Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2014/207 E. 2016/119 K. – Alacak

Konu: Alacak

Mahkeme
Yargıtay
Daire
Hukuk Genel Kurulu
Esas No
2014/207
Karar No
2016/119
Karar Tarihi
Konu
Alacak

########## MAHKEMESİ :##########Ticaret Mahkemesi ########## ########## ########## Av. ..., Av. ..... ########## BİRLEŞEN DOSYA DAVACI :.... vekili Av. ... BİRLEŞEN DOSYA DAVALILAR : ...... Av. ..., Av. ... Taraflar arasındaki “alacak” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda;......Asliye Ticaret Mahkemesince asıl davanın açılmamış sayılmasına, birleştirilen davanın kabulüne dair verilen 05.10.2011 gün ve 2006/26 E., 2011/300 K. sayılı kararın incelenmesi asıl dava davacısı ve birleşen dosya davalıları vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay .....Hukuk Dairesinin 10.07.2012 gün ve 2012/5531 E., 2012/10427 K. sayılı kararı ile; (...Uyuşmazlık, asıl davada kiracının kiralanana yapmış olduğu masraflar yönünden 52.323.30 Euro alacaklı olduğunun tespiti ve tahsili, birleşen davada 750.000 DM cezai şart, 249.225 TL hor kullanma tazminatı ve iki aylık onarım süresi kirası 83.333.33 DM karşılığı 77.460 TL'nin tahsiline ilişkindir. Mahkemece asıl davanın açılmamış sayılmasına, birleşen davanın da kısmen kabulü ile 695.250 TL alacağın davacı-karşı davalılardan tahsiline karar verilmesi üzerine hüküm davacı-karşı davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1-Dosya kapsamına, toplanan delillere, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verilmiş olmasına, takdirde de bir isabetsizlik olmamasına göre temyiz eden davacı-karşı davalılar vekilinin asıl davaya ilişkin temyiz itirazları yerinde değildir. 2-Davacı-karşı davalılar vekilinin birleşen davaya ilişkin temyiz itirazlarına gelince; Davada dayanılan ve hükme esas alınan 1.11.2000 başlangıç tarihli ve altı yıl süreli kira sözleşmesi konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Sözleşme ile kiralayan davalı -karşı davacı Yeni Halıcı Turizm Tic. A.Ş, Pamukkale üç yıldızlı Halıcı Oteli- davalı- karşı davacı Tursoy Otelcilik Turyap Yat A.Ş'ye yıllık 500.000 DM bedelle konaklama tesisi olarak kullanması için kiralamış, sözleşmeyi birleşen davanın davalıları müşterek ve müteselsil kefil sıfatıyla imzalamışlardır. Sözleşmenin özel şartlar bölümü 3. maddesinde kiracının kira akdi sonunda taşınmaz ve müştemilatı ile kiracının varsa yaptığı yatırımlar ve eklentilerini tahliye etmeyi ve söz konusu araç,gereç, makine ve teçhizatı doğal yıpranma haricinde tam ve sağlam olarak kiraya verene teslim etmeyi kabul ve taahhüt ettiği, teslim etmediği takdirde yıllık kira bedelinin % 50 fazlasını ödemeyi kabul ve taahhüt ettiği, sözleşmenin özel şartlar bölümü 9. maddesinde de her türlü malzemenin ve tesisin bakım ve onarımının işletme süresince kiracı tarafından yapılacağı kararlaştırılmıştır. Davalı- karşı davacı kiralayan, birleşen davada kiralananın sözleşme gereğince kira süresi sonunda değil on yedi gün geç ve kiralanana zarar verilerek teslim edildiğini belirterek, sözleşmenin özel 3. maddesi gereğince cezai şartın, hor kullanma tazminatının ve onarım süresi kira parasının tahsilini talep etmiştir. Yargılama sırasında alınan bilirkişi raporundan sonra da 28.10.2009 tarihinde verdiği ıslah dilekçesi ile taleplerinin tümünün cezai şart içinde değerlendirilerek 695.250 TL cezai şart bedelinin tahsilini istemiştir. Sözleşmenin özel şartlar bölümü 3. maddesinde düzenlenen husus kiralananın kira süresi sonunda tam ve sağlam teslim edilmesi, aksi halde yıllık kira bedelinin % 50 fazlasının ödenmesine ilişkindir. Bu haliyle kiralananın kira süresi sonunda tahliye edilmesini amaçlayan, tahliyeye zorlayan tahliye taahhütnamesi niteliğindedir. Ne var ki yerleşik içtihatlar gereğince ilk kira sözleşmesi ile verilen tahliye taahhüdü, kiracının müzayakası altında verilmiş olduğundan geçerli bir tahliye taahhüdü olarak kabul edilmemektedir. Bu durumda sözleşmede kararlaştırılan cezai şart geçersiz bir tahliye taahhüdüne dayalı ve devamı niteliğinde olduğundan tahliye taahhüdü ile birlikte cezai şartın da geçerli olduğundan söz edilemez ve cezai şartın tahsiline karar verilemez. Mahkemece yapılması gereken iş, dava dilekçesi ve ıslah dilekçesinde belirtildiği üzere davalı -karşı davacının talep ettiği hor kullanma tazminatı ve onarım süresi kirası talepleri üzerinde durularak sonucuna göre bir karar vermekten ibaret iken, eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir....) gerekçesi ile oy çokluğuyla bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir. ########## HUKUK GENEL KURULU KARARI Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü: Dava; asıl davada kiralanana yapılan masraflar, birleşen davada ise hor kullanma tazminatı onarım süresi kira parası ve cezai şart alacağının tahsili istemine ilişkindir. Davacı vekili asıl davada: müvekkili ile davalı arasında bağıtlanan 01.11.2000 başlangıç tarihli kira sözleşmesi uyarınca davalıya ait konaklama tesisinin kiralandığını, kiralanan otelde yapısal eksikler bulunduğunu, Turizm Bakanlığı İşletmeler Genel Müdürlüğü görevlileri tarafından yapılan tespit ve incelemeler sonucunda da belirlenen eksikliklerin müvekkili tarafından giderildiğini, bu amaçla yapılan tadilat ve onarım bedelinin davalı tarafından ödenmediğini, kira sözleşmesi uyarınca davalı kiralayana kira bedeli olarak verilen 165.000-DEM tutarlı bono bedelinden müvekkilinin alacağının mahsubu gerektiğini belirterek 52.323,30 Euro alacağın tespiti ile davalı yedinde bulunan 01.09.2006 tarih 165.000-DEM bedelli bonodan 52.323,30 Euro'nun mahsubuna ve anılan bu miktar kadar bono bedelinin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, asıl davada: davacı kiracı tarafından yapılan tadilat ve onarım bedellerinin kira sözleşmesinin 2. maddesi ile ''gayrimenkul niteliğindeki yapılar dışında diğer tüm yapılar ve kiracının yapacağı her sabit yatırım tahliye anında bila bedel kiraya verilene bırakılacaktır'' hükmünün getirilmiş olduğunu davacı kiracı tarafından yapılan masrafların talep edilemeyeceğini, bildirerek davanın reddine karar verilmesini istemiş, birleşen davada ise davacı kiralayan şirket vekili, müvekkili ile davalılardan Tursoy Otelcilik ve Turizm Yatırımları A.Ş.arasında bağıtlanan kira sözleşmesinde diğer davalıların kefil sıfatı ile yer aldıklarını, kira sözleşmesinin sona erdiği tarih itibariyle kiralananın sözleşmeye uygun olarak teslim edilmediğini ileri sürerek müvekkilinin kötü ve hor kullanım tazminatı, onarım süresi kirası ve cezai şart alacağının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Yargılama aşamasında birleşen davacı vekili 28.10.2009 havale tarihli ıslah dilekçesinde davalıların cezai şart olarak yükümlü oldukları miktarın 750.000 Alman Markı karşılığı 695.250,00 TL olduğu, müvekkili davacının uğramış olduğu zararların cezai şart içinde kabul edilerek dava değeri olarak bildirilen 558.425,00 TL’yi ıslah yolu ile 136.825,00 TL arttırarak cezai şart miktarı olan 750.000 Alman Markı = 695.250,00 TL üzerinden ıslah ile bu miktarın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir. Birleşen davalılar vekili, müvekkillerinden kiracı şirketin mecuru sözleşmenin sonunda usulüne uygun olarak kiralayana teslim ettiğini bildirerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkemece asıl davanın müracaata kalmış olduğu ve süresinde yenilenmediği gerekçesi ile açılmamış sayılmasına, birleşen davanın ise; taraflar arasındaki 23.10.2000 tarihli kira sözleşmesinin sürenin bitiminde yenilenmediği ve sona erdiği, kira sözleşmesinin 3.maddesinde, "kiracı kira akdi sonunda kira konusu taşınmazı ve müştemilatı ile kiracının varsa yaptığı yatırımlar ve eklentilerini tahliye etmeyi ve söz konusu araç ve gereç, makine ve teçhizatı doğal yıpranma haricinde tam ve sağlam olarak kiraya verene teslim etmeyi kabul ve taahhüt ettiği teslim etmediği takdirde yıllık kira bedelinin %50 fazlasını ödemeyi kabul ve taahhüt eder" denildiği, davacının, işletmenin hor kullanımı ve malzemelerde meydana gelen zarar ve eksik malzeme teslimine dayalı olarak zarar ziyanı ve aynı zamanda sözleşmenin 3.maddesinde öngörülen cezai şartın tahsilini de istediği, (TBK' nun) 159. maddesine göre alacaklının zarara uğramaması halinde bile sözleşmede cezai şartın öngörülebileceği, TBK' nun 159/2 maddesinde ise, ceza şartı aşan bir zarar olduğu takdirde alacaklının borçlunun kusurlu olduğunu ispat ettiğinde cezai şartı aşan zararını da isteyebileceği; somut olayda hem zarar, hem cezai şartın birlikte istendiği, bilirkişi raporları ile, cezai şartı aşan bir zararın tespit edilmediği, sözleşmede öngörülen cezai şarta hükmedilebileceği gerekçesiyle birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir. Hüküm asıl dava davacısı- birleşen dava davalısı ile birlikte birleşen dava davalıları vekili tarafından temyiz edilmiştir. Karar Özel Dairece yukarıda belirtilen gerekçe ile bozulmuş; mahkemece önceki gerekçeler tekrar edilmek suretiyle direnme kararı verilmiştir. Direnme kararını asıl dava davacısı ve birleşen dava davalıları vekilleri temyize getirmektedir. Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; taraflar arasında bağıtlanan 23.10.2000 tarihli kira sözleşmesinin 3. maddesinin tahliye taahhüdü ve buna bağlı cezai şart mı yoksa kiracının kiralanandaki araç gereç ve teçhizatı tam ve sağlam olarak teslim etmemesine bağlı cezai şart mı olduğu; varılacak sonuca göre 3. maddedeki cezai şartın geçerli olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Kiracı kiralananı ne durumda teslim almışsa, kira sözleşmesinin bitiminde o durumda geri vermekle yükümlüdür. Ancak kiracı sözleşmeye uygun kullanma nedeniyle kiralananda meydana gelen eskimelerden ve bozulmalardan ancak kiracı sözleşmeye uygun kullanma dolayısıyla kiralanan da meydana gelen eskimelerden ve bozulmalardan sorumlu değildir( TBK 334/1). Kiracının, sözleşmenin sona ermesi halinde, sözleşmeye aykırı kullanmadan doğacak zararları giderme dışında, başkaca bir tazminat ödeyeceğini önceden taahhüt etmesine ilişkin antlaşmalar geçersizdir.(TBK 334/2) Maddenin ikinci fıkrasında ise kiracının sözleşmeye aykırı kullanımından doğan zararlar dışında bir tazminat sorumluluğu olmayacağı, sadece sözleşmeye aykırı kullanımdan sorumlu olacağı esası emredici olarak kabul edilmiştir. Böylece, uygulamada kira sözleşmelerinde sıkça rastlanan sözleşmeye uygun kullanımın yarattığı eskime, bozulma gibi sonuçların da kiracıya yükletilmesine ilişkin kayıtların geçerli olmayacağı belirtilmiştir. 6101 sayılı Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun ''Geçmişe Etkili Olma'' başlıklı 2. maddesinde; Türk Borçlar Kanununun kamu düzenine ve genel ahlaka ilişkin kurallarının gerçekleştikleri tarihe bakılmaksızın bütün fiil ve işlemlere uygulanacağı, aynı kanunun görülmekte olan davalara ilişkin uygulama başlıklı 7. maddesinde de; Türk Borçlar Kanununun kamu düzenine ve genel ahlaka ilişkin kuralları ile geçici ödemelere ilişkin 76'ncı, faize ilişkin 88'nci, temerrüt faizine ilişkin 120'nci ve aşırı ifa güçlüğüne ilişkin 138'nci maddesinin görülmekte olan davalara da uygulanacağı hüküm altına alınmıştır. Kiracıyı koruma amacıyla getirilen TBK.nun 334 maddesindeki bu yasal düzenlemenin kamu düzenine ilişkin olduğu kuşkusuzdur. Bununla birlikte 6217 Sayılı Kanun geçici 2. maddesinde değişiklik yapan 6353 sayılı Yasanın 53. maddesine göre; kiracının Türk Ticaret Kanunun'da tacir olarak sayılan kişiler ile özel hukuk ve kamu hukuku tüzel kişileri olduğu işyeri kiralarında 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanununun 323, 325, 331, 340, 343, 344, 346 ve 354'ncü maddelerinin 01.07.2012 tarihinden itibaren 8 yıl süreyle uygulanamayacağı, bu halde kira sözleşmelerinde bu maddelerde belirtilmiş olan konulara ilişkin olarak sözleşme serbestisi gereği kira sözleşmesi hükümlerinin tatbik olunacağı da öngörülmekle birlikte bu maddeler arasında TBK 334. maddeki düzenleme sayılmamıştır. Somut olayda; talep, kiralananın kira süresinin sonunda kiralananın araç, gereç, makine ve teçhizatı tam ve sağlam olarak teslim etmemeye bağlı cezai şart alacağına ilişkindir. Cezai şart, bir borcun ifa edilmemesi veya eksik ifa edilmesi halinde ödenmesi gerekli parasal değer taşıyan ve hukuki işlemle kararlaştırılmış bir edimdir. Birleşen davalı kiracı ile birleşen davacı arasında konaklama tesisinin kiralanmasına dair bağıtlanan sözleşmenin sona ermesine karşı çıkmamış, sözleşmenin devamını istememiş, aksine Beşiktaş 5. Noterliğinden gönderdiği 24.08.2006 tarihli ihtarı ile kira sözleşmesinin yenilenmeyeceğini, 1 Kasım 2006 tarihi itibariyle mecurun teslim edileceğini kiralayana bildirmiş ve kiralananı kendiliğinden tahliye etmiştir. Dava, 6570 sayılı Kanunun 7/a maddesi gereğince tahliye taahhüdüne dayalı olarak açılmış bir tahliye davası olmadığından, kira sözleşmesindeki tahliye taahhüdünün geçerli olup olmayacağı, mecurun tahliye edilip edilmeyeceği tartışılamaz. Yanlar arasındaki uyuşmazlık, kiralanan taşınmazın araç, gereç, makine ve teçhizatının doğal yıpranma haricinde tam ve sağlam olarak kiraya verene teslim edilip edilmediği ve buna bağlı olarak sözleşmede öngörülen cezai şart alacağının ödenmesi gerekip gerekmediği konusundadır. 23 Ekim 2000 düzenleme tarihli kira sözleşmesi incelendiğinde, 3.maddesinde kiracı aleyhine belirlenen cezai şart, 6.madde de kiralayanın da tazminat ödeyeceğinin kararlaştırıldığı, her iki tarafın edimlerini ifa etmemeleri halinde iki tarafa da cezai şart ve tazminat ödeme yükümlülüğünün getirildiği görülmektedir. Kira sözleşmesinin 3.maddesinde yer alan ceza koşulunun amacının kiralanandaki araç, gereç, makine ve teçhizatın noksansız, tam ve sağlam olarak teslim edilmesini temin etmek olduğu anlaşılmaktadır. Kiralananın, tahliye sırasında araç gereç, makine ve teçhizatı ile tam ve sağlam olarak teslim edilmemesi halinde kiralayanın cezai şart alacağını talep edebilecektir. Yanlar arasında bağıtlanan ve hükme esas alınan 23 Ekim 2000 düzenleme tarihli kira sözleşmesi ile kiralanan konaklama tesisi olarak kullanılmak üzere davalıya kiraya verilmiştir. Sözleşmenin 3. maddesinde '' Kira müddeti 01.11.2000 tarihinden itibaren 6 yıldır. Kira süresi 01.11.2006 da sona erer. Kiracıya kira akdi sonunda kira konusu taşınmazı ve müştemilatı ile kiracının varsa yaptığı yatırımlar ve eklentilerini tahliye etmeyi ve söz konusu araç ve gereç makine ve teçhizatı doğal yıpranma haricinde tam ve sağlam olarak kiraya verene teslim etmeyi kabul ve taahhüt eder. Teslim etmediği takdirde yıllık kira bedelinin %50 fazlasını ödemeyi kabul ve taahhüt eder” şeklinde olup kiralananın sözleşmeye uygun teslim edilmemesine bağlı bir cezai şart kararlaştırılmıştır. Bu durumda mahkemece, TBK 334/2 hükmü uyarınca cezai şarta ilişkin sözleşmenin 3.maddesi geçersiz hale geldiği gözetilerek, cezai şart isteminin reddi ile davalı -karşı davacının talep ettiği hor kullanma tazminatı ve onarım süresi kirası talepleri üzerinde durularak sonucuna göre bir karar vermekten ibaret iken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmelerde bir kısım üyelerce davacının sözleşmenin 3.maddesi hükmü gereğince kiralanın tam ve sağlam eksiksiz teslimi için düzenlenen cezai şartın geçerli olduğu yerel mahkeme kararının onanması gerektiği, bir kısım üyelerce de cezai şartın kiralananın kira süresi sonunda tahliyesini amaçladığından tahliyeye zorladığı geçersiz tahliye taahhüdünün kiracının müzayakası altında verildiğinden yerel mahkeme kararının bozulması gerektiği görüşleri savunulmuşsa da yukarıda açıklanan nedenlerle çoğunlukça bu görüşler benimsenmemiştir. Hal böyle olunca; yerel mahkeme direnme kararının yukarıda belirtilen değişik gerekçe ve nedenlerden dolayı bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının değişik gerekçe ve nedenlerden dolayı BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, 29.01.2016 gününde oyçokluğu ile karar verildi.

Atıf: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2014/207, K. 2016/119, T. 29.01.2016, www.arakarar.com/karar/yargitay-hukuk-genel-kurulu-2014-207-e-2016-119-k-523c0db0e53a