Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2026/2473 E. 2026/1936 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/2473
- Karar No
- 2026/1936
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2024/436 E., 2025/344 K.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda gereği düşünüldü: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 341/2 hükmü uyarınca, ilk derece mahkemeleri tarafından verilen ve miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352/1-(b) hükmü uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Dosya içeriğine göre Dairenin bozma kararından sonra İlk Derece Mahkemesince, 6100 sayılı Kanun’un 373/4 hükmü uyarınca bozmaya uyularak verilen kararda hüküm altına alınan ve davalı tarafından temyize konu edilen toplam alacak miktarı (dava tarihindeki Merkez Bankası efektif satış kuru üzerinden Türk lirasına çevrilmekle hesaplanan), 04.06.2025 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ve İlk Derece Mahkemesinin karar tarihi itibarıyla yürürlükte olan 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 20. maddesi ile değiştirilen 6100 sayılı Kanun'un ek madde 1/2 hükmü uyarınca dava tarihi itibarıyla kesinlik sınırı olan 3.560,00 TL'nin altında kalmaktadır. Davacı vekilinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Şirketin ..'da bulunan işyerinde çalıştığını, iş sözleşmesinin haksız ve bildirimsiz olarak işveren tarafından feshedildiğini, işçilik alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatları, yıllık ücretli izin, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal ... ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının müvekkili Şirkette çalışmadığını, zamanaşımı def'i ve husumet itirazında bulunduklarını, yabancı hukuk ile yetki hususuna itiraz ettiklerini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 18.01.2024 tarihli kararı ile; davanın süresinde açılmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 18.01.2024 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesinin 29.03.2024 tarihli kararı ile; istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesinin 29.03.2024 tarihli kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece; davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilerek, 1 yıllık zamanaşımı süresi uygulanması gerekirken davanın 3 aylık sürede açılmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda dava ve ıslaha karşı zamanaşımı def'i dikkate alınarak kıdem ve ihbar tazminatları ile yıllık ücretli izin alacağı bakımından dava dilekçesinde talep edilen miktar hüküm altına alınmak ve diğer taleplerin reddine karar verilmek suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; uyuşmazlığa Türk hukuku uygulanması gerektiğini, zamanaşımı ve hak düşürücü sürenin hatalı değerlendirildiğini ileri sürmüştür. 2. Davalı vekilinin temyiz dilekçesi miktardan reddedildiğinden, temyiz nedenlerine yer verilmemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık; yabancı hukukun uygulanmasına ve dava konusu alacakların zamanaşımına uğrayıp uğramadığına ilişkindir. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeple; A. Davalı Temyizi Yönünden Davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, B. Davacı Temyizi Yönünden Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlerden davacıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 04.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.