Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/3542 E. 2025/6710 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/3542
- Karar No
- 2025/6710
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/3330 E., 2024/3966 K. DAVA TARİHİ : 25.11.2021 İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 22. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/803 E., 2023/317 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ile katılma yoluyla davalı vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı tarafından yurt dışı şantiyelerinde iskele montaj ustası olarak en son saatlik net 5,00 Amerikan doları ücretle, her gün 07.00-19.00 saatleri arasında çalıştığını, haftada 5 veya 6 gün çalışmasının 23.00’e kadar uzadığını, iki haftada bir hafta tatillerinde çalıştığını, ulusal bayram ve genel tatillerde çalıştığını, iş sözleşmesinin davalı işverence haklı neden olmaksızın feshedildiğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatları ile yıllık izin, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil alacalarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; husumet itirazında bulunduklarını, alacakların zamanaşımına uğradığını, dava konusu uyuşmazlığa çalıştığı ülke mevzuatının uygulanması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taraflar arasında geçerli iş sözleşmesi bulunduğu ve sözleşmede çalışılan ülkenin mevzuatının geçerli olduğunun belirtildiği, bu nedenle yabancı ülke hukuku uygulanarak bilirkişiden rapor alındığı, davacının iş sözleşmesinin haklı ya da geçerli neden bildirilmeden feshedildiği, talep edilen alacaklara hak kazandığı gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne karar verilerek İlk Derece Mahkemesince taraflar arasındaki uyuşmazlığa ... İş Federasyonu İş Kanunu'nun uygulanması isabetli ise de davacının iş sözleşmesinin 28.06.2018 tarihinde sona erdiği, davanın 25.11.2021 tarihinde açıldığı, bu nedenle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle başvurunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi hükmü ortadan kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; a. Davalı tarafın bizzat cevap dilekçesinde alacakların zamanaşımı süresinin 5-10 yıl olarak uygulanması gerektiğini ileri sürdüğünden usuli kazanılmış hakkın korunması gerektiğini, b. Dava konusu uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanması gerektiğini, c. Yargılama giderleri ve harçlar ile arabuluculuk ücretinin davalı Şirkete yükletilmesi gerektiğini, d. Yargıtay tarafından içtihat değişikliğine gidilmesi durumunda Yargıtay Dergis'nde veya başka yolla yayınından sonra açılacak davalara uygulanması gerektiğini, e. ... Federasyonu İş Kanunu'nda zamanaşımı veya hak düşürücü süre kavramının bulunmadığını ileri sürmüştür. Davalı vekili katılma yoluyla temyiz dilekçesinde; Vekâlet ücreti ve yargılama giderlerine hatalı hükmedildiğini, ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, iş sözleşmesine uygulanacak hukuk, hizmet süresi, zamanaşımı def'i ve yargılama giderleri noktasında toplanmaktadır. 1. İş sözleşmesinde yabancılık unsuru bulunması hâlinde, uygulanacak hukukun belirlenmesi açısından, uyuşmazlık döneminde yürürlükte bulunan 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un (5718 sayılı Kanun) 27/1 hükmünün uygulanmasına ilişkin ilke ve esaslar Dairemizin 24.05.2023 tarihli ve 2022/16187 Esas, 2023/7655 Karar sayılı kararında açıklanmıştır. Somut uyuşmazlıkta davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalı Şirkete ait projelerde yurt dışında 2014-2018 tarihlerinde çalıştığını, davalı işveren ise davacının yurt dışı şantiyelerinde çalışması sebebiyle uyuşmazlığın yabancı hukuka göre çözümlenmesi gerektiğini savunmuştur. Dosya içerisinde taraflar arasında imzalanan 13.05.2017-13.11.2017 yürürlük süreli bir adet iş sözleşmesi bulunduğu ve sözleşmede hukuk seçimi yapılarak, uyuşmazlık hâlinde çalışılan ülke mevzuatının uygulanacağının yazılı olduğu görülmüştür. İlk Derece Mahkemesince, davacının iddia edilen tüm çalışma dönemi bakımından ... Federasyonu hukuku uygulanmak suretiyle yargılama sonuçlandırılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesi kararı ortadan kaldırılarak davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. Yurt dışı iş sözleşmesinin açık, net ve anlaşılır bir dilde düzenlendiği, uyuşmazlık döneminde yürürlükte olan 5718 sayılı Kanun'un 27/1 hükmünün açıkça cevaz verdiği şekilde sözleşmelerde hukuk seçimi yapıldığı anlaşılmakta olup, taraflar arasında imzalanan yurt dışı iş sözleşmelerinin bağlayıcı ve geçerli olduğu sonucuna varılması gerekmektedir. Somut olayda iş sözleşmesi ile hukuk seçimi yapıldığı ve hukuk seçiminin geçerli olduğu anlaşılmaktadır. Buna göre 13.05.2017-28.06.2018 tarihleri arasındaki dönem bakımından uyuşmazlığa seçilen hukukun uygulanması ve bu dönem yönünden Bölge Adliye Mahkemesince davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Diğer yandan davacı 10.10.2015-10.04.2016 tarihleri arasında da çalışmıştır. Tarafların hukuk seçimi anlaşması yapmadıkları veya yapılan hukuk seçimi anlaşmasının geçersiz olduğu dönemde iş sözleşmesine, kural olarak işçinin işini mutad olarak yaptığı işyeri hukukunun uygulanması gerektiği 5718 sayılı Kanun'un 27/2 hükmünde genel bir kural olarak düzenlenmiştir. Burada yetkili kılınan hukuk, işçinin işini fiilen yerine getirdiği yer ülke hukukudur. Ancak 5718 sayılı Kanun’un 27/4 hükmünde düzenlenen daha sıkı ilişkili hukukun varlığı hâlinde bu hukuk uygulanabilir. Bu bağlamda tarafların tabiiyeti, sözleşmenin dili ve imzalandığı yer, işçinin tâbi olduğu sosyal güvenlik sistemi, tarafların yerleşim yerleri, sosyal ve hukuki ilişkilerin yoğunlaştığı yer, ücretin ödendiği yer, iş sözleşmesinin daha sıkı ilişkili hukuka özgü kurumlar (Örneğin Türk hukuku) gözetilerek yapılması, daha önceki (daha sıkı ilişkili hukukun uygulandığı) iş sözleşmesine gönderme yapılması gibi unsurların sözleşmenin hangi hukukla daha sıkı ilişkili olduğunun belirlenmesinde dikkate alınması mümkündür. Somut uyuşmazlıkta dosyadaki bilgi ve belgelere göre yukarıda açıklanan hususlar dikkate alınmak suretiyle değerlendirme yapıldığında; 10.10.2015-10.04.2016 tarihleri arasında ...'da çalışan davacı işçi ile işveren davalının tâbiiyeti, tarafların yerleşim yerleri, sosyal ve hukuki ilişkilerin yoğunlaştığı yer ile ücretin Türkiye'de ödendiği dikkate alındığında hukuk seçimi anlaşması bulunmayan söz konusu çalışma döneminde daha sıkı ilişkili hukukun Türk hukuku olduğu anlaşılmaktadır. Buna göre, davacının 10.10.2015-10.04.2016 tarihleri arasındaki çalışma dönemi bakımından uyuşmazlığa Türk hukuku uygulanarak dava konusu alacaklar hakkında bir karar verilmesi gerekmektedir. 2.İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemelerince içtihat değişikliği nedeniyle açılan davalarda yargılama giderlerinin taraflar üzerinde bırakılması ve vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerektiği kabul edilmiştir. Ancak eldeki dava, 25.11.2021 tarihinde açılmış olup dava tarihi dikkate alındığında davacının Dairemizin önceki uygulamasına güvenerek dava açtığından bahsetmek mümkün değildir. Bu hâlde İlk Derece Mahkemesince 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 326. maddesi dikkate alınarak yargılama giderleri konusunda karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması hatalıdır. Bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir. VI. KARAR Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.