Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/8947 E. 2026/2558 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/8947
Karar No
2026/2558
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1112 E., 2025/2131 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Uşak 2. İş Mahkemesi SAYISI : 2024/562 E., 2025/171 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; Miktar veya değeri temyiz kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihaî kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352/1-(b) hükmü uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Dosya içeriğine göre davalı .. Sağlık Hizmetleri AŞ (.. Şirketi) aleyhine hükmedilen ve davalı .. Şirketi vekilince temyize konu edilen toplam miktarın, Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi dikkate alındığında, 04.06.2025 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 20. maddesi ile değiştirilen 6100 sayılı Kanun'un ek madde 1/2 hükmü uyarınca dava tarihi itibarıyla kesinlik sınırı olan 107.090,00 TL'nin altında kaldığı anlaşılmakla; davalı ... Şirketi vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar vermek gerekir. Davalı .. Sağlık Hastanesi Tarım ve Hayvancılık San. Tic. Ltd. Şti. (.. Şirketi) vekilinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Davalı .. Şirketi vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasının istenilmesi üzerine, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 24.03.2026 Salı günü tayin edilerek taraflara tebligat gönderilmiştir.

Duruşma günü davalı .. Şirketi adına vekili Avukat ... .. ile davacı vekili Avukat ... geldiler. Davalı .. Şirketi adına katılan olmadı. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı .. Şirketine ait Hastanede 25.02.2009 tarihinde çalışmaya başladığını, işyeri devrinden sonra da aynı işyerinde çalışmaya devam ettiğini, ilk başladığı dönemde ameliyatlara girip doktorlara asistanlık yaptığını, devirden önceki iki yılda ise strerilizasyon işini yaptığını, 08.08.2020 tarihli işyeri devri sonrasında ise pazarlama biriminde çalıştığını, görev dışı işlerde de çalıştırıldığını, müvekkilinin mobbinge (psikolojik taciz) maruz kaldığını, çalışma süresince sürekli fazla çalışma yaptığını, hafta tatilleri ile ulusal ... ve genel tatil günlerinde çalışmaya devam ettiğini, iş sözleşmesinin işverence müvekkilinin eşi tarafından açılan davanın geri çekilmemesi üzerine uydurma gerekçelerle feshedildiğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatları ile manevi tazminat, yıllık ücretli izin, kapalı alan ücreti, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal ... ve genel tatil ücreti ve asgari geçim indirimi alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... Şirketi vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davacının çalışma koşullarına ilişkin iddialarının gerçeği yansıtmadığını, fazla çalışma yapılması ve nöbet usulü tatillerde çalışılması hâlinde karşılığının ödendiğini, yıllık ücretli izinlerinin kullandırıldığını, işyerinde psikolojik taciz uygulanmasının söz konusu olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. 2. Davalı ... Şirketi vekili cevap dilekçesinde; davanın hak düşürücü süre ve zamanaşımı süresi içerisinde açılmadığını, iş sözleşmesinin davacının devamsızlığı nedeniyle haklı sebeple feshedildiğini, davacının hak kazanıp da ödenmeyen alacağının bulunmadığını, psikolojik taciz iddialarını kabul etmediklerini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Bölge Adliye Mahkemesince verilen 22.11.2024 tarihli kaldırma kararı sonrası yapılan yargılamada, davacının 25.02.2009-24.02.2022 tarihleri arasında davalılara ait işyerinde çalıştığı, dosya içerisinde yer alan 08.08.2020 tarihli sözleşmeye göre davalılar arasında 08.08.2020 tarihinde devir işleminin gerçekleştiği, devreden işverenin kıdem tazminatı yönünden kendi çalıştırdığı dönem ve ücretle sınırlı olarak sorumlu olacağı, davacı tarafça davacının 23.02.2022 tarihinde çalıştıktan sonra akşam üzeri kendisine işine son verildiğinin ve artık çalışmayacaklarının söylendiğini, ancak sigorta çıkışının hemen yapılmadığını, ... Kurumundan gelen mesaja göre davacının çıkışının önce 23.02.2022 tarihinde yapıldığı daha sonra iptal edilerek 24.02.2022 tarihinde yapıldığının belirtildiğini, davacının 23.02.2022 tarihinde çalışmasına rağmen 23.02.2022-24.02.2022 tarihlerinde devamsızlık yapmış gibi gösterildiğini, gerekçesinin ise aynı işyerinde çalışan davacının eşinin dava açması nedeni ile ve bu davadan eşinin vazgeçmemesi olduğunu iddia ettiği, davalı tarafça iş sözleşmesinin davacının devamsızlığı nedeniyle feshedildiğinin savunulduğu, dosya içerisinde mevcut devamsızlık tutanaklarının 25-26-28.02.2022 tarihlerine ait olduğu, düzenlenen bu tutanakların davalı tarafından tek taraflı olarak her zaman düzenlenebilir nitelikte olduğu ve davacı tarafça da kabul edilmediği, dinlenilen tanık beyanları ile iki ayrı tarihte verilen işten ayrılış bildirgelerinin davacı iddiasını desteklediği, dolayısıyla davacının kıdem ve ihbar tazminatlarına hak kazandığı; dinlenilen tanık beyanlarına göre davacının işyerinde fazla çalışma yaptığını, bir kısım hafta tatili ile ulusal ... ve genel tatil günlerinde çalıştığını ispatladığı, söz konusu çalışmaların karşılığının ödendiği ile bakiye 57 günlük yıllık ücretli izinlerini kullandığının davalı tarafça ispatlanmadığı, ancak davacının asgari geçim indirimi alacağının hangi aylara ait olduğunun anlaşılamaması nedeniyle davacı tarafından bu konuda iddianın somutlaştırılması yükümlülüğü yerine getirilmediğinin kabulü gerektiği, davacıya ameliyathanede çalıştığı dönemde kapalı alan ücreti ödeneceğine dair taraflar arasında düzenleme bulunmaması ve davacının devralan davalı ... Şirketi nezdinde pazarlama bölümünde çalışmış olması nedeniyle ispatlanamayan kapalı alan ücreti ile davacı tarafça ispatlanmayan psikolojik taciz nedeniyle manevi tazminat talebinin reddi gerektiği gerekçesiyle kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık ücretli izin, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti ile ulusal ... ve genel tatil ücreti alacaklarının kabulüne; diğer taleplerin reddine dair davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı tarafça dayanılan devamsızlık tutanakları tek taraflı olarak her zaman düzenlenebilir nitelikte olduğundan ve davacı tarafça da kabul edilmediğinden itibar edilemeyeceği, davacı tarafın "işyerinde çalışan davacının eşinin dava açması nedeni ile ve bu davadan eşinin vazgeçmemesi" şeklindeki fesih sebebine ilişkin iddiasını tanık beyanları ile ispat ettiği, bu nedenlerle davacının iş sözleşmesinin davalı ... Şirketi tarafından haklı neden bulunmadan ve bildirimsiz olarak feshedildiği kabulünde hata olmadığı, kaldırma kararı sonrası yapılan yargılamada, dosya arasında bulunan tüm ücret bordroları dikkate alınıp arabuluculukta geçen süre ile birlikte davaya karşı zamanaşımı def'i gözetilerek yapılan fazla çalışma, ulusal ... ve genel tatil ile hafta tatili ücreti hesaplamalarının yerinde olduğu, davacı tanıklarının bir kısmının ifade tarihinde derdest davaları bulunmakta ise de istinaf inceleme tarihi itibarıyla bu davaların kesinleştiği ve beyanların mevcut hesaplamaları desteklediği, bu hâliyle beyanlarının itibar edilebilir hâle geldiği, davacının imzası olan yazılı belgeye göre bakiye 57 gün izin süresi için yıllık ücretli izin alacağı kabulünün isabetli olduğu, 08.08.2020 tarihli sözleşmeye göre işyeri devri hükümleri çerçevesinde davalı ... Şirketinin devralan, diğer davalı Şirketin ise devreden işveren sıfatına uygun olarak alacakların belirlendiği, buna göre istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davalılar vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davalı ... Şirketi vekili temyiz dilekçesinde; a. Zamanaşımı def'i ve hak düşürücü süre itirazlarının dikkate alınması gerektiğini, b. İş sözleşmesinin davacının devamsızlığı sebebiyle haklı nedenle feshedildiğini, c. Müvekkili Şirkete karşı davası bulunan tanık beyanlarından başkaca delil bulunmadığından ispatlanmayan işçilik alacaklarının reddi gerektiğini, davacının müvekkili Şirket nezdinde saha tanıtım yetkilisi olarak çalıştığını, işin niteliği gereği hafta tatilleri ile ulusal ... ve genel tatillerde çalışmasının ve fazla çalışma yapmasının mümkün olmadığını, d. Davacı yıllık ücretli izinlerini, kanunun kendisine tanıdığı haklar neticesinde tamamen ve eksiksiz olarak kullandığını, 2. Davalı ... Şirketi vekilinin temyiz dilekçesi miktardan reddedildiğinden, temyiz sebeplerine yer verilmemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, iş sözleşmesinin feshi ile davacının kıdem ve ihbar tazminatlarına hak kazanıp kazanmadığı, yıllık ücretli izin, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal ... ve genel tatil ücreti alacaklarının ispatı ve hesaplanmasına ilişkindir. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı ... Şirketinin vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır. Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır. İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazı kaydının bulunması hâlinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille söz konusu olabilir. Buna karşın, bordroların imzalı ve ihtirazı kayıtsız olması durumunda dahi işçinin geçerli bir yazılı belge ile bordroda yazılı olandan daha fazla çalışmayı yazılı delille ispatlaması gerekir. Bordrolarda tahakkuk bulunmasına rağmen bordroların imzasız olması hâlinde ise varsa ilgili dönem banka ve tüm ödeme kayıtları celp edilmeli ve ödendiği tespit edilen miktarlar yapılan hesaplamadan mahsup edilmelidir. Aynı ilkeler, hafta tatili ile ulusal ... ve genel tatil ücreti alacaklarının ispatı için de geçerlidir. Somut uyuşmazlıkta; davacı taraf ... Şirketi nezdinde ameliyat hemşiresi ve strelizasyon işçisi olarak, davalı ... Şirketi nezdinde ise pazarlama sorumlusu olarak çalışmış olup çalışma süresince sürekli fazla çalışma yaptığını, hafta tatilleri ile ulusal ... ve genel tatil günlerinde çalışmaya devam ettiğini ileri sürmüştür. İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda, tanık beyanlarına göre davacının haftanın 6 günü 08.30-21.00 saatleri arasında çalıştığı, 1,5 saat ara dinlenme kullandığı, haftalık 21 saat fazla çalışmasının bulunduğu, ayrıca ayda iki hafta tatili ile millî ve dinî bayramlarda sadece 2 gün çalışmasını sürdürdüğü kanaati ile davacının fazla çalışma, hafta tatili, ulusal ... ve genel tatil ücreti alacakları hüküm altına alınmıştır. Her ne kadar dosya içerisinde bilgisayar çıktısı şeklinde bir kısım kayıtlar sunulmuş ise de bu kayıtların davacı imzasını içermediği, kimi tarihlerde işe giriş saatinin, kimi tarihlerde işten çıkış saatinin bulunmadığı, ancak çoğunlukla büyük kısmının hiç saat içermediği, bu sebeple hesaplamada dikkate alınmasının yerinde olduğu anlaşılmıştır. Hâl böyle olmakla birlikte davacı tanıklarından .. dışındakilerin davalı işveren aleyhine davalarının bulunduğu, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf inceleme tarihi itibarıyla bu davaların kesinleştiği ve beyanların mevcut hesaplamaları desteklediği şeklinde açıklamaya yer verilmiş ise de tanıkların davası beyanları alınmadan önce kesinleşmediği gibi anılan dosyalara davacı tarafça delil olarak da dayanılmış değildir. Tanık ..'nin de devirden sonra ... Şirketi nezdinde çalışmadığını beyan ettiği anlaşılmaktadır. Buna göre davacının ... Şirketi nezdinde çalıştığı dönemde davalı işveren aleyhine davası bulunmayan ..'nin davacının çalışmasının genellikle 21.00-22.00'ye kadar devam ettiğini belirtmesi, diğer davacı tanıklarının ise mesainin 08.30-17.30 saatleri arasında olduğunu, ameliyatların durumuna göre çalışma yapıldığını beyan ettiği hususu dikkate alındığında ve tüm dosya kapsamına göre davacının ... Şirketi nezdindeki dönem yönünden hak kazandığı fazla çalışma ücreti alacağına uygulanan indirim oranının yetersiz olduğu anlaşılmaktadır. Davacının ... Şirketi nezdinde pazarlama sorumlusu olarak yapmış olduğu çalışmalar bakımından ise aslen teknisyen olmakla birlikte davacı ile birlikte hastane dışı işlere gittiğini beyan eden davacı tanığı H.Ö'nün işveren aleyhine davasının bulunduğu, menfaat birliği bulunan tanık beyanları haricinde çalışmaları ispata yarayan herhangi bir delilin dosya kapsamında yer almadığı, davalı tanık beyanı da dikkate alındığında, davacının bu dönem için fazla çalışma ücreti ile hafta tatili ücreti alacaklarına hak kazandığını ispatlayamadığının kabulü gerekir. Diğer yandan, davacı tanığı .. dahi beyanında resmî ve millî ... tatillerinde davacının çalışmış olabileceğini ancak davacı ile bu günlerde ve dinî bayramlarda hiç çalışmadığını beyan etmiş olup davacının belirtilen dönem için ulusal ... ve genel tatil ücreti alacağını da bu gerekçe ispatlayamadığı kabul edilmelidir. Dolayısıyla ilgili dönem için belirtilen gerekçelerle fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal ... ve genel tatil ücreti alacaklarının reddi gerekirken kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR A. Davalı ... Şirketi Temyizi Yönünden Davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, B. Davalı ... Şirketi Temyizi Yönünden 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Davalı ... Şirketi yararına takdir edilen 40.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/8947, K. 2026/2558, T. 24.03.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-hukuk-dairesi-2025-8947-e-2026-2558-k-aac0e3e6d98c