Yargıtay · Ceza Genel Kurulu

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2025/143 E. 2026/201 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
Ceza Genel Kurulu
Esas No
2025/143
Karar No
2026/201
Karar Tarihi

KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 9. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ağır Ceza SAYISI : 227-111

I. HUKUKÎ SÜREÇ Nitelikli cinsel saldırı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından sanığın, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/2-e maddesi uyarınca beraatine ilişkin Giresun Ağır Ceza Mahkemesince verilen 17.12.2013 tarihli ve 178-318 sayılı hükümlerin, Cumhuriyet savcısı ile katılan mağdur vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesince 08.12.2020 tarih ve 4146-5688 sayı ile katılan mağdurdaki akıl rahatsızlığına yönelik raporlardaki çelişkinin giderilmesi için yeniden ayrıntılı rapor alındıktan sonra sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekliliği isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir. Bozmanın gereğini yerine getiren Giresun 1. Ağır Ceza Mahkemesi 18.01.2022 tarih ve 12-36 sayı ile sanığın müsnet suçlardan önceki gibi beraatine ilişkin hükümlerin, Cumhuriyet savcısı ile katılan mağdur vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine inceleme yapan Yargıtay 9. Ceza Dairesince 27.04.2023 tarih ve 6083-2534 sayı ile; "... Olayın akabinde gerçekleşen intikal, tanık ... ile mağdurenin annesi ...'in beyanları, 12.10.2012 tarihli genel adli muayene raporu,19.03.2021 tarihli Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulu raporu, sanıkla arasında dosyaya yansıyan herhangi bir husumet bulunmayan mağdurenin aşamalardaki samimi ifadeleri ve tüm dosya içeriği nazara alındığında, sanığın atılı suçlardan mahkûmiyetine karar verilmesi gerekirken dosya içeriğine uygun düşmeyen yazılı gerekçeyle beraatine karar verilmesi'' isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir. Giresun 1. Ağır Ceza Mahkemesi ise 28.03.2024 tarih ve 227-111 sayı ile; "...İstanbul Adli Tıp Kurumu Altıncı İhtisas Kurulu'nun 19.03.2021 tarih ve 944 Karar sayılı raporunda özetle her ne kadar katılan ...'nın beyanlarına ana hatları ile itibar edilebileceği yönünde mütalaa da bulunulmuş ise de; katılanın beyanlarının kendi içerisinde kendisine yönelik sanık tarafından gerçekleştirildiği iddia edilen eylemlerin sayısı, eylemlerin gerçekleştirilme şekli, yine eylemlere tanık olduğunu ileri sürdüğü kişilerin aşamalarda değişiklik gösteren çelişkili beyanları, katılanın sanığın kendisini aradığı yönündeki beyanları karşısında yapılan HTS kayıtları incelemesinde sanığın mağduru aradığına ilişkin herhangi bir kaydın bulunamaması, yine dosya kapsamında dinlenen tanıkların katılanın beyanlarını destekler nitelikte herhangi bir beyanda bulunmaması bu minvalde; tanık ...'in beyanlarında '... eve kendi rızasıyla girdi, dayım onu içeri alması için zorlamadı' şeklinde beyanlarda bulunduğu, mahkemede alınan beyanlarında ise ...'nın eve girdiğini görmediğini, yine sanığın kendisine 'sen dışarı çık benim ... ile konuşacaklarım var' şeklinde bir şey demediğini beyan etmesi karşısında her iki beyanı arasında çelişkili olduğu hususları bir arada değerlendirildiğinde; sanığın aşamalarda alınan beyanlarında üzerine atılı suçları işlemediğine ilişkin beyanları karşısında katılanın aşamalardaki çelişkili beyanları dışında her türlü şüpheden uzak, somut, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden şüpheden sanık yararlanır evrensel ilkesi uyarınca sanık hakkında üzerine atılı cinsel saldırı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından ayrı ayrı beraatine, ..." şeklindeki gerekçeler ile bozma ilamına direnerek önceki hükümler gibi sanığın beraatine karar vermiştir. Bu hükümlerin de katılan mağdur vekili, katılan ... ve Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 30.06.2024 tarihli ve 62077 sayılı bozma istekli tebliğnamesi ile dosya CMK'nın 307. maddesi uyarınca kararına direnilen Yargıtay 9. Ceza Dairesine gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Özel Dairece 26.12.2024 tarih ve 5792-11606 sayı ile direnme kararının yerinde görülmemesi nedeniyle Yargıtay Birinci Başkanlığına iade edilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. II. UYUŞMAZLIK KONUSU Özel Daire ile İlk Derece Mahkemesi arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığa isnat edilen nitelikli cinsel saldırı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarının sabit olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR İncelenen dosya kapsamından; Katılan mağdur ...'in 46 yaşında ve bekâr olduğu, ailesi ile birlikte yaşadığı, epilepsi ve mental retardasyon tanılarının bulunduğu; katılan mağdurun köylüsü ve komşusu olan sanık ...'in 31 yaşında ve bekâr olduğu, tekstil işi ile uğraştığı, Katılan ...’in, kızı olan katılan mağduru evde görememesi üzerine çevrede yaptığı araştırmada katılan mağdurun komşuları olan sanığın amcasının evinde bulunduklarını gördüğü, bunun üzerine sanık ile kızını dışarı çağırdığı; durumdan şüphelenerek evlerinde soru sorması üzerine katılan mağdurun, kendisiyle evlenmeyeceğini de anladığı sanığın kendisiyle zorla birlikte olduğunu söylediği, olayın baba ...'e de anlatılması üzerine aynı gün şikâyetçi olunarak adli sürecin başlatıldığı, Giresun Kadın Doğum Çocuk Hastalıkları Hastanesince katılan mağdure hakkında düzenlenen 12.10.2012 tarihli genel adli muayene raporuna göre; hymende saat 1 ve 6 hizasında on günden eski olan ve zamanı tespit edilemeyen yırtıklar tespit edildiği, saat 6 hizasında arka forşet bölgesinde 1 cm'lik yeni (3 günden eski olmayan) yırtık bulunduğu, Giresun Devlet Hastanesince düzenlenen 17.12.2012 tarihli sağlık kurulu raporuna göre; katılan mağdurda epilepsi-hafif mental retardasyon rahatsızlıklarının bulunduğu, vasi tayininin uygun olduğu, Espiye Sulh Hukuk Mahkemesince 30.11.2012 tarihinde katılan mağdurun 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 405. maddesi uyarınca akıl hastalığı nedeniyle kısıtlandığı, katılan mağdureye vasi olarak annesi ...'in atandığı, Trabzon Adli Tıp Kurumu Şube Müdürlüğünce katılan mağdure hakkında düzenlenen 23.10.2012 tarihli rapora göre; katılan mağdurenin mental retardasyon şeklinde akıl hastalığı ile epilepsi hastalığının olduğu, kişinin mevcut mental retardasyonu nedeniyle cinsel birlikteliği anlayacak ve buna rıza gösterebilecek durumda olmadığı, 11.12.2012 tarihli 19 Mayıs Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezince düzenlenen adli kurul raporuna göre; katılan mağdurun psikometrik değerlendirmede 57 IQ saptandığı, hafif derece mental retardasyon ile uyumlu olduğu, epilepsi ve anksiyeteli uyum bozukluğu tanıları konulduğu, maruz kaldığı cinsel saldırı nedeniyle ruh sağlığının bozulduğu, 15.01.2013 tarihli 19 Mayıs Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezince düzenlenen adli kurul raporuna göre; katılan mağdurun cinsel birlikteliği anlayabilecek ve bu cinsel birlikteliğe rıza gösterebilecek ve içinde bulunduğu durumun hukuki anlam ve mahiyetini anlayabilecek durumda olduğu, 16.04.2013 tarihli 19 Mayıs Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezince düzenlenen adli kurul raporuna göre; katılan mağdurun TCK'nın 109/1-f ve 102/3-a maddeleri kapsamında beden ve ruh sağlığı bakımından kendini savunabilecek durumda olduğu, Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Dairesince mevcut raporlar arasındaki çelişkilerin giderilmesini teminen bozma ilamı sonrasında düzenlenen 19.03.2021 tarihli rapora göre; ...’in, Kurulca 19.03.2021 tarihinde yapılan muayenesinde hafif-orta derecede zekâ geriliği saptandığı, kendisinde saptanmış olan ve hayatının ilk yıllarından başlayıp ömrü boyunca sürecek olan bu zekâ geriliğinin mağduru bulunduğu olaydan kaynaklanmadığı, fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılamasına ve fiile ruhsal yönden mukavemet etmesine mani olacak mahiyet ve derecede olduğu dolayısıyla; ...’in Ekim 2012 tarihinde mağduru bulunduğu olayda, fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamayacağı, fiile ruhsal yönden mukavemete muktedir olamayacağı, durumunun hekim olmayanlarca ilk bakışta anlaşılamayabileceği ancak yakın tanıyanlarca ve tekrarlayan görüşmelerle fark edilebileceği, beyanlarına ancak ana hatları ile itibar edilebileceği kanaatinin bildirildiği, Bilgi Teknolojileri Kurumunca düzenlenen 13.11.2013 tarihli iletişim tespitine göre; sanığın GSM hattı ile mağdurun evinde bulunan telefon numarası arasında 2012 Eylül-Ekim aylarında arama-aranma kaydına rastlanmadığı, Anlaşılmıştır. Katılan mağdur ... soruşturma aşamasında; pazar günü akrabası olan sanık ile yolda karşılaştıklarını, kendisini zorla evine götürmek istediğini, istemese de kolundan tutarak zorla götürdüğünü, bunu dayısının oğulları ... ve ...'in gördüğünü, onlara ''...'ya bir şey vereceğim'' dediğini, kendi evlerine çok yakın olan eve götürdüğünü, yolda kendisiyle evlenmek istediğini söylediğini, hasta olduğunu ve kendisi ile evlenemeyeceğini söylediğinde sanığın da ''O zaman zorla alacağım.'' şeklinde karşılık verdiğini, eve gidince ''Neden direniyorsun?'' diye kendisine bir tane tokat attığını ve zorlayarak tecavüz ettiğini, dirense de işe yaramadığını, sanık ağzını tuttuğu için bağıramadığını, kendisini bırakınca da eve döndüğünü, sanıkla birlikte olduğunu bugüne kadar annesine anlatmadığını, sanık kendisine evlenebileceklerini söylediği için, belki böyle bir şey olur diye sessiz kaldığını, ancak sanık kendisine İstanbul'a gidip bir daha dönmeyeceğini söyleyince yaşadıklarını annesine anlatmaya karar verdiğini, Eylül ayı içerisinde kendisini bıçakla tehdit etiği için sanık ile üç kez birlikte olduklarını, birkaç kere de İbrahim'le telefonla konuştuklarını, Kovuşturma evresinde öncekinden farklı olarak; sanığın kendisini istismar etmeden önce ''Seninle evleneceğim.'' dediğini, sanık kendisini zorla götürürken ...'in değil ...'in gördüğünü, ... uzakta olduğundan onu görmemiş olabileceğini, sanığın ...'e para verdiğini, bu nedenle ...'in karşı çıkmadığını, Kovuşturma aşamasında hazır bulunan psikolog tarafından düzenlenen 07.10.2013 tarihli raporda ve duruşmada yapılan gözlemde; katılan mağdurda orta düzeyde mental retardasyon bulunduğu ve somut olayda beyanlarına itibar edilebileceği kanaatinin bildirildiği, Katılan mağdur hakkında mahkemece yapılan gözlemde, görünüm itibarıyla akıl hastalığı olduğunun hekim olmayanlarca da anlaşılabileceğinin mahkeme heyetince değerlendirildiği, Katılan ...; Çarşamba günü (10.10.2012) kızı olan katılan mağdurun sanık ile sanığın amcasının evinde olduğunu ve kapının da kilitlendiğini görünce onu dışarıya çağırdığını, on dakika kadar sonra kapının açıldığını ve sanık ile katılan mağdurun birlikte dışarı çıktıklarını, orada ne aradıklarını sorunca bir şey yapmadıklarını söylediklerini, kızının durumundan şüphelenince ağzını aramaya başladığını, onun da 11.10.2012 tarihinden bir süre önce sanığın kendisiyle zorla birlikte olduğunu söylediğini, eşi ile konuşarak olayı ertesi sabah jandarmaya bildirdiklerini, kızının sara hastalığı nedeniyle tedavisinin sürdüğünü, zor da olsa kendisini ifade edebildiği, şimdiye kadar hiç yalan söylediğine şahit olmadığını, Katılan ...; eşi olan katılan ...'in sanığın epilepsi hastası olan ve zekâ geriliği bulunan kızları ...'ya cinsel tacizde bulunduğunu söylemesi üzerine kızı ile konuştuğunu kızının, sanığın kendisini kolundan tutarak götürdüğü bahçede zorla kötülük yaptığını anlattığını, annesine de sanığın eve zorla götürerek tecavüz ettiğini söylediğini, kızının daha önce hiç yalan söylemediğini, sanığın akrabaları ve komşuları olduğunu, evlerinin kendilerininkine elli metre mesafede bulunduğunu, sanığın olaydan önce evlerine gelip gittiğini, Tanık ... ...; dayısı olan sanık ile akrabası katılan mağduru tanıdığını, sanığın evine bir hafta önce gittiğinde katılan mağduru görmediğini, Tanık ... ...; soruşturma aşamasında; dayısı olan sanığın yanına çalışma ücretini almak için gittiğinde katılan mağdurun geldiğini, sanığın ise kendisini göndermek istediğini ve ''... yal almaya geldi. Benim de onunla konuşacak bir şeylerim var, sen dışarı çık.'' demesi üzerine oradan ayrıldığını, Kovuşturma evresinde ise; sanığın evine giderek çalışma ücretini aldığını, sanık kendisini uğurlarken evleri yakın olan katılan mağdurun geldiğini fark ettiğini ancak eve girdiğini görmediğini, Tanık ...; konuşmalara göre olay tarihinde tarlada yolun kenarında çalışırken tanık ...'in geldiğini ve sanıkla birlikte Giresun'a gittiklerini, çalıştığı yerden yolun göründüğünü, katılan mağduru o gün görmediğini, Tanık ...; Sanığın torunu, katılan mağdurun ise akrabası olduğunu, köydeki evin önünde bulunduğu bir gün önce katılan mağdurun sonra da annesinin evlerinin önüne kadar geldiklerini, ancak eve girmeden birlikte ayrıldıklarını, sanığın da evin önünde olduğunu, Beyan etmişlerdir. Sanık ...; soruşturma evresinde; geçen pazar ya da önceki günlerde katılan mağduru görmediğini, yan yana gelmişliğinin dahi bulunmadığını, neden bu tür suçlamalarda bulunulduğunu bilmediğini, müsnet olayın öncesinde lavaboda olduğu bir sırada katılan mağdurun evlerine girip hayvanların yiyeceği yalı seçtiğini, annesi ...çağırınca tuvaletten çıktığını, katılan mağdurun da yal seçtiği yerden çıktığını gördüğünü, birlikte kapıya geldiklerini, evin içinde katılan mağdurla olmaları gibi bir durumun yaşanmadığını, katılan mağdurun ruhsal ve bedensel engelinin bulunduğundan haberdar olduğunu, katılan mağdur yanında iken ne ... ile ne de ... ile karşılaştığını, Kovuşturma aşamasında; İstanbul'da yaşadığını, fındık toplama zamanı köye geldiğinde dedesi ...'in yanında kaldığını, 2012 yılında Eylül-Ekim aylarında da köyde bulunduğunu, daha önceden fakir bir aile iken İstanbul'a taşındıktan sonra maddi durumlarının iyileştiğini, katılan tarafın kendilerini çekemedikleri için iftira atmış olabileceklerini, Sorulması üzerine; katılan mağdur evlerine girdiği sırada dedesi ...'in ile birlikte evin önünde olduklarını, katılan mağdurun eve girip mutfaktan hayvanlar için yal aldığını, o sırada annesi ...'in geldiğini ve katılan mağdurla birlikte çıkıp gittiğini, katılan mağdur evlerinde iken tuvalette olup olmadığımı tam olarak hatırlamadığını, Savunmuştur. IV. GEREKÇE A. Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Değerlendirmeler Ayrıntıları Yüksek Ceza Genel Kurulunun 11.06.2013 tarih ve 36-294, 12.09.2024 tarihli ve 367-244; 22.5.2024 tarihli ve 423-162; 18.09.2024 tarihli ve 296-249 sayılı, 25.09.2024 tarihli ve 195-261 kararları başta olmak üzere birçok kararında da açıkça belirtildiği üzere; Amacı somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adeleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, suçun işlenmesi ile bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ve vicdani kanaat esasını benimseyen ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden birisi de doktrin ve uygulamada; suçsuzluk ya da masumiyet karinesi olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede; in dubio pro reo olarak ifade edilen şüpheden sanık yararlanır ilkesidir. Aynı zamanda bir güvence de olan bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılabilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikte ispat edilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olay ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık ispata dayanmalı, bu ispat hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkân vermemelidir. Toplanan delillerin bir kısmı gözetilip diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaat üzerinden yüksek de olsa bir ihtimalle sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan maddi gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir. Şu hâlde, sanığa isnat edilen fiilin sanık tarafından icra edildiğinin kabulü için, gerekçeli ve muhtemel şüphenin tamamen yenilmesi gerekir. Zira kabil-i te'lif olmayan şüphe ile gerçeğin yan yana mevcudiyeti ile vicdani kanaate ulaşılmasının, mantık ve hukuk kuralları bakımından mümkün olduğu söylenemez. B. Somut Olayda Hukuki Değerlendirme Sanığın, kendisiyle aynı köyde ikamet eden ve mental retardasyonu bulunan katılan mağduru, kolundan tutup sürükleyerek oturduğu eve götürdüğü, burada katılan mağdura tokat atıp bıçakla tehdit ederek rızası dışında organ sokmak suretiyle cinsel istismarda bulunduğu ve bu mahiyetteki eylemlerini birden fazla kez tekrarladığı, böylelikle de müsnet nitelikli cinsel saldırı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarını işlediği iddia edilen olayda; Katılan mağdurun hafif-orta düzeyde zekâ geriliğinin bulunduğu ve bu nedenle mağduru olduğu suçların hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamadığı ve söz konusu fiillere karşı ruhsal yönden mukavemet de gösteremediği en son Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Dairesinin 19.03.2021 tarihli raporuyla ortaya konulmuştur. Katılan mağdurun sanıkla cinsel birliktelik yaşadığını annesine anlatması ve katılan ...’in durumdan haberdar edilmesi üzerine yapılan müracaata nazaran olayın doğal bir seyir izleyerek adli makamlara bildirildiği anlaşılmıştır. Katılan mağdur, aşamalarda mental durumu ile uyumlu ve özü itibarıyla değişmeyen beyanlarda bulunmuş, sanıkla aynı evde yalnız kaldıkları hususu da tanık ...'in, kovuşturma aşamasındakine kıyasla daha samimi ve sanığın etkisinden uzak nitelik taşıyan Cumhuriyet savcılığındaki anlatımı ile doğrulanmıştır. Katılan mağdurun yalan söylemeyeceğini belirten ebeveyn beyanları, ifadelerine eşlik eden uzman psikoloğun aynı doğrultudaki tespitleriyle desteklenmiştir. Ayrıca katılan ...’in sanık ile katılan mağduru Çarşamba günü aynı yerde gördüğünü ileri sürmesi, intikalin iki gün sonra gerçekleşmesi ve aynı gün yapılan iç beden muayenesinde katılan mağdurda eski yırtığın yanı sıra üç günden eski olmayan yeni bir yırtığın tespit edilmesi, ATK 6. İhtisas Dairesine göre ana hatlarıyla itibar edilebilecek nitelikteki katılan mağdurun ifadelerini zaman ve maddi bulgu olarak destekleyen somut deliller olarak değerlendirilmiştir. Köylüsü olan katılan mağdurdaki akıl rahatsızlığını bilmesi de dikkate alındığında, sanığın suçtan kurtulmaya matuf savunmalarına itibar edilmemiş ve müsnet nitelikli cinsel saldırı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarının sabit olduğu kabul edilmiştir Bu itibarla Giresun 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen direnme kararına konu hükümlerin, sanığın eyleminin nitelikli cinsel saldırı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarını oluşturduğunun gözetilmemesi isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmelidir. Çoğunluk görüşüne katılmayan yedi Ceza Genel Kurulu Üyesi; direnme gerekçesinin isabetli olduğu, sanığa isnat edilen nitelikli cinsel saldırı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından verilen beraat kararlarının onanması gerektiği düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır. V. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1- Giresun 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 28.03.2024 tarihli ve 227-111 sayılı direnme kararına konu hükümlerinin gerekçelerinin İSABETLİ OLMADIĞINA, söz konusu hükmün, sanığa isnat edilen nitelikli cinsel saldırı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarının sabit olduğunun gözetilmemesi isabetsizliğinden BOZULMASINA, 2- Dosyanın, Giresun 1. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 01.04.2026 tarihinde yapılan müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.

Atıf: Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2025/143, K. 2026/201, T. 01.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-ceza-genel-kurulu-2025-143-e-2026-201-k-55b0ec4643fe