Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/5620 E. 2025/6804 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/5620
Karar No
2025/6804
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2024/177 E., 2025/111 K. DAVA TARİHİ : 30.01.2023 İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Davacı vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmiş ise de inceleme konusu dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369. maddesinde temyizde duruşmaya tâbi davalar arasında belirtilmediğinden, duruşma isteminin reddi ile incelemenin dosya üzerinden yapılmasına karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı temsilcisinin, müvekkili Şirkette çalışan ve toplu iş sözleşmesinden faydalanan işçilerden, ücretleri 01.01.2023'ten itibaren uygulanacak olan 8.506,00 TL asgari ücretin altında olanların ücretlerinin önce 8.506,00 TL'ye yükseltilmesini daha sonra ise tüm işçilerin ücretlerine %103 zam yapılmasını talep ettiğini, haksız, hukuka ve sözleşmeye aykırı, işyerindeki barışı ve huzuru, işveren işçi ilişkilerini ve işçiler arasındaki ücret dengesini bozmaya yönelik, müvekkili Şirketi iflasa ve kapanmaya sürükleyecek ve bu yolla da müvekkili Şirkette çalışan işçileri işsiz bırakabilecek bu talebin dayanağı olarak da toplu iş sözleşmesinin 35. maddesinin (B) bendinin "Sözleşmenin 2. Yılında sendika üyesi işçilerin 01.01.2023 tarihindeki ücretlerine" ifadesi içerisindeki "01.01.2023 tarihindeki" ibaresinin gösterildiğini, ancak bahse konu tarihin, taraflar arasında yapılan sözleşme görüşme ve müzakerelerinde 31.12.2022 olarak kararlaştırılmışken, davalı tarafından müvekkili Şirket adına hareket eden kişilerin iradelerinin hile ve aldatma yoluyla fesada uğratılarak ve bu suretle davalı tarafından yapılan tek taraflı değişiklik gizlenerek toplu iş sözleşmesine konulduğunu, bu nedenle mezkur maddede yer alan "01.01.2023 tarihindeki" ibaresinin hükümsüzlüğünün tespiti gerektiğini, davalının bu değişikliği yaparken müvekkili Şirket çalışanlarının iradelerini hile ve aldatma yoluyla fesada uğratmak ve değişikliği gizlemek maksadıyla, sadece kırmızı ile yazılı olanlara dikkatlerini vermelerini sağlamaya çalıştığını, bu yolla tarih değişikliğinin gözden kaçırılmasını hedeflediğini ve bunda başarılı olduğunu, davalının hile ve aldatma saikli hareketleri sonucu iradeleri fesada uğratılan müvekkili Şirket temsilcilerinin toplu iş sözleşmesini değiştirilmiş hâliyle imzaladıklarını ve davalının 09.01.2023 tarihli yazısı kendilerine ulaşana kadar bu değişikliğin müvekkili Şirketten saklandığını belirterek ve dilekçesinde yazılı diğer sebeplerle toplu iş sözleşmesinin 35. maddesinin "İkinci Yıl Zammı" başlıklı (B) bendinin birinci cümlesinin; sözleşmenin "2. yılında sendika üyesi işçilerin" ifadesinden sonra gelen "01.01.2023 tarihindeki" ibaresinin hükümsüzlüğünün tespitine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; toplu pazarlık sürecinin hem işveren hem Sendika tarafından bu alanda uzmanlaşmış profesyoneller aracılığı ile yönetildiğini, aldatılma iddiasının toplu pazarlığın doğasına ve niteliğine aykırı olduğunu, toplu iş sözleşmesi taslak metninin davacı işverenliğe 08.02.2021 tarihinde teslim edildiğini, daha sonra bir araya gelinerek müzakere sürecinin belirlendiğini, 19.01.2022 ve 27.01.2022 tarihlerinde müzakereler gerçekleştirilerek anlaşmaya varıldığını, anlaşma tutanağı tutulduğunu, taraflarca anlaşılan ve imzalanan toplu iş sözleşmesinin varılan anlaşmaya uygun şekilde redakte edilerek 14.02.2022 tarihinde işverenlikle paylaşıldığını ve onay sonrasında basıldığını, toplu iş sözleşmesinin işverene getirmiş olduğu ekonomik maliyete katlanmak istemeyen davacı işverenliğin ücretleri toplu iş sözleşmesinde hüküm altına alınan oranda yükseltmemek, işçileri asgari ücrete mahkum etmek amacıyla gerçek amacını "Yanıldım, aldatıldım." diyerek perdelemeye çalıştığını, toplu iş sözleşmesi maddelerine, 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’na, emredici kanun hükümlerine, ahlaka ve adaba aykırı olmadığı sürece taraflar dışındaki hiçbir erkin müdahale etme hakkı ve yetkisi bulunmadığını belirterek ve dilekçesinde yazılı diğer sebeplerle davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 21.09.2023 tarihli kararı ile; sübut bulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 21.09.2023 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesinin 07.12.2023 tarihli kararı ile; başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin 07.12.2023 tarihli kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, davacının iddiası hile ve aldatma yolu ile irade fesadına dayalı olduğu için bu iddianın tanık dâhil her türlü delille ispatının olanaklı olduğu, bu itibarla Mahkemece tanık dinlenilmesi talebinin reddedilmesinin doğru olmadığı, bu uygulamanın hukuki dinlenilme hakkının da ihlali niteliğinde olduğu, Mahkemece tanık listesinin sunulması için kesin süre verilmesi, daha sonra usulüne uygun şekilde bildirilen tanıkların yöntemince dinlenilmesi ve bundan sonra işin esası incelenerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; uyulan bozma ilâmı doğrultusunda tanıklar dinlenmiş ve işveren tarafın kendi egemenlik sahasında inceleme ve değerlendirme imkânının bulunduğu, söz konusu fıkranın iki cümleden ibaret olduğu, gerek 01.01.2023 tarihinin gerekse ücret zam oranı yönünden mukayese öngören cümlenin aynı fıkrada bulunduğu, 2. (ve son) cümle yönünden irade fesada uğramamış iken önündeki ilk cümledeki tarihin hile yoluyla yazıldığına ilişkin iddiasının hayatın olağan akışına uygun düşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; dava dilekçesinde belirttiği sebeplerle kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, toplu iş sözleşmesinde yer alan düzenlemenin hükümsüzlüğünün tespiti istemine ilişkindir. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeple; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 24.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/5620, K. 2025/6804, T. 24.09.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-hukuk-dairesi-2025-5620-e-2025-6804-k-92dfba9def8c