Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/4798 E. 2025/5376 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/4798
Karar No
2025/5376
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/604 E., 2025/863 K. DAVA TARİHİ : 15.06.2022 İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 31. İş Mahkemesi SAYISI : 2022/367 E., 2024/450 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince ayrı ayrı temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı müvekkilinin hizmet alım sözleşmeleri kapsamında alt işveren Şirketler nezdinde çalışmakta iken, 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamında 02.04.2018 tarihi itibarıyla davalı bünyesinde sürekli işçi statüsünde istihdam edildiğini, davacının ücretinin, sürekli işçi kadrosunda istihdam edildiği 02.04.2018 tarihine kadar, dönemler itibarıyla yenilenen asgari ücretin % fazlası şeklinde belirlendiğini, müvekkili işçinin sürekli işçi kadrosunda istihdam edildiği tarih itibarıyla imzalamış olduğu bireysel iş sözleşmesinde davalılar arasındaki hizmet alım sözleşmesinde davacının ücretinin, asgari ücretin % fazlası olarak belirleneceği hususunda tarafların düzenlemesinin mevcut olduğunu, davalı kamu kurumu tarafından müvekkilinin ücretinin hesaplanmasına, tespitine ve ödenmesine ilişkin dönemsel olarak tespit edilen asgari ücretin katının esas alınması gerekirken 2019, 2020, 2021 yılı asgari ücretine göre % fazlası revize edilmeksizin geçiş öncesinde almış olduğu ücrete %4'lük zam miktarı eklenerek ücretinin ve ücrete bağlı diğer alacaklarının eksik ödendiğini ileri sürerek ücret alacağı, ikramiye alacağı ve ilave tediye ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde, davalı cevap dilekçesinde özetle; davanın açıldığı tarih itibarıyla davacının talep ettiği alacakların zamanaşımına uğramış olduğunu, 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 127. maddesiyle 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye (375 sayılı KHK) eklenen geçici 23. madde kapsamında sürekli işçi kadrosuna geçişler yapıldığını, ilgili hükümde sürekli işçi kadrolarına geçirilenlerden; geçişten önce toplu iş sözleşmesi bulunmadığından kadroya geçirildiği tarihte yürürlükte olan bireysel iş sözleşmesi hükümlerinin geçerli olduğu işçiler ile geçiş işleminden önce yapılan ve geçişten sonra yararlanmaya devam ettiği toplu iş sözleşmesi bulunmakla birlikte bu madde kapsamındaki İdarelerde alt işveren işçilerini kapsayan, Yüksek Hakem Kurulu tarafından karara bağlanan ve süresi en son sona erecek toplu iş sözleşmesinin bitiminden önce toplu iş sözleşmesi sona eren işçilerin ücreti ile diğer mali ve sosyal haklarının, bu madde kapsamındaki idarelerde geçişten önce alt işveren işçilerini kapsayan, Yüksek Hakem Kurulu tarafından karara bağlanan ve süresi en son sona erecek toplu iş sözleşmesine göre belirleneceği hükmüne yer verildiğini, davacının herhangi bir alacağının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının sürekli işçi kadrosuna geçiş öncesi alt işveren işçisi iken asgari ücretin belirli bir miktar fazlası ücretin ödendiği, bu oranın davalı ile alt işverenler arasında imzalanan hizmet alım sözleşmesinin eki niteliğinde olan teknik şartnamede kayıt altına alındığı, sürekli işçi kadrosuna geçiş sırasında davacı ile davalı Bakanlık arasında imzalanan ve 02.04.2018 günü yürürlüğe giren belirsiz süreli hizmet sözleşmesinin 7. maddesine göre işçiye yapılacak ödemelere ilişkin hesap döneminin her ayın 15'i ile bir sonraki ayın 14. günü olarak belirlendiği, bu sözleşme süresinde yazıldığı gibi davacı işçiye her ay brüt asgari ücretin, yargılama aşamasında celp edilen kadroya geçiş sözleşmesinde yazılan yüzdelik artış oranı dâhilinde tarafların anlaşmaya vardıkları, sözleşmenin geçersizliğine yönelik herhangi bir belgenin ve durumun sunulmadığı; ayrıca davacının sürekli işçi kadrosuna geçirildikten sonra ücretine 375 sayılı KHK'nin 23. maddesi gereğince toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan zammın yapılması gerektiği, bilirkişi raporundaki değerlendirmeler ve hesaplamaların dosya kapsama uygun olduğu açıklanarak burada yapılan hesaplamalar doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesi kararının taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; sürekli işçi kadrolarına geçirileceklerin istihdam edilmesine esas hizmet alım sözleşmeleri, geçiş işleminin yapıldığı tarih itibarıyla feshedilmiş sayılacağı, sürekli işçi kadrolarına geçirilmeyle ilgili söz konusu düzenlemenin hizmet alım sözleşmeleri kapsamında çalışanların daha önce ücret ile diğer mali ve sosyal haklarını asgari ücretle irtibatlandıran uygulamalara son verdiği, yükleniciler tarafından istihdam edilip de sınavla sürekli işçi kadrolarına geçen işçilerin ücret ile diğer mali ve sosyal haklarının yeni süreçte Yüksek Hakem Kurulu tarafından karara bağlanan toplu iş sözleşmesinin uygulanması ile oluşan ücret ile diğer mali ve sosyal haklardan fazla olamayacağına ilişkin yukarıda belirtilen açık ve emredici yasal düzenleme karşısında, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 22. ve 62. maddesi hükümlerinin ihlalinden söz edilemeyeceği, somut olayda davacının kadroya geçirilirken imzalanan iş sözleşmesinde ücret miktarı asgari ücretin %50 oranında fazlası olacağının karalaştırıldığını, her dönem için %4 oranında zam uygulanarak hesaplanan miktar nazara alındığında davacının kadroya geçtikten sonraki ücreti taraflar arasında düzenlenen iş sözleşmesine uygun olarak ödenmediği, hesaplanan miktardan ödenen miktarın mahsubu ile belirlenen davacının ödenmemiş fark ücret, fark ilave tediye, fark ikramiye alacakları bulunmakta olup davanın kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı, davacının vekâlet ücreti itirazının yerinde görülmediği belirtilerek tarafların istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ 1. Davacı vekili temyiz başvurusunda; somut davanın seri dava niteliğinde olduğu gerekçesiyle yarı nispetinde vekâlet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, zira seri dava olsa dâhi davanın ilk 10 dosya içeriğinde olduğu için yasal düzenleme gereği tam vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. 2. Davalı vekili temyiz başvurusunda; a. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2017/887 Esas sayılı kararında da vurgulandığı üzere bireysel iş sözleşmeleri ve toplu iş sözleşmesi hükümlerinin bire bir, tek tek ya da bütün olarak değil, konuların gruplandırılarak karşılaştırılması gerektiğini, buna göre ücrete ilişkin lehe olan hükümlerin bir kısmının toplu iş sözleşmesinden bir kısmının ise bireysel iş sözleşmesinden alınarak sonuca gidilmesinin doğru olmadığını, işçinin bir yandan bireysel iş sözleşmesindeki günlük brüt ücretinin esas alınmasını, diğer taraftan da toplu iş sözleşmesi ile öngörülen ücret kriterlerinin uygulanmasını istemesi mümkün olmadığını, b. Davacı ile imzalanan bireysel sözleşme ve toplu iş sözleşme hükümleri karşılaştırıldığında ücret ve ücret ekleri konusunda çelişki olduğunu, içilere bireysel iş sözleşmesinden fazla olarak toplu iş sözleşmesinden kaynaklı ücretler ödenmekle birlikte, bireysel iş sözleşmesinde ödenen birtakım ücretlere de daha fazla oranda ödeme yapıldığını, c. Ücret bordrolarından anlaşılacağı üzere davacının 31.12.2018 tarihli ücreti korunarak üzerine %4 lük zam yapıldığı, herhangi bir ücret indirimine gidilmediğini, ücretin her seneki asgari ücrete yükseltilerek hizmet sözleşmesindeki oran üzerinden tekrar tespit edilmesi talebinin hukuka aykırı olduğunu, zira bireysel sözleşmede kastedilen asgari ücret 2018 yılı asgari ücreti olduğunu, aksi yorumda davacı ve aynı durumda görev yapan sürekli işçilere hem asgari ücrete yapılan zammın hem de toplu iş sözleşmesinden kaynaklı zammın yapılması gibi (çifte zam) bir durum oluşacağını ve bu durumun işçiler arasında eşitsizliğe yol açacağını d. Kabul anlamına gelmemek kaydıyla sözleşmede oran yazılı olsa dahi bunun geçersiz olduğunu ve müvekkili Kurumu bağlamayacağını, işçiyi, ücreti, işyeri, işyerindeki işi ve konumu, sorumluluğu veya sosyal ve aile yaşamı gibi yönlerden esaslı bir tarzda etkileyen her değişikliğin esaslı değişiklik olarak kabul edilemeyeceğini beyanla kararın bozulması gerektiğini ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 696 sayılı KHK kapsamında sürekli işçi kadrosuna geçirilen davacı işçiye kadroya geçişte düzenlenen belirsiz süreli iş sözleşmesi hükümlerine göre ödenmesi gereken ücretin tespiti ile fark alacaklara hak kazanıp kazanmadığının tespiti ve vekâlet ücreti konularına ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Davalı ... harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/4798, K. 2025/5376, T. 24.06.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-hukuk-dairesi-2025-4798-e-2025-5376-k-2d98be4cbbe9