Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2024/528 E. 2026/141 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
Hukuk Genel Kurulu
Esas No
2024/528
Karar No
2026/141
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/586 E., 2023/828 K. ÖZEL DAİRE KARARI : Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 23.02.2023 tarihli ve 2023/203 Esas, 2023/1074 Karar sayılı BOZMA kararı

1. Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil, mümkün olmadığı takdirde tazminat ile alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Ankara Batı 4. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen davanın kabulüne ilişkin karar davacı vekili, davalı ... vekili ve davalı ... İnş. San. Tic. Ltd. Şti. vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 1. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnme kararı verilmiştir. 2. Direnme kararı davacı vekili, davalı ... vekili ve davalı ... İnş. San. Tic. Ltd. Şti. vekili tarafından temyiz edilmiştir. 3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği düşünüldü: I. YARGILAMA SÜRECİ Davacı İstemi 4. Davacı vekili dava dilekçesinde; muris babası ...’ın ölümü üzerine Ankara ili Sincan ilçesinde bulunan 43 92... , 2, 3 ve 4 parsel sayılı taşınmazların müvekkili ile davalı annesi ... ve dava dışı kardeşlerine kaldığını, müvekkilinin yurt dışında yaşaması nedeniyle miras işlemlerinin yerine getirilmesi amacıyla 12.06.2003 tarihli vekâletname ile davalı ...’ı vekil tayin ettiğini, davalı ...’ın bir inşaat firmasıyla yarı yarıya bağımsız bölüm isabet edecek şekilde kat karşılığı inşaat sözleşmesi yapmak üzere anlaştığını, müvekkilinin kendisine isabet edecek bağımsız bölümlerin uhdesinde ipkası şartıyla işlemlerin ve diğer bağımsız bölümlerin devri için iki ayrı vekâletname daha verdiğini, ancak müvekkilinin payına düşen dairelerin davalı ... tarafından alt vekil tayin edilen davalı ... tarafından farklı tarihlerde üçüncü kişilere satıldığını, bu satışlardan elde edilen bedelleri davalı ...’ın aldığını, müvekkiline bir ödeme yapmadığını, ayrıca müvekkilinin payına isabet eden depolu dükkanların da davalı şirkete devredildiğini, vekâlet görevinin kötüye kullanıldığını ileri sürerek, depolu dükkanlardan müvekkiline isabet edecek olanlar yönünden müvekkilinin miras payı oranında (1/4) tapu kaydının iptali ile adına tesciline, mümkün olmaması hâlinde fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 200.000,00 TL bedelin yasal faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline; diğer bağımsız bölümlerden müvekkiline isabet edecek olanlar yönünden üçüncü kişilere satılması nedeniyle miras payına (1/4) karşılık fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 650.000,00 TL’nin yasal faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiş, yargılama sırasında alınan bilirkişi raporuna göre 1.270.407,00 TL’nin harcını ikmâl etmiştir. Davalı Cevabı 5. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; iddiaların yersiz olduğunu, davacı tarafından verilen vekâletnamelerin geçerli olduğunu, satış yetkisini de içerdiğini, diğer paydaşlara ait bağımsız bölümlerin de satıldığını, çevrede güven duyulan davalı şirket yetkililerinin satış sırasında müvekkiline yardımcı olduğunu, satış bedellerini müvekkiline ödediklerini, kat karşılığı aileye düşen bağımsız bölümlerin satışı için tüm mirasçıların hem fikir olduklarını ve üçüncü kişilere rayiç değerler üzerinden satışların yapıldığını, müvekkilinin davacının miras payına düşen kısmı ödemeye hazır olduğunu, bu konuda ihtarname gönderdiğini, meskenlerden davacıya düşen 632.500,00 TL’yi bankaya depo ettiğini, dükkanlardan payına düşen kısmın henüz ödenmediğini, davacının zararlandırıldığından bahsedilemeyeceğini, müvekkili ile diğer davalılar arasında el ve işbirliği olmadığı gibi meskenleri satın alan üçüncü kişileri de tanımadığını, vekâlet görevinin kötüye kullanılmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. 6. Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkillerinin kat karşılığı inşaat sözleşmesi nedeniyle davacı ve ailesine isabet eden 28 adet dairenin satış bedellerini davalı ...’ın ... Bankası hesabına yatırdığını, vekâlet ilişkisinden kaynaklanan hesap verme borcunu yerine getirerek sorumluluktan kurtulduklarını, bedel hususunun ailenin iç ilişkisi olduğunu, iddiaların yersiz olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. 7. Davalı ... İnşaat Sanayi Ticaret Limited Şirketi vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin davacı adına vekâleten bir satış yapmadığını, arsa sahipleri olan davacı ve ailesi ile 28.08.2006 tarihli kat karşılığı inşaat ve satış sözleşmesi akdedildiğini, sözleşme gereği inşaatın %50’sine isabet eden bağımsız bölümlerin batı taraftaki daire ve dükkanlar olduğunu, (A) bloktaki bağımsız bölümleri arsa sahiplerinin aldığını, bunların davacı vekillerince üçüncü kişilere satıldığını, (A) bloktaki depolu dükkanların rayiç değeri üzerinden müvekkili tarafından satın alındığını, vekillerin satış bedellerini vekil edene ödeyip ödemediklerinin müvekkilini ilgilendirmediğini, davacı ile davalı ... arasındaki iç ilişkiyi bilmediği gibi bilmesinin de beklenemeyeceğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemenin Birinci Kararı 8. Ankara Batı 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 25.09.2014 tarihli ve 2012/170 Esas, 2014/244 Karar sayılı kararı ile; davacının verdiği geçerli vekâletnamaye dayalı devir yapıldığından tapu iptali ve tescil isteğinin dinlenmeyeceği, ancak kat karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince arsa sahibi olan davacının payına düşen bedeli vekil davalı ...’ın ödemediği, diğer davalıların davacı ve davalı ... arasındaki iç ilişkiyi bilmedikleri gerekçesiyle davalılar ..., ... ve ... İnş. San. Tic. Ltd. Şti. aleyhine açılan tapu iptali ve tescil ile alacak istemlerinin reddine, davalı ... hakkında açılan davanın 832.500,00 TL’lik kısmı yönünden kabul nedeniyle davanın kabulü ile 1.252.203,80 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ...’dan tahsiline karar verilmiştir. Özel Dairenin Birinci Bozma Kararı 9. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur. 10. Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 05.12.2017 tarihli ve 2015/2396 Esas, 2017/7087 Karar sayılı kararı ile; “…Dosya içeriği ve toplanan delillerden, davacının, babasından kalan taşınmazlarla ilgili işlem yapılabilmesi için yurt dışından annesi ...'a 12.06.2003, 02.08.20 06... .04.2010 tarihli olmak üzere üç adet vekaletname gönderdiği ve annesini vekil tayin ettiği, 12.06.2003 tarihli vekaletnamede her türlü satış yetkisi bulunduğu halde sonraki 02.08.20 06... .04.2010 tarihli vekaletnamelerde davacının kendisine isabet eden bağımsız bölümlerin uhdesinde kalmasını isteyerek satış yetkisini sınırladığı; anılan vekaletnameler kullanılarak ve vekil ... tarafından alt vekiller tayin edilerek intikal, kat karşılığı insaat sözleşmesi, ek protokol ve bağımsız bölümlerin(mesken ve depolu dükkan vasıflı) satışı işlemlerinin yapıldığı anlaşılmaktadır. … Hemen belirtilmelidir ki, üçüncü kişilere satılan mesken vasfındaki bağımsız bölümlerin davacıya ödenmeyen satış bedelleri yönünden alacak isteğinin kabul edilmesi kural olarak doğrudur. Ancak, alacağın 832.500,00-TL'lik bölümü yönünden davalı ...'in kayıtsız-şartsız bir kabulü bulunmadığı gözden kaçırılmıştır. Diğer taraftan, 02.08.20 06... .04.2010 tarihli vekaletnamelerle 12.06.2003 tarihli vekaletnamedeki satış yetkisinin davacı tarafından sınırlandırıldığı, gerek vekil ...'in ve gerekse kat karşılığı inşaat sözleşmesinin tarafı bulunan şirketin ortakları aynı zamanda alt vekiller olan davalılar ... ve ...'ın bu durumu bilebilecek konumda yer almaları karşısında, davacının kendisine isabet eden bağımsız bölümlerdeki paylarını uhdesinde tutmak yönündeki iradesinden haberdar olmadıklarını söyleyebilme olanağı yoktur. Hal böyle olunca: 1- Alacağın 832.500,00-TL'lik bölümü yönünden davalı ...'in kayıtsız-şartsız bir kabulü bulunmadığı gözetilmeden, belirtilen miktarın vekalet ücreti hesabında davacı aleyhine sonuç doğuracak şekilde değerlendirilmesi ve aynı nedenle karar-ilam harcının da eksik alınmış olması doğru değildir. 2- Dava konusu depolu dükkanların vekalet görevi kötüye kullanılmak suretiyle davalı Şirkete satıldığı, bu durumun Şirket ortakları tarafından da bilindiği dikkate alınarak depolu dükkanlara yönelik tapu iptali-tescil isteğinin kabul edilmesi gerektiğinin düşünülmemesi isabetsizdir…” gerekçesiyle karar bozulmuştur. Mahkemenin İkinci Kararı 11. Ankara Batı 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 15.10.2020 tarihli ve 2018/304 Esas, 2020/243 Karar sayılı kararı ile; (bozma kararına uyulmasına karar verildikten sonra), bozma sonrası davalı ... tarafından sunulan protokol ve ödeme belgeleri incelendiğinde 1.610.000,00 TL’nin davacı tarafa ödendiği, bu nedenle alacak istemi yönünden davanın konusuz kaldığı, depolu dükkanlar yönünden vekâlet görevinin kötüye kullanıldığının kanıtlandığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 43 92... sayılı parseldeki (A) Blok 21, 22, 23, 24... numaralı bağımsız bölümlerin tapu kaydının 1/4 oranında iptaline ve davacı adına tesciline, davalılar ..., ... ve ... yönünden dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Özel Dairenin İkinci Bozma Kararı 12. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili, davalı ... vekili ve davalı ... İnş. San. Tic. Ltd. Şti. vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur. 13. Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 23.02.2023 tarihli ve 2023/203 Esas, 2023/1074 Karar sayılı kararı ile; “…Bozma kararına uyularak dava konusu depolu dükkanların vekalet görevi kötüye kullanılmak suretiyle davalı şirkete satıldığı, bu durumun şirket ortakları tarafından da bilindiği dikkate alınarak depolu dükkanlara yönelik tapu iptali-tescil isteğinin kabulüne karar verilmiş olması doğrudur. Ne varki; davacı ile davalı vekil ... arasında yapılan 14.11.2014 tarihli protokol ile tapu iptali ve tesciline karar verilen depolu dükkanların bedellerinin davacıya ödendiği, ancak mahkeme kararının bozulması halinde tarafların haklarını saklı tuttukları anlaşılmaktadır. Vekil ... tarafından davacıya ödenen depolu dükkanların bedeli düşülmek suretiyle sorumlu tutulması gerekirken, bozulan mahkeme kararındaki miktar kabul edilerek aleyhine fazlaya hükmedilmiş olması doğru olmamıştır…’’ gerekçesiyle davalı ... İnş. San. Tic. Ltd. Şti. vekilinin işin esasına yönelik temyiz itirazlarının reddine, davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararının bozulmasına, bozma nedenine göre tarafların yargılama giderlerine yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Mahkemenin Üçüncü (Direnme) Kararı 14. Ankara Batı 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 21.12.2023 tarihli ve 2023/586 Esas, 2023/828 Karar sayılı kararı ile; önceki gerekçeye ek olarak, ilk bozma kararından sonra davalı ... tarafından dava konusu tüm bağımsız bölümler yönünden davacı tarafa yapılan ödemenin farklı sorunlara yol açtığı, her ne kadar depolu dükkan ve meskenlerin toplam bedelini kapsayacak bir ödeme yapılmış ise de depolu dükkanlar yönünden tapu iptali ve tescil talebinin devam ettiği, bu durumda mükerrer tahsil durumunun ortaya çıktığı, direnilen bozma kararında fazla ödenen kısmın mahsubu istenilmiş ise de ortada mahsubun uygulanacağı bir tazminat hükmünün bulunmadığı, çünkü tazminat isteminin konusuz kaldığı ve karar verilmesine yer olmadığı şeklinde hüküm kurulduğu, bozma kararında gösterildiği şekilde hüküm kurulmasının davacının talep ve iradesine de aykırılık teşkil edeceği, şayet mahsup isteği yargılama giderleri yönünden ise hükmün fer’ilerine yönelik de bir hata yapılmadığı, 14.11.2014 tarihli protokolde davalı ... tarafından yargılama giderlerinin de ödendiği düşünülüyor ise bu durumun infaz aşamasında dikkate alınacak bir konu olduğu, fazla tahsilat nedeniyle davalı ...’ın ayrı bir dava açması gerektiği gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir. Direnme Kararının Temyizi 15. Direnme kararı süresi içinde davacı vekili, davalı ... vekili ve davalı ... İnş. San. Tic. Ltd. Şti. vekili tarafından temyiz edilmiştir. II. UYUŞMAZLIK 16. Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; dava konusu depolu dükkanlar yönünden vekâlet görevinin kötüye kullanıldığı, diğer dava konusu meskenler yönünden vekâlet ilişkisinden kaynaklı vekil edene satış bedelinin ödenmediği gerekçesiyle tapu iptali ve tescil ile alacak istemlerinin kabul edilmesinde uyuşmazlık bulunmayan somut olayda; Özel Dairenin 05.12.2017 tarihli bozma kararından sonra 23.03.2019 tarihinde dosyaya ibraz edilen davacı ve davalı ... arasında imzalanan 14.11.2014 tarihli protokol ve protokol gereğince davalı ... tarafından yapılan ödeme dikkate alınarak tapu iptali ve tescil talebi kabul edilen depolu dükkan bedellerinin mahsubu suretiyle bir tazminat hükmü kurulmasının gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. III. GEREKÇE A) Davalı ... İnş. San. Tic. Ltd. Şti. vekilinin temyiz talebi yönünden yapılan incelemede 17. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında işin esasının incelenmesinden önce, mahkemenin 15.10.2020 tarihli kararında davalı şirket adına kayıtlı depolu dükkanlar yönünden tapu iptali ve tescil isteminin kabulüne karar verildiği, davalı şirket vekilinin hükmü temyiz ettiği, Özel Dairenin 23.02.2023 tarihli kararıyla tapu iptali ve tescil isteminin kabulüne karar verilmesini doğru bularak davalı şirket vekilinin işin esasına yönelik temyiz itirazlarının reddine karar verdiği, mahkemece verilen direnme kararını davalı şirket vekilinin yeniden işin esasına dair temyiz ettiği gözetildiğinde, direnme öncesi verilen kararı temyiz eden ve temyiz itirazları reddedilen davalı şirket vekilinin direnme kararını temyizinde hukuki yararının bulunup bulunmadığı, buradan varılacak sonuca göre temyiz isteminin reddine karar verilmesinin gerekip gerekmediği hususu tartışılmıştır. 18. Hukuki yarar, dava şartı olduğundan temyiz incelemesi yapılabilmesi için de gerekli bir şarttır. 19. Mahkeme kararını temyiz edip, bu istemi Özel Dairece reddedilen taraf yönünden karar kesinleşmiş olmakla, artık bu tarafın direnme kararını temyizde hukuki yararı bulunmamaktadır. 20. O hâlde, davalı şirket vekilinin direnme hükmüne yönelik temyiz isteminin hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmelidir. B) Davalı ... vekilinin temyiz talebi yönünden yapılan incelemede 21. Dava, vekâlet görevinin kötüye kullanılması hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, mümkün olmaması hâlinde tazminat ile alacak istemlerine ilişkindir. 22. Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlığın çözümü için öncelikle taraflar, maddi vakıalar, yargılama süreci ve gelinen aşamada hangi hususlarda Özel Daire ve mahkeme arasında uyuşmazlık bulunmadığı ortaya konulmalıdır. 23. Dosya içeriği ve toplanan delillere göre; davacı ...’ın davalı ...’ın kızı olduğu, davacı ...’ın dava dışı ... ve ... adında iki kardeşi bulunduğu, tarafların mirasbırakanı ...’ın (davalı ...’ın eşi) 04.02.2000 tarihinde ölümü ile geriye miras olarak Ankara ili, Sincan ilçesi, ... Mahallesinde bulunan 43 92... , 2, 3 ve 4 parsel sayılı taşınmazları bıraktığı kayden sabittir. 24. Davacının intikal işlemlerinin yapılabilmesi için taşınmaz satış yetkisine de haiz T.C. Rotterdam Boşkonsolosluğunun 12.06.2003 tarihli ve 5336 yevmiye numaralı vekâletnamesi ile annesi davalı ...’ı vekil tayin ettiği, ... ailesinin miras kalan yukarıda yer verilen taşınmazlar için kat karşılığı inşaat sözleşmesi yapılmasını kararlaştırması üzerine davacının bu amaçla ikinci bir vekâletname verdiği, bu kapsamda yapılacak tüm işlemler için T.C. Rotterdam Boşkonsolosluğunun 02.08.2006 tarihli ve 4613 yevmiye numaralı vekâletnamesi ile annesi davalı ...’ı vekil tayin ettiği, 2006 yılında verdiği vekâletnamede açıkça kendisine isabet edecek bağımsız bölümlerin uhdesinde kalması şartıyla müteahhide ve diğer paydaşlara kalan bağımsız bölümleri satmaya davalı ...’ı yetkili kıldığı anlaşılmaktadır. 25. Devam eden süreçte arsa sahipleri adına vekâleten davalı ... ile davalı ... İnş. San. Tic. Ltd. Şti. arasında akdedilen Sincan 1. Noterliğinin 28.08.2006 tarihli ve ... yevmiye numaralı kat karşılığı inşaat ve satış vaadi sözleşmesi ile 43 92... , 2, 3 ve 4 parsel sayılı taşınmazlar üzerine inşaat yapılmasının ve bu kapsamda tevhit ve ifraz işlemleri ile diğer işlemlerin yapılması konusunda ve neticeten bağımsız bölümlerin yarı yarıya paylaşılmasının kararlaştırıldığı, daha sonra akdedilen ek protokol ile de paylaşımın ayrıntılarına yer verildiği saptanmaktadır. 26. Kat karşılığı inşaat sözleşmesine konu 43 92... , 2, 3 ve 4 parsel sayılı taşınmazların tevhit, ifraz, inşaat ve kat mülkiyeti kurulması neticesinde 43 92... parsel sayılı taşınmazda (A) blokta yirmi adet daire ve beş adet depolu dükkan ile (B) blokta yirmi adet daire ve beş adet depolu dükkana, 43 91... parsel sayılı taşınmazda da onaltı daireye özgülendiği, arsa sahipleri ve müteahhit arasında yapılan paylaşım nedeniyle 43 92... parsel sayılı taşınmazdaki (A) bloğun tamamı ile 43 91... parsel sayılı taşınmazdaki sekiz adet dairenin arsa sahipleri olan ... ailesine isabet ettiği tespit edilmiştir. 27. Öte yandan, bağımsız bölümlerin satış işlemleri için davacıdan üçüncü bir vekâletname talep edilmesi üzerine davacının T.C. Rotterdam Boşkonsolosluğunun 06.04.2010 tarihli ve 2333 yevmiye numaralı vekâletnamesi ile ''…Kat Daire Karşılığı İnşaat Sözleşmesi dahilinde adıma isabet eden bağımsız bölümler uhdemde(adımda) kalması kaydıyla…'' ibaresiyle birlikte taşınmaz satış yetkisine haiz şekilde annesi davalı ...’ı vekil tayin ettiği anlaşılmıştır. 28. Celp edilen akit tabloları incelendiğinde; dava konusu 43 92... ve 43 91... parsel sayılı taşınmazlarda arsa sahibi davacı ...’a isabet eden dairelerdeki (yirmi sekiz adet daire) paylarının davacının verdiği T.C. Rotterdam Başkonsolosluğunun 12.06.2003 tarihli vekâletnamesi kullanılmak suretiyle üçüncü kişilere farklı tarihlerde satıldığı, 43 92... parsel sayılı taşınmazdaki 21, 22, 23, 24... No.lu depolu dükkan niteliğindeki bağımsız bölümlerdeki paylarının ise anılan vekâletname kullanılarak 24.05.2011 tarihli ve ... yevmiye numaralı akitle davalı ... İnş. San. Tic. Ltd. Şti’ne satış suretiyle temlik edildiği kayden sabittir. 29. Yukarıda yer verilen yargılama süreci neticesinde, yirmi sekiz adet dairedeki davacının miras payının üçüncü kişilere temliki nedeniyle davalı ... aleyhine alacağa hükmedilmesi ile depolu dükkanlardaki davacının miras payı yönünden davalı şirket aleyhine tapu iptali ve tescil isteminin kabul edilmesi konularında mahkeme ve Özel Daire arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Bu hususlar gelinen aşama itibarıyla Hukuk Genel Kurulunun temyiz incelemesi kapsamı dışındadır. 30. Uyuşmazlık, mahkemenin birinci kararının temyizi aşamasında davacı ... ve davalı ... arasında imzalanan 14.11.2014 tarihli protokol ve protokol gereğince davalı ... tarafından yapılan ödeme dekontlarının Özel Dairenin 05.12.2017 tarihli bozma kararından sonra 23.03.2019 tarihinde dosyaya ibraz edilmesi üzerine mükerrer tahsilat durumunun ortaya çıkmasından kaynaklanmaktadır. 31. Mahkemenin birinci kararında davalılar ..., ... ve ... isimli şirket yönünden tapu iptali ve tescil ile alacak istemlerinin reddine, davalı ... yönünden daireler ve şirkete satılan depolu dükkanlar için davacının miras payına düşen satış bedeli olarak 1.252.203,80 TL’nin tahsiline karar verdiği, davacı vekilinin hükmü temyiz ettiği, bu aşamada davacı ... ve davalı ... arasında 14.11.2014 tarihli protokolün imzalandığı, protokole göre; mahkemece asıl alacak, yargılama gideri, vekâlet ücreti ve faiz için hükmedilen toplam 1.610.000,00 TL’nin ... tarafından ...’a ödeneceği, ödeme ile birlikte ...’ın mahkeme kararından kaynaklı talep hakkının kalmayacağı, kararın onanması hâlinde ...’ın ibra edilmiş sayılacağı, ancak herhangi bir taraf lehine bozulması veya düzeltilerek onanması hâlinde Yargıtay kararının niteliği dikkate alınarak ödenen bedelden dolayı tarafların birbirlerinden talep hakkının saklı kalacağı kararlaştırılmıştır. İbraz edilen ... Bankasının 14.11.2014 tarihli dekontları incelendiğinde davalı ...’ın toplam 1.610.000,00 TL’yi davacı ...’ın hesabına yatırdığı anlaşılmaktadır. 32. Özel Dairenin 05.12.2017 tarihli birinci bozma kararından sonra mahkemece 24.01.2019 tarihli celsede bozma ilâmına uyulmasına karar verilerek yargılamaya devam edildiği, davalı ... vekilinin 23.03.2019 tarihli beyan dilekçesi ile 14.11.2014 tarihli protokol ve dekontları dosyaya sunduğu, mahkemece protokol ve dekontlar dikkate alınarak alacak istemi konusuz kaldığından davalılar ..., ... ve ... yönünden karar verilmesine yer olmadığına, davalı şirket adına kayıtlı olan depolu dükkanlar yönünden davacının miras payı oranında tapu iptali ve tescil isteminin kabulüne karar verildiği görülmektedir. 33. Bu açıklamalardan sonra, davalı ...’ın davalı şirket adına kayıtlı beş adet depolu dükkanlardaki davacının miras payına isabet eden bedel için de 14.11.2014 tarihinde davacıya ödeme yaptığı, Özel Dairenin birinci bozma kararından sonra mahkemece aynı depolu dükkanlar yönünden davacı lehine tapu iptali ve tescil kararı verildiği ortadadır. Davacı taraf depolu dükkanlar yönünden mülkiyet hakkına ulaşmasına rağmen davalı ...’ın yaptığı ödeme ile birlikte mükerrer bir tahsilat yapmıştır. 34. Taraflar arasındaki 14.11.2014 tarihli protokolde açıkça mahkeme kararının herhangi bir taraf lehine bozulması veya düzeltilerek onanması hâlinde Yargıtay kararının niteliği dikkate alınarak ödenen bedelden dolayı tarafların birbirlerinden talep hakkının saklı kalacağı kararlaştırılmıştır. 35. Davacı tarafın, depolu dükkanlar yönünden tapu iptali ve tescil, mümkün olmaması hâlinde tazminat, bir başka ifadeyle taşınmazın aynına ulaşamadığı takdirde terditli olarak tazminat; daireler yönünden ise doğrudan alacak talep ettiği gözden kaçırılmamalıdır. Mahkemenin birinci kararında daire ve depolu dükkanlardaki davacının miras payına isabet eden bedelin davalı ...’dan tahsiline karar verildiği, Özel Dairenin depolu dükkanlar yönünden tapu iptali ve tescil isteminin kabulüne karar verilmesine ilişkin birinci bozma kararından sonra dosyaya ibraz edilen protokol ve dekontlar dikkate alınarak ikinci kararda alacak istemi yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği, karar verilmesine yer olmadığına karar verilen alacak miktarı içerisinde hem dairelerin hem de depolu dükkanların bedellerinin yer aldığı, bu durumda davacı ... lehine ve davalı ... aleyhine bir mükerrer tahsilatın ortaya çıktığı açıktır. 36. Hâl böyle olunca Mahkemece önceki kararda direnilmesi doğru olmadığından, hükmün Özel Daire bozma kararında belirtilen nedenlerle bozulması gerekmiştir. IV. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. (III-A) bendinde belirtilen gerekçelerle davalı ... İnş. San. Tic. Ltd. Şti. vekilinin direnme kararına yönelik temyiz isteminin hukuki yarar yokluğundan REDDİNE, 2. (III-B) bendinde belirtilen gerekçelerle davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında açıklanan gerekçe ve nedenlerden dolayı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun Geçici 3. maddesi atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, Bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatıranlara geri verilmesine, Aynı Kanun'un 440. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 04.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2024/528, K. 2026/141, T. 04.03.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-hukuk-genel-kurulu-2024-528-e-2026-141-k-8366e585d2de