Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2026/2656 E. 2026/5049 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/2656
Karar No
2026/5049
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/2016 E., 2025/2634 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 28. İş Mahkemesi SAYISI : 2023/449 E., 2025/336 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı ... (Belediye) bünyesinde dava dışı ... Hizmetleri AŞ (...) sigortalısı olarak çalıştığını, davalı ... ile dava dışı Şirket arasındaki ilişkinin muvazaalı işleme dayandığı hususunun Çalışma ve ... Bakanlığı (Bakanlık) iş müfettişlerince dava dışı Şirket bünyesinde yapılan teftiş sonucunda düzenlenen 07.07.2014 tarihli ve 4687 sayılı muvazaa raporunda tespit edildiğini, davalının raporun iptali için İstanbul Anadolu 24. İş Mahkemesinin 2014/468 Esas sayılı dosyasında açtığı davada Bakanlığın tespit raporunun yerinde olduğunun tespiti ile davanın reddedildiğini, kesinleşmiş muvazaa olgusu nedeniyle müvekkilinin başlangıçtan itibaren davalı ... işçisi sayılarak geçmişe dönük ücret ve alacaklarının belirlenmesi gerektiğini ileri sürerek fark alacaklarının ve toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; husumet itirazında bulunduklarını, dava dilekçesinde bahsi geçen muvazaa tespit raporunun iptaline ilişkin davanın kesinleşmediğini, bekletici mesele yapılması gerektiğini, davacının davalı Şirket çalışanı olduğunu, müvekkili Belediye ile davalı Şirket arasındaki ilişkinin geçerli asıl işveren alt işveren ilişkisi kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, zira söz konusu davalı Şirket ile yapılan ihalelerin 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu'na uygun şekilde yapıldığını ve ihale konusu işlerin, 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 67. maddesinde sayılan işlerden olduğundan üçüncü kişilere gördürülmesinde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. 2. Davalı ... AŞ vekili cevap dilekçesinde; davacının davasına dayanak yaptığı Anadolu 24. İş Mahkemesinin 2014/468 Esas sayılı dosyasının kesinleşmemiş olması sebebiyle bu dosyanın bekletici mesele yapılması gerektiğini, taraflarına husumet yöneltilemeyeceğini, dava konusu taleplerin zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 30.06.2014 tarihine kadar yapılan hesaplama doğrultusunda alacaklar hüküm altına alınarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; a. Mahkemelerin muvazaaya dair değerlendirmelerinin hatalı olduğunu, b. Emsal mahkeme kararlarının hatalı değerlendirildiğini ileri sürmüştür. 2. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; a. Emsal dosyalarda davanın reddi yönünde karar verildiğini, b. 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin (696 sayılı KHK) 1 26... . maddeleri uyarınca alt işveren işçileri kadroya geçirildiğinden muvazaa kavramından söz etmenin mümkün olmadığını, işçilerin bu dönem için 696 sayılı KHK kapsamında haklarından feragat ettiklerini, c. Davacının sendika üyeliğinin sadece ...’ye bildirilmesinin yeterli olmadığını, Belediyeye bildirilmesi gerektiğini, d. Davacının davasının kısmi dava niteliğinde olduğunu, ücret alacaklarına ilişkin taleplerinin zamanaşımına uğradığını, e. Davacı tanıklarının davalı aleyhine derdest davaları bulunduğundan beyanlarına itibar etmenin mümkün olmadığını, f. Toplu iş sözleşmesinin bulunduğu hâllerde muvazaadan söz edilemeyeceğini, davacının ... işçisi olarak da yıllarca kendi işyerinde yürürlükte bulunan toplu iş sözleşmesi hükümlerinden yararlandığını ileri sürmüştür. 3. Davalı ... AŞ vekili temyiz dilekçesinde; a. Davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, b. Sendika üyesi olmayan ve üyeliği davalı Belediyeye bildirilmeyen davacının ... Belediyesinde yürürlükte bulunan toplu iş sözleşmesi hükümlerinden yararlanmasının mümkün olmadığını, c. Muvazaa kabulünün hatalı olduğunu, muvazaa tespitinin 01.01.2013-30.06.2014 tarihleri arasını kapsamasına rağmen bu tarihi aşacak şekilde fark alacakların hesaplanmasının isabetli olmadığını, d. 696 sayılı KHK kapsamda istihdam edilen davacının çalışmaya başlamakla söz konusu haklardan feragat ettiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davalının tarafı olduğu asıl işveren alt işveren ilişkisinin kanuna uygun kurulup kurulmadığına, muvazaaya dayanıp dayanmadığına ve hesap konusu dönemin tespitine ilişkindir. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalılar vekillerinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. 11.09.2014 tarihli ve 29116 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6552 sayılı Kanun ile 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu'nun 62/1-(e) hükmü ve 4735 Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu'nun 8. maddesinde yapılan değişikliklerle personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alım sözleşmelerinin yapılabilmesine imkân tanınmıştır. Bu nedenle düzenlemenin yürürlüğe girdiği 11.09.2014 tarihinden sonra asıl işveren alt işveren ilişkisinin, sırf işçi teminine dayalı olduğu gerekçesiyle geçersiz olduğunun kabulü mümkün değildir. Diğer taraftan Dairemizin 05.12.2022 tarihli ve 2022/14769 Esas, 2022/16010 Karar sayılı kararı dikkate alındığında, Bölge Adliye Mahkemesince 30.06.2014 imza tarihli ve 01.07.2014 - 31.12.2016 yürürlük süreli "Her Türlü Personel Destek Hizmet Alım İşi" konulu (2014/55194 ihale No.lu) hizmet alım sözleşmesinin ve devamındaki hizmet alım sözleşmelerinin muvazaalı olduğuna dair karar verildiği; ancak Dairemizce yapılan temyiz incelemesinde sadece 11.09.2014 tarihinden önce yapılan 01.07.2014-31.12.2016 yürürlük süreli (2014/55194 ihale No.lu) hizmet alım sözleşmesindeki muvazaa kabulünün yerinde görüldüğü anlaşılmaktadır. Somut olayda; davacının hizmet döküm cetvelinden, müzekkere cevaplarından ve davacıya ait bordrolardan davacının da anılan hizmet alım sözleşmesi kapsamında çalıştığı anlaşılmakla gerek Dairemizin 05.12.2022 tarihli ve 2022/14769 Esas, 2022/16010 Karar sayılı emsal kararı gerekse tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde 30.06.2014 imza tarihli ve 01.07.2014-31.12.2016 yürürlük süreli "Her Türlü Personel Destek Hizmet Alım İşi" konulu (2014/55194 ihale No.lu) hizmet alım sözleşmesi 11.09.2014 tarihinden önce imzalandığından ve yürürlük süresi dava tarihi itibarıyla henüz sona ermediğinden hüküm altına alınan alacakların dava tarihine kadar hesaplanması gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2026/2656, K. 2026/5049, T. 03.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-hukuk-dairesi-2026-2656-e-2026-5049-k-8c7d3274f94d