Yargıtay · Ceza Genel Kurulu

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2023/470 E. 2026/200 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
Ceza Genel Kurulu
Esas No
2023/470
Karar No
2026/200
Karar Tarihi

KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 9. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ağır Ceza SAYISI : 23-125

I. HUKUKÎ SÜREÇ Çocuğun cinsel istismarı suçundan sanığın, suç tarihindeki 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 103/1-a delaletiyle 103/1, 103/3, 103/6, 43/1, 62, 53... . maddeleri uyarınca 13... ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba ilişkin Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 17.12.2019 tarihli ve 283-532 sayılı hükmün, sanık ... müdafileri, katılanlar ve katılan Bakanlık vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesince 12.06.2020 tarih ve 679-869 sayı ile istinaf başvurusunun esastan reddine; bu kararın sanık ... müdafileri, katılanlar vekili ile katılan Bakanlık vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 9. Ceza Dairesince 24.11.2021 tarih ve 14879-9289 sayı ile; "2011-2013 yılları arasında zincirleme şekilde gerçekleştirildiği iddia edilen cinsel istismar eylemleriyle ilgili yaklaşık beş yıl sonra yetkili makamlara bildirimde bulunulması şeklinde gerçekleşen olayın intikal tarzı ve zamanı, mağdurenin aşamalarda başka delille desteklenmeyen çelişkili ve soyut beyanları, savunma, tanık beyanları ile tüm dosya kapsamı nazara alındığında, ilk derece mahkemesinin kabulünde yer alan sübuta ilişkin delillerin dosya içeriğiyle çelişmesi nedeniyle mahkûmiyet kararının yerinde olmaması," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir. Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesi ise 28.03.2023 tarih ve 23-125 sayı ile "...Tüm dosya kapsamına göre, Mahkememizin 17.12.2019 tarih, 2018/283 esas ve 2019/532 karar sayılı kararındaki beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun basit cinsel istismarı suçunun sabit olduğu konusundaki kabulünde ve bu suçtan kurulan mahkûmiyet kararında bir isabetsizlik bulunmadığı kanaatine varıldığı..." gerekçesiyle bozma ilamına direnerek sanığın önceki hüküm gibi cezalandırılmasına karar vermiştir. Direnme kararına konu bu hükmün de sanık müdafileri, katılan mağdur vekili ve katılan Bakanlık vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 07.06.2022 tarihli ve 78099 sayılı bozma istemli tebliğnamesiyle dosya, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 307. maddesi uyarınca kararına direnilen Daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 9. Ceza Dairesince 28.03.2023 tarih ve 9451-1768 sayı ile direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. II. UYUŞMAZLIK KONUSU Sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan verilen mahkûmiyet hükmü, bu hükme yönelik istinaf taleplerinin esastan reddiyle onanmak suretiyle kesinleştiğinden direnme kararının kapsamına göre inceleme çocuğun cinsel istismarı suçundan kurulan hükümle sınırlı olarak yapılmıştır. Özel Daire ile İlk Derece Mahkemesi arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığa isnat edilen çocuğun cinsel istismarı suçunun sabit olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR İncelenen dosya kapsamından; Olayın adli mercilere bildirildiği tarihte katılan mağdur ... on beş yaşında ve onuncu sınıf öğrencisi bir çocuk iken; ...'nin halasının kocası olan sanığın ise otuz dört yaşında, evli, dört çocuklu ve inşaat teknisyeni olduğu, 20 11... yılları arasında iki yıl süreyle devam eden suç tarihlerinde ise katılan mağdurun sekiz - on yaşlarında bulunduğu, ...'ın kızı katılan mağdurun defterine yazdığı bir kısım notları görmesi üzerine kendisiyle konuştuklarında ...'nin "Siz benim ne yaşadığımı biliyor musunuz?" diyerek sanığın istismarına maruz kaldığını anlattığı, kızını düşündüğü için önce bu durumu kimseye söylemediğini ancak katılan mağdurla birlikte 19.03.2018 tarihinde rehberlik öğretmeni ile görüşmeye gittiklerinde, kızı ...'nin rehber öğretmenleri tanıklar ... ve ... ...'a üçüncü sınıftayken sanığın cinsel istismarına uğradığını anlattığı, akabinde bu durumdan babası ...'ın haberdar edilmesi üzerine aynı gün olayın adli mercilere bildirilmesi ile soruşturma işlemlerine başlandığı, Okulunun rehberlik servisinin isteği üzerine katılan mağdurun sanığın istismara yönelik eylemlerini 19.03.2018 tarihinde yazılı olarak da ifade ettiği, 05.09.2018 tarihli Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi epikriz raporuna göre; öğle saatlerinde on-on beş adet ilaç içen hastanın akşam saatlerinde evin çatısından intihar amaçlı atladığı, alınan öyküsünde annesinin anlatımına göre; katılan mağdurun göre sekiz-on yaşlarından itibaren halasının kocası tarafından tacize uğradığı, ailenin bunu yaklaşık altı ay kadar önce öğrendiği, katılan mağdurun yaklaşık bir yıl önce bileklerini kesmeye çalıştığının ablasınca fark edildiği, okulda duvara çıkıp atlamaya çalıştığı, arkadaşları tarafından engellendiğinin belirtildiği, 04.10.20 18... .01.2019 tarihli Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi raporlarına göre; katılan mağdura travma sonrası stres bozukluğu ve depresif bozukluk tanılarının konulduğu, bu durumun yaşandığı iddia edilen olayla ilişkili olabileceği, Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulu'nun 29.04.2019 tarihli raporuna göre; mağduru bulunduğu olaydan kaynaklanmış ruh sağlığını bozacak mahiyet ve derecede olan (Travma Sonrası Stres Bozukluğu) denilen psikiyatrik bozukluk tespit edilen katılan mağdurun, 2011-2013 yılları arasında mağduru bulunduğu olay nedeniyle ruh sağlığının kalıcı olarak bozulduğu, Anlaşılmıştır. Katılan mağdur ... aşamalarda özü itibarıyla değişmeyen ifadelerinde; onuncu sınıfta bazı şeyleri daha çok kafasına taktığı için dikkatini veremediğinden derslerinin önceki yıllara göre kötü olduğunu, sürekli sinir krizleri geçirdiği için ailesinin de bu durumdan etkilenmeye başladığını, yaz tatillerinde halasının evine kuzenlerini görmeye, onlara bakmaya gittiğini, zaman zaman da evlerinde kaldığını, üçüncü sınıfa geçtiği yaz tatilinde halasına gittiğinde bir gün sanığın halasını bir bahane ile evden gönderdiğini, kendisini odaya sokup yatağa yatırdığını, üzerine yatıp dudağından öptüğünü, sanığın bu davranışlarını üçüncü sınıftan beşinci sınıfa kadar halasının evine her gittiğinde ve fırsat bulduğunda tekrarladığını, öpmelerinin uzun uzun olduğunu, başka bir gün arabasıyla kendisini evinden aldığını, telefon ile arayıp halasına gecikme bahaneleri uydurup otopark gibi karanlık bir yerde aracı durdurduğunu, kendisini koltuğa yatırıp dudağından öptüğünü, ardından yüz yüze bakacak şekilde kucağına alarak tekrar öptüğünü, alt kıyafetini yarıya kadar açıp eli ile poposunu okşarken kendisinin tekrar giyinmeye çalıştığını, o sırada muhtemelen hatalı park nedeniyle araca yaklaşanlar olsa da karanlıkta ne olduğunu göremediklerini, sanığın telaşlanarak kendisini bıraktığını, yine halasında kaldığı bir gün çocuklar ile birlikte yatarken sanığın gelip kendisini uyandırdığını ve yine aynı şekilde üzerine yatıp dudağından öptüğünü, hatırlayabildiği kadarıyla bu şekildeki davranışlarının dört beş kez gerçekleştiğini, bunları düşündükçe dengesini kaybetmeye başladığını, bu durumu kabul edemediğini, intihara teşebbüs ettiğini, aklı ermeye başlayıp annesine anlatacağını söyleyince sanığın; "Söylersen söyle, sen de istedin derim, erkeklerle dolaştığını söylerim, baban sana inanmaz bana inanır, anneni babanı öldürürüm!" gibi sözlerle kendisini tehdit ettiğini, sanık ile babasının yakın olması nedeniyle kendisine inanılmayacağını düşünüp korktuğu için yaşadıklarını daha önce anlatmadığını, altıncı sınıfa başladığında olayları anlatabileceğini düşünen sanığın hareketlerine son verdiğini, Çocuk izlem merkezinde alınan ifadesine eşlik eden uzman tarafından düzenlenen 07.06.2018 tarihli adli görüşme ve değerlendirme raporunda; katılan mağdurun bilişsel ve sözel kapasitesinin yaşı ile uyumlu, iletişime açık, duygu durumunun çökkün olduğu, görüşmeci ile iş birliği içinde görüşmeyi sürdürdüğü ve kendisine yöneltilen soruları ayrıntılandırdığı, yaşadığını ifade ettiği olayla ilgili yeterli düzeyde detay aktardığı, aktarımları arasında çevresel detaylara, karşılıklı dialoglara ve etkileşimlere yer verdiği, söz konusu durum karşısında bir şey yapamaması ve olayı anlatamaması ile ilgili suçluluk duygusu içinde olduğu ve bu durumu ifadelerine de yansıttığı, aynı zamanda öfke nöbetleri geçirdiğini dile getirdiği, kendine zarar verici davranışlar içinde olduğu ve görüşme sırasında kollarında bulunan çizikleri gösterdiği; literatüre göre çocukluk çağı cinsel istismar olaylarında çocukların cinsel bilgi düzeyleri arttıkça yaşadıklarını anlamlandırabildikleri ve ilerleyen süreçte ruh sağlıklarının olumsuz etkilenebileceği, görüşme sırasında olayı anlatırken ağladığı görülen katılan mağdurun söz konusu durumla baş etmekte güçlük yaşadığı, Kovuşturma aşamasındaki beyana göre düzenlenen 25.01.2019 tarihli adli görüşme ve değerlendirme raporuna göre; bilişsel gelişiminin yaşıyla uyumlu olan katılan mağdurun, sorulan sorulara tutarlı, bütünlüklü cevaplar verebildiği kanaatinin bildirildiği, Katılma talebi reddedilen şikâyetçi ...; evlerinde bir problem olmasa da kızı olan katılan mağdurun zaman zaman sinir krizi geçirdiğini, anlayamadığı problemleri olduğunu, ...'nin rehberlik öğretmenince aranması üzerine okula gittiğinde öğretmenlerinin, kızının sanık tarafından taciz edildiğini öğrenince şikâyetçi olduklarını, 2009 yılından 2013 yılının sonlarına kadar kızı ...'nin sanığın çocuğu ağladığından onu avutmak için haftada bir kaç defa onların evine gittiğini, okullar tatil olduğunda bir çok kez sanığın evinde kaldığını, kızıyla okuldayken konuştuğunda sanığın evine gittiği zamanlarda sanığın kendisini öptüğünü, üzerine yattığını, otopark gibi bir yerde poposunu açtığını ve tecavüze yeltendiğini anlattığını, neden daha önce anlatmadığını sorduklarında sanığın tehdit ettiğini söylediğini, 2013 yılından sonra kızının sanığın evine gitmediğini, sanık kayınpederle tartışmış olsa da, tartışmanın bu olayla ve kendileriyle bir alakasının olmadığını, bu tartışmadan sonra da sanıkla görüşmeye devam ettiklerini, aralarında bir husumette bulunmadığını, katılan mağdurun on gün önce intihara teşebbüs ettiğini, psikolojisinin bozulduğunu, sanıktan şikâyetçi olduğunu, Katılma talebi reddedilen şikâyetçi ...; kızı olan katılan mağdurun bir yıl önce yaz aylarında "yaşadıklarımı unutamıyorum ölmek istiyorum" şeklinde yazdığını görüp sorduğunda, sanığın kendisini taciz ettiğini anladığını, üçüncü sınıfla beşinci sınıf arasında sanığın evine gittiğinde sanığın eşini bahanelerle evden gönderip kızını yatak odasına alıp üzerine yattığını, dudaklarından öptüğünü, arabada poposunu, omuzlarını açmaya çalıştığını söylediğini, bu hususu kızını düşündüğü için kimseye söyleyemediğini, ancak daha sonra kızının okuluna gidip rehber öğretmene bu durumu anlattığını, rehber öğretmenin kızıyla görüşüp eşini okula çağırdıktan sonra şikâyetçi olduklarını, suç tarihlerinde sanığın katılan mağduru çocuklarına bakması/oynaması için evine götürdüğünü, bazen birkaç gün sanığın evinde kaldığını, aralarında bir husumet bulunmadığını, sanığın babasıyla tartıştığını ancak bu tartışmanın olayla ilgisi olmadığını, zira bu tartışmadan sonra da görüşmelerinin sürdüğünü, sanıktan şikâyetçi olduğunu, Tanık ...; okuldan ve mahalleden arkadaşı olan katılan mağdurun dokuzuncu sınıfın birinci döneminde cinsel istismara uğradığını anlattığını, okulda sinir krizi geçirip kolunu cam ile kestiğini, ısrarla ne olduğunu sorunca beş-altı yıl önce halasının eşi ... tarafından cinsel tacize uğradığını söylediğini, önceden sürekli halasıyla kaldığını, o sırada sanığın kendisini öpmeye çalıştığını, kendisiyle sürekli yalnız kalmak istediğini, bir çok kez öptüğünü ve vücuduna dokunduğunu, bu olayları ailesine anlatmaması için tehdit ettiğini, kendisini kötü göstereceğini söylediğini, dokuzuncu sınıfın ikinci döneminde, parka gittiklerinde katılan mağdurun dört-beş metre yüksek mesafeden kendisini bu olaydan dolayı aşağıya atmaya kalktığını, yaşamak istemediğini, utandığını söylediğini, kendisini sakinleştirip su içirdiğini, başka bir sıkıntısı olduğunu duymadığını, katılan mağdurun bu olay nedeniyle intihara teşebbüs etmeye başladığını bildiğini, Tanıklar ... ve ... ...; katılan mağdurun öğrenim gördüğü okulda rehber öğretmen olarak görev yaptıklarını, katılan mağdur ... annesinin okula geldiğini, anne ...'nün evde sürekli problem yaşadıklarını, kızının öfke patlaması olduğunu, evdeki tartışma sırasında kendilerine "Siz benim ne yaşadığımı biliyor musunuz?" şeklinde beyanda bulunduğunu söylemesi üzerine görüştükleri katılan mağdurun üçüncü sınıftayken halasının eşinin cinsel istismarına uğradığını anlattığını, kötü vaziyette olduğu için önce ayrıntılı sormadıklarını, olaydan haberi olmayan babasını çağırarak olayı bildirmeleri gerektiğini söylediğini ve kolluğa durumu bildirdiklerini, katılan mağdurun hâlen okullarına devam ettiğini ve sorunları olduğu için katılan mağdurla görüşmelerini haftalık olarak yapmaya başladıklarını, bu görüşmelerde olayın ayrıntılarını anlattığını, eniştesinin halasının evinde yalnız olduklarında kendisine dokunmaya çalıştığını, vücuduna dokunduğunu, öptüğünü, bunu o sıralarda anlamlandıramadığını, paket yiyeceklerle ve çikolatayla kandırmaya çalıştığını, "Bu bizim aramızda kalacak, kimseye söyleme!" dediğini, bir keresinde de arabada kıyafetlerini çıkarmaya çalıştığını, sanığın evinde bu olayları birçok kez yaşadıklarını, halasının evine gitmek istemediğini ailesine söylediğini ancak ailesinin bu duruma anlam veremediğini, bu olayların etkisinde kalarak intihara teşebbüs ettiğini, sürekli rüyalar gördüğünü, evin içinde bile olsa sürekli karşısına çıkacakmış gibi hissettiğini, bu nedenle tamamen ruh dengesinin bozulduğunu, bu tür düşüncelerden kurtulmak amacıyla intihara teşebbüs ettiğini anlattığını, Tanık ...; oğlu sanıkla aynı evde yaşadıklarını, 2011-2013 yıllarında ise gecekonduda çok küçük bir evde oturduklarını ve sürekli çocukların başında bulunduğunu, katılan mağdurun bazen geceleri de olmak üzere evlerinde kaldığını, iddia edilen olayı görmediğini, sürekli başlarında olduğundan kendisi görmeden de yapılmış olamayacağını, Tanık ...; sanığın eşi, katılan mağdurun halası olduğunu, suç tarihlerinde katılan mağdurun evlerinde bir kaç kez kaldığını, sanığın yeğeni ...'ye istismarda bulunduğunu görmediğini, olay tarihlerinde iki çocuğu, kaynanası ve kayınpederinin de kendileri ile birlikte yaşadığını, çocukların evde yalnız kalmadıklarını, Beyan etmişlerdir. Sanık soruşturma evresinde; suçlamaları kabul etmediğini, katılan mağdurun babasının kayınpederi ile iki yıl önce borç-alacak ilişkisinden tartışmaları olduğu için iki yıldır görüşmediklerini, katılan mağdurun ailesi ile bu sebeple küs olduğu için bu şekilde iftira atmış olabileceğini, katılan mağdurun kendisinin evde olmadığı zamanlarda evlerine geldiğini, kendisi evde iken gece evde kalmadığını, katılan mağduru okula götürmediğini, okuldan almadığını, tehdit etmediğini, Kovuşturma aşamasında yine suçlamaları kabul etmeyen sanık, soruşturmadakinden farklı olarak; sadece bir akşam geldiğinde evinde olan katılan mağduru ailesinin evine bıraktığını savunmuştur. IV. GEREKÇE A. Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Değerlendirmeler Ayrıntıları Yüksek Ceza Genel Kurulunun 11.06.2013 tarih ve 36-294, 12.09.2024 tarihli ve 367-244; 22.5.2024 tarihli ve 423-162; 18.09.2024 tarihli ve 296-249 sayılı kararları başta olmak üzere birçok kararında da açıkça belirtildiği üzere; Amacı somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adeleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, suçun işlenmesi ile bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ve vicdani kanaat esasını benimseyen ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden birisi de doktrin ve uygulamada; suçsuzluk ya da masumiyet karinesi olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede; in dubio pro reo olarak ifade edilen şüpheden sanık yararlanır ilkesidir. Aynı zamanda bir güvence de olan bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılabilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikte ispat edilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olay ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık ispata dayanmalı, bu ispat hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkân vermemelidir. Toplanan delillerin bir kısmı gözetilip diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaat üzerinden yüksek de olsa bir ihtimalle sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan maddi gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir. Şu hâlde, sanığa isnat edilen fiilin sanık tarafından icra edildiğinin kabulü için, gerekçeli ve muhtemel şüphenin tamamen yenilmesi gerekir. Zira kabil-i telif olmayan şüphe ile gerçeğin yan yana mevcudiyeti ile vicdani kanaate ulaşılmasının, mantık ve hukuk kuralları bakımından mümkün olduğu söylenemez. B. Somut Olayda Hukuki Değerlendirme Katılan mağdurun, yaklaşık sekiz-dokuz yaşlarında bulunduğu dönemde, akrabası olan sanığın evinde ve aracında farklı zamanlarda gerçekleştirdiği; dudağından öpme, kucağına oturtma, kalçasına ve vücudunun çeşitli bölgelerine dokunma biçimindeki cinsel davranışlarla cinsel istismara maruz kaldığı, olayları zaman içerisinde yaşı büyüdükçe daha net anlamlandırmaya başlamasıyla birlikte gündelik hayatında agresif tutumlar sergileyip sinir krizleri geçirdiği ve intihar eğilimi gösterdiği, bu hususların arkadaşı tanık ... ile anne ve babasının beyanlarıyla doğrulandığı anlaşılmıştır. Katılan mağdurun yazdığı bir notu gören annesi ...’nün, kızıyla konuşarak istismarı öğrendiği, bir süre sonra da durumu kızının okulundaki rehber öğretmeniyle paylaştığı, bu sürecin ardından olayın adli makamlara intikal ettiği görülmüş, olayın ortaya çıkış ve adli mercilere yansıma biçimi, yaşanan travmanın doğal sonucu olarak hayatın olağan akışına uygun bulunmuştur. Cinsel istismar suçları niteliği gereği, mağdurları üzerinde derin ve kalıcı psikolojik etkiler bırakabilen, özellikle çocuk yaştaki mağdurlar bakımından yaşanan olayları algılama, anlamlandırma ve sağlıklı biçimde ifade edebilme süreçlerini olumsuz yönde etkileyen suç tipleri arasında yer almaktadır. Cinsel istismar suçlarının, mağdurlar üzerinde meydana getirdiği ağır psikolojik etkiler ve özellikle çocuk yaştaki mağdurların yaşanan olayların mahiyetini kavrama ve bunları sağlıklı biçimde ifade edebilme hususunda yaşadıkları güçlükler karşısında; mağdurların utanç, korku, baskı, tehdit, fail ile aralarındaki akrabalık veya yakınlık ilişkisi, aile düzeninin bozulacağı endişesi yahut maruz kaldıkları travmanın etkisiyle olayları uzun süre gizli tutabilmeleri olağan kabul edilmelidir. Bu nedenle suçun öğrenilmesinden hemen sonra şikâyette bulunulmamış olması, tek başına mağdur beyanlarının güvenilirliğini ortadan kaldıran veya anlatımların hayatın olağan akışına aykırı olduğunu gösteren bir husus olarak değerlendirilemez. Olayın gelişim seyri ile adli mercilere intikal sürecinin, her somut olayın kendi özellikleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerekir. Katılan mağdurun yaşananları söylememesi için sanığın tehdidine maruz kaldığı, yaşının küçüklüğü nedeniyle anlamlandıramadığı olayların büyüdükçe farkına varması üzerine kabullenemediği ve ruh sağlığının bozulduğu hususları da dikkate alındığında, yargılama konusu olayda katılan mağdurun istismara uğramasının üzerinden yaklaşık beş yıl sonra gerçekleşen şikâyetin, salt bu sebeple katılan mağdurun beyanın güvenilirliğini zedelediğinin kabulü isabetli olmayacaktır. Katılan mağdur, maruz kaldığı sanığın eylemlerini aşamalarda yazılı ve sözlü olarak yer, zaman, çevresel koşullar ve taraflar arasındaki diyalog ve etkileşimlere ilişkin ayrıntılara yer vererek istikrarlı biçimde anlatmış, kayıt altına alınan beyanlarındaki genel tutum ve davranışları samimi bulunmuş ve adli raporlar da bu tespitleri desteklemiştir. Sanık, katılan mağdurun kendi evlerinde gece kalmadığını savunmuş ise de; katılan mağdur ile anne ve babasının yanı sıra, sanığın eşi ve annesi olan tanıkların da katılan mağdurun zaman zaman sanığın evinde kaldığını beyan etmeleri karşısında bu savunmaya itibar edilememiştir. Keza sanık, soruşturma aşamasında katılan mağduru hiçbir şekilde okula veya eve götürmediğini ileri sürmüş, ancak kovuşturma aşamasında katılan mağduru bir kez evine bıraktığını kabul etmek suretiyle kendi savunmasıyla çelişkiye düşmüştür. Sanık, kollukta ve mahkemedeki savunmalarında, olayın adli mercilere bildirilmesinden önce katılan mağdurun dedesi ile yaşadığı tartışmalar nedeniyle aralarında husumet bulunduğunu ileri sürmüş ise de; sulh ceza hâkimliğindeki ifadesinde kendisine yöneltilen isnadın nedenini anlayamadığını belirtmesi, katılan mağdurun babası ... ile annesi ...’nün söz konusu tartışmanın yaşandığını doğrulamakla birlikte bu olayın kendileriyle herhangi bir ilgisinin bulunmadığını ve görüşmeye devam ettiklerini ifade etmeleri, ayrıca olayın doğal gelişim içerisinde adli makamlara intikal etmiş olması ile husumet savunmasına konu edilen tartışmanın üzerinden yaklaşık iki yıllık bir sürenin geçmiş bulunması birlikte değerlendirildiğinde; sanığın suçtan kurtulmaya yönelik olduğu anlaşılan savunmalarına itibar edilmesi mümkün görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle İlk Derece Mahkemesinin sanığa isnat edilen çocuğun cinsel istismarı suçunun sabit olduğuna ilişkin kabulü ile direnme gerekçesinin isabetli olduğu ve dosyanın uygulamanın denetlenmesi için Özel Daireye gönderilmesi gerektiği kabul edilmelidir. Çoğunluk görüşüne katılmayan yedi Ceza Genel Kurulu Üyesi; direnme gerekçesinin isabetli olmadığı, oluşan şüphe nedeniyle sanığa isnat edilen çocuğun cinsel istismarı suçundan beraat karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır.

V. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1- Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 28.03.2022 tarihli ve 23-125 sayılı mahkûmiyet hükmüne ilişkin direnme kararının gerekçesinin İSABETLİ OLDUĞUNA, 2- Dosyanın, uygulamanın denetlenmesi için Özel Daireye gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 11.03.2026 tarihli ilk müzakerede yasal ve yeterli çoğunluğun sağlanamaması nedeniyle 01.04.2026 tarihinde yapılan ikinci müzakerede oy çokluğu ile karar verildi.

Atıf: Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2023/470, K. 2026/200, T. 01.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-ceza-genel-kurulu-2023-470-e-2026-200-k-fee87d296e85