Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2026/4831 E. 2026/5061 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/4831
Karar No
2026/5061
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 28. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/862 E., 2025/1846 K.

Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıya ait yurt dışı projelerde 13.10.2013 - 16.06.2017 tarihleri arasında aylık net 2.100,00 USD sabit ücret ile çalıştığını, işyerinde haftanın altı günü 20.00-08.00 saatleri arasında çalıştığını, bu çalışmalara ek olarak iki haftada bir kez pazar günleri 21.00-06.00 saatleri arasında çalıştığını, iş sözleşmesinin işverence haksız feshedildiğini ileri sürerek kıdem tazminatı, fazla çalışma ve hafta tatili ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; 02.07.2013 tarihi öncesi dönem prim alacaklarının zamanaşımına uğradığını, davacının 17.10.2011-12.06.2015 tarihleri arasında davalı Şirkete ait ... Projesinde satış müdürü olarak çalıştığını, taraflar arasındaki iş sözleşmesinin geçerli nedenle feshedildiğini, fesih sonrasında davacının hak ettiği tüm hak ve ücretlerin ödendiğini, davalı Şirkette prim uygulaması bulunmaması nedeniyle davacının aylık ücretinin yüksek olarak belirlendiğini, taraflar arasında imzalanan iş sözleşmesinde davacının aylık sabit ücretle çalışacağının kararlaştırıldığını, iş sözleşmesinde davacıya prim ödemesi yapılacağına ilişkin düzenleme bulunmadığını, davacıya çalışma süresinde düzenli ve sürekli prim ödemesi yapılmadığını, davalı Şirketin ... Projesinin tamamlanmasından sonra 2014 yılı Nisan ayında bir kısım personele arızi olarak prim ödemesi yapıldığını, davacıya da bu kapsamda davalı Şirket tarafından bir kereye özgü olmak üzere net 329.664,441 TL prim ödemesi yapıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İstanbul 12. İş Mahkemesinin 07.12.2021 tarihli kararı ile; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 07.12.2021 tarihli kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 12.06.2024 tarihli kararı ile; davacının prim alacağı bulunduğu yönündeki iddiasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine, davalının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin 12.06.2024 tarihli kararının süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine Dairece; İlk Derece Mahkemesince yasal düzenlemeler kapsamında davalı tarafa davacının çalıştığı döneme ilişkin satış ve tahsilat raporlarını sunmak üzere kesin süre verildiği, verilen kesin süre içerisinde davacının çalıştığı döneme ilişkin satış ve tahsilat raporlarının sunulmaması hâlinde davacı tarafça sunulan satış sözleşmeleri ve bu sözleşmelerdeki satış rakamlarına itibar edileceğinin ihtar edildiği ve davalı tarafın verilen kesin süre içerisinde bu bilgi ve belgeleri sunmadığı anlaşıldığından davacı tarafın iddiası gibi ve sunduğu satış sözleşmelerine göre varsa prim alacağının hesaplanması ve hüküm altına alınması gerekli iken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonunda davacının çalıştığı döneme ilişkin satış ve tahsilat raporlarını sunması için davalı tarafa verilen kesin süreye rağmen bu belgelerin ibraz edilmediği, bu nedenle bozma kararında açıkça belirtildiği üzere davacı tarafından sunulan satış sözleşmelerine itibar edilmesi gerektiğinin anlaşıldığı, bu kapsamda dosyaya sunulan satış sözleşmeleri esas alınarak ve hesaplama tarihindeki yürürlükte bulunan gelir vergisi dilimleri ile yasal kesintiler gözetilmek suretiyle yapılan bilirkişi hesaplamasının denetime elverişli olduğu, satış sözleşmelerine dayalı hesaplama seçenekleri arasından bozma kararına ve dosya kapsamına uygun olan 1. seçeneğe itibar edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; a. Bilirkişi raporundaki hesaplamanın eksik ve hatalı olduğunu, b. Satış sözleşmeleri ile bunların dökümünü içeren ve işyerinde sistemden çıkan satış listesinin ayrı belgeler gibi değerlendirildiğini ileri sürmüştür. 2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; a. Zamanaşımı def'inin dikkate alınmadığını, b. Davanın, belirsiz alacak davasına konu edilmesi mümkün olmadığından, usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, c. Davacının prim alacağı bulunmadığını, d. Bilirkişi raporunda hatalı hesaplama yapıldığını, e. Hükmedilen faizin usul ve kanuna aykırı olduğunu, f. Prim alacağının USD cinsinden hüküm altına alınmasının hiçbir şekilde kabul edilemez olduğunu ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık; davacının prim alacağının hesaplanmasına ve para birimine ilişkindir. 1. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararında ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı ve bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 99. maddesi şöyledir: "Konusu para olan borç Ülke parasıyla ödenir. Ülke parası dışında başka bir para birimiyle ödeme yapılması kararlaştırılmışsa, sözleşmede aynen ödeme veya bu anlama gelen bir ifade bulunmadıkça borç, ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parasıyla da ödenebilir. Ülke parası dışında başka bir para birimiyle belirlenmiş ve sözleşmede aynen ödeme ya da bu anlama gelen bir ifade de bulunmadıkça, borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklı, bu alacağının aynen veya vade ya da fiilî ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parası ile ödenmesini isteyebilir." Somut uyuşmazlıkta davacı dava dilekçesinde prim alacağını USD olarak talep etmiş ve Bölge Adliye Mahkemesince de USD olarak hüküm kurulmuştur. Ancak dosya kapsamında prim alacağının USD olarak kararlaştırıldığına dair bir delil bulunmadığı gibi USD olarak yapılan prim ödemesine de rastlanmamıştır. Aksine 2014 yılı Nisan ayında prim ödemesinin Türk lirası olarak yapıldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda davacının dava konusu prim alacağını USD olarak talep edemeyeceği açıktır. O hâlde prim alacağının Türk lirası cinsinden belirlenmesi ve buna göre hüküm kurulması gerekmektedir. Eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2026/4831, K. 2026/5061, T. 03.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-hukuk-dairesi-2026-4831-e-2026-5061-k-67631a8c99f1