İlk Derece Mahkemesi · Adana 3. Asliye Ticaret Mahkemesi

Adana 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2018/383 E. 2022/117 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Adana 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2018/383
Karar No
2022/117
Karar Tarihi

T.C. ADANA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2018/383 Esas - 2022/117 TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ADANA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2018/383 Esas KARAR NO : 2022/117 HAKİM : ... KATİP : ... DAVACI : ....LTD.ŞTİ. - ... VEKİLLERİ : ... - ... DAVALI : ... ANONİM ŞİRKETİ - ... VEKİLLERİ : ... - ... DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ :15/05/2018 KARAR TARİHİ : 10/02/2022 GEREKÇELİ KARARIN YAZILMA TARİHİ : ... Mahkememizde görülmekte bulunan itirazın iptali davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesiyle özetle; davalı sigorta şirketnin önceden ... Kooperatifi ünvanıyla çalıştığını, bu ünvanla iş yaparken müvekkilinin davalı sigorta şirketi ile 05.07.2012-23.12.2016 tarihleri arasnda cari hesap usulü çalıştıklarını, davalı sigorta şirketinin daha sonradan ünvan değişikliğine giderek ünvanını ... A.Ş yaptığını, davalının cari hesap bakiye borcunu ödememesinden sonra kendilerine ihtar çektiklerini ve daha sonra aleyhlerine icra takibi başlatıldığını, davalının kötü niyetli bir şekilde kendilerinin ... Kooperatifi ile bir ilişkilerinin buluınmadığnı iddia ettiğini, ancak bu hususun Ticaret Sicil Gazetesinden belli olduğunu beyan ederek icra takibine itirazın iptali ile %20 icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı ile aralarındaki cari hesaba dayalı tedarik sözleşmesine göre borcunun bulunmadığını, kaldı ki aralarındaki tedarik sözleşmesine göre İstanbul Mahkemeleri ve icra dairelerinin yetkili kılındığını, yetkili yerde dava açılmadığından seçme hakkının kendilerine geçtiğini bu nedenle yerleşim yerleri olan İstanbul Anadolu Ticaret Mahkemesinin yetkili olduğunu, bu hususun yanında icra takibinin yanlış yerde açılmasından dolayı da dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmesini, bu nedenle lehine vekalet ücretine ve yargılama giderine hükmedilmesinin gerektiğini, kabul manasına gelmemekle beraber cari hesap alacağıın TTK 101 gereğince 5 yıllık zamanaşımına tabi olduğundan 05.07.2012-23.12.2016 arasındaki alacağın zamanaşımına uğradığını, işbu davada basit usul uygulanmsının gerektiğini, aralarındaki sözleşme 17.1 maddesi gereği müvekkili şirketinin defter ve kayıtlarının kesin delil olarak kabul edilmesi gerektiğini, %20 kötü niyet tazminatı talep ettiklerini beyan ederek davanın reddini talep etmiştir. YARGILAMA USULÜ : Öncelikle 15.03.2018 tarihinde 7101 sayılı yasa ile ve son olarak 22/07/2020 tarihli ve 7251 sayılı Kanunun 58 inci maddesiyle 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4’üncü maddesinin ikinci fıkrasında değişiklik yapılarak "Ticari davalarda da deliller ile bunların sunulması 12/01/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine tabidir; miktar veya değeri beş yüz bin Türk lirasını geçmeyen ticari davalarda basit yargılama usulü uygulanır" hükmü getirilmesi sebebiyle, mahkememizde açılan 20.392,27 TL'lik dava için basit yargılama usulü uygulanmıştır. DELİLLER VE GEREKÇE : Taraflarca dosyaya ibraz edilen dilekçeler ve tüm dosya tetkikinden, taraflar arasındaki ihtilafın; ticari cari hesap alacağı iddiasıyla başlatılan Adana 2. İcra Müdürlüğünün 2018/... sayılı takip dosyasına yapılan itirazın iptaline ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Mahkememiz, dava açılışından sonra tensip kararı ile birlikte, gerekli gördüğü bilgi ve evrakları dosya arasına celp edilmesi için ilgili mercilere müzekkereler yazmış, dava dilekçesi ve ekleri davalı tarafa tebliğe çıkarılarak, her iki taraf içinde yargılama usul ve esaslarına dair gerekli ihtaratlar yapılmıştır. Adana 2. İcra Müdürlüğünün 2018/... sayılı takip dosyasının incelenmesinden; davacının, davalı aleyhine 17.04.2018 tarihinde ilamsız takipte bulunduğu görülmüştür. Takip talebinde; 20.061,94 TL asıl alacak, 158,30 TL işlemiş faiz ile 172,03 TL ihtar masrafı olmak üzere toplam 20.392,27 TL toplam alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiziyle tahsili talep edildiği, davalı vekilinin işbu icra takibine itiraz ettiği, takibin itirazen durdurulduğu anlaşılmıştır. Davalı vekilinin yetki itirazı; davalının BA formunda davacının kaydının bulunduğunun görülmesi, bu haliyle davacı ile davalı arasındaki ticari ilişkinin tümden reddedilemeyeceği, bu nedenle konusu para alacağı olan davalarda davacının ikamet yeri mahkemelerinin de yetkili olması ve ayrıca aradaki yetki sözleşmesinde İstanbul Mahkemelerinin yetkili kılınması davalının yetki itirazında İstanbul Anadolu Mahkemelerinin yetkili olduğu şeklinde yetki itirazında bulunması sebebiyle usülüne aykırı olarak yetki itirazında bulunmuş olması sebebiyle davalının yetki itirazının reddine karar verilmiştir. İtirazın iptali davası; takip talebine itiraz edilen alacaklı tarafından itirazın tebliği tarihinden itibaren bir yıl içinde borçluya karşı açtığı bir eda davasıdır. Ancak normal bir eda-alacak davasından farklı olarak icra takibi içerisinde açılır ve takip hukukuna özgü bir takım sonuçlar doğurur. İİK 67 maddesi uyarınca, takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, ret veya hükmolunan meblağın %20'den aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkûm edilir. Davacı vekiline ve davalı tarafa HMK 222 gereği ticari defterlerinin incelenmesi amacıyla gerekli ihtarat yapılmış, taraf vekilleri ticari defterlerinin bulunduğu yerleri mahkemeye bildirmiştir. Mahkememizce hesap yönünden davacı ve davalı defterleri hakkında bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Talimat mahkemesi kanalı ile davalı defterlerinin incelemesi açısından alınan 09.11.2018 tarihli raporunda özetle; davalı defterleri açılış kapanış tasdiklerinin uygun olduğunu, 09.07.2012 tarihinde davacı ile davalının ticarete başladıklarını, davalı defterlerine göre 29.12.2016 tarihi itibariyle bir borç kaydının bulunmadığını, davacının dosya içerisine sunmuş olduğu muavin kayıtların faturalarının dosyaya sunulmadığını, aralarındaki delil sözleşmesi gereğince davalı defterlerinin kesin delil olduğunu, davalı kooperatif iken BA BS formu verme yükümlülüğünün bulunmadğını, davalının 2017 tarihinde Genel Kurul kararıyla A.Ş'ye dönüştüğünü rapor etmiştir. Mahkememiz kanalı ile davacı defterlerinin incelemesi açısından alınan 10.12.2018 tarihli raporda özetle; davacı defterleri ile davalı defterlerinin karşılaştırıldığını, davalı tarafından 18.07.2014 ve 24.07.2014 tarihinde davacıya 22.872,60 TL ödeme yapıldığının gösterildiğini, ancak bu ödemelerden sadece 24.07.2018 tarihli olanının davacı defterinde kayıtlı olduğunu, davalı tarafın davacıya 18.07.2014 tarihinde ödenen 22.872,60 TL'nin davacı defterinde kayıtlı olmadığını, bu nedenle davalının bu bedelin ödendiğine ilişkin belge sunması halinde borcunun bulunmadığını, ödeme belgesinin sunulmaması halinde davacının takip tarihinde 20.061,92 TL asıl alacak 89,04 tl işlemiş faiz 172,03 tl noter ihtarname alacağının bulunduğunu, davacının davalıya borca ilişkin ihtarname gönderdiğini bu ihtarnamenin 26.03.2018 tarihinde tebliğ olduğu ve davalıya 3 gün süre verildiğini, araya haftasonu girmesi sebebiyle davalının 30.03.2018 tarihinde temerrüde düştüğünü tespit etmiştir. Tarafların alınan bilirkişi raporlarına beyan ve itirazları üzerine mahkememizce atanan bilirkişiden ek rapor alınmıştır. Bilirkişi 15.04.2019 tarhli ek raporunda özetle; davalının davacıdan aldığı faturaları 2013-2014 yıllarında toplam olarak defterlerine kaydettiğini, bu nedenle kesinlen faturalardan hangisinin defterde kayıtlı olup olmadığının tespit edilemediğini toplam cari hesap üzerinden hesaplama yapıldığını, bu faturaların bildirilmesi halinde yeniden değerlendirme yapılabileceğini, davalı defterlerinde fatura bakiyeleri işlendiği ve hatta iade faturaları kesildiği için malın teslim edilip edilmediğine ilişkin değerlendirmenin yapılmasına gerek olmadığını, kök rapordaki aynı gerekçelerle mevcut haliyle davalının davacıya 20.061,92 TL asıl alacak, 89,04 TL işlemiş faiz ve 172,03 TL ihtarname masrafı borcunun bulunduğunu rapor etmiştir. Hazırlanan rapor taraflara tebliğ edilmiş, taraf vekilleri rapora karşı ayrı ayrı itiraz ve beyan dilekçesi sunmuşlardır. Davacı ve davalı tarafın bilirkişi raporlarına itiraz ve beyanlarının değerlendirilmesi ve davacı ve davalı defterlerinin incelenmesi sonucu alınan bilirkişi raporları dikkate alınmak suretiyle davalının defterlerindeki kayıt ve ödemeler tek tek karşılaştırılarak ihtilaflı ve ihtilafsız faturaların ve ayrıca ihtilaflı ve ihtilafsız ödemelerin tespit edilmesi ve özellikle 18.07.2014 tarihinde yapılan 22.872,60 TL ve 24.07.2014 tarihinde yapılan ödemelerin varsa dayanak belgelerinin davalı defterlerinde araştırılması, bu ödemeler konusunda davalının savunmalarının değerlendirilmesi için ek rapor alınmasına yönelik davalı defterlerinin incelenmesi için talimat yazısı yazılmıştır. Talimat mahkemesi bilirkişi 02/09/2019 tarihli ek bilirkişi raporunda özetle; her iki tarafın BA (mal ve hizmet alım) ve BS ( mal ve hizmet satış) tutarları 2012-2013-2014-2015 ve 2016 yılları KDV hariç tutarlarının birbirleri ile uyumlu olup 424.080,00 TL tutarında olduğunu, bu halde taraflar arasında faturalar açısından herhangi bir bir uyuşmazlığın bulunmadığını, har iki tarafta aynı olan faturalar toplamının %18 KDV hariç 424.080,00 TL olduğunu, bu tutara %18 KDV uygulandığımızda KDV dahil tutarın (424.080,00 x %18 =) 500.424,40 TL olduğunu, davacı tarafın ibraz ettiği usulüne uygun tutulduğunu, birbirini teyit ettiği anlaşılan 2012-2013-2014-2015-2016 yılları ticari defterlerine ( yevmiye, kebir, envanter defterleri ) dayalı 320 kodlu satıcılar hesabı incelendiğinde davalı tarafın davacı tarafa söz konusu yıllarda toplam 524.301,84 TL ödeme yaptığını, bu tutardan mükerrer kaydedilen 22.872,60 TL mahsip edildiğinde davalının ödemelerinin ( 524.301,84 – 22.872,60 TL =) 501.429,24 TL olduğunu, taraflar arasında alım satıma konu tüm faturaların KDV dahil toplam tutarının ( bu husus vergi dairelerinin bildirimlerinden kesin olarak anlaşıldığını) 500.414,40 TL olduğu tespit edildiğinden, davalının bu tutara karşılık 501.429,24 TL ödediği ticari defterlerinden anlaşıldığından, davalı tarafın davacıya borçlu olmadığını rapor etmiştir. Hazırlanan rapor taraflara tebliğ edilmiş, taraf vekilleri rapora karşı ayrı ayrı itiraz ve beyan dilekçesi sunmuşlardır. Talimat mahkemesinden alınan ek raporun değerlendirilmesi istenilen hususları taşımadığı anlaşıldığından bilirkişiden ek rapor almak suretiyle ;denetime el verişli olacak şekilde davalının defterlerindeki kayıt ve ödemeler tek tek karşılaştırılarak ihtilaflı ve ihtilafsız faturaların ve ayrıca ihtilaflı ve ihtilafsız ödemelerin tespit edilmesi ve raporda gösterilmesi özellikle 18.07.2014 tarihinde yapılan 22.872,60 TL ve 24.07.2014 tarihinde yapılan ödemelerin varsa dayanak belgelerinin davalı defterlerinde araştırılması, bu ödemeler konusunda davalının savunmalarının değerlendirilmesi için yeniden ek rapor alınmasına karar verilmiştir. Talimat mahkemesinden alınan 14.11.2019 tarihli bilirkişi 2. ek raporunda özetle; davacı ile davalı arasındaki cari hesap ilişkisinin 05.07.2012-29.12.2016 tarihleri arasında olduğunu, cari hesap dökümünün 1958 satırdan oluştuğunu, bu nedenle fiziki karşılaştırma imkanının bulunmadığını, kök ve ek raporun tekrarlandığını rapor etmiştir. Hazırlanan rapor taraflara tebliğ edilmiş; taraf vekilleri rapora karşı ayrı ayrı itiraz ve beyan dilekçesi sunmuştur. Tarafların itiraz ve beyanları dikkate alınmak suretiyle; davacının ticari defterlerinin bulunduğu talimat mahkemesine müzekkere yazılarak denetime elverişli olacak şekilde davalının defterlerindeki kayıt ve ödemeler tek tek karşılaştırılarak ihtilaflı ve ihtilafsız faturaların ve ayrıca ihtilaflı ve ihtilafsız ödemelerin tespit edilmesi ve raporda gösterilmesi özellikle 18.07.2014 tarihinde yapılan 22.872,60 TL ve 24.07.2014 tarihinde yapılan ödemelerin varsa dayanak belgelerinin davalı defterlerinde araştırılması, bu ödemeler konusunda davalının savunmalarının değerlendirilmesi için iki mali müşavir, bir ticaret hukuku alanında hesaplamaya haiz nitelikli hesap uzmanından oluşacak bilirkişi heyetinden rapor alınmasına karar verilmiştir. Bilirkişi heyeti 12.04.2021 tarihli raporunda özetle; davalı ticari defterlerinin usulüne göre açılış ve kapanış tasdiklerinin yaptırıldığından bahisle delil olarak kabul edilebileceğini, davalı defterlerine göre bakiye borcun bulunmadığını, davalı tarafın ticari defterlerindeki 18.07.2014 tarihli ödeme kaydının mükerrer olarak yapıldığını ve akabinde düzeltme işleminin de yapıldığını, bu işlemin toplam hesaba etkisinin bulunmadığını rapor etmiştir. Hazırlanan rapor taraflara tebliğ edilmiş; taraf vekilleri rapora karşı ayrı ayrı itiraz ve beyan dilekçesi sunmuştur. Tarafların itirazlarının ve beyanlarının değerlendirilmesi, ayrıca davacı tarafın ticari kayıtlarının dosyada bulunması ve heyetçe irdelenmesine rağmen raporun netice ve sonuç kısmında alacak hesabının sadece davalı defterlerine göre yapıldığı için ilgili hesapların ve değerlendirmelerin davacı defterlerine göre de yapılarak hükme ve denetime elverişli bir şekilde terditli hesaplama yapılmak suretiyle ek rapor sunulması için bilirkişi heyetinden ek rapor alınmasına karar verilmiştir. Bilirkişi heyeti 25.10.2021 tarihli ek raporunda özetle; kök rapordaki görüşlerinin tekrarlandığını, ancak mahkeme ara kararında istenildiği üzere davacı defterlerine göre hesaplama yapılması halinde takip tarihi itibariyle 20.061,92 TL asıl alacak 89,04 TL işlemiş faiz alacağının bulunduğunu rapor etmiştir. Hazırlanan rapor hazırlanarak taraflara tebliğ edilmiş; davalı vekili rapora karşı beyan dilekçesi sunmuştur. Mevcut terditli ek rapor hükme ve denetime elverişli görüldüğünden hükme esas alınmıştır. Davacı taraf dava dilekçesinde yemin deliline dayanmadığından; yemin deliline başvurup başvurmayacağı hususu hatırlatılmamıştır. Tüm dosya kapsamı ve toplanan delillerin incelenmesi sonucunda; dava konusu borcun ticari cari hesap alacağı iddiasından kaynaklandığı, itirazın iptali davasında, ispat yükü kural olarak davayı açan alacaklıda olmakla alacaklının alacağını ispatla yükümlü olduğu, tarafların ticari defterlerinin incelemesinde; 2012-2016 yılları arasında cari hesap ilişkisi olduğu, cari hesaba ilişkin birçok faturanın bulunduğu, ticari kayıtların ihtilaf konusu 20.061,92 TL'lik alacak haricinde birbirini doğruladığı, davacının bu alacağın doğduğuna ve bu alacak gereği malın teslim edildiğine ilişkin belge sunamadığı, kaldı ki taraflar arasındaki sözleşmede doğacak herhangi bir ihtilafta davalı sigorta şirketinin kayıtlarının kesin delil olarak kabul edildiği dikkate alınmakla; ispatlanamayan davanın reddine karar vermek gerekmiş, davacının kötü niyetli olarak icra takibi başlattığı ispatlanamadığından davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilerek aşağıdaki hüküm kurulmuştur. KARAR: 1-Davanın REDDİNE, 2-Davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine, 3-Alınması gereken 80,70 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 348,25 TL harcın mahsubu ile bakiye 267,55 TL'nin karar kesinleşmesi ve istek halinde davacıya iadesine, 4-Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan A.A.Ü.T. uyarınca hesap olunan 5.100,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Davalı tarafından harcaması yapılan 1 tebligat gideri 6,50 TL, posta gideri 35,00 TL, talimat masrafı 3.519,00 TL olmak üzere toplam 3.560,50 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7-HMK'nun 297/ç bendi uyarınca artan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine verilecek dilekçe ile ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ nezdinde İSTİNAF YOLU açık olmak üzere karar verildi. Katip ... ¸ Hakim ... ¸ **Bu Evrak 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunun Kapsamında DYS üzerinden E-İmza ile İmzalanmıştır. **

Atıf: Adana 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2018/383, K. 2022/117, T. 10.02.2022, www.arakarar.com/karar/adana-3-asliye-ticaret-mahkemesi-2018-383-e-2022-117-k-bf9b1acc3178