Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/4669 E. 2025/5360 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/4669
- Karar No
- 2025/5360
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/107 E., 2025/274 K. Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda gereği düşünüldü: Miktar veya değeri temyiz kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihaî kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352/1-(b) hükmü uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Dosya içeriğine göre Bölge Adliye Mahkemesi tarafından hüküm altına alınan ve davalı tarafça temyize konu edilen toplam miktarın karar tarihi itibarıyla bölge adliye mahkemeleri tarafından verilen kararların kesinlik sınırı olan 544.000,00 TL'nin altında kaldığı anlaşılmakla; davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar vermek gerekmiştir. Davalı vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmiş ise de 6100 sayılı Kanun'un 369/2 hükmü gereğince duruşma isteğinin miktardan reddi ile incelemenin dosya üzerinden yapılmasına karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Şirketle bağıtladıkları belirli süreli iş sözleşmesine dayalı olarak, 19.07.2021 tarihinden, iş sözleşmesinin haksız feshedildiği 22.07.2022 tarihine kadar, işveren Şirketin otel işyerinde "Genel Müdür" pozisyonunda çalıştığını, davalı işverenin müvekkili ile bağıtladığı belirli süreli iş sözleşmesini, sözleşmede belirtilen süreden önce haksız feshettiğini, bu nedenle müvekkili yönünden bakiye süre ücretinden kaynaklı tazminat ile kıdem tazminatı talep hakkı doğduğunu ileri sürerek kıdem tazminatı ile bakiye süre ücretinden kaynaklı tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde, davacının müvekkili Şirketten hiçbir hak ve alacağı bulunmadığını, taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davacının iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğini, kıdem tazminatına hak kazanmasının mümkün olmadığını, davacının müvekkili Şirkete ait işyerinde gördüğü genel müdürlük işinin süreklilik arz eden bir iş olması sebebi ile belirli süreli iş sözleşmesi kurulabilecek hâllerden biri olmadığının açık olduğunu, iş sözleşmesinde yer alan sürenin davacının özellikle talep etmiş olması sebebi ile sözleşmeye eklendiğini, müvekkili Şirketin davacıyı belirsiz süreli olarak işe aldığını ancak davacıyı kırmamak adına iyiniyetle sözleşmeye süre eklendiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 03.01.2024 tarihli kararı ile; davacının davalı bünyesinde 19.07.2021-22.07.2022 tarihleri arasında belirsiz ve tam süreli iş sözleşmesiyle aylık 66.063,96 TL brüt ücretle çalıştığı, tüm dosya kapsamı ve beyanlarına başvurulan tanık anlatımlarına göre, davacının iş sözleşmesinin 23.07.2022 tarihinden önce feshedildiği, davalı her ne kadar davacının konaklama sağladığı otel odasında davacının kullanımı ve kusuru sonucunda meydana gelen maddi zarar sebebi ile sözleşmesinin feshedildiğini savunmuş ise de feshin daha önce gerçekleştiği, davalının yapılan feshe haklı neden göstermeye çalıştığı, ancak davacıya tahsis edilen odaya fesih tarihinden sonra girilip tutanak tutulduğu, bu sebeple davalı tarafın feshin haklı nedenle gerçekleştirildiğini ispatlayamadığının kabulü gerektiği, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin belirsiz süreli iş sözleşmesi olduğundan davacının bakiye süre ücretinden kaynaklı tazminata ilişkin talebinin reddi gerektiği gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 03.01.2024 tarihli kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesinin 16.05.2024 tarihli kararı ile taraflar arasındaki sözleşmenin, "İş Sözleşmesi" başlıklı olup sözleşmenin belirli mi yoksa belirsiz mi olduğunun açıkça gösterilmediği; ancak sözleşme süresine ilişkin 6. maddede sözleşmenin 31.12.2024 tarihine kadar geçerli olduğunun düzenlendiği, davacının 22.03.2023 tarihinden itibaren başka bir işveren nezdinde çalışmaya başlamış olması nedeniyle bilirkişi ek raporunda bakiye süre ücretinden kaynaklı tazminatın 22.03.2023 tarihine kadar hesaplandığı, davacının elde etmekten kaçındığı bir gelir olmadığının anlaşıldığı, belirli süreli iş sözleşmesi olarak düzenlenen iş sözleşmesinin 4857 sayılı İş Kanunu'nun 11. maddesinde düzenlenen objektif koşulları taşımadığı gerekçesiyle belirli süreli iş sözleşmesi olarak kabul edilemeyeceği yönündeki bir savunmanın işverence ileri sürülmesinin 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesi uyarınca bir hakkın açıkça kötüye kullanımı olarak değerlendirildiği, ayrıca sözleşmenin belirsiz süreli olduğu işveren tarafından ileri sürülemeyeceği gibi işçinin belirli süreli iş sözleşmesine güvenerek açmış olduğu davada Mahkemece de resen objektif sebep denetimi yapılamayacağı, açıklanan nedenlerden dolayı İlk Derece Mahkemesinin bu yöndeki gerekçesinin hatalı olduğu, davacının iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından davacıya konaklaması için tahsis edilen, dubleks odada ve makam odasında davacının kedilerinin eşyaları tırmalaması gibi nedenlerle koltuk takımı ve mobilyalarda otuz günlük ücreti aşar miktarda maddi zarar gelmesi nedeniyle haklı nedenle feshedildiğinin anlaşıldığı, taraflar arasında 31.12.2024 bitiş tarihli belirli süreli iş sözleşmesi yapıldığı, davacıya tahsis edilen dubleks odada ve makam odasında, evcil hayvanların sebep olduğu zararın, davacının bir aylık ücretini aştığı tespit raporu ile belirlenmiş olup 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 438. maddesine göre İlk Derece Mahkemesince bakiye süre ücretinden kaynaklı tazminat talebinin reddine karar verilmesinin isabetli olduğu, İlk Derece Mahkemesince nispi vekâlet ücretine hükmedilmesinin isabetli olduğu, davalı vekilinin istinaf başvurusu yönünden yapılan incelemede ise İlk Derece Mahkemesince hüküm altına alınan ve davalı tarafından istinafa konu edilen tutarın İlk Derece Mahkemesi karar tarihi itibarıyla kesinlik sınırının altında kalması nedeniyle başvurunun miktardan reddi gerektiği gerekçesiyle davalı vekilinin başvurusunun miktardan reddine, davacı vekilinin başvurusunun ise esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin 16.05.2024 tarihli kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, 6100 sayılı Kanun'un 353/1-(b) hükmünün 1, 2 ve 3. alt bentlerinde Bölge Adliye Mahkemesinin verebileceği karar türlerinin açıklandığı, Bölge Adliye Mahkemesince incelenen mahkeme kararının usul veya esas yönünden hukuka uygun olduğu sonucuna varıldığı takdirde başvurunun esastan reddine; yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında ya da yargılamada bulunan eksiklikler duruşma yapılmaksızın tamamlanacak nitelikte ise bunların tamamlanmasından sonra yeniden esas hakkında karar verilebileceği, dosyanın incelenmesinde Bölge Adliye Mahkemesince; davalı vekilinin istinaf başvurusunun miktardan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun ise esastan reddine karar verildiği; ancak İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinin değiştirildiğinin görüldüğü, 6100 sayılı Kanun'da buna cevaz veren bir düzenleme mevcut olmadığı, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesi değiştirildiğine göre Bölge Adliye Mahkemesince, 6100 sayılı Kanun’un 353/1-b(2) hükmü gereğince yeniden esas hakkında hüküm kurulması gerekirken anılan hükme aykırı şekilde davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesinin isabetli olmadığı gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilâmı uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinin değiştirildiği belirtilerek İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde: a. Bölge Adliye Mahkemesince istinaf nedenleri ile sınırlı olarak inceleme yapılması gerekirken bu hususun göz ardı edildiğini, b. Fesih konusunda yapılan değerlendirmenin hatalı ve dosya kapsamına aykırı olduğunu, c. Aleyhe karar verme yasağının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. 2. Davalı vekilinin temyizi miktardan reddedildiğinden temyiz sebeplerine yer verilmemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, bakiye süre ücretinden kaynaklı tazminatın istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; A. Davalı Temyizi Yönünden; Davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE,Peşin alınan temyizi karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, B. Davacı Temyizi Yönünden; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.