Yargıtay · Ceza Genel Kurulu
Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2021/182 E. 2025/230 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- Ceza Genel Kurulu
- Esas No
- 2021/182
- Karar No
- 2025/230
- Karar Tarihi
KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 3629-667
Sanığın zincirleme biçimde çocuğun cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 103/1-a maddesi delaletiyle 103/1-1.cümle, 43, 62, 53 ve 63. maddeleri uyarınca 8 yıl 4 ay hapis; zincirleme biçimde kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan aynı Kanun'un 109/1, 109/3-f, 109/5, 43, 62, 53 ve 63. maddeleri uyarınca 2 yıl 3 ay 15 gün hapis cezalarıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba ilişkin Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 26.04.2017 tarihli ve 214-128 sayılı, hükümlere yönelik sanık müdafileri, katılan ... Hizmetler Bakanlığı vekili, katılan ... katılan mağdur vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine dosyayı inceleyen Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesince duruşma açılarak yapılan yargılama sonucunda 25.10.2017 tarih ve 1719-2009 sayı ile; İlk Derece Mahkemesince kurulan mahkûmiyet hükümleri kaldırılarak sanığın zincirleme biçimde çocuğun cinsel istismarı suçundan TCK'nın 103/1-1.cümle, 43, 62, 53 ve 63. maddeleri uyarınca 8 yıl 10 ay 20 gün hapis; zincirleme biçimde kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan aynı Kanun'un 109/1, 109/3-f, 109/5, 43, 62, 53 ve 63. maddeleri uyarınca 3 yıl 4 hapis cezalarıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba karar verilmiş, hükümlerin sanık müdafii ve katılan mağdur vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesince 12.11.2018 tarih ve 5560-6570 sayı ile; "Sanığa atılı suçlar yönünden dosya kapsamında ifadelerine başvurulan müşteki ile tanık ...'ın birbiriyle çelişen beyanları, mağdurun olaya yönelik detaylı anlatımlarda bulunmaması, tanık ifadeleri, mağdurun kendisine uzun süredir istismar eyleminde bulunduğunu iddia ettiği sanığın ortağı olduğu markete gitmeye devam edip 4-5 saat süreyle markette kalmasının hayatın olağan akışına aykırı oluşu, sanık ile mağdurun market içinde yalnız kaldıkları ana ilişkin temin edilen tek görüntü hakkında düzenlenen inceleme tutanakları ile kayıt içeriğinde suçun oluşumuna yönelik bulgu bulunmadığı gibi olayın gerçekleştiği kabul edilen andan sonra mağdurun, sanığın bilgisayar masasında başka işlerle uğraştığı anda yanına gelip elini sanığın omzuna atarak onu izlediği de gözetilip, savunma ile tüm dosya kapsamı da nazara alındığında, ilk derece mahkemesinin sübuta yönelik delillerin değerlendirilmesine ilişkin olarak 5271 sayılı CMK'nın 230/1-b. maddesine uygun düşmeyen gerekçeyle kurduğu mahkumiyet hükümlerinin bozulması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde anılan hükümlere yönelik istinaf başvurusunun kabulüyle sanığın atılı suçlardan mahkûmiyetine karar verilmesi suretiyle aynı Kanunun 289/1-g. maddesine muhalefet edilmesi," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi ise 19.04.2019 tarih ve 3629-667 sayı ile bozma kararına direnerek önceki hükümler gibi sanığın mahkûmiyetine karar vermiştir. Direnme kararına konu bu hükümlerin, sanık müdafii ve katılan ... Hizmetler Bakanlığı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 06.01.2020 tarihli ve 122558 sayılı bozma istekli tebliğnamesi ile dosya CMK'nın 307. maddesi uyarınca kararına direnilen Daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesince 18.05.2021 tarih ve 332-3485 sayı ile direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan nedenlerle karara bağlanmıştır. II. UYUŞMAZLIK KONUSU VE ÖN SORUN Özel Daire ile Bölge Adliye Mahkemesi arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığın, katılan mağdura yönelik eyleminin sabit olup olmadığının belirlenmesine ilişkin ise de Yargıtay İç Yönetmeliği'nin 27. maddesi uyarınca öncelikle; ilk derece yargılamasında sanığın tutukluluk hâlinin devamına dair karara yapılan itirazın reddine karar veren hâkimin, Yargıtay üyesi seçilmesinden sonra temyiz aşamasında üye sıfatıyla görev almasının CMK'nın 23/1. maddesi uyarınca hâkimin davaya bakamayacağı bir hâl olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. III. ÖN SORUNLARA İLİŞKİN BİLGİLER Sanık ...'ın incelemeye konu suç nedeniyle Elmadağ (Ankara) Sulh Ceza Hâkimliğinin 20.04.2016 tarihli ve 6 sorgu sayılı kararı tutuklandığı, bu karara karşı sanık müdafiinin itiraz etmesi üzerine Ankara 2. Sulh Ceza Hâkimliğince Hâkim ...'nun, 28.04.2016 tarih ve 2467 değişik iş sayı ile itirazların reddine karar verdiği, Hâkimler ve Savcılar Kurulunun kararı ile Yargıtay üyeliğine seçilmesinin ardından görevli olduğu Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesinde, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin 25.10.2017 tarihli ve 5560-6570 sayılı kararına yönelik temyiz incelemesine iştirak ettiği anlaşılmaktadır. A. İlgili Mevzuat ve Ön Soruna İlişkin Açıklamalar Ceza muhakemesinde, iddia ve savunmanın ışığında uyuşmazlığı çözüp maddi gerçeğe ulaşma görevi mahkemeye aittir. Mahkemenin bu yetkisi yargılamada hâkimler eliyle yürütülmektedir. Yargılama sonunda verilen hükmün adil olması ve tarafları tatmin edebilmesi için hâkimin belli niteliklere sahip olması gerekir. Bağımsızlık ve tarafsızlık bu niteliklerin en önemlileri arasında yer almaktadır. Hâkimin bağımsızlığı ve tarafsızlığı, birbirlerinden farklı kavramlar olmalarına karşın, bağımsız olmayan bir hâkimin tarafsız bir hüküm vermesi beklenemeyeceğinden, bu kavramların aynı zamanda birbirleriyle iç içe geçmiş olduklarını ifade etmek mümkündür. Bağımsızlık, hâkimin görevini yaparken hiçbir dış baskı ve etki altında bulunmaması ile hiçbir kişi veya merciden emir almaması, kısaca özgür olmasıdır. Hâkimlerin görevlerinde bağımsız olduğu, Anayasa'mızın 138. maddesinde "Hâkimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verirler." şeklinde açıkça vurgulanmıştır. Tarafsızlık, hâkimin yargılama yaparken yansız olması, taraflara eşit mesafede bulunması ve kişiliğinden sıyrılabilmesi, başka bir deyişle taraflara subjektif değil objektif davranmasıdır. Tarafsızlıkla ilgili Anayasa'mızda açık bir düzenleme bulunmamakta iken 6771 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 27.04.2017 tarihinde yürürlüğe giren 1. maddesi ile Anayasa'nın 9. maddesine "bağımsız" ibaresinden sonra gelmek üzere "ve tarafsız" ibaresi eklenmiş ve madde; "Yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılır." hâlini almıştır. Söz konusu değişiklikle Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan mahkemelerin ve dolayısıyla hâkimlerin tarafsızlığı anayasal bir dayanağa kavuşturulmuştur. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde de; hâkimlerin bağımsızlığı ve tarafsızlığının, adil yargılanma hakkının bir gereği olduğu ifade edilmiştir. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komisyonunun 22.04.2003 tarihli oturumunda kabul edilen, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun 27.06.2006 tarihli ve 315 sayılı kararı ile benimsenmiş olan; hâkimlerin hangi esaslara göre görevlerini yürüteceklerine ilişkin Bangolar Yargı Etiği İlkeleri olarak adlandırılan belgede bağımsızlık, tarafsızlık, doğruluk ve tutarlılık, dürüstlük, eşitlik, ehliyet ve liyakat olmak üzere altı temel değerden bahsedilmiş ve bu değerlere ilişkin ilkeler tanımlanmıştır. Bu belgede, diğer kapsamlı açıklamaların yanı sıra bağımsızlık; "Hâkim, genelde toplumdan, özelde ise karar vermek zorunda olduğu ihtilafın taraflarından bağımsızdır.", tarafsızlık ise, "Tarafsızlık, yargı görevinin tam ve doğru bir şekilde yerine getirilmesinin esasıdır. Bu prensip, sadece bizatihi karar için değil aynı zamanda kararın oluşturulduğu süreç açısından da geçerlidir. Hâkim, yargısal görevlerini tarafsız, ön yargısız ve iltimassız olarak yerine getirmelidir. Hâkim, mahkemede ve mahkeme dışında, yargı ve yargıç tarafsızlığı açısından kamuoyu, hukuk mesleği ve dava taraflarının güvenini sağlayacak ve artıracak davranışlar içerisinde olmalıdır." şeklinde açıklanmıştır. Gelinen aşamada ceza muhakemesinde tarafsızlığın güvence altına alınmasına yönelik düzenlemeler üzerinde de durulması gerekmektedir. CMK'nın "Hâkimin davaya bakamayacağı hâller" başlıklı 22. maddesinde görev yasakları sayılmış; "Yargılamaya katılamayacak hâkim" başlıklı 23. maddesinde ise, bir karar veya hükme katılan hâkimin, yüksek görevli mahkemece bu hükme ilişkin olarak verilecek karar veya hükme iştirak edemeyeceği, aynı işte soruşturma evresinde görev yapmış bulunan hâkimin de, kovuşturma evresinde görev yapamayacağı hükme bağlanmıştır. Bahse konu maddenin gerekçesinde; "Hâkim verdiği itiraz yoluna başvurulmuş kararı veya temyiz edilmiş hükmü inceleyecek yüksek görevli mahkemedeki karara katılamaz. Hâkimlerin bir işe müdahâle ettiklerinde önceden fikir veya düşüncelerinin olmaması gereklidir ve tarafsız kalmanın bir koşulu da budur. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Sözleşmenin altıncı maddesine dayanarak hâkimin önce soruşturmasını veya soruşturma işlemini yaptığı davadaki usul işlemlerine katılmasını hukuka aykırı saymıştır." açıklamalarına yer verilmiştir. Kanun koyucu bu düzenlemeyle, yargılamaların daha önce aynı konuda görüş açıklamamış hâkimler tarafından icra edilmesini ve böylece hâkimin tarafsızlığı konusunda oluşabilecek her türlü şüphenin ortadan kaldırılmasını amaçlamıştır. (CGK'nın 07.06.2011 tarihli ve 75-114 sayılı; 21.12.2010 tarihli ve 246-266 sayılı kararları). Öte yandan, CMK’nın "Hukuka kesin aykırılık hâlleri" başlıklı 289. maddesinin 1-b bendinde; "Hâkimlik görevini yapmaktan kanun gereğince yasaklanmış hâkimin hükme katılması" hukuka kesin aykırılık hâlleri içinde düzenlenerek, bu eksiklik Yargıtay tarafından dikkate alınacak bir hukuka aykırılık nedeni olarak kabul edilmiştir. B. Ön Soruna İlişkin Hukuki Nitelendirme Ankara 2. Sulh Ceza Hâkimliğinde hâkim olarak görev yaptığı sırada sanık ...’ın tutukluluk kararına itirazın reddine karar vermek suretiyle görüş bildiren hâkim ...’nun, Yargıtay üyesi seçildikten sonra hükmün temyiz incelemesi sırasında Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesindeki müzakerelerde oy kullanmak suretiyle 12.11.2018 tarihli ve 5560-6570 sayılı karara katılmasının, CMK'nın 23/1. maddesine aykırı olup aynı Kanun’un 289/1-b bendine göre hukuka kesin aykırılık hâlini içerdiğinde ve Anayasa’nın 90. maddesi uyarınca bir iç hukuk normu hâline gelen AİHS’nin 6/1. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının da ihlali niteliği taşıdığında kuşku bulunmamaktadır. Diğer taraftan, Özel Dairenin 12.11.2018 tarihli ve 5560-6570 sayılı kararı hukuken geçerli olmayıp bu ilama karşı verilen direnme hükmünün de hukuki bir sonuç doğurmayacağı izahtan varestedir. Bu itibarla, Yargıtay (Kapatılan)14. Ceza Dairesinin 12.11.2018 tarihli ve 5560-6570 sayılı ilamı ile Ankara Bölge Adliye Mahkemesince verilen 19.04.2019 tarihli ve 3629-667 sayılı direnme kararına konu hükümlerin kaldırılmasına, dosyanın Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin 25.10.2017 tarihli ve 1719-2009 sayılı kararına yönelik temyiz incelemesi yapılabilmesi amacıyla Yargıtay 9. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine karar verilmelidir. IV. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1- Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesinin 12.11.2018 tarihli ve 5560-6570 sayılı ilamı ile Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin 19.04.2019 tarihli ve 3629-2019 sayılı direnme kararına konu hükümlerinin KALDIRILMASINA, 2-Dosyanın, sanık hakkında Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesi 25.10.2017 tarih ve 1719-2009 sayılı hükümlere yönelik temyiz incelemesi yapılabilmesi amacıyla Özel Daireye gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 28.05.2025 tarihinde yapılan müzakerede oy birliği ile karar verildi.