Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/8349 E. 2025/9306 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/8349
- Karar No
- 2025/9306
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ: Tekirdağ Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1855 E., 2025/1381 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: Tekirdağ 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2024/260 E., 2025/131 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 27.05.2014 tarihinden itibaren asıl işveren olan davalı Bakanlığa bağlı olarak değişen alt işveren Şirketler nezdinde belirsiz süreli hizmet sözleşmesi ile ... Projesinde takım lideri olarak çalışmakta iken 30.06.2024 tarihinde Kod 34 (İşyerinin devri, işin veya işyerinin niteliğinin değişmesi nedeniyle işten çıkış) sebebiyle işveren tarafından haklı neden olmaksızın sona erdirildiğini, ancak feshe bağlı tazminat ve alacakların kendisine ödenmediğini ve 4857 sayılı İş Kanunu’nun (4857 sayılı Kanun) 2/7 hükmü gereğince alt işverenin işçilerine karşı Kanun'dan ve iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden asıl işveren olan Sağlık Bakanlığının da birlikte müştereken müteselsilen sorumlu bulunduğunu ileri sürerek davacının çalışmış olduğu döneme ilişkin kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu alacakların zamanaşımına uğradığını, davacının, davalı İdarenin hizmet alım ihalesi sonucunda sözleşme yapılan firmaların işçisi olduğunu, 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu'nun (4734 sayılı Kanun) 62/1-(e) hükmünde “...Danışmanlık hizmetleri, hastane bilgi yönetim sistemi hizmetleri ve çağrı merkezi hizmetlerine ilişkin alımlar personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alımı olarak kabul edilemez.”düzenlemesinin bulunduğunu, bu düzenlemeden de anlaşılacağı üzere çağrı merkezi hizmet alımının personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alımı kapsamında olmadığını, dolayısıyla davacıya ilişkin tüm kayıt ve belgelerin davalı İdarede değil işçisi olarak çalıştığı son Şirkette bulunduğunu, davaya konu alacağın davacı ile dava dışı Şirket arasındaki iş sözleşmesinden kaynaklandığını, İdarenin davaya konu iş sözleşmesinde taraf olmaması nedeniyle sorumluluğunun da bulunmadığını, işçilerin çalıştığı işyerinin Bakanlığımıza ait olmadığını, Şirketlerin bu binaları üçüncü kişilerden kiralama yöntemiyle kullandıklarını, davalı İdarenin bu işyerleriyle herhangi bir bağlantı, kontrol ve denetimlerinin söz konusu olmadığını, davacının davalı İdarenin işçisi olmadığını, davalı İdareye ait işyerinde çalışmadığını, İdareden hiçbir şekilde emir ve talimat almadığını, İdare ile dava dışı Şirketler arasında istisna akdinin yapılmış olduğunu, dolayısıyla davanın davacının yanında çalıştığı firmalara yöneltilmesi gerektiğini, davalı İdare bakımından davanın husumet bakımından reddi gerektiğini, hizmet alım sözleşmesinde İdareye tanınan kontrol ve denetim yetkisinin de projenin gereği gibi uygulanıp uygulanmadığını denetlemek amacına yönelik olduğunu ve bunun söz konusu hukuki durumun sonucunu değiştirmeyeceğini, iddia edilenin aksine davacının alt işveren Şirketler nezdinde takım lideri değil operatör olarak çalışmış olduğunu ileri sürerek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının 27.05.20 14... .06.2024 tarihleri arasında ... ile alt işverenler arasında dosyaya sunulu hizmet alım sözleşmeleri kapsamında “... Sigara Bırakma Danışma Hattında” çalıştığı, 4857 sayılı Kanun'un 2/7 hükmü kapsamında davalı Bakanlık ile hizmet alımı yapılan Şirketler arasında asıl işveren alt işveren ilişkisi bulunduğu, davacının son alt işvereninin davalı ...-... Ortaklığı olduğu, davacı işçinin tüm hizmet süresine ilişkin işçilik alacaklarından asıl işveren davalının ve son alt işverenin müşterek ve müteselsilen sorumlu olduğu, iş sözleşmesinin ihbar olunan alt işveren tarafından kod 34 (İşyerinin devri, işin veya işyerinin niteliğinin değişmesi nedeniyle fesih) sebebiyle son verildiği, anılan çıkış kodunun kıdem ve ihbar tazminatı ödenmesini gerektirdiği, iş fesheden işveren tarafından iş sözleşmesinin kıdem ve ihbar tazminatı ödenmesini gerektirmeyecek şekilde haklı nedenle feshedildiği ispat edilemediğinden davacının bu fesih nedeniyle kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile sigara bıraktırma danışma hattı kurulması ve vatandaşlara bu konuda hizmet sunulmasının Sağlık Bakanlığının görevi kapsamındaki işlerinden biri olduğunun tartışmasız olduğu, dosya kapsamından bu işin davalı Bakanlığın gözetiminde yüklenici firmalar tarafından yürütüldüğünün anlaşıldığı, öte yandan 4734 sayılı Kanun'un 62. maddesinde çağrı merkezi hizmetlerine ilişkin alımların personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alımı olarak kabul edilmeyeceğine ilişkin düzenlemenin, asıl işveren alt işveren ilişkisini tanımlayan 4857 sayılı Kanun'un 2/7 hükmünü ortadan kaldıran bir niteliği bulunmadığı, davalı Bakanlığın, asıl işveren konumunda olduğu ve davacının iş sözleşmesinden kaynaklanan alacaklarından, dolayısıyla kıdem ve ihbar tazminatından alt işveren Şirketler ile birlikte müştereken sorumlu olduğu gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar vermiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Çağrı merkezi hizmetlerine ilişkin alımların personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alımı kapsamında olmaması nedeniyle davalı Bakanlığın davacının iş sözleşmesinin tarafı olmadığını ve dolayısıyla iş sözleşmesinden kaynaklı tazminat ve alacaklarından sorumluluğunun olmadığını, 2. Davacının davalı İdareden hiçbir şekilde emir ve talimat almadığını, tamamen bağımsız ve kendi binalarında faaliyet yürüten dava dışı Şirketler bünyesinde çalışmış olduğunu, davalı İdarenin ve dava dışı Şirketlerin gördükleri işlerin birbirinden farklı ve bağımsız işler olduğunun, söz konusu Şirketlerin alt işveren değil bağımsız işveren olduklarının, davalı Bakanlık ile aralarında asıl işveren alt işveren ilişkisinden bahsedilemeyeceğinin gözetilmediğini, 3. Yüklenici Şirketler ile yapılan hizmet alım sözleşmeleri ve bu sözleşmelerin eki şartnamelerde işçi sayısının baz alındığı, çalışan işçilerin isimlerinin belirlenmediği, yüklenicinin belirtilen sayıda işçi ile çağrı merkezi hizmetini sunmayı taahhüt ettiği, bu taahhüdünü yerine getirirken yürürlükte bulunan mevzuata göre işçi alma, çıkarma, işçilerin iş hukukundan doğan haklarının ödenmesinde yüklenici Şirketin sorumlu olduğu, İdarenin bu konuda hiçbir sorumluluk taşımadığını, 4. Davacının ... operatörü olduğu ve asgari ücretin %50 fazlası ücretle çalıştığını, buna rağmen bilirkişi raporunda asgari ücretin %70 fazlası üzerinden hesaplama yapıldığını, 5. Davacının ... Çağrı Merkezi ve Müşteri Hizmetleri AŞ (Yeni Unvan: ... Holding AŞ) unvanlı işveren nezdinde 27.05.2014-26.02.2016 tarihleri arasında kaydının bulunduğu işten çıkış kodunun 5 (Belirli süreli iş sözleşmesinin sona ermesi) olarak işlendiği bilirkişi raporunda tespit edilmesine karşın bu çalışma süresinin kıdem ve ihbar tazminatına esas çalışma süresinin hesabında dikkate alınmasının hatalı olduğunu, 6. Hükmedilen faiz oranları ve faiz başlangıç tarihlerinin de hukuka aykırı olduğunu, 7. Davacının arabuluculuk ücretine dair bir talebi olmadığı hâlde hüküm kurulduğunu ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacının kıdem ve ihbar tazminatı alacaklarına hak kazanıp kazanamadığı ve hesaplama yöntemi, sözü edilen alacaklardan davalının sorumlu olup olmadığı ve faiz türü ile faiz başlangıç tarihlerinin yerinde olup olmadığına ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Davalı ... harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 27.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.