Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/5257 E. 2025/6026 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/5257
Karar No
2025/6026
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/259 E., 2025/674 K. DAVA TARİHİ : 20.09.2023 İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 4. İş Mahkemesi SAYISI : 2023/290 E., 2024/352 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu (6356 sayılı Kanun) uyarınca davalı Sendikanın müvekkiline ait işyerinde toplu iş sözleşmesi imzalamak için yeterli çoğunluğu bulunmadığını, tespit yazısı ekindeki listede müvekkiline ait tüm işyerlerinin yer almadığını bu nedenle Şirket çalışan sayısının hatalı olduğunu, müvekkiline ait yetki tespitinde dikkate alınan birimlerin bağımsız işyeri olmayıp işyerine bağlı yer niteliğini taşıdıklarını ve davalı Sendikaya işletme toplu iş sözleşme yapma yetkisinin verilemeyeceğini belirterek ve dilekçesinde yazılı diğer sebeplerle davalı Bakanlığın yetki tespit kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı Sendika vekili cevap dilekçesinde; davalı Bakanlığın tespit yazısında da görüleceği üzere 29.08.2023 başvuru tarihi itibarıyla davacıya ait işletme bünyesinde 244 işçi çalıştığını, bunların 105’inin müvekkili Sendikaya üye olduğunu, dolayısıyla işletme toplu iş sözleşmesi yapabilmek için aranan yüzde kırk çoğunluğun müvekkili Sendika tarafından sağlandığını, yetki tespitinde esas alınan kayıtların davacının bildirimde bulunduğu Sosyal Güvenlik Kurumundan (SGK) alındığını, davacının somut delil sunmaksızın işçi sayısının eksik tespit edildiği ve baskı ile sendika üye kaydı yaptırıldığı iddialarının gerçeklikten uzak olduğunu, yetki başvuru tarihi itibarıyla sayısal çoğunluğun sağlandığını ve diğer iddiaların doğru olmadığını beyanla davanın reddine karar verilmesini istemiştir. 2. Davalı Bakanlık vekili cevap dilekçesinde; yetki işlemlerinde ve yetki tespit davalarında işkolu itirazının bekletici neden sayılamayacağını, yetki tespit başvuruları karşılanırken, işverenler tarafından SGK' ya yapılan işyerlerine ilişkin tescil ve işçi bildirimlerinin esas alındığını, sendika yetki sistemine SGK kayıtlarından otomasyon sistemiyle yansıyan bilgiler doğrultusunda işlem yapıldığını, başvuru tarihi itibarıyla davalı Sendikanın kurulu bulunduğu işkolunda davacıya ait 27 işyerinde çalışan 244 işçiden 105'inin davalı Sendikaya üye olduğunu, bu kapsamda adı geçen Sendikanın işletmede yüzde kırkı aşan çoğunluğa sahip olduğundan Kanunda aranan çoğunluk şartını sağladığının tespit edildiğini, belirterek ve dilekçesinde yazılı diğer sebeplerle davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın süresinde açıldığı, işveren tarafından işkoluna ilişkin ileri sürülen itirazın, 6356 sayılı Kanun'un 5/2 hükmünde belirtilen açık düzenleme gereği mevcut yetki uyuşmazlığında ileri sürülemeyeceği, tespite konu işyerleri dışında davacı bünyesinde faaliyet gösterdiği anlaşılan işyerlerinin farklı işkollarında bulunduğu, davacının farklı işkollarında faaliyet gösteren işyerlerinin dikkate alınamayacağı, işyerinde davalı Sendikaya üye işçi sayısının Kanunda aranan çoğunluğun açıkça üstünde olduğu, yetki tespitine konu işyerlerinin hastanelerde teşhis amaçlı görüntüleme hizmeti sunduğu, söz konusu faaliyetin yürütüldüğü farklı işyerleri arasında teknik yönden bağlılık bulunmadığından bağlı işyeri ilişkisinden bahsedilemeyeceği, her birimin birbirinden bağımsız şekilde ilgili yerdeki görüntüleme işlerini yürüttüğü, davacıya ait 27 işyerinin toplu iş hukuku anlamında bir işletme niteliği taşıdığı gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; 1.Yetki tespiti kapsamında dikkate alınan birimlerin bağımsız işyeri olarak kabul edilmesinin ve bağlı yer niteliğinde olduklarının gözetilmemesinin hatalı olduğunu, müvekkiline ait tüm birimlerde çalışanların aynı işkolunda faaliyet gösterdiğini bu nedenle bir kısım birimlerin farklı işkolunda yer aldığının kabul edilemeyeceğini, 2. Bildirmiş oldukları tanıklar dinlenilmeden karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek ve dilekçesinde yazılı diğer sebeplerle kararın bozulması ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 6356 sayılı Kanun'un 41. ve devamı maddeleri kapsamında yetki tespitine itiraz istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 08.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/5257, K. 2025/6026, T. 08.09.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-hukuk-dairesi-2025-5257-e-2025-6026-k-816cf9e38c1c