Anayasa Mahkemesi · Birinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2014/11655, 10.01.2018

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
Birinci Bölüm
Esas No
2014/11655
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

ARİF PARLAK BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2014/11655)

Karar Tarihi: 10/1/2018

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, vergi cezasının iptali istemiyle açılan davada vergi

borcunun doğmasına neden olan maddi olaya dair ceza yargılaması sonucu verilen

beraat hükmünün dikkate alınmaması ve gerekçesiz karar verilmesi nedenleriyle

adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 27/3/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

7. Başvurucu, yurt dışından ceviz ithal etmiştir. Serbest

dolaşıma giriş beyannamelerinde ürünlerin değerini eksik bildirdiğinden bahisle

başvurucu aleyhine cezalı katma değer vergisi uygulaması yapılmıştır.Başvurucunun söz konusu işleme karşı

yaptığı itiraz Orta Akdeniz Gümrük ve Ticaret Bölge Müdürlüğünün 18/5/2012

tarihli işlemi ile reddedilmiştir. Başvurucu 18/5/2012

tarihli işlemin iptali istemiyle Mersin 2. Vergi Mahkemesi (Mahkeme) nezdinde

dava açmıştır.

8. Mahkeme 25/4/2013 tarihli kararıyla

öncelikle başvurucunun Amerika Birleşik Devletleri'nden ithal ettiği ürünlerin

36.800 $ olarak beyan edilen kıymetinde tereddüte

düşülmesi nedeniyle Mersin Gümrük Müdürlüğü tarafından inceleme yapıldığını

tespit etmiştir. İnceleme sonucu, Amerika Birleşik Devletleri Gümrük ve Sınır

Koruma kayıtlarına göre ithal edilen ürünlerin değerinin 85.894 $ olduğunun

anlaşıldığını vurgulayan Mahkeme, tespit edilen fark üzerinden cezalı katma

değer vergisi uygulandığını belirlemiştir. Mahkeme28/12/2012 tarihli ara

kararıyla başvurucudan ithal ettiği ürünlerin gerçek değerinin 36.800 $

olduğunu ortaya koyan belgeleri, kayıtları sunmasını istemiştir. Talep edilen

belgelerin sunulamaması üzerine Mahkeme, yapılan vergi incelemesi sonucu

ulaşılan değer üzerinden cezalı vergi tarhiyatı yapılmasına ilişkin işlemde

hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine hükmetmiştir.

9. Ret hükmü Adana Bölge İdare Mahkemesinin 24/12/2013

tarihli kararıyla onanmıştır. Karar düzeltme istemi de aynı Mahkemenin 17/4/2014 tarihli ilamıyla reddedilmiştir.

10. Diğer taraftan başvurucu hakkında resmî belgede sahtecilik

ve kaçakçılık suçlarının isnadıyla kamu davası açılmıştır. Mersin 1. Ağır Ceza

Mahkemesi 20/5/2014 tarihli kararıyla, sahtecilik ve

kaçakçılık suçlarından suçun oluşmadığı gerekçesiyle başvurucunun beraatine hükmetmiştir.

11. Başvurucu, Adana Bölge İdare Mahkemesinin 17/4/2014

tarihli ilamını 4/6/2014 tarihinde tebellüğ etmesinin ardından 4/7/2014

tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

12. Mahkemenin 10/1/2018 tarihinde

yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Gerekçeli Karar

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

13. Başvurucu; yargılama sürecinde gerekçesiz karar verdiğini

belirterek gerekçeli hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

14. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 47. maddesinin (3),48.

maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları uyarınca bireysel başvuruda,kamu gücünün neden olduğu iddia edilen

ihlale dair olayların tarih sırasına göre özeti yapılmalı; bireysel başvuru

kapsamındaki hakların ne şekilde ihlal edildiği ve buna ilişkin gerekçeler ve

deliller açıklanmalıdır (Veli Özdemir, B.

No: 2013/276, 9/1/2014, §§ 19, 20).

15. Somut olayda başvurucu, ihlal iddialarını soyut ve genel

ifadelerle ileri sürmüş; karar sonucu değiştirebilecek nitelikte hangi esaslı

iddiasının gerekçede tartışılmadığına ilişkin gerekçeleri açıklama yönündeki

yükümlülüğünü yerine getirmemiştir. Dolayısıyla başvurucu tarafından ileri

sürülen iddiaların temellendirilemediği sonucuna ulaşılmıştır.

16. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Diğerİhlal

İddiaları

17. Başvurucu; ceza yargılamasında kaçakçılık ve sahtecilik

suçlarından beraat etmesine karşın cezalı vergi tarhiyatı işleminin hukuka

uygun bulunmasının adil yargılanma hakkının ihlaline vücut verdiğini ileri

sürmektedir.

18. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan, B.

No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucu, uyuşmazlık

konusu işlem ve yargılama sonucu verilen karar nedeniyle Anayasa'nın 10. ve 36.

maddelerinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvurucu, Anayasa'nın farklı

maddelerini temel almak suretiyle ihlal iddiasında bulunmuş ise de şikâyetlerin

özü dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğu ve Mahkeme tarafından hatalı karar

verildiği iddialarına yönelik olduğundan şikâyetin yargılamanın sonucu

itibarıyla adil olmadığı iddiası kapsamında değerlendirilmesi uygun

görülmüştür.

19. İlke olarak derece mahkemeleri önünde dava konusu yapılmış

maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk

kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derece mahkemelerince uyuşmazlıkla

ilgili varılan sonucun esas yönünden adil olup olmaması bireysel başvuru

incelemesine konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece mahkemelerinin tespit ve

sonuçlarının bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik

içermesi ve bu durumun kendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak ve

özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır (Necati Gündüz ve Recep Gündüz, B. No:

2012/1027, 12/2/2013, § 26).

20. Adil yargılanma hakkı bireylere dava sonucunda verilen

kararın değil yargılama sürecinin ve usulünün adil olup olmadığını denetletme

imkânı verir. Bu nedenle bireysel başvuruda adil yargılanmaya ilişkin

şikâyetlerin incelenebilmesi için başvurucunun yargılama sürecinde haklarına

saygı gösterilmediğine, yargılama sürecinde karşı tarafın sunduğu deliller ve

görüşlerden bilgi sahibi olamadığı veya bunlara etkili bir şekilde itiraz etme

fırsatı bulamadığı, kendi delillerini ve iddialarını sunamadığı ya da

uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla ilgili iddialarının derece mahkemesi

tarafından dinlenmediği veya kararın gerekçesiz olduğu gibi mahkeme kararının

oluşumuna sebep olan unsurlardan değerlendirmeye alınmamış eksiklik, ihmal ya

da açık bir keyfîliğe ilişkin bir bilgi ya da belge

sunmuş olması gerekir (Nadi Karakoç,

B. No: 2013/2767, 2/10/2013, § 22).

21. Ceza ve ceza muhakemesi hukuku ile vergi hukukunun farklı

kural ve ilkeleretabi disiplinler olduğu açıktır.

Ceza yargılamasında mevcut ispat koşullarının, kanıt araçlarının, maddi gerçeğe

ulaşma yönündeki amaca dair irdelemenin vergi yargısı alanında da geçerli

olduğunu söylemek mümkün değildir. Somut olayda idari yargı merci, idarenin

vergi incelemesi sonucunda edindiği belgeler uyarınca ithal edilen ürün

bedelinin eksik bildirildiğinin anlaşıldığını, başvurucunun da bunun aksini

kanıtlayan belge sunamadığını tespit ederek davanın reddine hükmetmiştir. Ceza

yargılamasında ise resmî belgede sahtecilik ve kaçakçılık suçları yönünden

suçun unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle beraat yönünde hüküm kurulmuştur.

Vergi yargısında, idari işlemin mevzuata uygun olup olmadığı yönünde ceza

yargısına göre farklılık gösteren ispat standardında yapılan değerlendirme ile

yukarıda belirtilen (bkz. § 8) gerekçe doğrultusunda ret hükmü kurulmuştur.

Kararda bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik

oluşturan herhangi bir durum da tespit edilmemiştir.

22. Ayrıca başvurucunun, isnad edilen kaçakçılık ve sahtecilik

suçlarından beraat ettiği Mersin 1. Ağır Ceza Mahkemesi kararı (20/5/2014),

cezalı katma değer vergisi tarhiyatının iptali istemiyle açılan davada nihai

kararın verildiği tarihten (17/4/2014) sonra verilmiş bir beraat hükmü olup

idari işlemin hukuki değerlendirmesinde dikkate alınması tarih itibarıyla

mümkün değildir. Bununla birlikte başvurucunun iptal davasına dair yargılama

sürecinde ceza davasının sonucunun beklenmesi yönünde bir talebinin de

bulunmadığı görülmektedir.

23. Bu hâle göre başvurucu tarafından ileri sürülen iddialar,

derece mahkemesince delillerin değerlendirilmesi ve hukuk kurallarının

yorumlanmasına ilişkin olup Mahkeme kararında bariz takdir hatası veya açık bir

keyfîlik oluşturan bir durumun da bulunmadığı dikkate

alındığında ihlal iddialarının kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu

anlaşılmaktadır.

24. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir..

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Diğer ihlal

iddialarının açıkça dayanaktan yoksun olması

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA 10/1/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Nuri

NECİPOĞLU

Kadir ÖZKAYA

Rıdvan GÜLEÇ

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör

:

Volkan

ÇAKMAK

Başvurucu

:

Arif PARLAK

Vekili

:

Av. Nilgün

BAŞARAN

Atıf: Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2014/11655, T. 10.01.2018, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-birinci-bolum-2014-11655-basvuru-10-01-2018-f8576150c912