Yargıtay · Ceza Genel Kurulu

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2022/333 E. 2025/94 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
Ceza Genel Kurulu
Esas No
2022/333
Karar No
2025/94
Karar Tarihi

İtirazname No : 2017/68762 KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 1. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ağır Ceza SAYISI : 77-249 I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanığın nitelikli kasten öldürme suçuna azmettirmeden 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 38/1 maddesi delaletiyle 82/1-a-j, 62, 53 ve 63. maddeleri uyarınca müebbet hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba ilişkin Batman 2. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 02.05.2014 tarihli ve 128-164 sayılı, resen temyize tabi olan hükmün, sanık müdafii ve Cumhuriyet savcısı tarafından da temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 25.01.2017 tarih ve 6065-124 sayı ile; "...1-Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 20.10.2009 gün ve 2009/1-85/242 sayılı kararında açıklandığı üzere; sanıklardan birisinin savunulmasının diğer sanık yönünden savunmada zaafiyet yarattığı durumlarda menfaat uyuşmazlığı bulunduğunun kabulü gerektiği; iştirak halinde kasten öldürme suçlarından yargılanan sanıklar ... ve ... (... oğlu) arasında menfaat çatışmasının oluştuğu anlaşılmakla; sanıkların ayrı ayrı müdafiler yerine ortak müdafiler tarafından savunmalarının yapılması suretiyle 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 38/1 ve 5271 sayılı CMK’nun 152. maddelerine aykırı davranılması, 2- 04.11.2013 tarihli duruşma tutanağı ile 10.12.2013, 16.01.2014, 02.04.2014 tarihli tutukluluk değerlendirme tutanaklarında zabıt katibinin elektronik veya ıslak imzalarının bulunmaması..." isabetsizliklerinden diğer yönleri incelenmeksizin bozulmasına karar verilmiştir. Bozmaya uyan Batman 2. Ağır Ceza Mahkemesince 18.10.2017 tarih ve 77-249 sayı ile nitelikli kasten öldürme suçuna azmettirmeden sanığın ilk hüküm gibi mahkûmiyetine ilişkin ve resen temyize tabi olan hükmün, sanık müdafii ile Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 1. Ceza Dairesince 20.05.2021 tarih, 3091-8465 sayı ve oy çokluğuyla onanmasına karar verilmiştir. Daire Başkanı ... ve Daire Üyesi ...; "Maktul ...’nin 03.11.2012 tarihinde tasarlayarak öldürülmesi olayında; sanıklar ..., ...’ın TCK’nin 38. md., sanıklar ... ve ...’in TCK’nin 37. md., sanık ...’nin TCK’nin 39. md. delaletiyle TCK’nin 82/1-a maddelerinden cezalandırılmalarına dair yerel mahkeme kararının onanmasına dair Dairemizin çoğunluk görüşüne sanık ...’in müsnet suçu işlediğine dair kesin, yeterli ve inandırıcı bir delil bulunmadığından beraat etmesi gerektiği gerekçesi ile katılmıyoruz. Şöyle ki; ... Aşiretinden maktul ...’nin babası ...’ın, ... Aşiretinden sanık ...’in babasının da içinde bulunduğu birilerince 1979 yılında öldürüldüğü, 1 yıl sonra da (1980 yılında) bu kez ...’nun babası ...'nun ... aşiretinden maktul ...’nin de içinde olduğu kişilerce öldürüldüğü, bu olayda maktul ... ’in yargılanıp beraat ettiği, olayın üzerinden yaklaşık 32 yıllık bir sürenin geçtiği, bu kez sanık ...’nun tasarlayarak ve kan gütme saiki ile babasını öldürenlerden olduğu gerekçesi ile yargılanıp beraat eden maktul ... ...’yi öldürmeleri için aynı aşiretten ve yine akraba olan sanık ... ile birlikte diğer sanıkları azmettirdiği iddiası ile kamu davası açılmış ise de; sanık ...’in diğer sanık ... ile birlikte diğer sanıkları azmettirdiğine dair dosyada hiçbir delil bulunmadığı, sanıklardan ... ve ...’ın yargılama aşamasında suçlamayla ilgili itiraflarda bulunarak olayın açığa çıkmasını sağladıkları, ancak bu itiraflar da dahil sanık ... aleyhine müsnet suçun işlenmesi için diğer sanıkları azmettirdiğine dair delil bulunmadığı anlaşılmakla, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereği sanığın müsnet suçtan beraatine karar vermek gerekir iken müsnet suçtan cezalandırılmasına dair verilen kararı onaylayan Dairemizin çoğunluk görüşüne katılmıyoruz." düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır. II. İTİRAZ SEBEPLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 15.09.2021 tarih ve 68762 sayı ile; "...Hükümlünün, hükümlü ...'ın azmettirmesi sonucu, hükümlüler ... ... ve ...'nin 'fail', hükümlü ...'nin 'yardım eden' sıfatıyla katılıp işledikleri fiile iştirak ettiğine dair, her türlü şüpheden uzak, mahkûmiyetine yeter derece ve nitelikte, kesin ve inandırıcı kanıtlar bulunmadığı hâlde, CMK'nın 223/2-e maddesi uyarınca hakkında beraat karar verilmesi yerine, önceki olayda kendi babasının öldürülmesi, 30/09/2012- 18/10/2012 tarihleri arasında ...'la yaptığı ve içeriği tespit edilmeyen telefon görüşmeleri, suçta kullanılan aracın bu telefon görüşmelerinin kesilmesinden üç gün sonra kiralanması, eylemin, ...'in annesinin vefatından hemen ardından gerçekleştirilmesi gibi soyut delillerle, maktulün ailesi ile aralarındaki kan davasının devam ettiği ve kendisinin de mutlaka birileri tarafından azmettirildiğine yönelik tahminler gerekçe yapılarak, yazılı biçimde mahkumiyet kararı verilmesinin kanuna aykırı olduğu" düşüncesiyle itiraz yoluna başvurulmuştur. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 1. Ceza Dairesince 16.05.2022 tarih, 12555-3598 sayı ve oy çokluğuyla itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan nedenlerle karara bağlanmıştır. III. UYUŞMAZLIĞIN KAPSAMI, KONUSU VE ÖN SORUN İnceleme dışı sanık ... (... oğlu) ... hakkında dolandırıcılık suçundan kurulan beraat hükmü temyiz edilmeksizin; sanık ... hakkında nitelikli kasten öldürmeye azmettirme suçundan, sanıklar ..., ... ve ... (... oğlu) ... hakkında müşterek fail sıfatıyla nitelikli kasten öldürme suçundan, sanık ... hakkında nitelikli kasten öldürme suçuna yardım etme ve sanık ... hakkında şantaj suçundan kurulan mahkûmiyet hükümleri ise onanmak suretiyle kesinleşmiş olup itirazın kapsamına göre inceleme; sanık ... hakkında nitelikli kasten öldürmeye azmettirme suçundan kurulan mahkûmiyet hükmü ile sınırlı olarak yapılmıştır. Özel Daire çoğunluğu ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanık ...’na isnat edilen nitelikli kasten öldürmeye azmettirme suçunun sabit olup olmadığının belirlenmesine ilişkin ise de; 12.02.2025 tarihli müzakerede, bir kısım Ceza Genel Kurulu Üyelerince, sanık hakkında eksik araştırma sonucu karar verilip verilmediğinin tartışılması gerektiğinin ileri sürülmesi üzerine, Yargıtay İç Yönetmeliği'nin 27. maddesi uyarınca öncelikle bu hususun değerlendirilmesi gerekmiştir. IV. ÖN SORUNA İLİŞKİN BİLGİ VE BELGELER İncelenen dosya kapsamından; Batman Ağır Ceza Mahkemesince 24.12.1990 tarih ve 32-80 sayı ile; ... ve ... aileleri arasında 10.08.1979 tarihinde çıkan silahlı çatışma neticesinde sanığın babası olan ...'ında öldürüldüğü, PKK terör örgütü tarafından ölümün üstlenilmesi ve olayın failinin kimler olduğuna dair kesin bir kanaat oluşmaması nedeniyle aralarında maktulün de yer aldığı on dokuz sanığın müsnet suçtan beraatlerine karar verildiği, UYAP sisteminde yapılan araştırmada; sanık ...'in annesi ...'nin 29.10.2012'de vefat ettiği, 03.11.2012 tarihli tutanakta; maktulün 03.11.2012 tarihinde saat 04.20 sularında ... ili... Beldesi camiinde sabah namazını kılarken av tüfeği ile vurularak öldürüldüğü, 03.11.2012 tarihli yerel internet haber sitesinde (www.....com.tr); "Maktul ...`nin, 30-40 yıl önceki bir kan davasından dolayı öldürüldüğü iddia edilirken, jandarma olayla ilgili soruşturma başlattı" ifadelerinin yer aldığı, 30.11.2012 tarihinde Asayiş Şube Müdürlüğüne hitaben düzenlenen raporda; olayın aydınlatılmasına yönelik yapılan araştırmada, maktulün olay tarihinden yaklaşık 30 yıl öncesinde eski soyadı ... olan ... ailesi ile arasında kan davası olduğu, bu aile ile akrabalık bağı bulunan ve ... köyünde ikamet eden inceleme dışı sanık ...'ın; ... ... Mahallesinde ikamet eden ve geçimini gayrimeşru yollardan sağlayan inceleme dışı sanık ... ile irtibata geçerek maktulün 30 yıl önce amcasını silahla kendi gözü önünde öldürdüğünü, bu nedenle bu şahsı öldürtmek istediğini, silahı kendisinin temin edeceğini ve karşılığında 100.000 TL vereceğini söylemesi üzerine; ...'ın bu işi kendisinin yapamayacağını ancak yapabilecek kişileri bulabileceğini ifade ettiği, sonrasında inceleme dışı sanıklar ..., ..., ... ve ... ile görüşerek konuyu onlara anlattıkları ve adı geçenlerin olaydan bir gün önce düğünde eğlenip alkol aldıkları sırada inceleme dışı sanık ...'ın bir av tüfeğini bu şahıslara teslim ettiği, adı geçen şahısların aynı gece saat 03.00 sıralarında ... tarafından kiralanan bir araçla... köyüne giderek maktulün evinin yanında bir süre bekledikleri, maktulün camiye girdiğini tespit etmeleri üzerine inceleme dışı sanıklar ... ve ...'ın da camiye girdiği, akabinde maktulün inceleme dışı sanık ... tarafından namaz kılarken ateş edilmek suretiyle öldürüldüğü, olaydan sonra aynı araçla kaçan inceleme dışı sanıkların ... ilçesine gittikleri, burada ... Otelinde kaldıkları, sonrasında inceleme dışı sanık ...'ın da bu işe aracılık yaptığı için para talep ettiği ve neticeten 100.000 TL'nin ... ile inceleme dışı sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... arasında bölünerek 20.000'er TL hâlinde teslim alındığı bilgilerine ulaşıldığının yazılı olduğu, Batman Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 08.04.2013 tarihli ve 1426-179 sayılı iddianamede özetle; sanığın babasının, maktulünde arasında bulunduğu kişilere 10.08.1979 tarihinde çıkan silahlı çatışmada öldürüldüğü, bu nedenle iki aile arasında kan davası olduğu, sanığın annesinin ölümü üzerine husumetin canlandığı ve kan gütme saikinin yeniden belirdiği, sanığın inceleme dışı sanık ...'ı azmettirdiği, inceleme dışı sanık ...'ın ise inceleme dışı sanıklar ..., ..., ... (... oğlu) ve ...'ı maktulü öldürmeleri için azmettirdiği, keza inceleme dışı sanık ... ile maktul arasında sanığın kan davası dışında öldürmeyi gerektirecek başkaca bir husumetin bulunmadığı, inceleme dışı sanık ...'ın sanığın 15 yaşında iken babasının öldürülmesi anını sanki kendi yaşamış gibi diğer inceleme dışı sanıklara anlattığı, sanık ile inceleme dışı sanık ... arasındaki cep telefonu görüşme kayıtlarının suç tarihinden sonra birden kesildiği, açıklanan bu nedenlerle sanığın inceleme dışı sanık ...'ı diğer sanıkların maktulün öldürmesine azmettirmesine azmettirdiği iddiasıyla cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı, Batman Cumhuriyet Başsavcılığının 31.01.2014 tarihli ve 13533-938 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararında; inceleme dışı sanık ...'ın 27.01.2014 tarihinde atılı suçtan cezaevinde iken gerçekleri söylememesi için tehdit edildiği iddiasıyla yapmış olduğu şikâyet üzerine başlatılan soruşturmada, şikâyetçinin soyut iddiası dışında herhangi bir somut delil elde edilemediği gerekçesiyle inceleme dışı sanıklar ... ve ... hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, bu kararın itiraz edilmeksizin kesinleştiği, Anlaşılmaktadır. İnceleme dışı sanık ... kollukta, Cumhuriyet savcılığında, sorgusunda ve duruşmanın 19.06.2013 tarihli 2. celsesine kadarki kovuşturma sürecinde; inceleme dışı sanık ...'ı ve sanığı tanımadığını ve müsnet suçlamaları kabul etmediğini, Kovuşturma aşamasında yapılan duruşmanın; 19.06.2013 tarihli 2. celsesinde; inceleme dışı sanık ...'ı ilk defa olaydan sonra gittikleri ...'daki otelde gördüğünü, cezaevinden dosyaya gönderdiği bila tarihli imzasız dilekçesinde; ...'ın kendilerini azmettirdiğini, olaydan sonra ...'daki otelden ...'a döndüklerinde adam başı 25.000 TL verdiğini, 04.11.2013 tarihli 9. celsesinde; mektupta yazdıklarını aynen tekrarla, kişi başı 20.000 TL aldıklarını, ...'dan dönerken araçta sanığın adının hiç geçmediğini, 13.11.2013 tarihli 10. celsesinde; inceleme dışı sanık ...'ın azmettiren olduğuna dair önceki beyanlarının tümünü reddettiğini, 25.11.2013 tarihinde cezaevinden gönderdiği mektupta; diğer sanıklar tarafından tehdit edildiği için önceki beyanlarını yalanlamak zorunda kaldığını, gerek kendisine gerekse ailesine yönelik ciddi tehditler olduğunu, cezaevinde tutuklu yargılanma iken Batman Cumhuriyet Başsavcılığının 2013/13533 sayılı soruşturma dosyasında müşteki sıfatıyla verdiği 27.01.2014 tarihli ifadesinde; duruşmada verdiği ifade nedeniyle inceleme dışı sanıklar ... ve ...'ın kendisini tehdit ettiklerini, inceleme dışı sanık ...'ın cezaevinde iken B3 nolu koğuşa kendi koğuşu B9'un karşısına geçtiğini, soğana sararak kendi bahçelerine tehdit notu attıklarını, bu kağıtta "Eğer Mahkemedeki ifadeni geri almazsan zaten ...'da kalamazsınız, kendinin ve ailenin başını yakma, belaya sokma" yazdığını, kendisini tehdit eden sanıklar ... ve ...'den şikâyetçi olduğunu, Bozma üzerine, cezaevinden mahkemeye hitaben gönderdiği 12.01.2017 tarihli mektupta ise; asıl azmettiricinin sanık olduğunu, 2013 yılı Kasım ayında sanığın tanıdıkları vasıtasıyla kendisi ile inceleme dışı sanıklar ... ve ...'ı cezaevi revirine çağırdığını, azmettirici olduğunu söylemesi hâlinde ailesine zarar vereceğini söylediğini, esasen diğer suç ortaklarının da bunu bildiğini, ancak korktukları için birşey diyemediklerini, 13.03.2017 tarihinde cezaevinden mahkemeye gönderdiği dilekçede; olaydan hemen sonra ...'da buluşup ...'a giderken korkmamaları gerektiğini, arkalarında sanık olduğunu sık sık söylediğini ve bu sırada telefonda sanık ile görüştüğünü, işin sadece bir yol ihalesi için yaptırıldığını bildiklerini ancak kandırıldıklarını, asıl azmettiricinin sanık olduğunu, bu kişiyi ...'da tanımayan olmadığını, yörenin ileri gelen ailelerinden olduklarını, çocuklarına bir zarar gelirse sorumlusunun sanık olduğunu, duruşmanın 29.03.2017 tarihli celsesinde; ceza indiriminden yararlanmak için birşey söylemediğini, gerçeklerin ortaya çıkmasını istediğini, kullanıldıklarını, kendilerini asıl yönlendirenlerin inceleme dışı sanık ... ve sanık olduğunu, SEGBİS kesilebilir endişesiyle beyanlarını yazılı olarak da gönderdiğini, son gönderdiği dilekçesi sorulduğunda ise; aynen tekrar ettiğini, çocuklarının başına birşey gelirse sebebinin ... olduğunu, 26.04.2017 ve 20.06.2017 tarihli celselerde; her ne kadar suçsuzuz deseler de suçlu olduklarını, olaya dair tüm gerçekleri anlattığını, adalete güvendiğini, müdafi vasıtasıyla TCK'daki lehe olan ve indirim maddelerinden yararlandırılmasına dair savunmaya aynen katıldığını, 26.09.2017 tarihli celsesinde; esas hakkında mütalaaya katılmadığını, gizli tanığın beyanının esas alınamayacağını, suçu kendisinin işlemediğini, 18.10.2017 tarihli karar celsesinde; önceki beyanlarını aynen tekrarla beraatini ve tahliyesini talep ettiğini, Yerel Mahkemenin mahkûmiyet hükmünden sonra temyiz incelemesi sırasında cezaevinden Yargıtay 1. Ceza Dairesine hitaben gönderdiği 03.12.2019 tarihli dilekçesinde; cinayeti işleyen asıl kişinin inceleme dışı sanık ... olduğunu, kendisinin suçsuz olduğunu, mahkemenin oluşan kanaatinin hatalı olduğunu, asıl suçluların inceleme dışı sanık ... ve sanık olduğunu, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca sanık lehine yapılan 15.09.2021 tarihli itirazdan sonra cezaevinden gönderdiği 24.01.2023 tarihli dilekçesinde; olayın asıl azmettiricisi olan sanığın hâlen dışarıda ve ...'ın ileri gelen insanlarından olduğunu, açıkça kendilerini kullandıklarını, cahil olduğunu, eşi ve dört çocuğunun dışarıda yetim kaldıklarını, uyuşturucuya düştüklerini, on yıldır haksız yere cezaevinde bulunduğunu ama asıl suçluların dışarıda gezdiğini, İnceleme dışı sanık ... kovuşturma aşamasında duruşmanın 20.12.2013 tarihli 12. celsede; ...'dan döndükten 2-3 gün sonra inceleme dışı sanık ...'ın herkese kişi başı 20.000 TL verdiğini, sanığı daha önceden tanımadığını ancak sadece cezaevine girerken nezarethanede görüp merak ettiği için inceleme dışı sanık ...'a "Bu kişi kimdir?" diye sorduğunda, ...'ın kendisine cevaben "...'dur" dediğini, sanığın olayla bir ilgisi olup olmadığını bilmediğini çünkü sanığı tanımadığını, azmettirmenin ne anlama geldiğini ve sanık ...'ı yönlendiren biri olup olmadığını da bilmediğini, her şeyi ...'ın bildiğini, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca sanık lehine yapılan 15.09.2021 tarihli itirazdan sonra cezaevinden gönderdiği 13.10.2023 tarihli dilekçesinde; asıl suçu işleyen kişinin inceleme dışı sanık ..., azmettiricinin ise sanık olduğunu, cezaevinde iken ... yani ... aşireti tarafından tehdit edildiğini kendisini ailesi ile tehdit ettikleri için ... ailesinin mensuplarına boyun eğmek zorunda kaldığını, İfade etmişlerdir. Sanık ... aşamalarda değişmeyen savunmalarında; maktul ile aralarında olaydan 30 yıl öncesinde babasının öldürülmesi nedeniyle süregelen bir kan davası olmadığını, babasının köydeki siyasi ve terör olayları nedeniyle hayatını kaybettiğini, bu olaydan sonra aşiretler arasında barış yapıldığını, maktulün köydeki arazilerini kendi aşiretine sattığını ve bunun da parasını ödediklerini, suçta kullanıldığı tespit edilen aracın 21.10.2012 tarihinde kiralanmasından sekiz gün sonra, yani 29.10.2012 tarihinde annesinin vefat ettiğini, inceleme dışı sanık ... ile aralarında bir akrabalık veya işçi-işveren ilişkisi olmadığını, komşu köyden bir tanıdığı olduğunu, 6-7 yıldır kullandığı aynı cep telefonu numarasıyla inceleme dışı sanık ... ile yaptığı görüşmelerin içeriğini bilemediğini, ancak bir keresinde kendisi veya yakınları için şantiyede bekçilik işi olup olmadığını sorduğunu hatırladığını, diğer sanıkları tanımadığını ve öncesinde hiç görmediğini, suç tarihinde ekonomik durumunun iyi olmadığını, zaten iddia edilen parayı ödeyebilecek gücününde bulunmadığını, kendisinin olayla bir ilgisi olmadığını, sanıkları azmettirdiğine dair suçlamaları kabul etmediğini, Bozma ilamı sonrasında inceleme dışı sanık ...'ın beyanlarına karşı; sanık ...'ın kendi kafasından senaryo uydurup mahkemeye gönderdiğini, 30 yıl önce babasının öldürülmesi olayında köyde 50 hanenin olduğunu ve ... köyünün yarısının ... aşiretine karşı ... birleştiğini, ancak babasının kim tarafından öldürüldüğünün tespit edilemediğini, bu olay nedeniyle kendisinin suçlanmasının saçmalık olduğunu, inceleme dışı sanık ...'ın ceza indiriminden yararlanmaya yönelik beyanlar olduğuna dair müdafisinin savunmasına katıldığını, Savunmuştur. V. GEREKÇE A. Ön Soruna İlişkin Açıklamalar Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adeleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden birisi de öğreti ve uygulamada; suçsuzluk ya da masumiyet karinesi olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede; in dubio pro reo olarak ifade edilen şüpheden sanık yararlanır ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılabilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikte ispat edilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olay ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkumiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık ispata dayanmalı, bu ispat hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkan vermemelidir. Toplanan delillerin bir kısmına gözetilip diğer kısmı gözardı edilerek ulaşılan kanaat üzerinden yüksek de olsa bir ihtimale sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir (YCGK., 11.6.2013 tarihli ve 36-294 sayılı). Şu hâlde, sanığa isnat edilen fiilin sanık tarafından icra edildiğinin kabulü için, gerekçeli ve muhtemel şüphenin tamamen yenilmesi gerekir. Zira kabili te'lif olmayan şüphe ile gerçeğin yan yana mevcudiyeti ile vicdani kanaate ulaşılmasının, mantık ve hukuk kuralları bakımından mümkün olduğu söylenemez. B. Ön Soruna Dair Değerlendirme İnceleme dışı sanıklar ..., ..., ... ve ...'ı nitelikli kasten öldürme suçuna azmettirmeden mahkûmiyetine karar verilen inceleme dışı sanık ...'ı azmettirdiği iddiasıyla sanığın da cezalandırılması istemiyle açılan kamu davasında Yerel Mahkemece; maktulle sanık arasındaki otuz yıl öncesine dayanan kan davasının sanığın annesinin ölmesi nedeniyle yeniden canlandığı, maktulle arasında öldürmeye neden olabilecek hiçbir husumet bulunmayan inceleme dışı sanık ... ile sanık arasında olaydan on beş gün öncesine kadar telefon görüşmeleri olduğu, olaydan on gün sonra da husule gelen olumsuz gelişmeler nedeniyle başka bir telefondan yeniden irtibat kurdukları gerekçeleriyle sanığın mahkûmiyetine karar verildiği anlaşılan dosyada; Sanığa isnat edilen azmettirme suçunun sabit olup olmadığına dair maddi gerçekliğin ortaya çıkarılması amacıyla; inceleme dışı sanıklar ..., ..., ..., ... ve ...'ın tanık sıfatıyla ayrı ayrı dinlenerek; maktulün öldürülmesi nedeniyle verilen paranın hangi tarihte, kimler arasında, ne kadar ve nerede teslim edildiğinin sorulması, suçta kullanılan aracın kiralandığı tarihide içine alacak şekilde en erken 01.10.2012 tarihinden sonra ve alınacak beyanlara göre paranın teslim edildiği tarihten geriye dönük süreçte, sanığın ve inceleme dışı sanık ...'ın adına kayıtlı tüm banka ve finans kurumları hesapları nezdinde suçun bedeli olarak kararlaştırılan 100.000 TL ve üzerinde para alış verişi ya da hesap hareketi olup olmadığının tespit edilmesi, bu miktarda bir paraya rastlanılması hâlinde parayı alan veya gönderen üçüncü kişilerin de tanık olarak dinlenilmesinin sağlanması, inceleme dışı sanıklar ... ve ...'e; asıl azmettirenin sanık olduğuna ve bu nedenle tehdit edildiklerine dair iddialarını destekleyen somut vakıalar varsa bunların neler olduğunun sorulması ve araştırılması, inceleme dışı sanıklar ..., ... ve ...'a; inceleme dışı sanık ...'ın yukarıda özetlenen mektubunda belirttiği üzere; maktulün öldürülmesinden gerçekleşen para alışverişine kadar, ...'daki otele gidiş ve gelişleri sırasında veya sonrasında, inceleme dışı sanık ...'ın araçta, otelde veya başka bir yerde sanık ile arasında suçun tamamlandığına dair bilgi verdiği veya aldığını yada "Arkamızda ... / ... var" benzeri bir beyanda bulunduğunu duyup duymadıklarının, şayet böyle bir bilgileri varsa bu görüşmenin tam tarih, saat ve yerinin sorularak tespit edilmesi üzerine; dosyada mevcut baz istasyonunu gösterir HTS kayıtları üzerinde yapılacak araştırma ile inceleme dışı sanık ...'ın bu hususta görüştüğü kişiler üçüncü kişi dahi olsa; suçtan sonra yapılan ve suçun tamamlandığının haber alındığı veya verildiği görüşmenin gerçekleştiği cep telefonunun bulunduğu yer tespit edilerek sanığın kullanımındaki cep telefonunun aynı saatlerde sinyal verdiği yerin karşılaştırılması, Dosyada mevcut diğer delillerin birlikte değerlendirilerek tartışılması suretiyle sanığın hukuki durumunun tayin ve tespiti gerekirken, yazılı gerekçeyle inceleme dışı sanıkların sanık hakkındaki iddialarına ilişkin toplanması gereken tüm deliller elde edilmeksizin eksik araştırma sonucu sanığın mahkûmiyetine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu kabul edilmelidir. Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının değişik gerekçeyle kabulüne, Özel Dairenin onama ilamının sanık ... yönünden kaldırılmasına, Yerel Mahkemece kurulan mahkûmiyet hükmünün sanık ... yönünden bozulmasına karar verilmelidir. Çoğunluk görüşüne katılmayan on iki Ceza Genel Kurulu Üyesi; sanık hakkında verilen mahkûmiyet hükmünün eksik araştırma sonucu kurulmadığı düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır. VI. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının DEĞİŞİK GEREKÇEYLE KABULÜNE, 2-Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 20.05.2021 tarihli ve 3091-8465 sayılı onama ilâmının sanık ... yönünden KALDIRILMASINA, Batman 2. Ağır Ceza Mahkemesince 17.10.2017 tarih ve 77-249 sayı ile sanık ... hakkında nitelikli kasten öldürme suçuna azmettirmeden kurulan mahkûmiyet hükmünün; sanığın müsnet suçu işleyip işlemediğinin ortaya çıkarılması amacıyla toplanması gereken tüm deliller elde edilmeksizin eksik araştırma sonucu mahkûmiyetine karar verilmesi isabetsizliğinden BOZULMASINA, 3- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.02.2025 tarihli müzakerede karar için yasal ve yeterli çoğunluk sağlanamadığından 26.02.2025 tarihinde yapılan müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.

Atıf: Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2022/333, K. 2025/94, T. 26.02.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-ceza-genel-kurulu-2022-333-e-2025-94-k-87b8059eb0ee