Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/5573 E. 2025/7521 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/5573
- Karar No
- 2025/7521
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 51. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/277 E., 2025/610 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: Bakırköy 23. İş Mahkemesi SAYISI : 2024/120 E., 2024/413 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 07.05.2013 tarihinden itibaren davalı bünyesinde aşçı yardımcısı olarak istihdam edildiğini, baskı ve korkutma ile savunma ve istifa adı altında sayısız belgeler imzalatıldığını, arabulucunun işyerine getirilerek müvekkiline hiçbir hakkı hatırlatılmadan, herhangi bir bilgilendirme yapılmadan işverenin ofisinde zorla ihtiyari arabuluculuk tutanağı imzalatıldığını, tüm işçilik alacaklarından feragat ettiğine ve işverene borçlu olduğuna dair gerçeği yansıtmayan bir tutanak tutulduğunu ve imzalatıldığını, baskı altında tutularak Avukat ...'nin işyeri binasına çağrıldığını ve arabulucu tarafından müvekkiline matbu bir kısım evrakların imzalatıldığını, ihtiyari arabuluculuk tutanağının müvekkilinin iradesi sakatlanarak düzenlendiğini, arabulucu belirleme, ilk oturum, son oturum ve anlaşma tutanaklarının aynı anda düzenlenmesinin, taraflara herhangi bir davetin yapılmamış olmasının, bilinçli olarak işveren adresinin seçilmiş olmasının söz konusu arabuluculuk faaliyetinin gerçeği yansıtmadığını açıkça ortaya koyduğunu belirterek 26.04.2024 tarihli ihtiyari arabuluculuk anlaşma tutanağının iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının itirazının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, arabuluculuk toplantılarının usulüne uygun şekilde gerçekleştiğini, 24.04.2024 tarihli tutanak ile davacının 18.04.2024 tarihinde, müvekkili Şirkete alınan “çiğ tavuk but” ürününü aşçı dava dışı ... ile beraber ayrı ayrı poşetlediğini ve akşam mesai bitiminde yönetimin bilgisi olmadan evine götürmesiyle kendisinden yazılı savunma yapmasının istendiğini, davacının ...'nin arabuluculuk uygulamasının ve kanununun kendisine hatırlatıldığını arabuluculuk adresinin kendi adresine uzak olması sebebi ve davacının talebi üzerine belirlenen yerde ilgili arabuluculuk toplantılarının gerçekleştirildiğini, davacının herhangi bir itiraz belirtmeden kendi hür iradesi ile tutanakları imzaladığını, davacının işverenin devamlı olarak aynı arabulucuyla çalışması iddiasının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, tarafların imzaladığı arabulucu belirleme tutanağında kendi nam ve hesabına arabuluculuk faaliyeti yapan, taraflar ile herhangi bir vekâlet ilişkisi olmayan ve tarafların her ikisine de eşit mesafede yaklaşan arabulucunun tarafların mutabık kalmasıyla belirlendiğini, arabulucunun gerekli tüm bilgilendirmeleri taraflara yaptığını belirterek davacının davayı kötüniyetli ve haksız olarak açtığını, ihtiyari arabuluculuk görüşmelerinde davetiye düzenlenmesi zorunluluğu olmadığını, tarafların arabuluculuk toplantılarının nerede yapılacağı hususunda önceden karar verdiklerini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı tanığı davacının arabulucu seçiminden haberdar olmadığını beyan ettiği, davacının arabuluculuk aşamalarına baştan dâhil olmadığı, son aşamada davacının haberdar olduğu, sürecin usulüne uygun yürütülmediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; arabuluculuk başvurusunu davacının yapmadığı, arabulucu görüşmesinin davalı işyerinde yapıldığı, taraflar arasında uyuşmazlık çıktığından söz edilebilmesi için taraflardan birinin diğer tarafa karşı alacak, tazminat ve işe iade gibi bir hak iddiasında bulunması bunu ileri sürmesi; ancak karşı tarafın bu iddia ve talebi kabul etmemesi sonucunda kendi aralarında anlaşamamış olmaları gerekeceği, tarafların aralarında bir uyuşmazlık bulunmadan yapılan arabuluculuk görüşmesinin geçerli olamayacağı, tutanağa 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 420. maddesine aykırı şekilde ibra etkisi kazandırılmaya çalışıldığı, ihtiyari arabuluculuk son tutanağının ve anlaşma belgesinin iptalinin yerinde olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Davacının hırsızlık eylemi nedeniyle ortaya çıkan ve işverene haklı nedenle fesih hakkı veren durumun taraflar arasında bir uyuşmazlık yarattığını ancak tarafların bu uyuşmazlığı arabuluculuk yoluyla çözme konusunda anlaştığını, bu nedenle Bölge Adliye Mahkemesinin "taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığı" tespitinin somut olayın gerçekleriyle bağdaşmadığını, 2. Arabuluculuk sürecinin tamamen usule uygun yürütüldüğünü, 3. Arabuluculuk görüşmelerinin işyerinde yapılmasının tek başına geçersizlik nedeni olmadığını, görüşme yerinin müvekkili Şirketin konferans salonu olarak belirlenmesinin tarafların ortak kararı olduğunu, 4. Arabuluculuk anlaşma belgesinin 6098 sayılı Kanun'un 420. maddesine göre değerlendirilmesinin açık bir hukuki hataya sebebiyet verdiğini, 5. Müvekkili Şirketin haklı fesih yerine arabuluculuk yolunu tercih ederek işçi lehine davrandığını, 6. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi kararının içtihat uygulamasında açık hatalar barındırdığını ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, ihtiyari arabuluculuk tutanağının iptali istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 08.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.