Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/4310 E. 2025/5650 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/4310
Karar No
2025/5650
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 41. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/2094 E., 2025/265 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 31. İş Mahkemesi SAYISI : 2019/149 E., 2021/65 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Davalı vekili tarafından temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmiş ise de 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/2 hükmü gereğince duruşma isteğinin miktardan reddi ile incelemenin dosya üzerinden yapılmasına karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı ... AŞ (Şirket) işyerinde 25.10.1999-11.03.2019 tarihleri arasında çalıştığı, son görevinin finanstan sorumlu grup başkanlığı olduğunu, davalı Şirketin kuruluşundan bu yana tüm çalışanlarına ücretlerinin dışında her yıl sonunda prim adı altında ödeme yapıldığını, 2012 yılı sonunda davacıya toplam 120.000,00 TL prim ödendiğini, 2013 yılı sonu primleri ile sonraki yıllara ait primlerin Şirket kayıtlarına ''şirketin çalışanlarına borcu'' olarak kaydedildiğini, 2013 yılı sonunda Şirketin yönetimine Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) tarafından el konulduğunu, bu tarihten sonra primlerin ötelendiğini, Şirketin satışı sırasında bu primlerin satış bedelinden düşüldüğünü, dolayısıyla prim ödeme yükümlülüğünün davalı Şirkete geçtiğini belirterek 2014, 2015, 2016, 2017 ve 2018 yıllarına ilişkin prim alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, taleplerin zamanaşımına uğradığını, Şirket nezdinde uygulanan performans prim prosedürü ile primin geciktirici şarta bağlı bir borç olarak düzenlendiğini, dava konusu edilen yıllarda prim ödemesi yapılabilmesi için gerekli şartların gerçekleşmediğini, davacının performansa bağlı prime hak kazanmadığı gibi geciktirici şart gerçekleşmediğinden ifa talep edilmesinin mümkün olmadığını, performans prim prosedüründen anlaşılacağı üzere bu primin ödenebilmesi için Şirketin mali hedeflerinin %100 oranında gerçekleşmesi gerektiğini, bu oran tutturulamadığı gibi aksine Şirketin zarar ettiğini, davacının 2017 yılında terfi ettirilmesi gibi bir durumun söz konusu olmadığını, Şirket bünyesinde gerçekleştirilen yapılanma çerçevesinde ünvan hiyerarşisinde düzenleme yapılmasının terfi anlamına gelmediğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; performans sistemi bakımından davalı tarafça mali hedeflerin %100 şeklinde gerçekleşmesi hâlinde prime hak kazanıldığı savunması yapılmış ise de Performans Yönetim Sistemi Prosedürü'nde böyle bir düzenlemenin yer almadığı, davalı tarafça davacının daha önceki yıllara ilişkin kazandığı primler bakımından değerlendirme kriterlerinin de dosyaya sunulmadığı, davalı tarafça prim değerlendirme kriterleri dosyaya sunulmamış olduğundan bilirkişi heyeti tarafından önceki yıllara ilişkin yapılan prim ödemelerinin oranlanması suretiyle sonuca gidilmesinin yerinde bulunduğu, her ne kadar bilirkişi heyeti ek raporu ile 01.01.2019-11.03.2019 tarihleri arası dönem için de hesaplama yapılmış ise de dava dilekçesinde yer almayan bu dönem bakımından talebin reddi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosya kapsamına göre, işyerinde prim ödemesi uygulaması bulunduğu, davalı vekilince prim ödemelerinin geciktirici şarta bağlı olduğu, bunun Şirketin kâr elde etmesi olduğu ancak Şirketin zarar ettiği, bunun dışında 12.07.2014 tarihli ve 2014/9 sayılı Yönetim Kurulu Kararı uyarınca Şirket çalışanlarının ücret ve 4857 sayılı İş Kanunu’ndan (4857 sayılı Kanun) kaynaklanan yasal hakları dışında kendilerine sağlanacak her türlü ek menfaatin Yönetim Kurulu onayına tâbi tutulduğu, ancak davacının performans primi talep ettiği yıllara ilişkin Yönetim Kurulu Kararı bulunmadığından davacının ilgili yıllarda prime hak kazanmadığı ileri sürülmüş ise de, yapılan değişikliklerin 4857 sayılı Kanun'un 22. maddesi uyarınca sözleşmede esaslı değişiklik niteliğinde olduğu, davalı Şirketçe düzenlenen Performans Yönetim Sistemi Prosedürü isimli iç düzenlemenin davacıya tebliğ edilmediği, davalı Şirketin kâr elde etmesine ilişkin tek taraflı olarak belirlenen koşulun davacı açısından geçerliliği olamayacağı anlaşılmakla dosya kapsamı ve emsal kararlara göre İlk Derece Mahkemesince davacının prim alacağının bulunduğu yönündeki kabulünün usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Davacının prim alacağının bulunmadığını, primin geciktirici şarta bağlı olarak düzenlendiğini, dava konusu yıllarda primin bağlı olduğu şart gerçekleşmediğinden davacının prim alacağına hak kazanmadığını, 2. 12.07.2014 tarihli ve 2014/9 sayılı Yönetim Kurulu Kararı uyarınca Şirket çalışanlarının ücret ve 4857 sayılı Kanun'dan kaynaklanan yasal hakları dışında kendilerine sağlanacak her türlü ek menfaatin Yönetim Kurulu onayına tâbi tutulduğunu, ancak davacının performans primi talep ettiği yıllara ilişkin Yönetim Kurulunun bu yönde bir kararı olmadığından davacının ilgili yıllarda prime hak kazanmadığını, 3. Müvekkili Şirketin TMSF'ye devredilmesiyle atipik bir rizikonun meydana geldiğini, bu yönüyle Yargıtay içtihatları doğrultusunda müvekkili Şirketin davacının performans primi taleplerinden sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacının prim alacağına hak kazanıp kazanmadığına ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 01.07.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/4310, K. 2025/5650, T. 01.07.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-hukuk-dairesi-2025-4310-e-2025-5650-k-c7644dc96fa5