Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2024/616 E. 2025/719 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- Hukuk Genel Kurulu
- Esas No
- 2024/616
- Karar No
- 2025/719
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1316 E., 2023/1474 K. ÖZEL DAİRE KARARI : Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 20.03.2023 tarihli ve 2021/6165 Esas, 2023/1636 Karar sayılı BOZMA kararı
Taraflar arasında birleştirilerek görülen tapu iptali ve tescil davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın reddine, birleştirilen davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın asıl davada davacı birleştirilen davada davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince asıl davada davacının istinaf başvurusunun esastan reddine, birleştirilen davada davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle asıl davanın reddine, birleştirilen davanın tespit hükmü kurulmak suretiyle kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı birleştirilen davada davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 1. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir. Direnme kararı birleştirilen davada davacı vekili ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. ÖN SORUN Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında işin esasının incelenmesinden önce, davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinin süreden reddine karar verilmesinin gerekip gerekmediği ön sorun olarak tartışılıp değerlendirilmiştir. II. GEREKÇE 1. Tebliğ, kelime anlamıyla kısaca bildirim, yazılı bildirme anlamına gelir. Tebliğ kelimesinin çoğulu (tebliğler) olan ancak artık bugün için dilimizde (tekil) tebliğ kelimesi ile özdeş olarak kullanılan tebligat terimi, hukuksal bir işlemin ilgili kimsenin bilgisine sunulması için yetkili makamın, yasanın öngördüğü esas ve usule uygun bir biçimde (elektronik ortam dâhil) yazı ile veya ilan yoluyla yaptığı belgeleme işlemi demektir (Ejder Yılmaz, Tecer Çağlar, Tebligat Hukuku, 6. Bası, Ankara 2013, s. 39). 2. Hukuki anlamda tebligat, hukuki işlemlerin kanunda belirtilen usule uygun olarak muhatabına ya da muhatap adına kanunen kabule yetkili şahıslara yazılı olarak bildirimi ve bu bildirimin belgelendirilmesi işlemidir. Tebligatın, yazılı bildirim ve belgelendirme olmak üzere iki ana unsuru vardır. Tarafların, mahkemenin, icra ve iflas dairelerinin yaptıkları işlemlerin tamamlanıp hüküm ifade edebilmesi için genellikle tebliğ edilmiş olması gerekmektedir (Yargıtay İçtihadı Birleştime Büyük Genel Kurulunun 20.11.2020 tarihli ve 2019/2 Esas, 2020/3 Karar sayılı kararı). 3. Bir hukuki işlemin tebligat olarak nitelendirilmesi için aranan iki unsurun (yazılı bildirim ve belgelendirme) veya bu unsurlardan birinin mevcut olmaması hâlinde tebligatın yokluğu söz konusu olurken bu iki unsur mevcut olmakla birlikte 7201 sayılı Tebligat Kanunu'na (7201 sayılı Kanun) uygun değilse bu durumda usulsüz (kanuna aykırı) tebliğ var demektir. 7201 sayılı Kanun hükümleri şekle ilişkin olduğundan en ufak ayrıntısına kadar uyulmalıdır. Aksi hâlde, tebliğ kanunda öngörülen şekilde yapılmamış (usulsüz) olur. Bu şekilde yapılan tebliğ yok veya usulüne uygun değil ise kanunun tebliğe bağladığı hukuki sonuçlar doğmaz (Timuçin Muşul, Tebligat Hukuku, Ankara, Gözden Geçirilmiş ve Genişletilmiş Yedinci Baskı, 2018, s.85-86). 4. Elektronik tebligat ise, tebliğ işleminin elektronik vasıtalarla veya elektronik ortamda yapılmasını, Tebligat Kanunu anlamında elektronik tebligat, PTT tarafından kurulan ve işletilen Ulusal Elektronik Tebligat Sisteminden (UETS) alınan elektronik tebligat adresine, tebligat yapabilecek mercilerin, tebligat mevzuatına uygun bir şekilde yapabildiği tebligatı ifade eder (Hakan Albayrak, Tebligat Hukuku, Güncellenmiş 2. Baskı, Ankara 2022, s. 49). 5. Tebligat Kanunu'nun 7/a maddesi ve 06.12.2018 tarihli 30617 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Elektronik Tebligat Yönetmeliğinin 9. bendin 5. fıkrasına göre ''... İdareleri, kamu iktisadi teşebbüslerini veya sermayesinin yüzde ellisinden fazlası kamuya ait diğer ortaklıkları; adli ve idari yargı mercileri, icra müdürlükleri veya hakemler nezdinde vekil sıfatıyla temsile yetkili olan kişilerin bağlı bulunduğu birime yapılır. Temsile yetkili olan kişilerin ayrı bir elektronik tebligat adreslerinin bulunması bu kuralın uygulanmasına engel olmaz .'' hükmü uyarınca elektronik tebligatın vekil sıfatıyla temsile yetkili olan kişilerin bağlı bulunduğu birime yapılması gerektiği belirtilmiştir. Dolayısıyla 7201 sayılı Kanun'un 7/a maddesinin 1. fıkrası ile Elektronik Tebligat Yönetmeliğinin 5 ve 9. maddelerine göre tebligatın, elektronik yolla ve idareyi vekil sıfatıyla temsile yetkili olan kişilerin bağlı bulunduğu birime yapılması gerekmektedir. Bir başka anlatımla, baro levhasına kayıtlı avukatlara yapılacak tebligatların, elektronik tebligat şeklinde yapılması öngörülmüş ve aynı maddenin 3. fıkrasında ise elektronik tebligatla tebligatın yapılamaması hâlinde kanunda belirtilen diğer usullerle tebliğin yapılması gerektiği düzenlenmiştir. 6. Somut olayda ise tebligatın 7201 sayılı Kanun'un 7/a maddesi gereğince davalı Hazine vekiline elektronik tebligat şeklinde yapılması zorunlu olduğu hâlde elektronik tebligat yolu ile değil klasik usul ile tebliğ edildiğinden esasa yönelik temyiz incelemesi yapılması gerektiği açıktır. Öte yandan alınan tebligat parçasında tebliğ tarihi 12.12.2023 olarak belirtilmiş ise de barkot numarasında yapılan sorgudan tebligatın 13.12.2023 tarihinde yapıldığı, dolayısıyla temyizin süresinde olduğu anlaşılmaktadır. 7. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Bozmaya uyma veya direnme” başlıklı 373. maddesinin 5. fıkrası "İlk derece mahkemesi veya bölge adliye mahkemesi kararında direnirse, bu kararın temyiz edilmesi durumunda inceleme, kararına direnilen dairece yapılır. Direnme kararı öncelikle incelenir. Daire, direnme kararını yerinde görürse kararını düzeltir; görmezse dosyayı Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna gönderir" hükmünü içermektedir. Özel Dairece verilen gönderme kararında, davalı Hazine vekilinin süresinden sonra temyiz dilekçesini sunduğu belirtilmek suretiyle dosya Hukuk Genel Kuruluna gönderilmiş, gönderme kararında direnme kararının yerinde olup olmadığı konusunda herhangi bir değerlendirme ve gerekçeye yer verilmemiştir. 8. Bu durumda davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesi süresinde olduğundan HMK'nın 373/5. maddesi gereğince direnme kararının yerinde olup olmadığının değerlendirilmesi, bu değerlendirme sonunda direnme kararı yerinde görülmez ise dosyanın yeniden Hukuk Genel Kuruluna gönderilmesi amacıyla dosya Özel Daireye gönderilmelidir. III. KARAR Açıklanan sebeplerle; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 373/5. maddesi çerçevesinde inceleme yapılmak üzere dosyanın YARGITAY 1. HUKUK DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE, 12.11.2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.