Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2026/3443 E. 2026/3674 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/3443
Karar No
2026/3674
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2026/174 E., 2026/243 K. DAVA TARİHİ : 05.05.2025 İLK DERECE MAHKEMESİ : Kayseri 9. İş Mahkemesi SAYISI : 2025/164 E., 2025/304 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Ocak 1993-Haziran 2016 tarihleri arasında ... Özel ... Merkezinde ücretli öğretmen olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin emeklilik nedeniyle sona erdiğini, işyerinin 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (667 sayılı KHK) ile kapatılmış olduğunu, davacının işçilik tazminat ve alacaklarının ödenmesi talebiyle ... Defterdarlık KHK İşlemleri İl Bürosuna başvuruda bulunduğunu, ancak başvurunun reddedildiğini, ret işleminin iptali için Kayseri 1. İdare Mahkemesinin 2021/627 Esas, 2021/1371 Karar sayılı dosyasına kayıtlı olarak açılan davada 16.12.2021 tarihinde dava konusu işlemin hukuka uygun olmaması sebebiyle iptaline ve parasal hak bakımından tüm taleplerin bir arada değerlendirilerek işçilik alacaklarının hesaplanarak ödenmesine karar verildiğini, karar sonrasında 2 yılı aşkın bir süre geçtikten sonra davacıya ödeme yapıldığını, fakat hangi alacak bakımından ne kadar ödeme yapıldığının açıklanmadığını, İdare tarafından tek taraflı bir hesaplama neticesinde ve davacıya itiraz etme hakkı tanınmaksızın işlemin gerçekleştirildiğini, bu nedenle ödemesi yapılmayan alacakların hak edilen tarihten itibaren yasal faiziyle birlikte hesaplanarak ödenmesi için yeniden Kayseri Valiliğine başvurulduğunu, bu başvurunun zımnen reddedildiğini, bunun üzerine Kayseri 2. İdare Mahkemesinin 2025/536 Esas sayılı dosyasından zımni ret işleminin iptali ile işçilik alacaklarının ödenmesi için dava açıldığını, ancak açılan davanın görev yönünden reddedildiğini, davacının 30.06.2016 tarihinde emeklilik sebebiyle iş sözleşmesinin sona ermesinin üzerinden 8 yıl geçtikten sonra toplamda 113.565,00 TL ödendiğini, yapılan ödemenin eksik bulunduğunu, davacının son ay ücretinin 4.025,05 TL olduğunu, son 2-3 yıl hak edilen ücretin sadece yarısının ödendiğini, davacının hafta içi 08.30-17.00, hafta sonu 08.30-12.30 saatleri arasında çalıştığını ancak haftada 1 gün etüt nedeniyle 19.00’a, haftada 2 gün idari toplantı sebebiyle 20.00’ye kadar çalışmanın uzadığını, bu durumların tanık ve diğer delillerle ispat olunacağını ileri sürerek bakiye kıdem tazminatı, bakiye ücret ve bakiye fazla çalışma ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davacının çalıştığı işyerinin 23.07.2016 tarihli ve 667 sayılı KHK ile Ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hâl kapsamında yürürlüğe konulan kanun hükmünde kararnameler gereğince kapatıldığını, emsal nitelikteki uyuşmazlıklarda kanun hükmünde kararnamelerle kapatılan işyerlerinde çalışan kişilerin açtıkları davaların dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddi gerektiğine karar verildiğini, somut davanın da 675 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin (675 sayılı KHK) 16/3 hükmü gereğince dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddi gerektiğini, yapılan değerlendirmeye göre davacının iddialarına ilişkin taleplerinin bilirkişiye hesaplattırıldığının, bilirkişi tarafından hesaplanan tutarların davacının hesabına yatırıldığının ve davacının herhangi bir alacağı bulunmadığının anlaşıldığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; emsal mahiyetteki bir uyuşmazlıkta, Uyuşmazlık Mahkemesinin 03.06.2024 tarihli ve 2024/225 Esas, 2024/209 Karar sayılı kararında 667 sayılı KHK ile kapatılan şirket işçisinin ücret alacaklarının ödenmesi istemiyle ilgili görevli yargı yerinin tespiti açısından 675 sayılı KHK'nın 16/4 hükmü kapsamında değerlendirme yapıldığında davaya bakmanın idari yargının görevinde olduğu sonucuna varılmış olduğu, dava dilekçesi ve talepler incelendiğinde somut davanın idare mahkemesinin yetkisizliği üzerine değil bağımsız bir talep olarak açıldığının anlaşıldığı, idare mahkemesinin kararına karşı açılan bir dava olmadığı, karşı yetkisizlik hukuki durumunun oluşmadığının anlaşıldığı, Mahkemece davanın esası hakkında yargılama yapılabilmesi için gerekli olan koşulların dava şartlarını oluşturduğu, 675 sayılı KHK’nın "Dava ve Takip Usûlü" başlıklı 16. maddesinde yer alan düzenleme ve emsal nitelikteki Yargıtay kararları doğrultusunda 675 sayılı KHK'nın 16/1hükmü kapsamında yapılan değerlendirmeye göre davacının çalıştığı işyerinin kanun hükmünde kararname ile kapatılmış olması sebebiyle 675 sayılı KHK'nın 16/3 hükmü gereğince dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; iş mahkemelerinin görevinin 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 5. maddesinde düzenlenmiş olduğu; davaya konu alacaklar bakımından İlk Derece Mahkemesinin davada görevli olduğu, ancak Mahkemenin 675 sayılı KHK’nın 16. maddesinden yani Kanun'dan dolayı ret kararı vermiş olduğu, 675 sayılı KHK’nın 16. maddesinde yer alan düzenlemenin 08.03.2018 tarihinde Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7082 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 16. maddesi ile aynen kabul edilerek kanun hükmü hâline getirildiği, davacının çalıştığı işyerinin 667 sayılı KHK ile kapatıldığı, 670 sayılı KHK'nın 5. maddesi uyarınca işlem tesis edildiği, bu nedenle 675 sayılı KHK’nın 16. maddesi uyarınca 17.08.2016 tarihinden sonra açılan davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesinde bir aykırılık görülmediği gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Davacının 667 sayılı KHK ile kapatılan ... Özel ... Şirketinde çalıştığı döneme ilişkin işçilik alacaklarının ödenmesi talebiyle İdareye başvurduğunu, idari başvurunun zımnen ret işlemi üzerine dava açıldığını, aynı uyuşmazlık hakkında Kayseri 2. İdare Mahkemesinin (16.12.2021 ve devamına ilişkin süreçte) ve sonrasında Kayseri 9. İş Mahkemesinin çelişkili değerlendirmeleri bulunduğunu, İdare Mahkemesinin dosya kapsamında adli yargının görevli olduğunu değerlendirip davayı görev yönünden reddettiğini; İş Mahkemesinin ise aynı uyuşmazlıkta idari yargının görevli olduğu sonucunu benimsediğini ve dava şartı yokluğu gerekçesiyle davayı reddetmiş olduğunu, mevcut hâlin açık bir görev uyuşmazlığı oluşturduğunu, 2. Dosyada zıt yönlü ve çelişkili iki mahkeme kararı olduğunu, uyuşmazlığın nihai ve doğru biçimde çözümlenmesi amacıyla görevin saptanması gerektiğini, aksi takdirde yargıya erişim hakkı ile hukuki güvenlik ilkesinin ileriye dönük olarak belirsiz bırakılacağını ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 675 sayılı KHK'nın 16/3 hükmü gereğince dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesinin yerinde olup olmadığına ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2026/3443, K. 2026/3674, T. 22.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-hukuk-dairesi-2026-3443-e-2026-3674-k-1c3972eef049