Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/7973 E. 2025/9358 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/7973
- Karar No
- 2025/9358
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1364 E., 2025/1941 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 3. İş Mahkemesi SAYISI : 2024/74 E., 2025/18 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, davalının hissedarı olduğu şirketler bünyesinde 08.04.2008-03.03.2017 tarihleri arasında genel müdür olarak çalıştığını, 03.03.2017 tarihinde emeklilik sebebiyle işyerinden haklarını talep ederek ayrıldığını, çalıştığı süre boyunca hak etmiş olduğu işçilik alacaklarının tahsili amacıyla 17.02.2020 tarihinde Antalya 3. İş Mahkemesinin 2020/114 Esas sayılı dosyası ile işçilik alacağı davası açtığını, davanın açılmasının hemen ardından davalı tarafından davanın geri çekilmesi yönünde defalarca tehdit edildiğini fakat bu tehditlere rağmen haklı davasından geri çekilmediğinden davalı tarafça maddi zarar vermek amacıyla ... İcra Müdürlüğünün 2021/33580 Esas sayılı takibe konu 30.01.2017 tanzim ve 20.05.2019 vade tarihli 450.000,00 TL bedelli senet ile 04.05.2021 tarihinde icra takibi başlatıldığını, bu takip nedeniyle Antalya 6. İcra Hukuk Mahkemesinin 2021/300 Esas sayılı dosyasından borca ve imzaya itiraz davası açıldığını, ayrıca davalı hakkında Antalya Cumhuriyet Başsavcılığına 2021/30371 Soruşturma sayılı dosyasından suç duyurusunda bulunulduğunu, davacının davalının yetkilisi bulunduğu şirketler grubunda işe başlamadan önce şirket sahibi ... 'nın sunmuş olduğu tüm şartları işi kaybetme korkusuyla kabul ettiğini, bu sırada müvekkiline çok sayıda evraka imza attırıldığını, söz konusu senedin teminat senedi olduğunu, senedin tanzim tarihinin 30.01.2017 tarihi, ödeme tarihinin ise 20.05.2019 tarihi olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu belirterek müvekkilinin ... İcra Müdürlüğünün 2021/33580 Esas sayılı takip dosyasından kaynaklı olarak davalıya borçlu olmadığının tespitine, takibin iptali ile alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı, davaya cevap dilekçesi sunmamıştır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı tarafın yasal süresi içinde davaya cevap vermediği, borca sebep bononun hangi hukuki ilişkiden kaynaklandığı hususunun ortaya konulamadığı, Adli Tıp Kurumu tarafından verilen raporlarda imzanın kuvvetle muhtemel davacının el ürünü olduğunun tespit edildiği, menfi tespit talebi bakımından bonodaki imzanın tek başına yeterli olmadığı, davalı alacaklının ispat yükünü usulünce yerine getiremediği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden yerinde olduğu gerekçesi ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; Davanın görevsiz mahkemede açıldığını, Davacı ile müvekkili arasında işçi-işveren ilişkisi bulunmadığını, Mahkemece ispat yükünün hatalı değerlendirildiğini, Davacı tarafından bono nedeniyle borçlu olmadığının ispat edilemediğini ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, icra takibine konu edilen senet nedeniyle davacının davalıya borçlu olup olmadığı noktasındadır. Somut uyuşmazlıkta davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, davalının hissedarı olduğu şirketler bünyesinde 08.04.2008-03.03.2017 tarihleri arasında genel müdür olarak çalıştığını, 03.03.2017 tarihinde emeklilik sebebiyle işyerinden haklarını talep ederek ayrıldığını, işe başlarken 30.01.2017 tanzim ve 20.05.2019 vade tarihli 450.000,00 TL bedelli senet imzalatıldığını, davacının davalının yetkilisi bulunduğu şirketler grubunda işe başlamadan önce şirket sahibi M.A'nın sunmuş olduğu tüm şartları işi kaybetme korkusuyla kabul ettiğini, bu sırada müvekkiline çok sayıda evraka imza attırıldığını, söz konusu senedin teminat senedi olduğunu olduğunu ileri sürerek ... İcra Müdürlüğünün 2021/33580 Esas sayılı takip dosyasından kaynaklı olarak davalıya borçlu olmadığının tespitine, takibin iptali ile alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince davalı alacaklının ispat yükünü usulünce yerine getiremediği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş ise de karar, öncelikle usul bakımından hatalıdır. Davacı işçi, dava konusu senetlerin iş sözleşmesinde teminat senedi olarak düzenlendiğini iddia ederek iş mahkemesinde borçlu olmadığının tespiti istemli dava açmıştır. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 5. maddesine göre iş mahkemeleri, işçiler ile işveren veya işveren vekilleri arasında, iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden veya kanundan doğan her türlü hukuk uyuşmazlıklarına ilişkin dava ve işlere bakar. Somut olayda, davalının davacının işvereni veya işveren vekili olmadığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
Diğer taraftan bir senedin, iş sözleşmesi nedeniyle teminat senedi olduğu ileri sürüldüğünde yargılamanın sağlıklı biçimde sürdürülmesi için senet lehdarına dava açılması yeterli olmayıp husumetin işverene de yöneltilmesi gerekir. İş sözleşmesinden kaynaklandığı ileri sürülen uyuşmazlıkta, senet lehdarı ile birlikte işverene de kendi hukukunu koruyacak açıklama ve ispat hakkı tanınması hem Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkı ve hem de 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 27. maddesinde öngörülen hukuki dinlenilme hakkının bir gereğidir. Açıklanan sebeplerle; iş sözleşmesi gereğince teminat olarak verildiği iddia edilen senetten dolayı borçlu olunmadığının tespiti istemiyle açılan bir davada, senet lehdarı ile işveren arasında şekli anlamda zorunlu dava arkadaşlığı bulunduğu kabul edilmeli; dava dışı işveren davaya dâhil edilmek suretiyle her iki tarafa karşı yargılama sürdürülerek işin esası hakkında bir karar verilmelidir. Somut uyuşmazlık bu ilke ve esaslara göre incelendiğinde; davanın, bir dönem davacının işvereni olan şirkette hissedar olan lehdar gerçek kişiye yöneltildiği anlaşılmaktadır. Davacının menfi tespit talebinin dayanağı iş sözleşmesi olup uyuşmazlık konusu senedin teminat amacıyla verildiği ileri sürüldüğüne göre senet lehdarı ile şekli anlamda dava arkadaşlığı bulunan işveren davaya dâhil edilmeden yargılama yapılarak karar verilmesi hatalı olmuştur. Temyiz edilen kararın, açıklanan sebeplerle bozulması gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Bozma sebebine göre davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 01.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.