Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/4605 E. 2025/7844 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/4605
- Karar No
- 2025/7844
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 61. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/941 E., 2025/112 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 30. İş Mahkemesi SAYISI : 2020/22 E., 2021/726 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verilmiştir. Davalı vekili tarafından temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasının istenilmesi üzerine, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 14.10.2025 Salı günü tayin edilerek taraflara tebligat gönderilmiştir. Duruşma günü davalı vekili Avukat ... ile davacı vekili Avukat...geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Hastanenin pek çok şubesinde Ekim 1997 tarihinden Ekim 2012 tarihine kadar çalıştığını, Ekim 2012 tarihinden Eylül 2014 tarihine kadar da Almanya ...’taki hastanesinde kesintisiz olarak çalıştığını, davalı Hastane müdürünün davacıya ayda birkaç gün ...’taki hastaneye gidip orada katarakt ameliyatlarını yapmasını teklif ettiğini, Kasım 2011’den Ekim 2012’ye kadar olan sürede her ay birkaç gün ...’taki hastanede ameliyat ve kontrollerini yaptığını, çalışmasının çok başarılı bulunduğunu, ...’a taşınarak tam zamanlı ...’taki hastanede çalışması teklif edildiğini, davalının baskısı ve her ay 18.500,00 Euro garanti ücret taahhüt edilmesi üzerine teklifi kabul ettiğini, 14.09.2012 tarihli bir sözleşme imzalandığını, 2013 Eylül ayına kadar aylık net 18.500,00 Euro ücret ödemesi yapıldığını, 2013 Eylül ayında ücret ödemesinin davalı tarafından 6.000,00 Euro’ya düşürüldüğünü, 2013 Eylül ayından itibaren eksik ödendiği, aradaki farkın ödenmemesi üzerine 2014 yılı Ağustos ayı sonu itibarıyla ... Hastanesi ... Şubesi ile olan iş ilişkisini haklı nedenle sonlandırdığını, davalı imzaladığı 14.09.2012 tarihli sözleşme ile davacıya aylık net 18.500,00 Euro ücret ödenmesini sağlayacağını garanti ettiğinden davalının işveren olduğunu, ayrıca garantör sıfatıyla da ödemeden mesul olduğunu, ... Şubesine geçiş ve buradan ayrılış nedeniyle davacıya herhangi bir kıdem tazminatı ödemesi yapılmadığını, icra takibine yapılan itirazın haksız olduğunu belirterek itirazın iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesini ve ücret alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; takibe konu borcun tamamına itiraz edildiğini, davalı ve davacı arasında takibe dayanak dönemde işçi-işveren ilişkisi de bulunmadığını, 14.09.2012 tarihli metnin madde hükümleri gereğince davacı, davalının sorumluluğuna başvuramayacağını, sözleşmenin 2. maddesinde "İşbu sözleşme hiçbir şekilde İş Kanunu kapsamında hizmet sözleşmesi olarak yorumlanamaz. ..., Doktor'un İşveren'i olmadığından, Doktor'a karşı İş Kanunu, Sosyal Sigortalar Kanunu ve ilgili sair mevzuat kapsamında hiçbir yasal yükümlülüğü bulunmamaktadır. İşbu sözleşme tamamen bir iyi niyet sözleşmesi olup, Doktor'un daha sonra Almanya'da kurulu bulunan ...'ün iştiraki olan şirket veya iştiraki olan şirket ile bağı bulunan ... firması ile Alman mevzuatına uygun olarak yapacak olduğu anlaşmanın temel şartlarının belirlenmesine yöneliktir. ...'ün işbu sözleşme ile herhangi bir yükümlülük altına girmeyeceğine ve asıl sözleşmenin daha sonra Doktor ile iştirak olan şirket veya ... firması arasında ayrıntılı olarak düzenleneceğini taraflar peşinen muvafakat eder." hükmü olduğunu, 11. maddesinde ise "İşbu sözleşme taraflar arasında 14... tarihinde iki nüsha olarak kabul ve imza olunmuştur. Bu sözleşmenin imzası ile birlikte taraflar arasında daha önce akdedilmiş süresi dolmuş ya da dolmamış tüm sözleşmeler fesih edilmiş olacaktır. Doktor ile iştirak şirket veya ... firması arasında imzalanacak olan sözleşme ile işbu sözleşme geçerliliğini yitirecektir. Ancak Doktor ile iştirak şirket veya ... arasında ....süreyle herhangi bir sözleşme imzalanamaması hâlinde işbu sözleşmede kendiliğinden sona erecektir." düzenlemesine yer verildiğini, davacının (yurt dışındaki iş veren) ... firması ile iş sözleşmesini imzalaması yahut makul süre içinde herhangi bir sözleşme imzalamaması hâlinde işlevini yitireceğini, davacı dava dışı ... firması ile iş sözleşmesini kendi aralarındaki müzakerelere istinaden imzaladığını, ibraz edilen sözleşmenin 4. maddesinde davacının ücreti düzenlendiğini, 12. maddesinde sözleşmenin dışında herhangi bir ek ya da yazılı veyahut sözlü sözleşmenin bulunmadığı ifade edildiğini, davacı ile ... firması arasında kurulan sözleşme ile de 14.09.2012 tarihli iyiniyet bildirgesinin herhangi bir tesiri bulunamayacağını, davacının istemlerinin tamamının zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosya kapsamına her iki tarafça da sunulan 14.09.2012 tarihli sözleşme incelendiğinde “Ödemenin hesaplama şekli” başlıklı madde içeriğinin “..., ay içinde doktorun ...’te vermiş olduğu hizmetler sonucunda ilgili hastalardan ve anlaşmalı kurumlardan KDV hariç tahsil edilecek toplam tutar EUR 87.500’e ulaşıncaya kadar doktora net EUR 18.500 ücret tahakkukunun yapılmasını sağlayacaktır. ... doktorun aylık cirosu EUR 87.500’a ulaşmadığı durumlarda EUR 18.500 ödemeyi garanti eder.” şeklinde olduğu ve başlangıç tarihinin 01.10.2012 olarak yer aldığı, davalı tarafça cevap dilekçesi ekinde sunulan ve sonrasında 16.07.2020 tarihli dilekçe ile tercümesi sunulan sözleşme incelendiğinde, sözleşme başlangıç tarihinin 01.04.2012 olarak yer aldığı, aylık ücretin brüt 10.000,00 Euro kararlaştırılmış olduğu, davacı ile davalı Hastane arasında imzalanan 14.09.2012 tarihli sözleşme ile 01.10.2012 tarihinde başlamak üzere aylık garanti ücretin net 18.500,00 Euro olarak kararlaştırılmış olduğu ve 2012 Ekim- 2013 Ağustos ayları arasındaki dönemde bu tutarın ücret bordrosuna yansıtılarak banka aracılığı ile ödenmiş olduğu, dosya kapsamında davacının ücretinde 2013 Eylül ayında yapılan değişikliğe ait davacının onayı olduğuna dair herhangi bir delile rastlanılmadığı, ücret bordrolarında tahakkuk ettirilen net ücret tutarı ile sözleşmede kararlaştırılmış olan aylık net 18.500,00 Euro arasındaki fark tespit edilerek hesaplama yapıldığı gerekçesiyle itirazın kısmen iptaline ve ücret alacağının kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı ile davalı Hastane arasında 14.09.2012 tarihli göz uzman hekimliği işi ile ilgili sözleşme imzalandığı, sözleşmenin davalının Almanya'da bulunan iştiraki olan Şirket veya iştiraki olan Şirketle bağı olan ... firması ile Alman mevzuatına uygun olarak yapılacak anlaşmanın şartlarının belirlenmesi konulu olduğu, 18.500,00 Euro ücret belirlendiği, dosyaya sunulan faaliyet raporunda davalının Almanya'daki ... işletmesinin %70'lik hissesine sahip olduğunun belirtildiği, davacının davalının katarakt cerrahisi medikal kadrosunda bulunduğuna dair görsel sunulduğu, davalının itirazının bulunmadığı, davacının yapacağı işin sayı ile sınırlandırılmadığı, sözleşmede davacının kendi adına iş yapacağına dair hüküm bulunmadığı, aylık belli bir ücret karşılığında anlaşma yapıldığı, bağımlılık unsurunun gerçekleştiği, davacı ile davalı arasında işçi işveren ilişkisinin kurulduğu, davalının işçilik alacaklarından sorumlu olduğu, davacının 2013 Eylül ayından itibaren ücretinin düşürüldüğü, davacının onayının bulunduğuna dair delil ibraz edilmediği, sözleşmenin 4. maddesinde elde edilecek ciro üzerinden hesap edilecek ek hak edişle ilgili ödeme zamanının bulunduğu, davacının ücretinin ödeneceği günün açıkça belirlenmediği, davacının ücret alacağı ile ilgili olarak takip tarihinden önce davalıyı temerrüde düşürdüğüne dair delil sunulmadığı, takibe konu alacak miktarı açısından takip tarihinden öncesi için faize hükmedilemeyeceği, zamanaşımı def'i gereği yeniden hesaplama yapıldığı, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesinin yerinde olmadığı gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; ücret alacağı bakımından ilgili ayın sonu itibarıyla davalı işverenin herhangi bir ihbara gerek kalmaksızın temerrüde düştüğünü, buna göre her bir aya ait ödenmeyen ücret için o ayın sonundan itibaren fiilî ödeme gününe kadar işleyecek faizin de işverence ödenmesi gerektiğini, icra takibi öncesi için faize hükmedilmemesinin hatalı olduğu ileri sürmüştür. 2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; a. Taraflar arasındaki sözleşme iş sözleşmesi olmadığından Mahkemenin ve Bölge Adliye Mahkemesinin görevli olmadığını, b. Taraflar arasında 14.09.2012 tarihinde imzalanan sözleşmenin geçersiz olduğunu, sözleşmenin süresinin ya da başka bir deyişle geçerliliğinin davacının Almanya'da iş bulup sözleşme yapmasına veya makul sürede böyle bir sözleşme yapmasına kadar olduğunu, davacının 14.09.2012 tarihli sözleşmeyi imzalamadan bir süre önce 01.04.2012 tarihinde ... firması ile sözleşme yaptığı ve aylık ücretinin 10.000,00 Euro olduğunun öğrenildiğini, taraflar arasındaki 14.09.2012 tarihinde imzalanan sözleşmenin sakat doğduğunu ve geçerlilik kazanmadığını, c. Davacının aynı nedenden kaynaklanan alacağın bir kısmı için itirazın iptali davası, bir kısmı için ise alacak davası isteğinde bulunmasının yasal olmadığını, d. Alacak davası bakımından faiz başlangıç tarihinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; davacının ücret alacağının bulunup bulunmadığı, bu alacaktan davalının sorumlu olup olmadığı ve işlemiş faiz noktalarındadır. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Davacı yararına takdir edilen 28.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlerden davalı tarafa yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 14.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.