Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/6694 E. 2025/8210 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/6694
Karar No
2025/8210
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 47. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/189 E., 2025/1396 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... ... 26. İş Mahkemesi SAYISI : 2024/409 E., 2024/699 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 22.04.2004- 15.11.2009 tarihleri arasında davalıya ait işyerinde çalıştığını, işçilik alacaklarına dair ... ... 29. İş Mahkemesinin 2021/433 Esas sayılı davasında verilen hükmün 20.10.2023 tarihinde kesinleştiğini, davalı işveren tarafından gerekçeli karara istinaden 15.421,99 TL asıl alacak, 22.495,21 TL faiz olmak üzere toplam 37.917,20 TL ödeme yapıldığını, yapılan ödemenin fesih tarihindeki alacakları karşılamaktan çok uzak olduğunu, enflasyonist ortamda yaşayan makul, normal bir kişinin parasını atıl biçimde elde tutmayacağını, gelir getirici bir yatırıma dönüştüreceğini, insan yapısının ve menfaatlerini koruma içgüdüsünün de doğal bir sonucu olduğunu, müvekkili tarafından alacağını çok geç bir şekilde alması ve enflasyon karşısında almış olduğu bedelin uğradığı değer kaybı nedeniyle alınan bedelin döviz kuru, altın kuru oranında uyarlanması ya da enflasyon oranında uyarlanması gerektiğini ileri sürerek munzam zararının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafça gösterilen sebepler arasında müvekkili olduğu işverenin kusuru ile sebep olduğu bir zarar bulunmadığını, davacının da somut olayın özelliklerine göre munzam zararını ispat edemediğini, munzam zararın talep edilebilmesi için zararın gerçekleşmiş, ölçülebilir ve somut (gerçek) bir zarar olması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Yargıtay içtihatlarına göre munzam zararın talep edilebilmesi için zararın gerçekleşmiş, ölçülebilir ve somut (gerçek) bir zarar olması gerektiği, davacının ispatlamak zorunda olduğu hususun ise enflasyon ve yüksek faizler değil, kendisinin şahsen ve somut olarak geç ödemeden dolayı gördüğü zarar olgusu olduğu hâlde davacının talebinin uğranılan somut bir zarara ilişkin değil, dolaylı yönden ekonomik nedenlere (faiz, altın, kur enflasyon vs.) dayandığı, bu bağlamda davacının uğramış olduğu zarara ilişkin iddiasını somutlaştırmadığı, davacı tarafça ileri sürülen somut bir zarar olmaması karşısında enflasyon verilerine dayanılarak munzam zararın talep edilmesinde hukuki bir yarar bulunmadığı gerekçesiyle hukuki yarar yokluğundan davanın reddine karar verilmiştir IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; işverenin, ilgili dönemde geçerli olan faiz oranlarının altındaki bir orandan daha düşük oranda faiz ödemesi söz konusu olmadığından, işverenin kusurlu davranışından kaynaklanan bir zararın varlığından da söz edilemeyeceği; bu nedenlerle 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 122. maddesinde öngörülen munzam zarar koşulları oluşmadığından, davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizliğin bulunmadığı, Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Ülkemizde yaşanan ekonomik kriz ve enflasyon ortamı düşünüldüğünde Mahkemenin gerekçeli kararının kamu vicdanını incittiğini, İlk Derece Mahkemesinin somut bir zararın varlığını ispat edemediklerinden dem vurduğunu, 2009 yılında hak edilen ücreti alabilseydi araba hatta ev dahi alabileceğini, lakin şimdi 2023 yılında ödenen ücret ile tatile bile gidemediğini, somut bir durumun varlığı apaçık ortada iken İlk Derece Mahkemesi kararının izahtan vareste olduğunu, 2. Mahkemece munzam zararın varlığı için başvurucunun zarara uğradığını ayrıca ispat etmesi gerektiğini kabul etse de Anayasa Mahkemesinin 21.12.2017 tarihli ve 2014/... başvuru No.lu kararı ile mülkiyet hakkı kapsamındaki alacağın enflasyon karşısında değer kaybına uğradığını, davacı tarafından alacağını çok geç bir şekilde alması ve enflasyon karşısında almış olduğu bedelin uğradığı değer kaybı nedeniyle alınan bedelin döviz kuru, altın kuru oranında uyarlanması ya da enflasyon oranında uyarlanması gerektiğini kabul ettiğini ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davada varlığı iddia olunan munzam zarar olgusunun ispatına ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/6694, K. 2025/8210, T. 22.10.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-hukuk-dairesi-2025-6694-e-2025-8210-k-f50b060cdddf