Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/5894 E. 2025/6759 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/5894
Karar No
2025/6759
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2024/382 E., 2025/115 K. DAVA TARİHİ : 24.12.2021 İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamında 02.04.2018 tarihinde sürekli işçi kadrosuna geçtiğini ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin geçici 23. maddesi uyarınca Yüksek Hakem Kurulu tarafından karara bağlanan toplu iş sözleşmesinin sürekli işçi kadrolarına geçirilen işçilere de uygulanacağının hüküm altına alındığını, taraflar arasında imzalanmış belirsiz süreli iş sözleşmesine göre davacıya her ay brüt asgari ücretin belirli bir oran fazlası üzerinden günlük olarak ödeme yapılması gerektiğinin düzenlendiğini, ayrıca davacının ücretine toplu iş sözleşmesi uyarınca 6 aylık dönemlerde %4 oranında zam yapılması gerektiğini ancak davalı tarafça iş sözleşmesi dikkate alınmaksızın ücretlerin ödendiğini iddia ederek fark ücret, fark ilave tediye ve fark ikramiye alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davacının 02.04.2018 tarihinde sürekli işçi kadrosuna geçirilmiş olduğunu, 01.01.2019 tarihinden itibaren ücretlerin Bakanlıktan alınan görüş yazıları doğrultusunda 31.12.2018 tarihinde almakta oldukları ücretlerinin %4 zamlı hâli ile ödendiğini, davacının herhangi bir ücret alacağı bulunmadığını, ikramiye ve ilave tediye ücretlerinin ödendiğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 23.11.2023 tarihli kararıyla; davacı ile davalı arasında imzalanan belirsiz süreli iş sözleşmesinde davacının ücretinin her ay asgari ücretin belirli bir oranda fazlası dikkate alınarak ödeneceğinin düzenlendiği gerekçesi ile davacı vekilinin ıslah dilekçesi de dikkate alınarak davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 23.11.2023 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 30. Hukuk Dairesinin 04.04.2024 tarihli kararı ile; taraflar arasında kadroya geçiş aşamasında imzalanan iş sözleşmesinde davacının ücretinin her ay asgari ücretin belirli bir oran fazlası ile ödeneceğinin kararlaştırıldığı belirtilerek İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas bakımından hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin 04.04.2024 tarihli kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, somut olayda; dava açılmadan önce arabulucuya başvurulduğu, sürecin anlaşamama ile sonuçlanması üzerine 10.09.2021 tarihli son tutanak dava dilekçesine eklenerek 24.12.2021 tarihinde somut davanın açıldığı, İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda ise hatalı şekilde, anlaşamama son tutanak tarihinin 24.11.2021 olduğu kabul edilerek dava konusu fark alacakların hesaplandığının anlaşıldığı, arabuluculuk son tutanak tarihi olan 10.09.2021 tarihinden sonraki dönem yönünden arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediği gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesinin hatalı olduğu, ayrıca hükme esas alınan bilirkişi raporu incelendiğinde, 01.01.2021 tarihi ve sonrasındaki dönem için fark alacaklar tespit edilirken, 08.09.2021 imza tarihli ve 01.01.2021-31.12.2022 dönemini kapsayan toplu iş sözleşmesinin “Ücret zammı” başlıklı 33. maddesi ve "İlave tediye ve ikramiye" başlıklı 35. maddesi doğrultusunda hesaplama yapıldığının görüldüğü, ancak dosya kapsamına göre arabuluculuğa başvuru tarihinde imzalanmış bir toplu iş sözleşmesinin mevcut olmadığı, toplu iş sözleşmesinin 08.09.2021 tarihinde imzalanması karşısında, arabuluculuk başvuru tarihinde henüz mevcut olmayan bir toplu iş sözleşmesinin uygulanmasının talep edilmesinin fiilen mümkün olmadığı, bu açıklamalara göre, arabuluculuk başvuru tarihindeki koşullar göz ardı edilerek 01.01.2021 tarihinden sonraki döneme ilişkin fark alacakların hesaplanmasında 08.09.2021 imza tarihli toplu iş sözleşmesinin ilgili maddelerindeki düzenlemelerin dikkate alınmasının hatalı olduğu, davacının arabuluculuk başvuru tarihinde henüz imzalanmamış bir toplu iş sözleşmesinden yararlandırılması mümkün olmadığından bilirkişi raporunda mevcut aksi yöndeki tespitlerin isabetsiz olması nedeniyle hükme esas alınmasının hatalı olduğu belirtilerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozma ilâmı doğrultusunda değerlendirme yapıldığı belirtilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Davacının 2018 yılı asgari ücreti korunarak bu ücret üzerine %4 oranında ücret zammı yapıldığını, ücretin düşürülmesinin söz konusu olmadığını, davacının bir yandan bireysel iş sözleşmesinde diğer taraftan da toplu iş sözleşmesinde öngörülen ücret kriterlerinin uygulanmasını istemesinin mümkün olmadığını, 2. Bireysel iş sözleşmelerinin toplu iş sözleşmeleri ile çelişemeyeceğini, davacının taleplerinin toplu iş sözleşmesi hükümlerine aykırılık teşkil ettiğinden ve bireysel iş sözleşmesi hükümleri de istisnai etkiyi doğuracak nitelikteki şartları taşımadığından davanın reddi gerektiğini ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, arabuluculuk son tutanak tarihinin doğru tespit edilip edilmediği ve 08.09.2021 imza tarihli toplu iş sözleşmesi hükümlerinin dikkate alınıp alınamayacağı hususlarındadır. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeple; Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Davalı ... harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 23.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/5894, K. 2025/6759, T. 23.09.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-hukuk-dairesi-2025-5894-e-2025-6759-k-cad63a5acbdc