Bölge Adliye Mahkemesi · Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi 2024/972 E. 2024/1711 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Daire
- Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/972
- Karar No
- 2024/1711
- Karar Tarihi
T.C. ADANA BAM 9. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/972 - 2024/1711 T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/972 KARAR NO : 2024/1711 KARAR TARİHİ : 14/10/2024 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP : İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 31/10/2023 NUMARASI : ... Esas, ... Karar DAVACI : VEKİLİ : Av. DAVALI : VEKİLİ : Av. DAVANIN KONUSU : Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) İSTİNAF KARARININ KARAR TARİHİ : 14/10/2024 YAZIM TARİHİ : 14/10/2024 .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esas ve ... karar sayılı kararı aleyhine istinaf başvurusunda bulunulmuş olup, dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin tarım sektöründe faaliyet gösterdiğini, sıvı, katı, granül ve mikro granül mikro ve makro besin maddeleri olan "..." markası altındaki gübreleri ile sektörün tanınmış ve aranan markalarından olduğunu, müvekkili kendine ait "..." ismini/markasını şirket merkezinin bulunduğu İtalya/... Ticaret Sicil Müdürlüğü'nde ilk kez 25/05/2004 tarihinde tescil ettirdiğini, müvekkili tarafından "..." isimli ürünlerin 2004 yılından beri üretildiğini, müvekkili ile davalı arasında "Satış Hakkı Sözleşmesi" akdedildiğini, bu maddeye göre sözleşmenin eki niteliğinde olan davalı ve vekilinin imzasına havi “... ... “ adlı müvekkiline ait ürün bulunduğu davalının bilgisi dahilinde olduğunu, bununla birlikte bu isimlerin davalı tarafından kullanılmayacağı hususunda da davalı sözleşme kapsamında da taahhütte bulunduğunu, ancak davalının müvekkiline ait İtalya' da tescilli bulunan ve Türkiye piyasasında var olan markayı, müvekkili ile aynı kullanım biçimi ile aynı sektörde aynı amaca yönelik olarak kullandığını, üstelik müvekkili ile davalı arasında davalıya Türkiye'de tek satıcılık hakkı tanıyan bir sözleşmede yapıldığını, müvekkilinin çok önceden dava konusu markayı kullandığını, 2016 yılından beri ticari ilişkisi olan davalının müvekkilinin markasını bildiği ve müvekkilinden "..." markalı ürünleri satın aldığını, kendisi de aynı isimle ürün üreterek haksız rekabet teşkil eden davranışlarda bulunarak vekil edenin doğrudan ve dolaylı olarak zarar görmesine neden olduğunu, alacağın kesin olarak belirlendiği anda artırılmak üzere şimdilik 1.000,00.TL maddi tazminat, manevi tazminat olarak 50.000,00.TL'nin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan alınarak vekil edene ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını ve taleplerinin hukuki dayanağının bulunmadığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ'NİN KARAR ÖZETİ : İlk Derece Mahkemesi kararında özetle; tescilsiz markaya tecavüz ve haksız rekabetten dolayı açılan davaya bakmak görevinin 556 sayılı KHK hükümlerinde değerlendirilmesi gerektiğinden davaya bakmak görevinin 24/03/2005 tarihli 188 sayılı HSYK kararı gereğince, Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi sıfatıyla .... Asliye Hukuk Mahkemesi olduğundan mahkemenin görevsizliğine karar verildiği anlaşılmıştır. DAVALI TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin vermiş olduğu görevsizlik kararında hükümlerinin değerlendirilmesi gerektiği savı öne sürülen 556 sayılı KHK 22/12/2016 tarihli 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 191. maddesi ile mülga edildiğini, 6769 sayılı yasada tescilsiz markalara yönelik bir düzenlemenin bulunmadığını, yerel mahkemenin yürürlükten kaldırılan KHK'nin değerlendirilmesi gerektiği yönündeki hatalı gerekçesinin dosyanın yeterince incelenmeden karar verildiğinin en açık göstergesi olduğunu, davanın TTK'ye göre mutlak ticari davalar arasında sayıldığını, TTK'de düzenlenen tüm işlerin mutlak ticari iş sayılacağının TTK'den yer aldığını, her iki tarafın da tacir olduğunu, dava konusunun da açıkça her iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirdiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER : Taraf vekillerinin beyan ve dilekçeleri ve tüm dosya kapsamı HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE : Dava, tescilsiz markaya dayalı haksız rekabetin tespiti ile maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkili ile davalı şirket arasında imzalanan satış hakkı sözleşmesi uyarınca müvekkilinin yurt dışında tescilli ürünlerinin davalı tarafından satışına izin verildiğini, sözleşme içeriğine göre sözleşme ekindeki tablolarda belirtilen markaların davacıya ait olduğunun ve davalı tarafından iş bu markaların satış sözleşmesi dışında hangi amaçla olursa olsun kullanılamayacağının taahhüt edildiğini, ancak davalı tarafından davacıya ait "... ..." markasının haksız ve hukuka aykırı olarak kullanıldığını ve bu ad altında değişik ürünlerin üretildiğini, iş bu eylemin haksız rekabet teşkil ettiğini belirterek TTK 55/1-a-4 maddesi uyarınca haksız rekabet nedeniyle maddi ve tazminata hükmedilmesini talep etmiş, davalı taraf ise ürünlerini Tarım ve Orman Bakanlığı nezdinde tescil ettirdiğini ve haksız rekabet unsurlarının oluşmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiş, ilk derece mahkemesince davaya bakmakla görevli mahkemenin .... Asliye Hukuk Mahkemesi (Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi Sıfatıyla) olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiş olup, iş bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi uyarınca istinaf incelemesi, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Davacı gerek dava dilekçesinde, gerekse yargılama sürecinde 556 sayılı KHK hükümleri uyarınca tescilli markadan kaynaklanan öncelik yada üstünlük haklarına dayanmamış, tüm iddialarını 6102 sayılı TTK'nın 54 vd. maddelerinde düzenlenen haksız rekabet hükümlerine dayandırmıştır. Kaldı ki aynı eylemle, birden fazla yasa ile korunmakta olan hakların ihlali iddiasının varlığında kural olarak hakların yarışması hali söz konusu olmayıp, hakların yığılması durumu mevcuttur. Hak sahibinin bu halde, koruma talebi bakımından seçimlik hakkı bulunmaktadır. Somut uyuşmazlıkta da davacı taraf davasını, TTK’da düzenlenen haksız rekabetin önlenmesi yönünde kullandığından, davaya bakma görevi ticaret mahkemesine aittir. (bkz. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 10/12/2015 tarih 2014/19065 Esas, 2015/13291 sayılı ilamı) Bu durum karşısında mahkemece, davacının marka hakkına dayanmadığı, 6102 sayılı TTK'da düzenlenen haksız rekabet hükümlerine dayandığı gözetilerek, işin esasının incelenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, bu sebeple davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile istinafa konu kararın kaldırılmasına ve dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere : 1-Davacı vekilinin İlk Derece Mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurusunun KABULÜNE, 2-.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esas ve ... karar sayılı kararının 6100 sayılı HMK'nin 355. maddesi delaletiyle 353/1-a maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3-İlk Derece Mahkemesinin görevli olmasına rağmen görevsizlik kararı verilmesi nedeniyle 6100 sayılı HMK'nin 353/1-a-3 maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın .... Asliye Ticaret Mahkemesi'ne GÖNDERİLMESİNE, 4-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin alınan 427,60.TL istinaf karar harcının kararın kesinleşmesi ile talep halinde davacıya İADESİNE, 5-Davacı tarafından istinaf için yapılan yargılama giderinin esas hüküm ile birlikte İlk Derece Mahkemesince KARARA BAĞLANMASINA, 6-6100 Sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan gider avansının kararın kesinleşmesi ile İlk Derece Mahkemesince İADESİNE, 7-6100 sayılı HMK'nin 7035 sayılı yasanın 30. maddesiyle değişik 359/3 maddesi gereğince kararın kesin olması nedeniyle İlk Derece Mahkemesince taraf vekillerine tebliğine, Dair, 6100 Sayılı HMK'nin 353/1-a/3 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle kesin olmak üzere 14/10/2024 günü karar verildi. Başkan e-imzalıdır Üye e-imzalıdır Üye e-imzalıdır Katip e-imzalıdır