Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/4934 E. 2025/5625 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/4934
Karar No
2025/5625
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2024/472 E., 2025/227 K. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda gereği düşünüldü: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 341/2 hükmü uyarınca, ilk derece mahkemeleri tarafından verilen ve miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352/1-(b) hükmü uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Dosya içeriğine göre Dairenin bozma kararından sonra İlk Derece Mahkemesince, 6100 sayılı Kanun’un 373/4 hükmü uyarınca bozmaya uyularak verilen kararda hüküm altına alınan ve temyize konu edilen miktar; 14.11.2024 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7531 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 22. maddesi ile 6100 sayılı Kanun'un ek madde 1 hükmüne eklenen 3. fıkra uyarınca, İlk Derece Mahkemesinin bozulan karar tarihi itibarıyla kesinlik sınırı olan 8.000,00 TL’nin altında kaldığından, davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar vermek gerekir. Davacı vekilinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıya ait huzurevi yaşlı bakım ve rehabilitasyon merkezinde bakım personeli olarak çalıştığını, dava dışı alt işverenler arasında imzalanan hizmet alım sözleşmesi kapsamında davacının alt işveren işçisi olarak davalı Bakanlığa ait işyerinde belirsiz süreli iş sözleşmesi ile çalışırken 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (696 sayılı KHK) kapsamında sürekli işçi kadrosuna geçirildiğini, sürekli işçi kadrosuna geçirildikten sonra ücretinin düşürüldüğünü, bundan dolayı fark alacaklarının bulunduğunu, ayrıca davacının pandemi döneminde davalı Bakanlık tarafından yayımlanan Genelge çerçevesinde 7, 10 ve 15'er günlük nöbetler ile gece gündüz yirmi dört saat kapalı sistem çalıştığını, bu çalışma şeklinde fazla çalışma yapıp ulusal bayram ve genel tatil günleri ile hafta tatillerinde çalıştığını ve gece çalışması yaptığını, ancak bu çalışmalara ilişkin zamlı ücretlerin ödenmediğini ileri sürerek fark ücret, ikramiye ve ilave tediye alacakları ile fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil, hafta tatili ve gece zammı ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; ücret politikasının hukuka uygun olduğunu, sürekli işçi kadrolarına geçirilen işçilerin ücret ile diğer malî ve sosyal haklarına ilişkin şartlarının toplu iş sözleşmesi hükümleri esas alınmak suretiyle belirlediğini, davacının ödenmeyen alacağının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 22.11.2022 tarihli kararı ile; davacının daimi işçi kadrosuna geçerken imzaladığı bireysel iş sözleşmesinde asgari ücretin fazlası şeklinde bir düzenleme bulunmayıp toplu iş sözleşmesi hükümlerine atıf yapıldığı, davacının üyesi olduğu ... Sendikası ile davalı Bakanlık arasında bağıtlanan bir toplu iş sözleşmesi bulunmadığı, puantaj kayıtları gözetilerek hesaplama yapılan bilirkişi raporunun denetime elverişli olduğu gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 22.11.2022 tarihli kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesinin 30.04.2024 tarihli kararı ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun miktar itibarıyla kesinlik sebebiyle reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun ise esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin 30.04.2024 tarihli kararının süresi içinde davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 05.11.2024 tarihli kararıyla; davacının tüm davalının diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilerek; dosya kapsamındaki bilgi ve belgelere göre üçlü vardiya sisteminde çalışan ve fazla çalışma yapmayan davacının pandemi döneminde iş sağlığı ve güvenliği tedbirleri kapsamında 10 ve 15'er günlük nöbet düzeninde ve 12'şer saatlik ikili vardiya sisteminde çalıştığı, ikili vardiya sisteminde günlük 1,5 saatlik ara dinlenme düşüldüğünde günde 10,5 saat çalıştığının kabulü gerektiği ve günlük 11 saati aşmayan bu çalışmaların denkleştirme kapsamında kaldığı ve bu süreçte işçinin haftalık ortalama çalışma süresinin 45 saat olan normal haftalık çalışma süresini aşmadığı dikkate alındığında davacının fazla çalışma ücreti talebinin reddi gerektiği, gece zammı farkı alacağı talebine en yüksek işletme kredisi faizi uygulanmasının kanuna aykırı olduğu ve yargılama gideri olan arabuluculuk giderinin ret kabul oranına göre paylaştırılmamasının hatalı olduğu hususları bozmaya konu edilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı işçinin kadroya alınması ile birlikte işverenle imzalanan iş sözleşmesinde asgari ücretin belli bir oranı seviyesinde ücret ödeneceği açıkça öngörülmediğinden davalı bakanlık uygulamasının yerinde olduğu, bu sebeple dava konusu ücret, ilave tediye, ikramiye farkı alacak taleplerinin reddine karar verildiği, bozma ilâmında belirtilen gerekçelerle işçinin haftalık ortalama çalışma süresinin 45 saat olan normal haftalık çalışma süresini aşmadığı dikkate alındığında davacının fazla çalışma ücreti talebinin reddine karar verildiği, imzalı devam çizelgelerinde davacının 7 gün üst üste çalıştığı dönemlerde dosyada yer alan bordrolarda herhangi bir hafta tatili ücret tahakkuku bulunmadığından hafta tatiline hak kazandığı, davalı işyerinde uygulanan toplu iş sözleşmesinde ulusal bayram ve genel tatil çalışması yapan işçiye iki yevmiye tutarında ücret ödeneceği düzenlendiği, dosyaya sunulan puantaj kayıtlarına göre bordrolarda ulusal bayram ve genel tatil ücret tahakkuku yapılan dönemler dışında davacının başkaca bir ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışması bulunmadığı, dolayısıyla ulusal bayram ve genel tatil ücret alacağının bulunmadığı, dosya kapsamından davacıya ödenmeyen gece zammı alacağı bulunduğu kabul edildiği bu alacağa en yüksek banka mevduat faiz oranı uygulandığı belirtilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; a. Bilirkişi raporunda toplu iş sözleşmelerinin uygulanması noktasında hata yapıldığını, fazla çalışma ücreti alacağının 31.10.2020 tarihinden sonraki dönem için de %50 yerine %60 oran uygulanması suretiyle hesaplanması gerektiğini, b. Davacının dayanışma aidatı ile toplu iş sözleşmesi hükümlerinden faydalanıp faydalanmadığı noktasında gerekli inceleme yapılmadan eksik araştırmayla karar verildiğini, c. Fazla çalışma alacağı talebinin reddedilmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davacının ne şekilde çalıştırıldığı konusunda davalı Kuruma yazılan müzekkerelere eksik cevap verildiğini, davalı işyerinin bakıma muhtaç kişilerden oluştuğunu, pandemi döneminde davacının aynı düzende ve saatlerde çalışmaya devam ettiğinin kabul edilemeyeceğini, zira 24 saat aralıksız çalışılamayacağı yönündeki bir düşüncenin davacının çalışma koşulları düşünüldüğünde pek mümkün olamayacağını, tek kişi olarak nöbet tutan işçinin birden fazla kişinin bakımında belli bir saat diliminde uyumasının da işin gereği mümkün olmadığını, d. Hesaplama yaparken 270 saat sınırının dikkate alınmamasının kanuna aykırı olduğunu, e. Hesaplamalarda ilgili aylara ilişkin fazla ödeme var ise bu ödemelerin sadece ilgili aydan mahsup edilmesi gerektiği, fazla ödeme olan ayların genel toplama 0 (sıfır) olarak dâhil edilmesi gerektiğini, yapılan ödemelerin toplanarak, davacının hak kazandığı alacaklar toplamından çıkarılması hatalı olup ödemelerin sadece ödemenin yapıldığı o ayın alacağından mahsup edilmesi gerektiğini, f. Taleplerinin davacının kadroya geçiş tarihi olan 02.04.2018 tarihi ile arabuluculuk son tutanak tarihi arasında olduğunu ancak talep döneminin hatalı değerlendirildiğini ileri sürmüştür. 2. Davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar verildiğinden, temyiz sebeplerine yer verilmemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık; davacının fazla çalışma ücreti alacağına hak kazanıp kazanmadığı, uygulanan faiz türü ve yargılama giderlerinden sorumluluk konularına ilişkindir. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; A. Davalı Temyizi Yönünden Davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan reddine, B. Davacı Temyizi Yönünden Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 01.07.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/4934, K. 2025/5625, T. 01.07.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-hukuk-dairesi-2025-4934-e-2025-5625-k-37a8179655b7