Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2026/986 E. 2026/3160 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/986
- Karar No
- 2026/3160
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2041 E., 2025/2157 K. DAVA TARİHİ : 11.11.2020 İLK DERECE MAHKEMESİ : Gebze 3. İş Mahkemesi SAYISI : 2020/395 E., 2023/201 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı işyerinde 12.12.2016-25.09.2020 tarihleri arasında kesintisiz şekilde tır şoforü olarak çalıştığını, aylık ücretinin net 6.000,00 TL olduğunu, iş sözleşmesinin kaza yaptığı ve Şirketi zarara uğrattığı gerekçesiyle haksız feshedildiğini, meydana gelen trafik kazasında davalı Şirketin herhangi bir maddi zarar ve kaybı olmadığını, müvekkilinin davalı işyerinde fazla çalışma yaptığını, söz konusu çalışmaların karşılığının ödenmediğini, bakiye yıllık ücretli izin alacağının da bulunduğunu savunarak kıdem ve ihbar tazminatları, yıllık ücretli izin ve fazla çalışma ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; Mahkemenin yetkisiz olduğunu, davacının müvekkiline ait işyerinde tır şoförü olarak çalıştığını, davacının aracı dikkatsiz kullanması neticesinde kaza yaptığını ve bu kazanın 30 günlük ücreti aşması nedeniyle iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğini, davacının ücrete ilişkin iddialarının gerçeği yansıtmadığını, davacıya mesafeye bağlı olarak günlük masrafları için harcırah verildiğini, verilen bu ödemelerin aylık ücret olarak değerlendirilmemesi gerektiğini, davacının fazla çalışması bulunmadığını, araç sürme dışındaki sürelerin dinlenme süresi olarak değerlendirilmesi gerektiğini, iş sözleşmesine göre ücretin günlük 3 saat fazla çalışma ve hafta tatili çalışmasını kapsayacak şekilde belirlendiğini, davacı alacaklarının zamanaşımına uğradığını, bakiye yıllık ücretli izin alacağının da son dönem bordrosuna yansıtılmak suretiyle ödendiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının davalıya ait işyerinde 14.12.2016-25.09.2020 tarihleri arasında yurt içi tır şoförü olarak çalıştığı, iş sözleşmesinin 25.09.2020 tarihli yazılı bildirim ile 14.09.2020 tarihinde kullanmış olduğu araca yaklaşık 6.000,00 TL zarar verdiği, verilen zararın 30 günlük ücretiyle karşılanamayacak düzeyde olduğu gerekçesiyle işveren tarafından feshedildiği, bir adli trafik uzmanı, bir sigorta uzmanı, bir mali müşavir bilirkişiden oluşan heyetten alınan 20.02.2023 tarihli raporda davacının kazada %90 oranında, davalı Şirketin ise %10 oranında kusurlu olduğunun, kaza tarihinde araçtaki hasar tutarının ise 6.196,74 TL olduğunun tespit edildiği, davacının ücretinin ücret bordroları ve banka kayıtları uyarınca brüt 7.012,32 TL olduğunun anlaşıldığı, davacının kusuru itibarıyla hasar bedelinin %90’ından sorumlu olduğu dikkate alındığında kusuruna isabet eden hasar tutarının aylık brüt ücretini geçmediği, bu durumda işveren feshi haksız olduğundan davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı, diğer yandan dosya kapsamında yer alan takograf kayıtlarının çözümünün bilirkişi tarafından yapıldığı, işin niteliği gereğince tır şoförlerinin çalışma sürelerinin tanık beyanlarına göre hesaplanamayacağı, takograf kaydı bulunmayan dönem için ise 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'ndaki sınırlamaya uygun olarak haftada 6 gün günde 9 saat çalıştığının kabulü ile çalışma süresinin belirlenmesi gerektiği, bordrolardaki tahakkukların da mahsup edilmesi suretiyle davacının ödenmeyen fazla çalışma ücreti alacağının bulunduğunun sabit olduğu, zamanaşımına uğrayan alacak bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının iş sözleşmesinin 4857 sayılı İş Kanunu'nun (4857 sayılı Kanun) 25/II-(ı) bendi gereğince 14.09.2020 tarihinde kullanmış olduğu araca yaklaşık 6.000,00 TL zarar verdiği, verilen zararın 30 günlük ücretiyle karşılanamayacak düzeyde olduğu gerekçesiyle feshedildiği, kapsama alınan bilirkişi raporuna göre kaza tarihinde araçtaki hasar tutarının ise 6.196,74 TL olduğunun tespit edildiği, davacının ücretinin sabit ücret +sefer primi olduğu, ücret bordroları ve banka kayıtlarına göre davacının fesih tarihinde 7.016,32 TL brüt ücretle çalıştığının anlaşıldığı, zarar tutarı ile karşılaştırılacak olan işçinin 30 günlük ücretinin brüt ya da net ücret olduğu noktasında 4857 sayılı Kanun'da herhangi bir açıklık olmasa da bu durumda işçi lehine yorum ilkesi uyarınca brüt ücretin esas alınması gerektiği, buna göre iş sözleşmesinin feshinin haksız olduğu anlaşıldığından davalının kıdem ve ihbar tazminatına ilişkin istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı, davacı tarafından sunulan ıslah dilekçesinde takograf kayıtlarının olduğu dönem dikkate alınarak ıslah dilekçesi sunulduğu, sabit ücret üzerinden %150 zamlı saat ücretine göre ve ödenen prim miktarına ise %50 zam kısmına göre fazla çalışma ücreti hesaplamasının yapılmasının da yerinde olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Yargılama konusu olayda davacı işçinin müvekkili Şirket aracına verdiği zarar miktarı 6.196,74TL olarak tespit edilmiş ise de bahse konu zarar tutarının 20.02.2023 tarihli raporda yer aldığı üzere sadece araç tamir ve parça giderine ilişkin olup aracın çalışamadığı günler için uğranılan araç mahrumiyet zararının hesaba dâhil edilmediğini, ticari nitelikteki araç için 1 günlük mahrumiyet bedeli eklendiğinde davacının sebep olduğu zararın oldukça yüksek bir miktara ulaşacağını,
2. İşçinin verdiği zarar hesabı ile aylık aldığı ücretin hesabı kıyaslanırken net ücret üzerinden hesaplama yapılması gerekirken aksi yönde yapılan değerlendirmenin hatalı olduğunu, 3. Davacının tanık delili ile fazla çalışma yaptığını ispat edebilmesi mümkün olmayıp sahteliği ispat oluncaya veya aksi yazılı delille ispat edilinceye kadar delil niteliği taşıyan imzalı ücret bordrosu aksine verilen fazla çalışmanın kabulüne ilişkin kararın hatalı olduğunu ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davalı tarafça iş sözleşmesinin feshinin haklı nedene dayalı olup olmadığı ve buna bağlı olarak davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanıp kazanmadığı hususu ile fazla çalışma ücreti alacağının ispatı ile hesaplanmasına ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 14.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.