Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/2852 E. 2025/4989 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/2852
- Karar No
- 2025/4989
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 48. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/902 E., 2024/2472 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2022/669 E., 2023/584 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Bakanlığa bağlı işyerinde çalıştığını, 02.04.2018 tarihinde 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (696 sayılı KHK) kapsamında sürekli işçi kadrosuna geçirildiğini, alt işveren bünyesinde çalışmakta iken ücretinin asgari ücretin belirli bir oran fazlası olarak belirlendiğini ve ödendiğini, kadroya geçerken bireysel iş sözleşmesi imzaladığını ve ücretinin yine asgari ücretin belirli bir oran fazlası olarak belirlendiğini; ancak davalı tarafından eksik ödeme yapıldığını ileri sürerek 01.01.2020 ile 31.12.2020 tarihleri arası döneme ilişkin ödenmeyen fark ücret, ikramiye ilave tediye ve fazla çalışma alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def’inde bulunduklarını, taleplerin belirsiz alacak davasına konu edilemeyeceğini, 696 sayılı KHK kapsamında kadroya geçiş sonrası işçi ücretlerinin Yüksek Hakem Kurulu tarafından karara bağlanan toplu iş sözleşmesi dikkate alınarak belirlendiğini, sürekli işçi kadrosunda düzenlenen sözleşmelerde yer olan oranların sadece 2018 yılındaki 1 yıllık dönemi kapsadığını, 2019 ve sonraki yıllar için bu oranın uygulanma zorunluluğunun bulunmadığını, aksi hâlde asgari ücretteki artışlara göre kariyer meslek icra eden çalışanlarla denk seviyede ücret alınmasının söz konusu olacağını, İdarenin iş sözleşmesini düzenlerken amacının bu olmadığını, davacının ücreti düşürülmediğinden dava konusu alacaklara hak kazanamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı ile davalı İdare arasında imzalanan belirsiz süreli iş sözleşmesinde davacının ücretinin her ay asgari ücretin belirli bir oran fazlası olacağına dair açık düzenleme olduğu ve sözü edilen düzenlemenin her asgari ücret artış dönemi için işvereni bağlayacağı, buna karşın davacının ücretinin sözleşmeye uygun şekilde ödenmediğinin anlaşıldığı gerekçesiyle belirsiz süreli iş sözleşmesinin ve Yüksek Hakem Kurulu tarafından karara bağlanan toplu iş sözleşmesinin ilgili hükümleri uyarınca, bilirkişi raporunda yapılan hesaplamalara göre davacının fark ücret, fark ikramiye, fark ilave tediye ve fark fazla çalışma ücreti alacağına ilişkin davasının kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı işçinin kadroya geçirilirken taraflar arasında imzalanan belirsiz süreli iş sözleşmesinin 7. maddesinde; davacı işçinin ücretinin sözleşme süresince her ay aylık asgari ücret tutarının %61 fazlası olacağının kararlaştırıldığının anlaşıldığı, buna göre İlk Derece Mahkemesinin davayı kabul gerekçesinde hata bulunmadığı ancak davalı ... harçlardan muaf olmasına karşın aleyhine harca hükmedilmesinin hatalı olduğu ne var ki bu hususun işin esasına etkili olmadığı gerekçesiyle hüküm fıkrasındaki söz konusu hatanın düzeltilmesi suretiyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Hizmet alım sözleşmelerinde yüklenici tarafından istihdam edilen işçilerin ücretlerinin asgari ücretin katları ya da asgari ücretin belirli bir oran fazlası şeklinde belirlenmesinin hizmet alım sözleşmesinin devam ettiği döneme ilişkin uygulama olduğunu, 2. İşçilerin kadroya geçişte yapılan sözleşmelerinde belirli bir oran yazılmış olsa dahi oranların geçersiz olacağını, 3. İşçinin bir yandan bireysel iş sözleşmesindeki günlük brüt ücretinin esas alınmasını, diğer taraftan da toplu iş sözleşmesi ile öngörülen ücret kriterlerinin uygulanmasını istemesinin mümkün olamayacağını, toplu iş sözleşmesinin bireysel iş sözleşmelerini etkisiz kılacağını 4. Davacının ücretinin 2019 yılı asgari ücret seviyesine çekilerek bu ücrete %4 zam uygulanmadığını, davacının 2018 yılı ücreti korunarak %4 oranında zam yapıldığını, bu durumda ücretin düşürülmesinin söz konusu olmadığını, 5. Davalı İdare aleyhine hükmedilen faizin hatalı olduğunu ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353. maddesine göre bölge adliye mahkemesi davanın esası ile ilgili olarak üç türlü karar verebilir. Bunlardan ilki, başvurunun esastan reddi; ikincisi, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında; üçüncüsü ise yargılamada bulunan eksiklikler duruşma yapılmaksızın tamamlanacak nitelikte ise bunların tamamlanmasından sonra başvurunun esastan reddine veya yeniden esas hakkında karar vermektir. Kanun hükmü, başvurunun esastan reddi ile aynı anda yeniden esas hakkında veya düzelterek yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına imkân tanımamaktadır. Diğer taraftan 6100 sayılı Kanun'un "İncelemenin kapsamı" başlıklı 355. maddesine göre bölge adliye mahkemesi, istinaf sebepleri ile bağlı ise de kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu resen gözetebilir. Ancak anılan düzenleme tamamen incelemenin kapsamına ilişkin olup bölge adliye mahkemelerince 353. madde gereğince kurulacak hükmün şekline etkili değildir. Bu bakımdan bölge adliye mahkemesince, istinaf dilekçesinde ileri sürülen istinaf sebepleri ile kamu düzenine aykırılık hâlleri bakımından ayrım yapılarak Kanun'da yer verilmeyen şekilde hüküm kurulması mümkün değildir. Kaldı ki kamu düzenine aykırılık bakımından bir inceleme yapılabilmesi de istinaf başvurusunun kabulüne bağlıdır. Örneğin 6100 sayılı Kanun'un "Ön inceleme" başlıklı 352/1-(d) hükmünde "başvuru sebeplerinin veya gerekçesinin gösterilmemesi" hâline yer verilmiştir. Bu hâlde bölge adliye mahkemesince 353. madde gereğince sadece kamu düzenine aykırılık bağlamında inceleme yapıldıktan sonra yine başvurunun esastan reddine veya kabulüne karar verilerek hüküm kurulmaktadır. Belirtilen sebeplerle taraflardan birinin istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepler ve kamu düzenine aykırılık bakımından yapılacak incelemenin sonucunda, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasını yahut düzelterek yeniden esas hakkında hüküm kurulmasını gerektiren bir hâl tespit edildiği takdirde artık istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilemez. Somut olayda Bölge Adliye Mahkemesi kararında; davalı Bakanlık harçtan muaf olmasına rağmen Mahkeme kararının hüküm fıkrasının (7) numaralı bendinde davalı Bakanlık aleyhine harca hükmedilmesinin yerinde olmadığının belirtilmesi isabetlidir. Ancak söz konusu hata esasa etkili olmadığından hüküm fıkrasındaki bu hatanın düzeltilmesi suretiyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği açıklanarak, hüküm fıkrasında davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353/1-b(1) hükmü gereğince esastan reddine karar verildikten sonra İlk Derece Mahkemesinin ilgili hüküm fıkrasının çıkarılarak yerine yeni hüküm fıkrasının eklenmesi yönünde karar verilmesi usule aykırıdır. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, yukarıda belirtilen Kanun hükümlerine açıkça aykırı olduğundan, Adliye Mahkemesi kararının usulden bozulmasına ve dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının usulden BOZULMASINA, Bozma sebebine göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 29.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.