitle iletişim araçları basılı eserlerden çok daha hızlı ve güçlü bir etkiye

sahiptirler. Zira ilk olarak bu araçlar haber ve fikirleri ses ve görüntü ile

iletirler ve bu, kişiler üzerinde çok daha etkindir. İkinci olarak bireyler

kitle iletişim araçlarına basılı eserlere göre çok daha kolaylıkla

erişebilmektedirler. Son olarak basılı eserlerin dağıtımı sınırlıdır. Buna

karşılık kitle iletişim araçları toplumun tümüne doğrudan ulaşabilmekte ve etki

edebilmektedir (R.V.Y. A.Ş., §

31). Bu bağlamda radyo ve televizyon gibi işitsel ve görsel kitle iletişim

araçları demokrasinin işleyişi için çok önemli bir rol oynamaktadır (Bizim FM Radyo Yayıncılığı ve Reklamcılık A.Ş. [GK], § 55).

22. Anayasa Mahkemesi Bizim

FM Radyo Yayıncılığı ve Reklamcılık A.Ş. kararında, radyo yayını

yapmak amacıyla yapılan başvuruların, RTÜK tarafından frekans tahsisine ilişkin

sıralama ihalesi yapılamadığı gerekçesiyle reddedilmesinin ve frekans tahsisi

için gerekenlerin yapılmamasının düşüncenin iletilmesini ve dolaşımını

gerçekleştiren yayın hakkını olumsuz olarak etkileyen yapısal bir sorun

olduğunu tespit etmiştir (Bizim FM Radyo

Yayıncılığı ve Reklamcılık A.Ş. [GK],

§ 65). Kararda, ilgili Kanun'da emredici hükümler bulunmasına rağmen

geçici rejimin sonlandırılmamasının, fiilî olarak yayınlarına devam eden yayın

kuruluşları ile yayın yapmak isteyen kuruluşlar arasında eşitsiz uygulamaların

doğmasına neden olduğu ve bu durumun devam ettiği ifade edilmiştir (Bizim FM Radyo Yayıncılığı ve Reklamcılık A.Ş. [GK], § 61). Anayasa Mahkemesi bahsi geçen

kararda ayrıca ilgili kanun ve yönetmelik hükümlerinin, idari kararların ve

mahkeme kararlarının, başvurucunun yayına başlaması için kendisine ne zaman

radyo frekansı verileceğini yeterli derecede öngörmesine imkân vermediğine ve

bir bütün olarak öngörülebilirlik şartını yerine getirmediğine de vurgu

yapmıştır (Bizim FM Radyo Yayıncılığı ve

Reklamcılık A.Ş. [GK], §

62). Son olarak frekans tahsisinin yapılamaması nedeniyle yeni kuruluşlara

yayın izni verilmemesinin, özellikle radyoculuk sektöründe rekabeti düşürme

etkisine işaret edilmiş; yirmi dört yıl gibi oldukça uzun bir zaman diliminde

ulusal medyanın çeşitliliğinin korunması yönünde tedbirlerin alınmamış

olmasının, bu alandaki rekabeti engellediği ve demokratik bir toplumda yaşamsal

önemdeki ifade ve basın özgürlüklerine zarar verdiği kabul edilmiştir (Bizim FM Radyo Yayıncılığı ve Reklamcılık A.Ş. [GK], § 64).

23. Bu bağlamda devletin medyada etkili çoğulculuğu sağlamak ve

medya organlarının basın ve haber verme özgürlüğünü güvence altına almak için

gerekli yasal ve idari düzenleme yapma ve var olan mevzuatı etkili bir şekilde

işletme pozitif yükümlülüğünü yerine getirmediğini ifade eden Anayasa

Mahkemesi, ifade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiğine karar vermiştir (Bizim FM Radyo Yayıncılığı ve Reklamcılık A.Ş. [GK], §§ 66-68).

24. Somut olayda başvurucunun ihlal iddialarının temeli, idare

tarafından sıralama ihalesi yapılmamasına dayanmaktadır. Anayasa Mahkemesi söz

konusu eksikliğin yapısal bir sorun oluşturduğunu, karasal radyo yayıncılığının

organize edilerek sınırlı bir sayısı olan kanal ve frekansların, koşullarını

yerine getiren kişiler arasında yayın yapmalarına olanak sağlayacak biçimde ve

hakkaniyete uygun olarak tahsislerinin sağlanması suretiyle düzen kurulmadığı

takdirde sorunun devam edeceğini ve bu durumun Anayasa'nın 26. ve 28.

maddelerinde korunan ifade ve basın özgürlüklerinin devamlı olarak ihlali

anlamına geleceğini kabul etmiştir (Bizim FM

Radyo Yayıncılığı ve Reklamcılık A.Ş. [GK], § 67). Anayasa Mahkemesinin anılan kararından sonra idare

tarafından söz konusu yapısal sorunun giderilmesine yönelik olarak herhangi bir

işlem yapılmadığı ve sorunun devam ettiği anlaşılmaktadır.

25. Açıklanan nedenlerle Anayasa’nın ifade özgürlüğüne ilişkin

26. maddesinin birinci fıkrasının ve basın özgürlüğüne ilişkin 28. maddesinin

birinci ve üçüncü fıkralarının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

26. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

“(1)Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir. Ancak yerindelik denetimi yapılamaz, idari eylem ve

işlem niteliğinde karar verilemez.

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

27. Başvurucu, ihlalin tespiti ile ihlalin giderilmesi için

yapılması gerekenlere karar verilmesi talebinde bulunmuştur.

28. İfade özgürlüğü ile basın özgürlüğünün ihlal edildiği

sonucuna varılmıştır. Söz konusu hakların ihlali, karasal radyo yayını için

frekans tahsis edilmemesi şeklinde yapısal bir sorundan kaynaklanmaktadır. Derece

mahkemelerince somut olayda frekans tahsisi yapılması ve ulusal lisans

verilmesi yönünde emredici bir karar verilmesi mümkün olmadığından ihlalin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki

yarar bulunmamaktadır.

29. Anayasa Mahkemesi kararında gösterildiği şekilde ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılması için kararın bir örneğinin ilgili kuruluş

olan RTÜK'e gönderilmesi gerekmektedir. Anayasa Mahkemesinin bu kararı yapısal

bir ihlalin tespiti mahiyetinde ve ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması

yönünde olduğundan münhasıran başvurucuya ulusal yayın için frekans tahsis

edilmesi gerektiği şeklinde anlaşılamaz.

30. Talepte bulunulmadığından tazminat hakkında bir karar

verilmesine gerek bulunmamaktadır.

31. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.980

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.186,10 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. İfade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 26. ve 28. maddelerinde güvence altına alınan

ifade ve basın özgürlüklerinin İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin ifade ve basın özgürlükleri ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için Radyo ve Televizyon Üst Kuruluna

GÖNDERİLMESİNE,

D. 206,10 TL harç ve 1.980 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.186,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

10/1/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Nuri

NECİPOĞLU

Kadir ÖZKAYA

Rıdvan GÜLEÇ

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör Yrd.

:

Ceren Sedef

EREN

Başvurucu

:

İYİ HABER

YAYIN ORGANİZASYON TİC. A. Ş.

Vekili

:

Av. İsmail

YEŞİLOVA

Atıf: Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2014/13819, T. 10.01.2018, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-birinci-bolum-2014-13819-basvuru-10-01-2018-15bc6987edc5