Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/6371 E. 2025/8931 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/6371
Karar No
2025/8931
Karar Tarihi

MAHKEMESİ:Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI: 2025/128 E., 2025/171 K.

İlk Derece Mahkemesince kesin olarak verilen kararın kanun yararına temyizen incelenmesi Adalet Bakanlığı tarafından istenilmiş olmakla; Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; Toplum Yararına Program kapsamında çalışan müvekkilinin işçi sıfatını haiz olduğunu, müvekkilinin çalıştığı kurumun ise 6772 sayılı Devlet ve Ona Bağlı Müesseselerde Çalışan İşçilere İlave Tediye Yapılması ve 6452 Sayılı Kanunla 6212 Sayılı Kanunun 2 nci Maddesinin Kaldırılması Hakkında Kanun (6772 sayılı Kanun) kapsamında bulunduğunu iddia ederek ilave tediye ücreti alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı tarafından cevap dilekçesi sunulmamıştır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının hukuki statüsünün işçi olduğu kabul edilmiş, davalı İdarenin ise ilave tediye ödemesi yapmakla yükümlü olduğu vurgulanarak davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. KANUN YARARINA TEMYİZ A. Kanun Yararına Temyiz Sebepleri İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik kanun yararına temyiz isteminde; davacının davalı nezdinde çalışma şartları belirli bir program çerçevesinde çalıştırıldığı, davalıdan ilave tediye alacağı isteminde bulunamayacağı, davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu belirtilerek kararın kanun yararına temyizen incelenerek bozulması talep edilmiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, Toplum Yararına Program kapsamında çalışan kişilerin ilave tediye ücretine hak kazanıp kazanamayacağına ilişkindir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 363/1 hükmü uyarınca, ilk derece mahkemelerinin kesin olarak verdikleri kararlar ile istinaf incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan kararlarına karşı, yürürlükteki hukuka aykırı bulunduğu ileri sürülerek Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına temyiz yoluna başvurulur. 6100 sayılı Kanun'un 363. maddesinin gerekçesinde de karar verilirken yürürlükteki hukukun yanlış uygulanmasının her an için söz konusu olabileceği, kanun yararına temyizin, yanlışlık tespit edilip daha sonra benzer işlemlerden kaçınmak için kabul edilen bir sistem olduğu, Yargıtayın yaptığı incelemede uygulamanın yanlış olduğu sonucuna ulaşırsa kararı kanun yararına bozacağı ifade edilmiştir. Temyiz yolu ise olağan kanun yollarından birisidir. Bozma sebepleri, 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde sayılmıştır. Bunlar; hukukun veya taraflar arasındaki sözleşmenin yanlış uygulanmış olması, dava şartlarına aykırılık bulunması, taraflardan birinin davasını ispat için dayandığı delillerin kanuni bir sebep olmaksızın kabul edilmemesi ve karara etki eden yargılama hatası veya eksiklikler bulunmasıdır. Temyiz yolunda, hüküm mahkemesinin kararı sadece hukuka uygunluk bakımından inceleme konusu yapılır. Madde gerekçesinde bu husus "Temyiz incelemesini, istinaf incelemesinden ayıran temel özellik, temyiz incelemesinin usul hukuku veya maddî hukuk yönünden incelemeyi gerektirmesi, maddi vakıaların denetimi ile delil değerlendirmesine girmemesidir. Maddede bu hukuki denetimin hangi sebeplerle yapılacağı açıklığa kavuşturulmuştur. Bugüne kadar istinaf yolunun olmamasından dolayı zaman zaman Yargıtay maddi vakıalara ve delil değerlendirmesine de girmek zorunda kalabilmekteydi, istinafla birlikte artık bu ihtiyaç ortadan kalkmış ve Yargıtay tamamen bir hukuki denetim ve içtihat mercii olmuştur." şeklinde vurgulanmıştır. Belirtilen bu yasal düzenlemeler ve 6100 sayılı Kanun döneminde temyiz yolu ile ilgili özellikler dikkate alındığında, kanun yararına temyiz ile temyiz yolu arasında bir ayrım yapılması gerekmektedir. Kanun yararına temyiz başvurusunda, başvuru konusu kararın sadece yürürlükteki hukuka aykırı olup olmadığı denetlenir. Bu denetim ise, temyiz incelemesinin aksine, kanun yararına temyizde görece sınırlı bir inceleme yapılmasını gerektirir. Kanun yararına temyize ilişkin madde gerekçesinde de belirtildiği gibi yürürlükteki hukukun yanlış uygulanması söz konusu olduğunda, kararın kanun yararına bozulması gerekir. Yapılan bu genel açıklamadan sonra İlk Derece Mahkemesince kesin olarak verilen ve kanun yararına temyiz yolu ile bozulması istenen karardaki uyuşmazlık konusu olan Toplum Yararına Program ve bu program kapsamında çalışanların ilave tediye ücreti talebi ele alınmalıdır. Temel hedefi, bir taraftan toplum yararına bir iş ya da hizmetin gerçekleştirilmesi, diğer taraftan istihdamında zorluk çekilen işsizlere geçici gelir desteği sağlamak olan Toplum Yararına Program kapsamında çalışan kişilerin hukuki statüsüne dair belirsizliklerden kaynaklanan davalar Daire nezdinde müteaddit defalar incelenmiştir. Bu incelemeler sonucunda yerleşik Yargıtay uygulaması, Toplum Yararına Program kapsamında çalışan kişilerin işçi niteliğinde olduğu yönünde gelişmiştir (Örneğin; Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 23.11.2021 tarihli ve 2021/11404 Esas, 2021/15736 Karar sayılı kararı; kişinin iş sözleşmesi ile çalıştığının kabul edildiği ve iş sözleşmesinin türünün detaylı bir şekilde incelendiği Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 08.03.2022 tarihli ve 2022/2226 Esas, 2022/2943 Karar sayılı kararı). İncelenmesi gereken bir diğer husus da 6772 sayılı Kanun'un kapsamıdır. Kanun’un 1. maddesinde, "Umumi, mülhak ve hususi bütçeli dairelerle mütedavil sermayeli müesseseler, sermayesinin yarısından fazlası Devlete ait olan şirket ve kurumlarla belediyeler ve bunlara bağlı teşekküller, 34 60... sayılı kanunların şümulüne giren İktisadi Devlet Teşekkülleri ve diğer bilcümle kurum, banka, ortaklık ve müesseselerinde müstahdem olanlardan İş Kanununun şümulüne giren veya girmiyen yerlerde çalışmakta olan ve İş Kanununun muaddel birinci maddesindeki tarife göre işçi vasfında olan kimselere" ilave tediye ödemesi yapılacağı belirtilmiştir. 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu'nda, merkezi yönetim kapsamındaki kamu idareleri, sosyal güvenlik kurumları ve mahalli idarelerden oluşan genel yönetim kapsamındaki kamu idareleri ekli cetvellerde sayılmıştır. Bu sayıma göre belirtilen kurumlarda çalışanların kanun kapsamında olduğunun kabulü gerekmektedir.

İlave tediye ücretinden yararlanmak isteyen, kanun yararına temyiz talebi ile bozulması talep edilen İlk Derece Mahkemesi kararındaki davacının hukuki statüsünün işçi olduğu ve davalının da 6772 sayılı Kanun'un 1. maddesinde belirlenmiş olan kapsamda yer aldığı hususları birlikte değerlendirildiğinde, davacının ilave tediye ücretine hak kazandığının kabulü gerekir. Belirtmek gerekir ki davacının çalışma şartlarından, belirli bir program çerçevesinde çalıştığından ve yüklenicinin ödemeye dair yükümlülüklerinin bir yönetmelik ile belirlendiğinden söz edilerek taraflar arasındaki ilişkinin özel nitelikli bir programa dayalı olduğunun kabulü, ne davacının işçi vasfını ne de 6772 sayılı Kanun'un 1. maddesinde belirtilen ilave tediye ödemesi yapılacak kimseleri etkilemektedir. Hal böyle olunca kanun yararına temyize konu İlk Derece Mahkemesi kararının yürürlükteki hukuka aykırı olması, bir diğer ifade ile yürürlükteki hukukun yanlış uygulanması noktasında bir çıkarım yapılabilmesi mümkün görünmemektedir. Yapılan açıklamalara göre Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma isteğinin reddi gerekmiştir. V. KARAR Açıklanan sebeplerle; Adalet Bakanlığının hükmün kanun yararına bozulması talebinin REDDİNE, Dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına gönderilmesine, 19.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/6371, K. 2025/8931, T. 19.11.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-hukuk-dairesi-2025-6371-e-2025-8931-k-bdaa431a36b2