Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/5436 E. 2025/8719 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/5436
- Karar No
- 2025/8719
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI: 2024/2581 E., 2025/823 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: ... 23. İş Mahkemesi SAYISI: 2022/506 E., 2024/311 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; Miktar veya değeri temyiz kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihaî kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352/1-(b) hükmü uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Dosya içeriğine göre hüküm altına alınan ve davalılar vekilince temyize konu edilen toplam miktarı (karar tarihindeki ... Bankası efektif satış kuru üzerinden Türk lirasına çevrilmekle hesaplanan miktar) karar tarihi itibarıyla bölge adliye mahkemeleri tarafından verilen kararların kesinlik sınırı olan 544.000,00 TL'nin altında kaldığı anlaşılmakla; davalılar vekilinin temyiz dilekçesinin her iki davalı yönünden ayrı ayrı miktardan reddine karar vermek gerekmiştir. Davacı vekilinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü. I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin dava dışı ... Holding AŞ'ye bağlı davalı Şirketlerin oluşturduğu iş organizasyonu kapsamında Liberya'da 26.10.2021-16.12.2022 tarihleri arasında harita mühendisi/ölçüm şefi olarak çalıştığını, davalı Şirketler arasında organik bağ bulunduğunu, işçilerin davalı Şirketlerce birlikte istihdam edildiğini, davacının gerçek ücretinin 3.000,00 USD ve üzeri olmasına rağmen 01.04.2021 tarihi itibarıyla alınan yeni bir karar ile temel ücretin daha düşük gösterildiği yeni bir sözleşme dayatıldığını, bu değişikliği kabul etmeyen işçilerin iş sözleşmelerine son verildiğini, davacının hafta tatili ve yıllık izinlerini kullanmadığını, haftanın 7 günü günde 12 saat çalıştığını, vardiyaların on beş günde bir değişmesi gerekirken davacının toplamda 6 ay gece vardiyasında çalıştığını, ayrıca 16.07.2022-04.08.2022 tarihleri arasındaki çalışmalarının yer altında gerçekleştiğini, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde de çalışmaya devam ettiğini ileri sürerek fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı ve takas-mahsup def'i ile husumet itirazında bulunduklarını, davalı Şirketlere husumet yöneltilemeyeceğini, davacı tarafça ileri sürülen organik bağ ve birlikte istihdam olgularının gerçeği yansıtmadığını, davacının dava dışı işverenlikte çalışmasının 26.10.2021-16.12.2022 tarihleri arasında ve ücretinin de 1.900,00 USD olduğunu, 26.10.2021 tarihli iş sözleşmesiyle de bu durumun sabit olduğunu, aksinin yazılı delil ile ispatı gerektiğini, davacının hak kazandığı tüm alacaklarının banka kanalıyla ödendiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının 26.10.2021-16.12.2022 tarihleri arasında davalılar nezdinde harita mühendisi/ölçüm şefi olarak çalıştığı, taraflar arasındaki iş sözleşmesinin imzalandığı tarih ve bordrolar dikkate alındığında davacının ücretinin 1.900,00 USD olarak kabulü gerektiği, dinlenilen tanık beyanlarına göre davacının haftalık 21 saat fazla çalışma yaptığının, dinî bayramlar dâhil ulusal bayram ve genel tatil günleri ile hafta tatillerinde çalışmaya devam ettiğinin sabit olduğu; aralarında alt işveren asıl işveren ilişkisi bulunan davalıların işçilik alacaklarından müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilince tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; karar gerekçesinde davacının ücretinin 1.900,00 USD olduğu belirtilmesine rağmen İlk Derece Mahkemesince hüküm kurulurken gerekçeye aykırı olacak şekilde bilirkişi tarafından davacının ücretinin 3.000,00 USD olduğu seçeneğine itibarla alacaklara hükmedilmesinin hatalı olduğu; ayrıca davacının hesaplanan alacağından uygun oranda indirim yapıldıktan sonra ödenen tutarın mahsubu gerekirken mahsup yapılan tutar üzerinden indirim yapılmasının hatalı olduğu gerekçeleriyle İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına, fazla çalışma ücreti alacağının kısmen kabulü ile hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; a. İşyerinde düzenlenen bordrolarda 01.04.2021 tarihinden itibaren muvazaa yaratıldığından temel ücretin 1.900,00 USD olarak kabul edilmesinin hatalı olduğunu, b. İşyerinde çalışan diğer işçilerin bordrolarının da işyerinde bordro hilesi uygulandığını ispatladığını, bu konuda Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşen dosyaların bulunduğunu, davalı savunmalarının çelişkili olduğunu, davanın kabulü gerektiğini ileri sürmüştür. 2. Davalılar vekillerinin temyiz dilekçeleri miktardan reddedildiğinden, temyiz sebeplerine yer verilmemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, uygulanacak hukuk, davacının aylık ücret miktarının tespiti ve buna bağlı olarak dava konusu alacakların hesabına ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkındaki Kanun'un 24/1 hükmüne göre hukuk seçimi, taraflarca açıkça yapılabileceği gibi zımni olarak da yapılabilir. Yabancılık unsuru taşıyan bir iş sözleşmesinin varlığı karşısında, Türk hukukuna göre açılmış bir davada davalı tarafça en geç cevap dilekçesi ile yabancı hukukun uygulanması gerektiği yönünde itirazda bulunulmaması yahut en geç ön inceleme duruşmasında tarafların hukuk seçimi konusunda anlaşmamış olmaları durumunda uyuşmazlığa uygulanacak olan hukukun Türk hukuku olarak zımnen seçilmiş olduğunun kabulü gerekir. Buna göre somut uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; A. Davalılar Temyizi Yönünden Davalılar vekilinin temyiz dilekçesinin her bir davalı Şirket yönünden ayrı ayrı miktardan REDDİNE, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine, B. Davacı Temyizi Yönünden Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 17.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.