Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/5384 E. 2025/6341 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/5384
Karar No
2025/6341
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1237 E., 2025/1183 K. DAVA TARİHİ : 09.11.2021 İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 6. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/1291 E., 2024/36 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı asıl işveren Karayolları Genel Müdürlüğüne ait işyerinde alt işveren işçisi olarak çalıştığını, davalı İdarenin asıl işveren olduğunu, işyerinde Yüksek Hakem Kurulunun 02.10.2019 tarihli ve 2019/256 Esas, 2019/455 Karar sayılı kararıyla toplu iş sözleşmesinin uygulanmaya başlandığını, davacı tarafın sendika üyesi olduğunu, toplu iş sözleşmesinde düzenlenen alacakların işverence hiç ödenmediğini iddia ederek çocuk yardımı, yemek yardımı, yakacak yardımı, bayram harçlığı, ikramiye ve ücret farkı alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde bulunduklarını, sendikanın işçi adına dava açma yetkisinin araştırılması gerektiğini, İdarenin ihale makamı olduğunu, davacı ile işçi işveren ilişkileri olmadığını, yüklenici şirketler ile İdare arasında asıl işveren alt işveren ilişkisi bulunmadığını, alacağa dayanak olan toplu iş sözleşmesinin tarafı olmadıklarını, bu nedenle de toplu iş sözleşmesinden kaynaklı alacakları ödeme yükümlükleri bulunmadığını, ihalenin yapım ihalesi olduğunu, husumet itirazları olduğunu, davanın dava dışı alt işveren şirketlere ihbarı gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı ... ile dava dışı şirketlerin oluşturduğu adi ortaklık arasında asıl işveren alt işveren ilişkisinin bulunduğu, davacının toplu iş sözleşmesinin imzalandığı tarihte sendika üyesi olduğu gerekçesiyle bilirkişi raporundaki hesaplamalar doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı Kurum ile dava dışı Şirketler arasındaki ilişkinin asıl işveren alt işveren ilişkisi olduğu, davalının asıl işveren olarak alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden kaynaklı işçilik alacaklarından sorumluluğunun tespitinde bir hata olmadığı, davacının alt işveren ile üyesi olduğu Yol İş Sendikası arasındaki toplu iş sözleşmesi görüşmeleri neticesinde Yüksek Hakem Kurulu tarafından bağıtlanan toplu iş sözleşmesinden karar tarihinden önce üye olması sebebiyle yürürlük tarihinden itibaren yararlandığı, bilirkişi tarafından toplu iş sözleşmesinin ilgili hükümleri uyarınca toplu iş sözleşmesi yürürlük ve karar tarihi dikkate alınarak arabuluculuk son tutanak tarihine kadar hesaplama yapıldığı, faiz başlangıç tarihi ile faiz türünde hata bulunmadığı gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Davalı İdarenin toplu iş sözleşmesinin tarafı olmadığından talep edilen alacaklardan sorumlu olmadığını, müvekkili İdarenin ihale makamı olduğunu, davanın husumetten reddi gerektiğini, 2. Yargılama sırasında yapılan ve hükme esas alınan hesaplamaların kabulünün mümkün olmadığını, 3. Hükmedilen faiz türü ve başlangıç tarihlerinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davalı ... ile dava dışı şirketler arasındaki ilişkinin asıl işveren alt işveren ilişkisi olup olmadığı, davacı işçinin toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan alacaklara hak kazanıp kazanmadığı ve davalının bu alacaklardan sorumlu olup olmadığı noktalarındadır. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Davalı ... harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 15.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/5384, K. 2025/6341, T. 15.09.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-hukuk-dairesi-2025-5384-e-2025-6341-k-56a940c3a09a