Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2026/1438 E. 2026/4049 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/1438
Karar No
2026/4049
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/2344 E., 2025/3121 K. DAVA TARİHİ : 18.10.2024 İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 4. İş Mahkemesi SAYISI : 2024/367 E., 2025/153 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin üst işveren Türkiye Elektrik İletim Anonim Şirketi (...) Genel Müdürlüğü bünyesine bağlı ... Trafo Merkezinde 2002 yılında çalışmaya başladığını, 2013 yılında emekli olduğunu, ancak emekli olduktan sonra da hiç ara vermeden davalı bünyesindeki alt işveren firmalarda aralıksız olarak çalışmaya devam ettiğini, 29.09.2024 tarihinde haksız şekilde işten çıkarıldığını, alt işverenlerin sürekli değişmesine rağmen davacının çalıştığı işyerinde ve yaptığı işte bir değişiklik olmadığını ileri sürerek kıdem tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davacının bir kamu kuruluşu olan ... bünyesinde, 4857 sayılı İş Kanunu'na (4857 sayılı Kanun) tâbi şekilde 2013 yılına kadar kamu işçisi olarak çalıştığını ve 2013 yılında emekli olarak işten ayrıldığını, kıdem tazminatının davacıya ödendiğini, emeklilik nedeniyle sona eren bu dönemin tasfiye olduğunu, davacının emekli olduktan sonraki dönemde ise doğrudan davalı İdarenin bir çalışanı olarak çalışmadığını, İdare tarafından yapılan ihaleler sonucunda ihale konusu işler uhdesinde kalan ihbar talebinde bulundukları yüklenici Şirketlerde çalıştığını, davacının bu Şirketlerin bir çalışanı olduğunu, bu nedenle dava konusu edilen kıdem tazminatından davalı İdare sorumlu olmayıp bu konudaki tüm sorumluluğun yüklenici Şirketler üzerinde olduğunu, davacının yüklenici Şirketler bünyesinde çalıştığı dönemlere ilişkin kıdem tazminatlarının ilgili Şirketlerce davacıya ödendiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının 09.10.2013 tarihine kadar olan çalışmalarının davalı ...'ın gerçek işverenliğinde geçtiği, bu tarihte emekli olduğu ve kendisine kıdem tazminatı ödendiği, yapılan ödemenin önceki çalışmayı tasfiye edecek yeterlilikte olduğunun tespit edilmesi nedeni ile bu dönemin hesaplamadan dışlandığı, 10.10.2013 ve sonrasında davacının aynı işyerinde bu kez alt işveren işçisi olarak çalışmaya devam ettiği, 29.09.2024 tarihinde yine emekli olarak işten ayrıldığı, bu iki tarih arasındaki çalışmalar hesaplamaya dâhil edilerek kıdem tazminatının hesaplandığı, 04.07.2017 tarihinde ödenen 9.102,25 TL ve 29.04.2020 tarihinde ödenen 17.027,24 TL kendisinden önceki çalışmaları tasfiye edecek yeterlilikte olmadığından yasal faizleri ile birlikte hesaplamadan mahsup edilmek suretiyle hüküm vermeye elverişli rapor doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının iş sözleşmesinin 29.09.2024 tarihinde feshine ilişkin olarak düzenlenen işten ayrılış bildirgesinde çıkış Kodunun (08) şeklinde belirtildiği görülmekle iş sözleşmesinin tazminatı gerektirir şekilde sonlandığı, son fesih tarihinden önce yapılan (ibranamelerde de belirtilen) ödemeler avans niteliğinde olduğundan bu tutarlara yasal faiz işletilmesinin yerinde olduğu, Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; sorumluluğun alt işveren Şirketlere ait olduğunu, bilirkişi raporunda yapılan hesaplamanın hatalı olduğunu, ilave ödemelerin (diğer ödemeler) giydirilmiş ücrete eklenilemeyeceğini, ödemelerin mahsubunda yasal faiz oranının hatalı belirlendiğini ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, dava konusu kıdem tazminatından davalının sorumluluğu, hesaba esas giydirilmiş ücretin tespiti ve avans olarak ödenen miktarların mahsubuna ilişkindir. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Kıdem ve ihbar tazminatının hesaplanmasında, 4857 sayılı Kanun'un 32. maddesinde yazılı olan ücrete ek olarak, işçiye sağlanmış para veya para ile ölçülebilir menfaatler de dikkate alınır. Ücret dışında kalan parasal hakların bir yılda yapılan ödemeler toplamının 365’e bölünmesi suretiyle bir günlük ücrete eklenmesi gereken tutar belirlenir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda Ağustos ve Eylül ayı bordrolarında "ilave ödemeler" açıklamasıyla yapılan ödemeler giydirilmiş brüt ücret hesabına dâhil edilmiştir. Ne var ki söz konusu ödemenin niteliği, hangi alacak kalemine karşılık geldiği ve aylık mı yoksa yıllık mı yapıldığı dosya içeriğinden anlaşılamamaktadır. Bu belirsizlik giderilmeden ilave ödeme tutarının giydirilmiş ücret hesabına eklenmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. 3. Çalışma devam ederken kıdem tazminatına mahsuben yapılan ödemelerin yasal faiziyle birlikte mahsubu gerekir. Yasal faiz oranı 01.06.2024 tarihine kadar %9 olarak uygulanmış, bu tarih sonrasında ise %24 olarak uygulanmaya başlanmıştır. 04.07.20 17... .04.2020 tarihinde yapılan ödemelerin belirtilen yasal faiz oranları dikkate alınarak mahsubu gerekirken fesih tarihine kadar olan tüm dönem için %9 olarak uygulanması da isabetsiz olmuştur. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 29.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2026/1438, K. 2026/4049, T. 29.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-hukuk-dairesi-2026-1438-e-2026-4049-k-3aa929c4036b