Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2026/6053 E. 2026/4934 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/6053
Karar No
2026/4934
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2025/578 E., 2025/415 K.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ... (Sendika) ile davalı işveren ... Belediye Başkanlığının (Belediye) 01.08.2011-31.07.2021 tarihleri arasında yürürlükte bulunan 6 ayrı toplu iş sözleşmesi imzaladığını, söz konusu toplu iş sözleşmeleri kapsamında davalıya bağlı işyerlerinde çalışmakta olan işçilerden, müvekkili Sendikaya üye olanların isim listeleri, üyelik ve dayanışma aidatı kesinti yazılarının davalı işverene bildirildiğini, dava dönemi içerisinde, davalıya bağlı işyerlerinde çalışan işçilerin, davalı işveren tarafından yapılacak kısmi ödemelerin öncelikle dava konusu alacakların işlemiş ve işleyecek faizlerine ve yargılama giderlerine mahsuben alınmış sayılacağını, izah edilen nedenlerle tüm taleplerinde fazlaya ilişkin dava ve talep haklarının saklı kalmak üzere, dava konusu 01.08.2011-30.07.2021 tarihleri arası dönem için şimdilik toplam 50.000,00 TL sendika üyelik ve dayanışma aidatı asıl alacağının 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nun 18. maddesi ile taraflar arasında imzalanan toplu iş sözleşmelerinin ilgili maddesi gereği ödenmesi gereken temerrüt tarihlerinden itibaren, bankalarca işletme kredilerine uygulanan en yüksek işletme kredi faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusunun, 01.08.2011-30.07.2021 tarihleri arasında davacı ile davalı arasında ilgili kanunlara binaen sendika üyelik ve dayanışma aidatı asıl alacağı olduğu beyan edilerek 50.000,00 TL kısmi alacak davası açıldığını, davacının açmış olduğu alacak davasının hukuka aykırı olduğunu, davaya konu alacakların zamanaşımına uğradığını, ayrıca davacının davalı Belediyeye aidatın ödenmesi hususunda herhangi bir başvurusunun olmadığını belirterek ve dilekçesinde yazılı diğer sebeplerle davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 20.02.2024 tarihli kararı ile; öncelikle davalının davaya karşı ileri sürdüğü zamanaşımı def'inin süresinde olup olmadığının tartışılması gerektiği, dava dilekçesinin davalıya tebliğ edildiği tarihe göre davalının iki haftalık cevap verme süresinin adli tatil süresi içinde sona erdiği, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 104. maddesi uyarınca davalı tarafından 07.09.2021 tarihinde verilen cevap dilekçesinin yasal süresinde sunulmuş olduğu sonucuna ulaşıldığı, söz konusu zamanaşımı def'i uyarınca 31.05.2016 öncesine ilişkin dava konusu aidat alacaklarının zamanaşımına uğradığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin 24.06.2025 tarihli kararı ile başvuruların esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin 24.06.2025 tarihli kararının taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine Dairece, davalı tarafından yapılan kısmi ifaların zamanaşımını kestiği, dava ve ıslah tarihi itibarıyla zamanaşımına uğrayan bir alacak bulunmadığı gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, davalı tarafından yapılan kısmi ifaların zamanaşımını kestiği, dava ve ıslah tarihi itibarıyla zamanaşımına uğrayan bir alacak bulunmadığının anlaşılmasına göre karar vermeye elverişli olduğu değerlendirilen bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; bozma kararında işaret edilen ödemelerin dava konusu alacağa ilişkin olmadığını ve dolayısıyla zamanaşımının kesilmediğini belirterek ve dilekçesinde yazılı diğer sebeplerle kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık; sendika aidat alacaklarının tahsili istemine ilişkindir. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre; davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Bilindiği üzere 6100 sayılı Kanun'da usuli kazanılmış hak kavramına ilişkin açık bir hüküm bulunmamaktadır. Bu kurum, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez, ana ilkelerinden biri hâline gelmiştir. Anlam itibarıyla bir davada, Mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir. Mahkemenin, Yargıtayın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir. Hükmün bir kısmının bozma kapsamı dışında bırakılmasının amacı bu kısımların doğru olduğunu belirlemek, bozmanın sınırlarını çizmek ve bu şekilde usulif kazanılmış hakları oluşturup, korumaktır. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur (Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 04.02.1959 tarihli ve 1957/13 Esas, 1959/5 Karar sayılı kararı). Somut uyuşmazlıkta; bozma kararından önce İlk Derece Mahkemesince dava kısmen kabul edilerek 2016 yılı Haziran ayı ile 2021 yılı Haziran ayı arasındaki döneme ilişkin aidat alacakları hüküm altına alınmıştır. Dairemizce yapılan temyiz incelemesi sonucunda söz konusu karar, yalnızca 31.05.2016 tarihinden önceki döneme ilişkin alacakların zamanaşımına uğradığı kabulünün hatalı olduğu noktasından bozulmuş; 2016 yılı Haziran ayı ile 2021 yılı Haziran ayı arasındaki döneme ilişkin tespit edilen alacak tutarları doğru bulunarak hükmün bu kısmı bozma kapsamı dışında bırakılmıştır. Bu itibarla davalı lehine oluşan usuli kazanılmış hak gözetilmeksizin söz konusu döneme ilişkin yeni bir hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. 3. 6100 sayılı Kanun'un taleple bağlılık ilkesini düzenleyen 26. maddesine göre hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda dava konusu aidat alacağı, 2011 yılı Ağustos ayı ile 2014 yılı Kasım ayı arasındaki 40 aylık dönem yönünden davalı tarafından yapılan ödemeler mahsup edilerek hesaplanmış, davacı vekilince 2011 yılı Ağustos ayı ile 2014 yılı Kasım ayı arasındaki dönemde bilirkişi raporunda yapılan mahsuplara göre ıslah dilekçesi sunularak alacakların tahsili talep edilmiştir. Mahkemece dava konusu aidat alacağının davacının ıslah dilekçesi ve 2011 yılı Ağustos ayı ile 2014 yılı Kasım ayı arasındaki 40 aylık dönem yönünden davalı tarafından yapılan ödemeler gözetilmeksizin hüküm altına alınması, 6100 sayılı Kanun'un 26. maddesinde düzenlenen taleple bağlılık ilkesine aykırı olup bu husus da bozmayı gerektirmiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 01.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2026/6053, K. 2026/4934, T. 01.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-hukuk-dairesi-2026-6053-e-2026-4934-k-ddc361f93dab