Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/9077 E. 2026/3186 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/9077
Karar No
2026/3186
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 32. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/2866 E., 2025/1339 K. DAVA TARİHİ : 08.08.2018 İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 24. İş Mahkemesi SAYISI : 2018/286 E., 2021/549 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı-karşı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verilmiştir. Davalı-karşı davacı vekili tarafından temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasının istenilmesi üzerine, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 14.04.2026 Salı günü tayin edilerek taraflara tebligat gönderilmiştir. Duruşma günü davalı-karşı davacı vekili Avukat ... geldi, karşı taraf adına gelen olmadı. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı-karşı davalı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı işyerinde 07.01.2010 - 04.07.20 14... .12.2014 - 31.07.2017 tarihleri arasında iki dönem çalışması olduğunu, her iki dönem çalışmasının da işyerindeki haksız haksız uygulamalar ve ücret alacakları ödenmediğinden davacı işçi tarafından yapılan haklı fesih nedeni ile son bulduğunu iddia ederek kıdem tazminatı ile fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti, yıllık izin ücreti, prim ve ikramiye alacağının davalıdan tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı-karşı davacı vekili cevap dilekçesinde; davacının her iki dönem çalışmasını istifa ederek sonlandırdığından kıdem tazminatının reddi gerektiğini, davacının ödenmeyen herhangi bir ücret alacağı olmadığını, müvekkili şirkette prim veya ikramiye ödenmesi yapılmadığını davacı-karşı davalının davasının reddini; davacının istifa ettiğinden ihbar tazminatı ödemekle yükümlü olduğunu, davacının ödemediği bakiye iş avansı kaldığını, davacının yönetici olarak çalışmasından dolayı şirketin zor duruma düştüğünü belirterek ihbar tazminatı, iş avansı ve manevi tazminatın davacı-karşı davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI BURADA KALDIK İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; asıl dava bakımından; davacının davalı işyerinde 07.01.2010-07.07.20 14... .12.2014-02.08.2017 tarihleri arasında 7 yıl 29 gün süre ile çalıştığı, sosyal yardımlarla beraber giydirilmiş brüt ücretinin 8.751,84 TL olduğu, davacının istifa ettiği savunulmuşsa da işverence bu durumun ispatlanamadığı, davacının kıdem tazminatına hak kazandığı, yıllık izinlerinin tamamının kullanıldığını işverenin ispatlayamadığı, davacı işçinin tanık beyanları ile fazla çalışma yaptığını ispatladığı, ulusal bayram ve genel tatil günlerinin ve hafta tatillerinin bir kısmında çalıştığı, prim/ikramiyenin ödendiği ispat yükü kendisinde olan işverenin bu durumu ispatlayamadığı, karşı dava yönünden davacının iş sözleşmesini haklı neden ile feshettiği anlaşılmakla davalı-karşı davacının ihbar tazminatı talebine hak kazanamadığı, davalı-karşı davacı şirketin davacı-karşı davalı işçiden 4.852,02 TL avans alacaklısı olduğu, davalı- karşı davacının manevi tazminat alacağına hak kazanamadığı gerekçeleriyle asıl davanın ve karşı davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı-karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı-karşı davacı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Mahkemenin gerekçesiz karar verdiğini, 2. Giydirilmiş brüt ücretin yalnızca tanık beyanlarına dayanılarak tahmini bir şekilde belirlendiğini, 3. Tanıkların beyanlarına sadece kendi çalışma dönemleri ile sınırlı olarak itibar edilmesi gerektiğini, 4. Davacının iş sözleşmesi istifa ile son bulduğundan kıdem tazminatına hak kazanamayacağını, 5. Davacının yönetici pozisyonunda yasal çalışma sürelerini aşmayan çalışma saatleri ile görevini ifa ettiğini, fazla çalışması olmadığını, yapmış olabileceği fazla çalışmaların ücretine dâhil olduğunu, yoğun çalıştığı dönemlerde de denkleştirme esası uygulandığını, 6. Davacının hafta tatillerinde çalışması olmadığı gibi ödenmeyen ulusal bayram ve genel tatil ücret alacakları olmadığını, 7. Davacının prim veya ikramiye hak edişi bulunmadığını, 8.Yıllık izin ücreti alacağının reddi gerektiğini, 9. Zamanaşımı def'inin dikkate alınmadığını, 10. İş sözleşmesini istifa ile sona erdiren davacının ihbar tazminatı ödemekle yükümlü olduğunu, 11. İş avansının bugüne kadar işleyen faizine yönelik hüküm kurulmadığını ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, fesih, giydirilmiş ücret seviyesi, ikramiye, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti, iş avansıve ikramiye alacaklarının ispatı ve hesaplanması hususlarındadır. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı-karşı davacı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Somut olayda davacı davalı işyerinde üretim müdürü olarak çalışmış olup davacı vekili dava dilekçesinde davalı Şirket nezdindeki işyeri uygulaması gereği dağıtılan prim ve ikramiyenin müvekkilinin çalıştığı süreye göre hesap edilerek ödenmesi gerektiğini iddia etmiştir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacı dışındaki işçilere yılda 3 ikramiye verildiğinin tanık beyanı ile ispatlandığı kabul edilmiştir. Yargılama esnasında dinlenen davalı işyerinde kısım şefi olarak çalışan davacı tanıklarından H.A. ile bakım amiri olarak çalışan V.İ. "...Servis ve yemek davalı iş yeri tarafından karşılanırdı. Davacıya tahsis edilmiş bir şirket aracı vardı. Onun haricinde yapılan sosyal yardım varsa hatırlamıyorum ancak biz işçilere senede 3 maaş ikramiye veriliyordu..." şeklinde, tesis müdürü olarak çalışan davacı tanığı M.G. ise " ...Maaş dışında herhangi bir ödeme yapılmazdı. Maaşlar bankaya yatardı..." şeklinde beyanda bulunmuştur. Dosya içerisinde yer alan ücret bordroları ve diğer kayıtlarda ikramiye ödemesi yapıldığına dair bir bilgiye rastlanmamıştır. Dinlenen davacı tanık beyanlarından da davacının ikramiye ödemesi yapıldığını ispat edemediği anlaşılmakla ikramiye alacağı talebinin reddi gerekirken kabulü hatalı olmuştur. 3. Kural olarak ücretin miktarı ve ekleri gibi konularda ispat yükü işçidedir. Giydirilmiş ücretin tespitinde, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 32. maddesinde sözü edilen asıl ücrete ek olarak işçiye sağlanan para veya para ile ölçülebilen menfaatler gözönünde tutulur. Buna göre ikramiye, devamlılık arz eden prim, yakacak yardımı, giyecek yardımı, kira, aydınlatma, servis yardımı, yemek yardımı ve benzeri ödemeler dikkate alınır. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının giydirilmiş ücreti belirlenirken ikramiye, yol, yemek ve yakacak yardımı eklenmiştir. Bilirkişice her ne kadar 2017 Haziran ayı bordrosunda 200,00 TL yakacak yardımı tahakkuk edildiğinden bahsedilmiş ise de ilgili bordronun incelenmesinde yardımının yakacak değil yemek yardımı olduğu görülmüştür. Ayrıca (2) numaralı paragrafta açıklandığı üzere davacının ikramiye alacağı da ispat edilemediğinden kıdem tazminatına esas giydirilmiş ücret tespit edilirken ikramiye ve yakacak yardımı eklenmesi hatalı olmuştur. 4.Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır. Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda, tarafların tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada gözönüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.

İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazı kaydının bulunması hâlinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille söz konusu olabilir. Buna karşın, bordroların imzalı ve ihtirazı kayıtsız olması durumunda dahi işçinin geçerli bir yazılı belge ile bordroda yazılı olandan daha fazla çalışmayı yazılı delille ispatlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı hâlde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda ise işçinin ihtirazı kayıt ileri sürmesi beklenemeyeceğinden, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının her türlü delil ile ispatı mümkündür. Fazla çalışmanın yazılı delil ya da tanıkla ispatı imkân dâhilindedir. İşyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez. Aynı ispat kuralları hafta tatili ve ulusal bayram ve genel tatil günlerinde yapılan çalışmalar için de geçerlidir. Somut uyuşmazlıkta; İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacı tarafından sunulan 2017 yılına e-posta kayıtları ile tanık beyanlarına göre 08.08.2013-04.07.20 14... .12.2014-31.12.2016 tarihleri arasında ayda 2 hafta haftanın 1 günü 08.00-18.00 saatleri arasında, haftanın 5 günü 08.00-22.00 saatleri arasında, ayda 2 hafta haftanın 2 günü 08.00-18.00 saatleri arasında, 5 günü 08.00-22.00 saatleri arasında, 01.01.2017-31.07.2017 tarihleri arasında ise ayda 2 hafta haftanın 3 günü 08.00-18.00 saatleri arasında, 3 günü 08.00-01.00 saatleri arasında, kalan 2 hafta da haftanın 4 günü 08.00-18.00 saatleri arasında, 3 günü 08.00-01.00 saatleri arasında çalışma yaptığı, ayda iki hafta tatilinde çalıştığı ve dini bayramların iki günü ile yılbaşı hariç ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığı tespit edilmiştir. Dosya içeriğine göre, davacı tanıklarının tam olarak hangi tarihleri arasında çalıştığı netleştirilmeden hesaplama yapılmıştır. Tanıkların davacıyla birlikte çalışmadıkları dönemde davacının çalışma düzeni hakkında görgüye dayalı bilgilerinin olması mümkün değildir. Şu hâlde öncelikle davacı tanıklarının davalı işyerinde çalıştıkları dönem belirlenerek davacıyla birlikte ortak çalışma dönemi ile sınırlı olarak sözü edilen alacaklar hesaplanmalıdır. Bu husus gözetilmeden davacının alacaklarının hesaplanması ve buna göre hüküm kurulması hatalı olmuştur. Ayrıca davacı tanıklarından M.G."...Normal mesai sabah 08: 00... :00 saatleri arasındaydı.Haftanın en az üç günü mesai saati dışında minumum 20:0'ye kadar çalışma devam ederdi. Bütçe dönemleri ve özel dönemlerde sabaha kadar çalıştığımız olurdu. Bütçe dönemlerinde yılda bir kez sabaha kadar çalışma devam ederdi, onun haricinde tam miktar belirtemeyeceğimz ama dönemsel olarak sabaha kadar çalıştığımız olurdu. Davacı normal çalışması gereken süre haftanın 5 günüdür ancak Cumartesi günleride çalışmaya devam ederdi. Hafta tatili pazar günü idi. Ayda hafta tatili hiç çalışmadığı zamanlarda oluyordu, bazen ayda bir kere olmak üzere hafta tatilinde çalıştığı olurdu. DAvacı fabrika müdürü olduğu için üretime bağlı olarak bu durum değişebiliyordu. Cumartesi günleri 08:00-16:00 saatleri arasında çalışma devam ederdi...Dini bayramlarda çalışılmazdı. Resmi bayramlar ve tatillerde çalışma olmazdı. " şeklinde, H.A. "... Davacı 08:00-18:00 saatleri arasında çalışmaktadır. Ben vardiyalı olarak çalışmaktayım. Her üç vardiyada da kendisin çalışırken gördüm. Üretim müdürü olduğu için sorumluluğu fazlaydı, aynı zamanda işçilerin de idari amiriydi. Haftanın en az 5 günü en az 3-4 saat fazla mesai yapmaktadır. Haftanın 6 günü çalışılmaktadır. Cumartesi günleri tam gün çalışılmaktadır. Davacı da tam gün çalışmaktadır. Ayda en az 2 hafta tatilinde çalışmaktaydı. Dini bayramların ilk 2 günü çalışma olmazdı. Davacı da çalışmazdı. Diğer günler çalışma devam ederdi. Yılbaşı bir iki kere hariç resmi tatil ve bayramların tümünde çalışırdı. Çalıştığımız süre boyunca en fazla 1 hafta kadar tatil kullanmıştır..." şeklinde, V.İ. ise, "...Davacı 08:00-18:00 saatleri arasında çalışmaktadır. Ben vardiyalı olarak çalışmaktayım. Her üç vardiyada da kendisini çalışırken gördüm. Üretim müdürü olduğu için sorumluluğu fazlaydı, aynı zamanda işçilerin de idari amiriydi. Haftanın en az 5 günü en az 3-4 saat fazla mesai yapmaktadır. Haftanın 6 günü çalışılmaktadır. Cumartesi ve pazar günleri iş durumuna göre gelip çalışıyordu. Ayda en az 2 hafta tatilinde çalışmaktaydı. Hatırladığım kadarıyla Dini bayramların 1. veya 2. günü çalışma olmazdı. Ancak üretim müdürü ve sendikanın aldığı karar göre diğer günler çalışılırdı. Davacı dini bayramlarda fabrika çalışıyorsa çalışırdı. Hatırladığım kadarıyla Yılbaşı hariç resmi tatil ve bayramların tümünde çalışırdı. Çalıştığımız süre boyunca en fazla 1 hafta kadar tatil kullanmıştır..." şeklinde beyanda bulunmuştur. Dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler, davacı tanığı M.G. beyanı ile yapılan işin niteliği birlikte değerlendiriliğinde; davacının davalı işyerinde hafta içi haftanın 2 günü 08.00-17.00 saatleri arasında, 3 günü 08.00-21.00 saatleri arasında, cumartesi günü 08.00-16.00 saatleri arasında çalıştığı ve ayda bir hafta tatilinde normal çalışma düzeni içerisinde 08.00-17.00 saatleri arasında çalıştığı, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde ise çalışmasının olmadığı kabul edilmeli, hafta tatili alacağı ayrıca hesaplandığından 7 gün çalışılan haftalarda sadece 7,5 saatin üzerindeki çalışmaların fazla çalışma hesabında dikkate alınması gerektiği hususu gözden kaçırılmamalıdır. Mahkemece açıklanan ilke ve esaslar dikkate alınmadan yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. 5. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda hesaplanan yıllık izin ücreti miktarı, ıslah edilen miktar ile Mahkemece hüküm altına miktar gözetildiğinde yıllık ücretli izin alacağının tam olarak kabul edildiği anlaşılmış olup hüküm yerinde yıllık izin ücreti yönünden taleple bağlı kalınarak ibaresi eklenmesi suretiyle hüküm kurulması da ayrıca hatalı bulunmuştur. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Davalı-karşı davacı yararına takdir edilen 40.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 14.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/9077, K. 2026/3186, T. 14.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-hukuk-dairesi-2025-9077-e-2026-3186-k-51222f27849b