Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/6189 E. 2025/7829 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/6189
Karar No
2025/7829
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2122 E., 2025/1350 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: ... 17. İş Mahkemesi SAYISI: 2021/241 E., 2023/435 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı bünyesinde 08.09.2008-28.01.2021 tarihleri arasında çalıştığını, müvekkilin haftalık yasal çalışma süresinin üzerinde fazla çalışma yaptığını ancak karşılığı ücretin ödenmediğini, feshe bağlı alacaklardan kıdem tazminatı, yıllık izin ücreti alacağı ve fazla çalışma ücreti alacağının arabuluculuk görüşmeleri sırasında talep edildiğini ancak anlaşma sağlanamadığını belirterek kıdem tazminatı, yıllık izin ücreti ile fazla çalışma ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; talep edilen alacakların zamanaşımına uğradığını, davacının 15.02.2021 tarihinde hiçbir baskı altında kalmadan tamamen kendi rızasıyla şehir değişikliğini gerekçe göstererek istifa ederek işten ayrıldığını, istifa eden işçinin kıdem tazminatı talep hakkı bulunmadığını, davacının yıllık izin ücreti ile fazla çalışma ücreti alacaklarının bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, iş sözleşmesinin tazminat gerektirmeyecek şekilde sona erdiğinin ispat külfetinin davalı işverenlikte olup, dava dilekçesinde iş sözleşmesinin feshi konusunda beyanda bulunulmadığının, davalı işverenin ise davacının hiçbir baskı altında kalmadan tamamen kendi rızası ile şehir değişikliğini gerekçe göstererek istifa edip işten ayrıldığını savunduğunun görüldüğü, dosyaya sunulan 15.02.2021 tarihli davacı tarafından imzalanan dilekçe içeriğinde şehir değişikliğinden dolayı görevinden ayrıldığını, 12 yıllık emeğine karşılık tazminat istemesine rağmen hiçbir kısmını alamadığını beyan ettiğinin görüldüğü, beyanlarına başvurulan davacı tanıklarının iş sözleşmesinin feshinin davacının fazla çalışma ücret alacaklarını talep etmesine karşın ödenmemesi nedeniyle sona erdiğini ifade ettikleri, davacının fazla çalışma alacağı ile ilgili yapılan değerlendirmede davalı işveren tarafından yapılan fazla çalışma ödemeleri dikkate alındığında davacının bakiye alacağının bulunmadığının anlaşıldığı, bu hâlde davacının iş sözleşmesini fesihte haklı nedeninin bulunmadığı, kaldı ki davacı tarafından imzalanan dilekçe içeriğinde şehir değişikliği nedeniyle işten ayrılmak istediğine ilişkin beyandan iş sözleşmesinin istifa suretiyle sona erdirildiğinin anlaşıldığı, buna göre davacının kıdem tazminatına hak kazanamayacağı, davacının bakiye yıllık izin hakkı karşılığı ücretin ödendiğinin davalı işveren tarafından ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının işten ayrılmak için verdiği dilekçe içeriğinin ''otomasyon şefliği görevimden 28/02/2021 tarihinde yapacağım şehir değişikliğinden dolayı ayrılıyorum. 12 yıllık emeğime karşılık tazminatımı talep etmeme rağmen hiçbir kısmını alamadığımdan dolayı tüm yasal haklarım saklı kalmak kaydıyla 28.02.2021 tarihinde ayrılıyorum.'' şeklinde olduğu, davacının dilekçesinde tazminatlarının ödenmesini de talep ettiğinden dilekçenin istifa dilekçesi olarak kabulünün mümkün olmadığı, dava dilekçesinde davacının son 2 senedir yemek zammı almadığı, talep ettiğinde cevap alamadığı, davacıya günlük yemek ücreti olarak 19,20 TL verildiği, ayrıca yönetim değişikliği öncesi giyim yardımı da yapılırken yönetim değişikliğinden sonra bu yardımı da alamadığının belirtildiği, beyanlarına başvurulan davacı tanıklarının anlatımlarından 2019 yılı öncesi aylık 800,00 TL olan yemek bedelinin daha sonra günlük 17,00 TL'ye düşürüldüğü, önceki yönetim döneminde yapılan giysi yardımının ise kaldırıldığının anlaşıldığı, davacının sosyal haklarındaki bu aleyhine değişikliğin iş sözleşmesinin haklı nedenle feshini gerektirir nitelikte olduğu, dolayısıyla davacının kıdem tazminatı talebinin kabulü gerekirken reddine karar verilmesinin hatalı olduğu, İlk Derece Mahkemesince alınan bilirkişi raporunun denetime ve hüküm kurmaya elverişli bulunduğu, İlk Derece Mahkemesince fazla çalışma ücreti alacağı talebinin reddine dair verilen kararın yerinde olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Talep edilen alacakların zamanaşımına uğradığını, 2. Davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, 3. Davacının bakiye yıllık izin hakkı bulunmadığını, 4. Davacının istifa etmek suretiyle işten ayrıldığından kıdem tazminatına hak kazanamayacağını ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, iş sözleşmesinin davacı işçi tarafından istifa etmek suretiyle sona erdirilip erdirilmediği ve buna bağlı olarak davacının kıdem tazminatına hak kazanıp kazanmadığı ile davacının yıllık izin ücreti alacağı bulunup bulunmadığı noktalarındadır. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Somut uyuşmazlıkta, davacı işçi iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğini ileri sürerek kıdem tazminatı alacağını talep etmiş, davalı işveren ise davacının 15.02.2021 tarihinde şehir değişikliğini gerekçe göstererek istifa ettiğini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesince feshin haklı bir nedene dayanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de Bölge Adliye Mahkemesince davacının dilekçesinin, tazminatlarının ödenmesini de talep ettiğinden, istifa dilekçesi olarak kabul edilemeyeceği, sosyal haklarındaki aleyhe değişiklik nedeniyle feshin haklı nedene dayandığı sonucuna ulaşılarak kıdem tazminatı talebinin kabulüne karar verilmiştir. Bu açıklamalara göre, iş sözleşmesinin 15.02.2021 tarihli dilekçeyle davacı tarafından feshedildiği noktasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, feshin haklı bir nedene dayanıp dayanmadığı hususundadır. Davacı tarafından davalıya hitaben yazılan 15.02.2021 tarihli dilekçe incelendiğinde; ''08.09.2008 tarihinden itibaren çalışmakta olduğum ... Şefliği görevimden 28.02.2021 tarihinde yapacağım şehir değişikliğinden dolayı ayrılıyorum. 12 yıllık emeğime karşılık tazminatımı talep etmeme rağmen hiçbir kısmını alamadığımdan dolayı tüm yasal haklarım saklı kalmak kaydıyla 28.02.2021 tarihinde ayrılıyorum.'' ifadelerine yer verildiği anlaşılmaktadır. Her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesince, tazminatların ödenmesi de talep edildiğinden, dilekçenin istifa dilekçesi olarak kabul edilemeyeceği belirtilmiş ise de davacı dilekçesinde açıkça şehir değişikliğinden dolayı görevinden ayrıldığını açıklamıştır. Bu beyan karşısında, feshin sebebinin şehir değişikliği olduğu açıktır. Şehir değişikliği, davacının kendisinden kaynaklanan özel bir neden olup 4857 sayılı İş Kanunu'nun 24. maddesi bağlamında haklı bir sebep olarak kabul edilemez. Diğer taraftan fesih bildiriminde yasal hakların saklı tutulduğunun belirtilmesi, davacıya daha sonra fesih nedenini istediği şekilde değiştirme hakkını vermez. Hâl böyle olunca iş sözleşmesinin feshi haklı bir nedene dayanmadığından davacının kıdem tazminatı talebinin reddi gerekirken kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 14.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/6189, K. 2025/7829, T. 14.10.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-hukuk-dairesi-2025-6189-e-2025-7829-k-c591ec576fcd