Yargıtay · Ceza Genel Kurulu
Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2022/566 E. 2025/152 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- Ceza Genel Kurulu
- Esas No
- 2022/566
- Karar No
- 2025/152
- Karar Tarihi
İtirazname No : 2021/152352 KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 1. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 3001-3242 I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanıklar ... ve ...’in kasten öldürme suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 81/1. maddesi uyarınca müebbet hapis cezası ile cezalandırılmalarına, sanık ...’in kasten öldürme suçuna azmettirmeden aynı Kanun’un 38/1, 81/1 ve 29/1. maddeleri uyarınca 18 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, tüm sanıklar yönünden aynı Kanun’un 53 ve 63. maddeleri uyarınca hak yoksunluğuna ve mahsuba ilişkin Erzurum 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 07.07.2021 tarihli ve 409-280 sayılı resen istinafa tabi olan hükümlerin sanıklar müdafileri, Cumhuriyet savcısı ve katılanlar vekilince istinaf edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesince 25.10.2021 tarih ve 3001-3242 sayı ile; hükümlerin düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. Kararın sanıklar müdafileri tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 30.06.2022 tarih ve 1171-5969 sayı ile; temyiz istemlerinin esastan reddiyle hükümlerin onanmasına karar verilmiştir. II. İTİRAZ SEBEPLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 19.09.2022 tarih ve 152352 sayı ile; "(…)Gerekçeli kararda delillerin yeterince tartışılmadığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin belirlenmesinde ve delillerle sonuç arasındaki bağ üzerinde durulmasında tutarlı olunmadığı, niçin bu sonuca ulaşıldığı anlatılırken yukarıda açıklandığı şekilde derin çelişkilere neden olunduğu, ...'in olay yerinde olup olmadığının belirlenmesi için önemli olan ve yukarıda açıklanan delillerin toplanmasına neden gerek görülmediğinin yeterli bir şekilde açıklanmadığı, bu sebeple olayın oluşuyla ilgili ... ve ... hakkındaki maddi olaya ilişkin kabullerin gerekçelerinin de çelişkili hâle geldiği anlaşıldığından, hükümlerin Anayasa'nın 141. ve 5271 sayılı CMK'nın 34., 230. ve 232. maddelerinde ve yukarıda belirtilen Anayasa Mahkemesi ile Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarında öngörülen şekilde kanuni ve yeterli gerekçeyi içermediği hâlde, belirtilen nedenlerden dolayı hükümlerin bozulmasına karar verilmesi gerektiği," görüşüyle itiraz yoluna başvurmuştur. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 1. Ceza Dairesince 10.11.2022 tarih ve 9086-8797 sayı ile; itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. III. UYUŞMAZLIK KAPSAMI VE KONUSU İtirazın kapsamına göre inceleme sanıklar ..., ... ve ... hakkında kasten öldürme suçu ile bu suça azmettirmeden kurulan hükümlerle sınırlı olarak yapılmıştır. Yargıtay 1. Ceza Dairesi ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; dosyadaki somut olgu ve olaylarla örtüşmeyen kabule dayanılarak sanıklar hakkında kurulan mahkûmiyet hükümlerinin, Anayasa'nın 141 ve CMK'nın 34, 230 ve 232. maddelerinde öngörülen şekilde yasal ve yeterli gerekçe içerip içermediğinin belirlenmesine ilişkindir. IV. OLAY VE OLGULAR İncelenen dosya kapsamından; Erzurum 1. Ağır Ceza Mahkemesince sanıklar hakkında kurulan mahkûmiyet hükümlerine ilişkin olarak; "Sanık savunmaları, tanık beyanları, olay tutanakları, kamera kayıtları, HTS ve baz bilgileri bütün olarak değerlendirildiğinde maktul ... ile sanık ...'in alacak verecek meselesi yüzünden telefonda tartıştıkları, sanık ve maktulün karşılıklı olarak birbirlerine küfrettiği, bu konuşmaların bir kısmını sanık ...'in duyduğu, sanık ... ve maktul yan yana iken telefonun açık kaldığı, maktulün sanık ...'in gıyabında da küfretmeye devam ettiği, ...'in bu küfürleri de duyduğu; akabinde maktulü geri aradığı, maktulle birlikte olan sanık ...'in ...'le hem kendi telefonundan hem de maktulün telefonundan konuştuğu, sanık ...'in beyanlarından sanık ...'in maktulu öldürmekle tehdit ettiği ve kardeşi ...'e maktulü öldürteceğini söylediğinin anlaşıldığı, sanık ...'in tevil yollu anlatımlarından da olayı ...'e anlattığı ve ...'i olay yerine gönderdiğinin anlaşıldığı, her ne kadar sanık ... atılı suçlamayı inkar etmiş ise de sanığın da tevil yollu anlatımlarından olay günü ...'in kendisini arayıp haber vermesi üzerine uyarmak amacıyla maktulün ağabeyi tanık ... ile görüştüğünü beyan ettiği, sanık ... ile maktul ...'ın en son 26.10.2018 günü saat 18.41 sıralarında konuştuğu, dolayısıyla cinayet saatinin bu saatten sonra olduğunun değerlendirildiği, sanık ...'in maktulle konuşmasından önce ve sonra sanık ...'i arayarak sanık ile konuştuğunun HTS kayıtlarından anlaşıldığı; sanık ...'in de ...'le konuştuğunu ikrar ettiği; sanıkların bu beyanları ve iletişim hâlinde olmalarından sanık ...'in maktulün yerini öğrendiği ve akabinde ...'e bilgi verdiğinin ...'in de maktulü bulmak üzere maktulün olduğu yere geldiğinin değerlendirildiği; olaya ilişkin kamera kayıtlarının incelenmesinde kamera açısı ve uzaklığı nedeniyle net görüntüler elde edilemediği; ancak soruşturma aşamasında sanık ...'e izlettirilen görüntülerde sanığın görüntülerde yer alan ve öndeki iki kişiyi takip ettiği anlaşılan şahsın kendisi olduğunu beyan ettiği; temin edilen kamera kayıtlarını ilişkin olarak tutulan tutanak içeriğinde kamera saati ile yerel saatin uygunluğundan bahsedilmemiş ise de sanık ...'in bu ikrarından olay günü maktulün peşinden gittiğinin anlaşıldığı, kamera kayıtlarından olayın gerçekleştiği boş tarlaya kamera saatine göre 18.37 sıralarında iki şahsın girdiği, peşlerinden 18.38 sıralarında açık renk giyimli bir şahsın geldiği, şahısların 18.40 sıralarında tarla içinde dolandıkları, akabinde şahıslardan bininin koşar adım uzaklaştığı, diğerinin ise yürüyerek olay yerinden ayrıldığının anlaşıldığı; bu şahıslardan açık giyimli olan şahsın sanık ... olduğunun değerlendirildiği, sanık ... ile maktulün önden açıklık alana gittiği, ...'in de arkalarından geldiği; sanık ...'in maktulü kasıtlı olarak suça konu yere götürdüğü ve sanık ...'e de maktulün yerini söylediği, sanık ...'in maktulü ve ...'i takip ederek yanlarına geldiği burada maktule 5-6 el ateş etmek suretiyle öldürdüğü; maktule ait ölü muayene, otopsi tutanakları ve ATK raporundan kesin ölüm nedenini ateşli silahla yaralanmasından kaynaklı olduğunun maktulde başkaca lezyon bulunmadığının tespit edildiği dikkate alındığında maktulün ...'in ateş etmesi sonucu öldüğünün sabit olduğu, maktul ile sanık ... arasında bir husumet bulunmadığı, ancak diğer sanık ...'in maktul ile tartışması üzerine sanığın durumu ...'e anlatması ve ...'den maktulü bulmasını istediğinin hem sanıkların tevil yollu ikrarı hem de sanık ...'in soruşturmada verdiği ilk ifadesinde sanık ...'in ...'i gönderip ...'ı öldürteceğini beyan etmesinden anlaşıldığı, bu hâli ile sanık ...'ün öldürme eylemi bakımından asli fail olduğu ve sanık ...'in ise azmettiren konumunda olduğu; sanık ...'in beyanlarında olayı ...'in organize ettiğini söylemiş ise de sanığın beyanları dışında sanık ...'e maktulü öldürmesini söylediğine dair bir delil bulunmadığı, bu anlamda sanık ...'in sorumluluğu cihetine gidilemeyeceği; sanık ...'in diğer sanıklarla uzaktan akraba olması nedeniyle sanık ...'le iş birliği yaptığı, tevil yollu ikrarlarından anlaşılacağı üzere sanık ... ile ve arayan diğer şahıslarla yaptığı konuşmalarda bu kişilerin kendisine bu meseleyi temizlemelerini söylediğinin anlaşıldığı, sanığın ... ve ... ile birlikte hareket ederek maktulün öldürülmesi amacıyla maktulü boş araziye götürdüğü ve maktulün yerini de sanık ...'e haber verdiği, ...'in de sanık ... ve maktulü takip ederek olay yerine geldiği, her iki sanığın fikir ve eylem birliği içerisinde maktulü kuytu bir yere götürmelerinin ve burada sanık ...'in maktulü vurarak öldürmesinde asli fail olarak hareket ettikleri, her ne kadar silahı ateşleyen kişinin ... olduğu sanık ...'in soruşturmadaki ilk beyanından ve mahkememiz huzurunda alınan beyanlarından anlaşılıyor ise de sanık ...'in olaydan sonra sanık ...'i ve ...'i arayarak o iş tamam dediği şeklindeki tevil yollu ikrarı ile sanığın olayın başından sonuna kadar olan rolü dikkate alındığında sanık ...'le iştirak hâlinde hareket ettiğinin sabit olduğu, müşterek faillikte suçun vücut bulması için suçun işlenmesine katılan her bir failin eyleminin zorunlu katkısına ihtiyaç duyulması hâlinde söz konusu olacağı, sanık ...'in maktulün yerini söylemesi ve maktulü boş bir araziye götürerek sanık ...'le birlikte maktul ve fiil üzerinde fiili olarak hâkimiyet kurduğu; sanığın soruşturma sırasında ...'ı kendisinin vurduğuna ilişkin beyanlarının gerçeği yansıtmadığı, baskı ve yönlendirme ile verildiği, sanığın soruşturma aşamasında verdiği ilk beyanı ile mahkememiz huzurunda verdiği beyanlarının olayın akışına ve dosyadaki delillere uygun olduğu anlaşılmakla yukarıda anlatıldığı şekilde gerçekleşen olayda asli fail sıfatıyla cezalandırılmasına karar verilmiştir. Her ne kadar sanık ... hakkında dosyada mevcut iddianame ile kasten öldürme suçuna azmettirme suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmış ise de; sanığın atılı suçu işlediğine dair sanık ...'İn soyut beyanı dışında her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı deliller elde edilemediği gibi bu konuda da bir vicdani kanıya varılmadığından, sanığın bu suçtan CMK'nın 223/2-e maddesi uyarınca beraatine karar verilmiştir. Yukarıda anlatıldığı üzere sanık ...'ın maktul ...'e karşı kasten insan öldürme suçunu işediği sabit olduğundan eylemine uyan 5237 sayılı TCK’nın 81/1 maddesi uyarınca müebbet hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmiştir. Sanığın kişiliği, sosyal ilişkileri ve sabıkalı geçmişi dikkate alındığında mahkememizde sanık hakkında olumlu kanaat oluşmadığından takdiri indirim yapılmamıştır. Sanık ...'in maktul ...'e karşı kasten insan öldürme suçunu işlediği anlaşılmış olup eylemine uyan 5237 sayılı TCK'nın 81/1. maddesi uyarınca (sehven 38 delaleti ile denilmiş olup bu husus maddi hata niteliğindedir.) uyarınca müebbet hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmiştir. Sanığın kişiliği, sosyal ilişkileri ve sabıkalı geçmişi dikkate alındığında mahkememizde sanık hakkında olumlu kanaat oluşmadığından takdir indirim yapılmamıştır. Yine sanığa yönelik maktulün haksız tahrik içeren herhangi bir eylemi bulunmadığından lehe ya da aleyhe başka bir kanun maddesi uygulanmamıştır. Sanık ...'in diğer sanıklar ... ve ...'i maktul ...'ı öldürmeye azmettirdiği anlaşıldığından eylemine uyan 5237 sayılı TCK’nın 38/1. maddesi delaletiyle 81/1. maddesi uyarınca müebbet hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmiştir. Sanığın eylemini tarafların telefonda tartışmaları ve küfürleşmeleri üzerine haksız tahrik altında gerçekleştirdiği anlaşılmakla; haksız tahriği oluşturan fiilin sanık üzerindeki etkisi dikkate alınarak 5237 sayılı TCK'nın 29/1. maddesi uyarınca takdiren sanığın 18 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmiştir. Sanığın kişiliği, sosyal ilişkileri ve sabıkalı geçmişi dikkate alındığında mahkememizde sanık hakkında olumlu kanaat oluşmadığından takdir indirim uygulanmamıştır." şeklinde gerekçe gösterildiği, Anlaşılmaktadır. V. GEREKÇE A. İlgili Mevzuat ve Öğretide Uyuşmazlık Konularına İlişkin Görüşler Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın "Duruşmaların açık ve kararların gerekçeli olması" başlıklı 141. maddesinin üçüncü fıkrası; "Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır." şeklinde düzenlenmiştir. CMK'nın "Kararların gerekçeli olması" başlığını taşıyan 34. maddesinin birinci fıkrasında; "Hâkim ve mahkemelerin her türlü kararı, karşı oy dahil, gerekçeli olarak yazılır. Gerekçenin yazımında 230. madde göz önünde bulundurulur. Kararların örneklerinde karşı oylar da gösterilir.", "Hükmün gerekçesinde gösterilmesi gereken hususlar" başlıklı 230. maddesinde de; "(1) Mahkûmiyet hükmünün gerekçesinde aşağıdaki hususlar gösterilir: a) İddia ve savunmada ileri sürülen görüşler. b) Delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin belirtilmesi; bu kapsamda dosya içerisinde bulunan ve hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delillerin ayrıca ve açıkça gösterilmesi. c) Ulaşılan kanaat, sanığın suç oluşturduğu sabit görülen fiili ve bunun nitelendirilmesi; bu hususta ileri sürülen istemleri de dikkate alarak, Türk Ceza Kanunu'nun 61 ve 62. maddelerinde belirlenen sıra ve esaslara göre cezanın belirlenmesi; yine aynı Kanun'un 53 ve devamı maddelerine göre, cezaya mahkûmiyet yerine veya cezanın yanı sıra uygulanacak güvenlik tedbirinin belirlenmesi. d) Cezanın ertelenmesine, hapis cezasının adlî para cezasına veya tedbirlerden birine çevrilmesine veya ek güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına veya bu hususlara ilişkin istemlerin kabul veya reddine ait dayanaklar. (2) Beraat hükmünün gerekçesinde, 223. maddenin ikinci fıkrasında belirtilen hâllerden hangisine dayanıldığının gösterilmesi gerekir. (3) Ceza verilmesine yer olmadığına dair kararın gerekçesinde, 223. maddenin üçüncü ve dördüncü fıkralarında belirtilen hâllerden hangisine dayanıldığının gösterilmesi gerekir. (4) Yukarıdaki fıkralarda belirtilen hükümlerin dışında başka bir karar veya hükmün verilmesi hâlinde bunun nedenleri gerekçede gösterilir.", Hükümlerine yer verilmiştir. Ceza Genel Kurulunun 2003/7-223, 2003/239 ve 2004/4-23, 2004/38 sayılı kararlarında da açıklandığı üzere; karar; sorun, gerekçe ve sonuç bölümlerinden oluşur. Sorun bölümünde, somut olay ile suçun işlenmesindeki özellikler ve suçun ne şekilde işlendiği açıklanmalı, gerekçe kısmında mevcut deliller irdelenmeli, delillerle sonuç arasındaki bağ, diğer bir söylemle neden bu sonuca varıldığı anlatılmalı ve hukuki nitelendirme yer almalıdır. Sonuç, hüküm kısmında ise CMUK'un 268. maddesi uyarınca, verilen kararın ne olduğu, uygulanan yasa maddeleri, hükmolunan ceza miktarı, yasa yollarına başvurmanın mümkün olup olmadığı duraksamaya yer vermeyecek biçimde açıkça gösterilmelidir. Gerekçe/esbabı mucibe; tarafların esasa müessir iddia, savunma ve taleplerinin dinlendiğini, hangisinin hangi nedenle makbul addedilip üstün tutulduğunu, hangi beyan ya da delilin niçin kabul edilmediğini (AİHM, Kuznetsov/Rusya, B. No: 184/02, 11/4/2007, §§ 84, 85, Boldea/Romanya, B. No: 19997/02, 15/2/2007, § 30; Hiro Balani/İspanya, B. No: 18064/91, 9/12/1994, § 27.), bu cümleden olarak; maddi vakıanın kabulüne hangi delillere dayanılarak ulaşıldığını açıklamalıdır. Karar mahkûmiyete ilişkin ise; eylemin hangi suçu oluşturduğuna dair hukuki değerlendirmeler ile cezanın belirlenmesi ve kişiselleştirilmesine ilişkin kriterlerin, somut olaya özgü hangi olgusal temellere göre belirlendiğini gösterilmelidir. Yargılama faaliyeti sonucunda ortaya çıkan vicdani kanaatin oluşum sürecinin inikâsı olan gerekçe; akla, bilime, hukuka ve dosya kapsamına uygun, tarafların ve kamuoyunun ikna ve güveni ile kanun yolu mahkemelerinin denetimine elverişli yeterlilikte (Hadjianastassiou/Yunanistan, B. No: 12945/87, 16/12/1992, § 33) olduğunu açıkça ortaya koymalı, gerek kendi içinde gerekse hüküm fıkrası ile çelişki oluşturacak ifade ve unsurlar barındırmamalıdır. Nihayet bir cihette hükmün meşruiyetini tahkim eden hukuki ve edebi bir ... olması itibarıyla insan onuruna, mahkemenin mehabetine, hukuk biliminin gerekleri ile temel kavramların da özgün anlamları ile kullanıldığı Türkçenin belagat ve selasetine yaraşır bir üslupla kaleme alınmalıdır. Gerekçeli karar hakkı, kişilerin adil bir şekilde yargılanmalarını sağlamayı ve denetlemeyi amaçlamakta, tarafların muhakeme sırasında ileri sürdükleri iddialarının kurallara uygun biçimde incelenip incelenmediğini bilmeleri ve ayrıca demokratik bir toplumda, kendi adlarına verilen yargı kararlarının sebeplerini toplumun öğrenmesinin sağlanması için de gerekli olmaktadır (Sencer Başat ve diğerleri [GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, §§ 31, 34.). Hükmün gerekçeyi ihtiva etmemesi, CMK'nın 289/1-9 ve 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesi uyarınca karar tarihi itibarıyla uygulanması gereken 308/7. maddeleri uyarınca hukuka kesin aykırılık hâllerinden birini oluşturacaktır. Öte yandan; Anayasa'nın 138/1. ve CMK’nın 217/1. maddeleri ile Anayasa’nın 38. ve İHAS’nin 6/2. maddeleri sarahatine göre ispat hukuku bakımından vicdani kanaat esasını benimseyen ceza muhakememizin amacı, maddi gerçeği insan onuruna yaraşır biçimde ortaya çıkarmaktır. Geçmişte yaşanan ya da yaşandığı iddia olunan bu vakıayı/maddi gerçekliği, olay mahkemesi yapacağı öğrenme yargılaması ile taraflar ve delillerle doğrudan muhatap olup muhakeme hukukuna ilişkin normlar doğrultusunda, gerektiğinde mantık ilminden ve tecrübe kurallarından da faydalanarak sonradan mahkeme önünde temsil etmeye çalışacak, böylece sezgileriyle değil akıl yoluyla vicdani kanaate ulaşarak (... Feyzioğlu, Ceza Muhakemesinde Vicdani Kanaat, Yetkin Yayınevi, s. 139) maddi sorunu çözecektir. Bu yetki münhasıran olay mahkemesine aittir. Vicdani kanaate ulaşılması, isnat olunan fiilin ispatlandığı anlamına gelir. Bu nedenle, vicdani kanaat hukuki sorunla değil, maddi sorunla ilgili bir kavramdır ve vicdani kanaate ulaşacak makam da maddi uyuşmazlığı çözmeye yetkili derece mahkemeleridir. Hukuki sorunun çözümünde vicdani kanaat ölçütü kullanılamaz. Çünkü; hukuki sorunun doğru çözümü, maddi olaya uygulanması gereken hukuk kurallarının doğru bulunması ve doğru yorumlanması ile ilgilidir. Vicdani ispat sisteminde hâkimler, hür vicdanlarına göre hüküm verirler. Her türlü delil aracı, kural olarak kullanılabilir ve bunlar serbestçe değerlendirilir. Ancak bu serbestliğin sınırını yine hukuk belirler. Nitekim, Anayasa'nın 138/1. maddesine göre hâkim, vicdani kanaatini oluştururken, Anayasa’nın, kanunların ve hukukun çizdiği çerçevede kalmak zorundadır. Delil araçlarının ne zaman ve kimler tarafından ikame edilebileceği, bunların muhakemede tabi tutulacakları işlemler, delil aracı ikame taleplerinin hangi şartlarda reddolunabileceği, çelişme yönteminin nasıl hayata geçirileceği, delil aracı yasaklarının neler olduğu gibi konular hukuk tarafından düzenlenir (Feyzioğlu, s. 357). Kural olarak delillerle doğrudan temas kurmayan ve öğrenme yargılaması yapamayan Yargıtayın, hukuka uygun olarak elde edilen delilleri takdir etme ve bu suretle ilk derece mahkemelerinin vicdani kanaatini denetleme, aslında olayın nasıl cereyan ettiğini ortaya koyma imkanı bulunmamaktadır. Ancak hükmün gerekçesini esas alarak, bu delillerle varılan sonucun/kabul edilen maddi vakıanın, akıl yürütme/mantık kurallarına, genel hayat tecrübelerine ve bilimsel kaidelere uygun olup olmadığını denetleyebileceğinde de kuşku yoktur. 288. maddenin Hükûmet Tasarısı'ndaki gerekçesinde bu duruma: "Delillerin yanlış değerlendirilmesi, kuralların yorumunu ve eylemin gerçek niteliğinin saptanmasını etkilediğinde elbetteki hukuka aykırılık oluşturur." denilerek işaret edilmiştir. Uygulama da bu şekilde istikrar kazanmıştır. Doktrinde Yenisey aynı düşünceyi; "Bir hukuk normu olmayan fizik ve mantık kuralları ve tecrübe kaidesi, bir hukuk normu gibi ele alınarak bunlara aykırı olan vicdani kanaatin denetlenmesine imkan sağlamaktadır." (Feridun Yenisey, İstinafta Maddi Ve Hukuki Mesele Denetimi, Dr. Silvia Tellenbach'a Armağan, Seçkin Yayınları, Syf. 1282) diyerek benimsendiğini ifade etmiştir. Çünkü sağlıklı bir hukuki denetimin ön şartı, maddi vakıanın usulüne uygun, tam ve doğru olarak belirlenmiş olmasıdır. B. Somut Olayda Hukuki Değerlendirme Sanıklar ... ve ...’in kasten öldürme, sanık ...’in ise kasten öldürme suçuna azmettirmeden mahkûmiyetlerine karar verilen dosyada, Gerekçeli kararda; "Sanık ...'in ise kayıtlarında 26.10.2018-27.10.2018 tarihlerinde baz bilgilerinin ... köyü ve ... köyü, Sarıkamış'tan sinyal verdiği; sanık ...'in ikrarı ile de sabit olduğu üzere olay günü maktulle görüşmek üzere ...'a gittiğinin anlaşılması karşısında," ibaresine yer verilmiş ise de, sanığın aşamalardaki tüm savunmalarında, maktul ile görüşmek için ...’a gitmediğini, olay günü Sarıkamış ilçesinden ayrılmadığını, kullandığı telefon hattına ilişkin HTS kayıtlarından da bu durumun anlaşılacağını, yine buna ilişkin tanıkları da olduğunu ileri sürdüğü, gerekçeli karardaki bu ibarenin aksine sanığın ne tevilli, ne de doğrudan ...’a gittiği yönünde hiçbir ikrarının bulunmaması, "Sanık ...'in de sanık ...'i defaatle aradığının HTS kayıtlarından anlaşıldığı," belirtilmesine karşın dosyadaki HTS kayıtlarından, sanıklar ... ile ... arasında olay günü ve olaydan sonraki iki günü kapsayan 26.10.2018 ile 28.10.2018 tarihleri arasında hiçbir görüşmenin bulunmadığı, Sanık ...’ın olay günü kabul edilen 26.10.2018 tarihinde ...’i saat 18.34 ve 18.55’te aradığı belirtilmesine karşın, bahsedilen görüşmelerin ... ile ... ... adına kayıtlı 539 *** ** ** hattı kullanan ve hakkında beraat kararı verilen ... arasında gerçekleştirildiği, 18.34’teki görüşme sırasında ...’in Rize il merkezinde, 18.55’teki görüşme sırasında ise Sürmene ilçesinde bulunduğu, sanık ...’in 18.34 ve 18.55’te ne ... ile ne de başka bir kişiyle herhangi bir görüşmesinin olduğu, Sanık ...'in cezaevi aracılığıyla gönderdiği 20.09.2019 tarihli dilekçesinde önceki beyanlarıyla çelişik savunmada bulunduğu belirtilmiş ise de, dosya arasındaki tek sayfalık dilekçe incelendiğinde, ...'in bu dilekçede tüm yargılama boyunca savunduğu gibi, olay tarihinde Sarıkamış'ın ... köyünde bulunduğunu ifade ettiği, bu itibarla söz konusu dilekçede önceki savunmalarıyla çelişkili herhangi bir beyanının olmadığı, "Yine mahkememiz huzurunda da alınan beyanında da ... ile konuştuğunu, ...'in yanındayken sanık ...'i aradığını, çok kısa konuştuklarını, sonrasında ...'in kendisi 2-3 kez aradığını ancak telefonu açmadığını söylediği," ibaresine yer verilmiş ise de; sanık ...’in 27.09.2019 tarihli 1. celsedeki savunmasında "... beni aradı. Saat akşam 6.00 gibiydi. '... bana küfrediyor. ...'ün yanına git' dedi. Gittim yanına, 'Kardeşine söyle, kardeşime küfretmesin.' dedim. 'Tamam.' dedi. ‘Sarhoş olmuş.' dedi. Ben ...'in yanında ...'ı aradım. Telefonu açan ... ...'tı. Ben de yüzüne kapattım. Bizim aramamızda herhangi bir görüşme geç(me)di. 'Alo ...' dedim. O da 'Ben ....' dedi, telefonu kapattı. ... ... 3 kere üst üste aradı, meşgule attım ve eve geldim." şeklinde beyanda bulunduğu, sanık ...’in kullandığı 534 *** ** ** numaralı telefona ilişkin HTS kayıtları incelendiğinde, sanığın savunmasında belirttiği aramaların 26.10.2018 tarihinde saat 17.59 ve 18.00’de yapıldığı, sanık ...'in aradığı kişinin ... değil, 544*** ** ** numaralı hattı kullanan ve ...’ın kardeşi olan ... ... olduğu, baz istasyonu bilgilerine göre gerek ...'in gerekse de görüştüğü ... ...’ın Sarıkamış ilçesinin ... köyündeki baz istasyonu vasıtasıyla görüştükleri, Sanık ... tarafından kullanıldığı kabul edilen ve sanığın adına kayıtlı olan 534 *** ** ** numaralı telefon hattının HTS raporlarının incelenmesinden, sanık ...’in, Mahkemece suçun işlendiği kabul edilen saat 18.40 sıralarında, bu saatten önce ve bu saatten sonra çok sayıda telefon görüşmesinin bulunduğu, tüm bu görüşmelerin olayın meydana geldiği yere yaklaşık 50 km uzaktaki Sarıkamış ilçesindeki ... köyünde yapıldığı, olayın meydana geldiği gün ... köyünden hiç ayrılmadığını, ...’a da gitmediğini ileri süren sanığın bu savunmalarına, herhangi bir araştırma, maddi delil ve tespite dayanmaksızın "Sanığın başka bir telefon kullanıyor olabileceği" varsayımıyla itibar edilmemesi, Sanıkların suçlarının sübutuna ilişkin "Sanık ...'in diğer sanıklarla uzaktan akraba olması nedeniyle sanık ...'le iş birliği yaptığı," belirtilmesine karşın, sanık ...’in 27.08.2019 tarihli 1. celsedeki savunmasında "... ve ... abilerim olur. ..., ... ile akrabalığım yoktur. Aynı köydeniz." şeklinde beyanda bulunduğu, sanık ...’ın da aynı celsede "...'ı aynı köydeniz oradan tanıyorum. ..., ... ve ...'i yine aynı köyden ve daha öncesinde beraber çalışmasından tanıyorum." şeklinde ifade verdiği ve ... ailesi ile akraba olduklarına ilişkin herhangi bir beyanın olmadığı, dosya içersindeki nüfus kayıt tablolarından da akrabalık ilişkisinin varlığına ilişkin bir kaydın bulunmaması, Sanık ... ile olay günü çok sayıda telefon görüşmeleri bulunan inceleme dışı sanık ... hakkında kasten öldürme suçuna azmettirmeden beraat kararı verilirken "Sanığın atılı suçu işlediğine dair sanık ...'in soyut beyanı dışında her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı deliller elde edilemediği" gerekçe gösterilmesine karşın, kolluktaki ifadesinde maktulü ...’in öldürdüğünü, savcılıktaki ifadesinde maktule ...'in verdiği silahla kendisinin ateş ettiğini, 20.12.2018 tarihli ek ifadesinde ise kolluk ifadesinin doğru olduğunu ifade eden sanık ...’ın, aşamalarda esaslı değişiklikler gösteren çelişkili beyanlarının beraat kararı verilen inceleme dışı sanık ... yönünden "soyut" kabul edilirken; sanık ... yönünden mahkûmiyete esas delil olarak kabul edilmesi, Kendi beyanına göre sık sık alkol alan, tekel büfesi işletmecisi tanık ...’ın soruşturma ve yargılama aşamasında verdiği ifadeler ve kendisine yaptırılan fotoğraflı ve canlı teşhisler arasındaki tutarsız ve çelişkili beyanlarına ne suretle itibar edildiğinin yeterince açıklanmamış olması karşısında; Her ne kadar kural olarak delillerle doğrudan temas kurmayan ve öğrenme yargılaması yapamayan Yargıtayın, hukuka uygun olarak elde edilen delilleri takdir etme ve bu suretle ilk derece mahkemelerinin vicdani kanaatini denetleme, aslında olayın nasıl cereyan ettiğini ortaya koyma imkânı bulunmasa da; hükmün gerekçesini esas alarak, bu delillerle varılan sonucun/kabul edilen maddi vakıanın, akıl yürütme/mantık kurallarına, genel hayat tecrübelerine ve bilimsel kaidelere uygun olup olmadığını denetleyebileceğinde de kuşku bulunmadığından, yukarıda açıklandığı şekilde dosya kapsamındaki somut olgu ve delillerle örtüşmeyen ve esaslı tenakuzlar içeren olay kabulü ile sanıkların mahkûmiyetlerine karar verilen hükümlerin Anayasa'nın 141 ile CMK'nın 34, 230 ve 232. maddelerinde öngörülen şekilde kanuni ve yeterli gerekçeyi içermediği kabul edilmelidir. Bu itibarla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne Özel Dairenin temyiz istemlerinin esastan reddiyle hükümlerin onanmasına kararının kaldırılmasına, Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesince verilen istinaf taleplerinin düzeltilerek esastan reddi kararının; sanıklar ..., ... ve ... hakkında kurulan mahkûmiyet hükümlerinin, Anayasa'nın 141 ve CMK'nın 34, 230 ve 232. maddelerinde öngörülen şekilde kanuni ve yeterli gerekçeyi içermemesi isabetsizliğinden sair yönleri incelenmeksizin bozulmasına karar verilmelidir. VI. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE, 2- Yargıtay 1. Ceza Dairesince verilen 30.06.2022 tarih ve 1171-5969 sayılı; temyiz istemlerinin esastan reddiyle hükümlerin onanmasına dair kararın sanıklar ..., ... ve ... hakkındaki hükümler yönünden KALDIRILMASINA, 3- Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesince verilen 25.10.2021 tarih ve 3001-3242 sayılı kararın; dosyadaki somut olgu ve olaylarla örtüşmeyen kabule dayanılarak sanıklar ..., ... ve ... hakkında kurulan mahkûmiyet hükümlerinin; Anayasa'nın 141 ve CMK'nın 34, 230 ve 232. maddelerinde öngörülen şekilde yasal ve yeterli gerekçe içermemesi nedeniyle sair yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA, 4- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.04.2025 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.