Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2026/1684 E. 2026/4911 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/1684
Karar No
2026/4911
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/941 E., 2025/2151 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 44. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/1060 E., 2025/17 K. BİRLEŞEN DAVA MAHKEMESİ : ... 15. İş Mahkemesi SAYISI : 2019/413 E., 2020/375 K. BİRLEŞEN DAVA MAHKEMESİ : ... 28. İş Mahkemesi SAYISI : 2019/971 E., 2020/151 K. BİRLEŞEN DAVA MAHKEMESİ : ... 14. İş Mahkemesi SAYISI : 2019/944 E., 2019/798 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA 1. Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; müvekkilinin mirasçısı olduğu muris babası ... ...'ın davalı Şirketlere ait Hastanede uzman psikiyatri doktoru olarak 30.11.2007 ile vefat tarihi olan 28.07.2015 tarihleri arasında çalıştığını, son aldığı ücretin net 5.000,00 TL olduğunu, muris babasının görevinin Kuruma işyeri hekimi olarak bildirildiğini, murisin kullanılmayan yıllık izinlerinin bulunduğunu ileri sürerek kıdem tazminatı ve yıllık izin ücreti alacaklarının davalı ... Sağlık Hizmetleri Sanayi ve ... Limited Şirketinden (... Sağlık Şirketi) tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. (Davacı vekili 03.06.2016 tarihli beyan dilekçesi ile murisin hizmet süresine ilişkin maddi hata yapıldığını, hizmet süresinin 2003 Mart ile 28.07.2015 tarihleri arasında olduğunu açıklamıştır.) 2. Davacı vekili birleşen dava dilekçesinde; davacının muris babasının 23.03.2013-28.07.2015 tarihleri arasında işyeri hekimi olarak çalıştığını ileri sürerek kıdem tazminatı alacağının davalı ... Sağlık İnşaat Sanayi ve ... Anonim Şirketinden (... Şirketi) tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. 3. Davacı vekili birleşen dava dilekçesinde; davacının muris babasının 18.12.2007-28.07.2015 tarihleri arasında işyeri hekimi olarak çalıştığını ileri sürerek kıdem tazminatı alacağının davalı ... Özel Sağlık ... Hizmetleri ... Limited Şirketinden (... Özel Sağlık Şirketi) tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. 4. Davacı vekili birleşen dava dilekçesinde; davacının muris babasının 30.11.2007-28.07.2015 tarihleri arasında işyeri hekimi olarak çalıştığını ileri sürerek kıdem tazminatı alacağının davalı ... Sağlık Şirketinden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili asıl ve birleşen davalara cevap dilekçesinde; davacının murisi babasının part time şekilde işyeri hekimi olarak çalıştığını, davalı Hastanede psikiyatri bölümün bulunmadığını, ... Kurumu (SGK) bildirimlerinin gerçeği yansıttığını, murisin başka işyerinde de işyeri hekimi olarak çalıştığını, davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını, murisin hak ettiği kıdem tazminatının makbuz karşılığında ödendiğini, 2010 yılı öncesi kıdem tazminatının talep edilmesi sonucu murise ödeme yapılmış olduğunu, yıllık izinlerini kullandığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı üzerine İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosya içeriği SGK hizmet cetveli ve 28.07.2015 tarihli işten ayrılış bildirgelerinde davacının murisinin Kod (10) (ölüm) nedeniyle iş sözleşmesinin sona erdiğinin bildirildiği, 07.08.2015 tarihinde alınan mirasçılık belgesine göre davacının tek mirasçı olduğu, davalı Şirketlere ait Hastanenin 2003-2016 yılları arasında faaliyet izin belgesi I ve Faaliyet izin Belgesi Il'ye kayıtlı Ruh Sağlığı ve Hastalıkları/Psikiyatri branşının olmadığının tespit edildiğinin bildirildiği, davacının murisinin, davalı işyerinde 30.11.2007-28.07.2015 tarihleri arasında çalıştığı, SGK kayıtlarında davacının işyeri hekimi olarak bildirildiği, kaldırma kararı sonrası gerekli araştırmaların yapıldığı, dosyaya gelen müzekkere cevaplarına göre davacının murisinin davalı Şirketlerde işyeri hekimi olarak çalıştığının tespit edildiği, iş sözleşmesi davacı murisinin ölümü nedeniyle sona erdiğinden kıdem tazminatına hak kazandığı, her davalı açısından kaldırma kararı sonrası alınan bilirkişi raporunun 2. seçeneğinin (b) seçeneğine göre yapılan hesaplamaya itibarla hüküm kurulduğu, ispatlanamayan yıllık izin ücreti talebinin ise reddi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosyanın incelenmesinde; davacının murisinin davalı işyerinde işyeri hekimi olarak çalıştığı, kaldırma kararında belirtilen eksik hususların İlk Derece Mahkemesince ikmal edildiği, Sağlık Müdürlüğü ve ... ve ... Bakanlığı İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğüne yazılan müzekkerelere verilen cevaplara göre davacının davalılara ait işyerlerinde işyeri hekimi olarak çalıştığının anlaşıldığı, bu yöne ve davacının ücretine ilişkin mahkeme kabulünün yerinde olduğu, davacı murisinin iş sözleşmesi ölümü nedeniyle sona erdiğinden kıdem tazminatına hak kazandığı, davalılara davacınun murisi tarafından ayrı ayrı hizmet verildiğinden davalılar aleyhine ayrı ayrı kıdem tazminatına hükmedilmesinin isabetli olduğu, hükme esas alınan bilirkişi raporundaki hesaplamaların dosya kapsamına uygun olduğu gerekçesiyle tarafların istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; a. Davacının murisi babasının davalılara ait Hastanede hem psikyatri uzmanı olarak hemde işyeri hekimi olarak çalışmasına rağmen sadece işyeri hekimi olduğu kabulünün hatalı olduğunu, davalılara ait Hastaneye verilen yeşil reçeteler ortadayken ruhsatı olmayan bir konuda Hastanenin nasıl olupta yeşil reçete aldığının izahının yapılmadığını, b. Tazminata esas ücret tespitinin hatalı olduğunu, dosyaya sunulan Türk Tabipler Birliğinin cevabında, tam gün çalışan işyeri hekimi istihdam eden özel bir işyeri için asgari ücretin aylık olarak 2015 yılı için 11.061,75 TL ve diğer yıllar içinde ayrı ayrı bildirilmesine rağmen bu ücretler dikkate alınmadan kıdem tazminatı hesabı yapıldığını, davacı tanığı C.E’nin beyanında davalı Şirketçe maaşların 1.200,00 TL üzerinden SGK'ya bildirildiğini, davacının gerçek ücretinin 7.000,00 TL olduğunu belirttiğini, kararın hukuki dayanaktan yoksun olduğunu ileri sürmüştür. 2. Davalılar vekili temyiz dilekçesinde; a. Aynı tarihlerde davacının aynı grup firması olan üç ayrı şirkette ayrı ayrı tam gün çalıştığı kabulünün hatalı olduğunu, davacının murisinin her üç Hastaneye partime olarak işyeri hekimliği hizmeti vermesine rağmen sanki davacı aynı zamanda ve her davalı Şirkette ayrı ayrı, tam gün ve ayda otuz gün çalışmış gibi hesap yapılmasının yasal olmadığını, aşamalarda tüm davalıların aynı grup bünyesinde bulunduğu, davacı murisinin her firmada part time, ayın belirli günlerinde işyeri hekimi olarak çalıştığının belirtilmesine, bu hususu doğrulayan kayıtlar bulunmasına rağmen itirazları gözetilmeden hüküm kurulduğunu, b. Davalı firmalar bir bütün kabul edilip tüm firmalarda geçen süre üzerinden tek bir kıdem tazminatı hesaplanarak hükmedilmesi gerektiğini, her firma için ayrı ayrı ve ayda 30 gün çalışılmış gibi gösterilip üç ayrı kıdem tazminatına hükmedilmesinin yasal olmadığını ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacının davalı Şirketlere ait işyerinde ne iş yaptığı, buna göre ücret miktarının tespiti ile hüküm altına alınan kıdem tazminatının hesap yöntemi hususlarına ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlerden ... Şirketine yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 01.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2026/1684, K. 2026/4911, T. 01.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-hukuk-dairesi-2026-1684-e-2026-4911-k-5b83696d30f1