Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2026/1957 E. 2026/4415 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/1957
Karar No
2026/4415
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/2611 E., 2025/3330 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 7. İş Mahkemesi SAYISI : 2024/391 E., 2025/224 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 06.02.2003-13.08.2005, 06.01.2007-04.09.20 07... .02.2009-03.09.2024 tarihleri arasında fasılalı şekilde alt işverenler bünyesinde elektrik teknisyeni olarak çalıştığını, emeklilik nedeniyle iş sözleşmesini feshettiğini iddia ederek kıdem tazminatı ve yıllık ücretli izin alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davacının ilk defa dava dışı .. Dağıtım ve Perakende Satış Hizmetleri AŞ'de 11.09.2013 tarihinde çalışmaya başladığını, sözleşme devri ile davalı Şirkette 01.01.2018 tarihinde çalışmaya başladığını, önceki dönem çalışmalarının istifa ile sona erdiğini, son dönem çalışması bakımından ise kıdem tazminatı ödemesinin yapıldığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının asıl işveren ile alt işverenler bünyesinde 22.05.2003-13.08.2005, 06.01.2007-04.09.20 07... .02.2009-03.09.2024 tarihleri arasında toplam 18... ay 14 gün çalışması olduğu, iş sözleşmesinin emeklilik nedeniyle sona erdirildiği, davalı tarafça ödenen kıdem tazminatının mahsubu ile bakiye tazminatın hüküm altına alındığı, bakiye 190 gün ücretli izin alacağı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekilinin istinaf başvurusunda bulunması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirlenen kararı ile; davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Hizmet süresinin hatalı belirlendiğini, hizmetlerin birleştirilemeyeceğini, 2. Giydirilmiş ücret hesabının hatalı yapıldığını, 3. Kıdem tazminatının ödendiğini, 4. Davacının yıllık ücretli izinlerini kullandığını, bakiye izin alacağının olmadığını ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; hesaba esas hizmet süresi, giydirilmiş ücretin tespiti, kıdem tazminatı ile yıllık ücretli izin alacaklarının ispatı ve hesabına ilişkindir. İşyerinin tamamının veya bir bölümünün hukuki bir işleme dayalı olarak başka birine devri işyeri devri olarak tanımlanabilir. 4857 sayılı İş Kanunu'nun (4857 sayılı Kanun) 6. maddesinde, işyerinin bir bütün olarak veya bir bölümünün hukuki bir işleme dayalı olarak başkasına devri hâlinde mevcut iş sözleşmelerinin devralana geçeceği düzenlenmiştir. Bu anlatıma göre, alt işverence asıl işverenden alınan iş kapsamında faaliyetini yürüttüğü işyerinin tamamen başka bir işverene devri 4857 sayılı Kanun'un 6. maddesi kapsamında işyeri devri niteliğindedir. Dairemizin kökleşmiş içtihatları da bu yöndedir . Süresi sona eren alt işverenle yeni ihaleyi alan alt işveren arasında açık biçimde işyeri devrini öngören bir sözleşme yapılması da imkân dâhilindedir. Alt işverenin değişmesine rağmen yeni alt işveren nezdinde işyerinde çalışmaya devam edecek olan işçilerin belirlendiği hâllerde, sözü edilen işçiler bakımından iş sözleşmelerinin devralan işverene geçtiği tartışmasızdır. Ancak yeni alt işverende çalışacak olan işçiler arasında gösterilmeyen ve süresi sona eren alt işveren tarafından başka bir işyerinde çalıştırılmak üzere bildirimde bulunulmayan işçilerin iş sözleşmelerinin devreden alt işveren tarafından feshedildiğini kabul etmek gerekir. Alt işverenin asıl işverenle akdettiği çalışma süresinin sonunda veya süresinden önce alt işverenin, ilişkinin sonlandırılması nedenine dayalı olarak tüm işçilerine başka işyeri göstererek işyerinden ayrılması, ardından işin asıl işveren tarafından başka bir alt işverene verilmesi örneğinde alt işverenler arasında hukuki bir ilişki bulunmamaktadır. Hukuki ilişki, alt işverenler ile asıl işveren arasında gerçekleştiğinden belirtilen durum alt işverenler arasında işyeri devri olarak değerlendirilemez. Alt işverenlerin değişmesi en yaygın biçimde, süresi sona eren alt işverenin işyerinden ayrılması ve işçilerin yeni alt işveren nezdinde çalışmaya devam etmeleri şeklinde gerçekleşmektedir. Bu eylemli durumun işyeri devri niteliğinde olup olmadığının tespiti ile hukuki sonuçlarının belirlenmesi önemlidir. Alt işverenlerin değişiminde olması gereken, süresi sona eren alt işverenin işyerinden ayrılması anında işçilerini de beraberinde başka işyerlerine götürmesi veya iş sözleşmelerinin sona erdirilmesidir. Bunun tersine alt işveren işçilerinin alt işverenin işyerinden ayrılmasına rağmen yeni alt işveren yanında aynı şekilde çalışmayı sürdürmeleri hâlinde, alt işverenler arasında 4857 sayılı Kanun'un 6. maddesi anlamında bir işyeri devrinin kabulü gerekir. Bu durumda yeni alt işverenin, devam eden iş sözleşmelerini de devraldığı aynı maddede hükme bağlanmıştır. Alt işverenler arasında işyeri devrinin kabulü için; davacının bir alt işverene ait işyerinden çıkışı ile bir sonraki alt işverene ait işyerine girişi arasındaki sürenin, makul süreyi aşmaması gerekir. Aynı alt işveren bünyesindeki çalışmanın kesintiye uğraması, asıl işverenin sorumluluğu yönünden olumsuz bir sonuç oluşturmaz ise de değişen alt işverenler bünyesindeki çalışmanın makul süreyi aşacak şekilde kesintiye uğraması, alt işverenler arasında işyeri devri kurallarının uygulanmasını engelleyeceğinden asıl işverenin sorumluluğu da etkilenir. Somut uyuşmazlıkta Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacının hizmet süresi, aralıklı çalışmalar birleştirilmek suretiyle toplam 18... ay 14 gün olarak tespit edilmiş ve son ücret üzerinden dava konusu alacaklar hesaplanarak davalı Şirket sorumlu tutulmuştur. Ne var ki davacının ilk dönem çalışmasının 13.08.2005 tarihinde sona erdiği, yeni bir alt işverendeki çalışmasının ise 06.01.2007 tarihinde başladığı, farklı alt işverenler arasındaki çalışmasının makul süreyi aşan şekilde kesintiye uğradığı anlaşılmaktadır. Bu durumda artık alt işverenler arasında işyeri devrinden söz edilemez. Davacının makul sayılabilecek süreyi aşan kesintiden sonra başlayan çalışması, yeni bir iş sözleşmesine dayalıdır. Bu kabule göre davacının iki ayrı çalışma dönemindeki çalışma süreleri ve dönemin son bulduğu tarihteki ücret seviyesine göre zamanaşımı savunması da gözetilerek kıdem tazminatı ve yıllık ücretli izin alacakları hesaplanmalıdır. Mahkemece belirtilen yönler gözetilmeksizin sonuca gidilmesi hatalı olup kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 13.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2026/1957, K. 2026/4415, T. 13.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-hukuk-dairesi-2026-1957-e-2026-4415-k-88aef0b4ca13