Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/1862 E. 2025/6500 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1862
Karar No
2025/6500
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 30. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/3258 E., 2024/3938 K. DAVA TARİHİ : 07.05.2018 İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 29. İş Mahkemesi SAYISI : 2023/450 E., 2024/240 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2012-2016 tarihleri arasında aşçı olarak 1.900,00 USD aylık ücret ile davalı Şirketin ...’daki işyerinde çalıştığını, 200,00-300,00 USD ücretin avans olarak elden, kalanının bankadan yatırıldığını, bilgisi ve onayı olmaksızın ücretinin 1.200,00 USD'ye düşürüldüğünü, bu nedenle ücretinin eksik ödendiğini, her gün asgari 15 saat, pazar günleri, dinî ve millî bayram günleri ayrımı olmaksızın çalıştığını iddia ederek kıdem ve ihbar tazminatı, ücret, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, davacının Türkiye İş Kurumu (İŞKUR) hizmet sözleşmesiyle belirli süreli iş sözleşmesiyle istihdam edildiğini, işçilik alacalarının ... kanunlarına tâbi olduğunu, proje kapsamında belirli süreli iş sözleşmesiyle çalışan davacının iş sözleşmesinin proje bitimi nedeniyle kendiliğinden sona erdiğini, bu nedenle davacının taleplerinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, alacakların zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddini istemiştir. 2. Davalı ... AŞ vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Şirkete husumet yöneltilemeyeceğini, davada husumet yöneltilen Şirketin, işçinin hangi ülkelerde ne kadar süreyle çalıştığının belli olmadığını, usulen hasımların sayısının ve kimliklerinin açıkça yazılması ve husumetin işçinin çalıştığı Şirkete yöneltilmesi gerektiğini, yurt dışında çalıştığı iddia edilen işçinin Türkiye’deki Şirketiyle bağının bulunup bulunmadığının araştırılması için İŞKUR hizmet sözleşmesinin incelenmesi gerektiğini, zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davacının çalıştığı ülke mevzuatına göre dava konusunun değerlendirilmesi gerektiğini, ücret iddiasını kabul etmediklerini savunarak davanın reddini istemiştir. 3. Davalı ... Uluslararası İnşaat Yatırım San. ve Tic. AŞ vekili cevap dilekçesinde; davacının 2012-2016 yılları arasında davalı müvekkili Şirkette çalıştığını iddia ettiğini bunu ispatlaması gerektiğini, yurt dışında çalışması geçen işçilerin çalıştıkları ülkenin koruyucu hükümlerinden faydalanarak çalışıp, daha sonra Türk iş hukukunun olanaklarını da tüketmek için Türkiye’de dava açmalarına müsamaha gösterilemeyeceğini, işin yapıldığı yer mahkemesinin yetkisi tanınarak Mahkeme’nin dosyaya yabancı hukuk ve yabancı mahkemenin yetkisi sebebiyle bakmaması için yetki itirazında bulunduklarını, husumetin işçinin çalıştığı Şirkete yöneltmesi gerektiğini, alacakların zamanaşımına uğradığını, dava dilekçesinde geçen hususların gerçeği yansıtmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; iş sözleşmesinin sonlandığı tarih 24.07.2015, arabuluculuk sürecinin başladığı tarih 20.03.2018, arabuluculuk son tutanağının düzenlendiği tarih 06.04.2018 olup davanın 07.05.2018 tarihinde açıldığı, davacının iş sözleşmesinin sona erdiği tarih itibarıyla Türkiye'ye döndüğü, Yargıtayın önceki uygulama ve içtihatları doğrultusunda davanın açıldığı, yabancı hukukun uygulanmasına ilişkin kararların; dava tarihinden önceki uygulamalara güvenilerek açılan davada, davacının işten çıktığı tarih ve davanın açıldığı tarih itibarıyla bilinemeyeceği dikkate alınarak ... İş Kanunu'nun 392. maddesi gereğince, süreler mahkeme tarafından tekrar başlatılabileceğinden davanın süresinde açıldığı gerekçesiyle ... İş Kanunu dikkate alınarak tanzim edilen bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un (5718 sayılı Kanun) 27/1 hükmü kapsamında taraflar arasında bir hukuk seçimi anlaşması bulunduğundan uyuşmazlık hakkında ... hukukunun uygulanması gerektiği, ... hukukunun dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşıldığı üzere aynı zamanda mutad işyeri hukuku olduğu, davacının davalıya ait iş yerinde 30.12.2012 tarihinden 24.07.2015 gününe kadar çalıştığının kabul edildiği, çalışma dönemi yönünden ... İş Mevzuatının uygulanması gerektiği, 5718 sayılı Kanun'un 2, 8 ve 27. maddeleri kapsamında, zamanaşımı süresi niteliğinde düzenleme içerdiği değerlendirilen ... Federasyonu İş Kanunu'nun 392. maddesine göre sürenin dolduğu, ... İş Kanunu'nun 392. maddesinde sürelerin geçerli bir nedenle kaçırılması hâlinde bu sürelerin mahkeme tarafından tekrar başlatılabileceği düzenlendiği, ancak geçerli bir mazereti olmaksızın belirtilen süre içerisinde dava açılmaması nedeniyle İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmesi gerekirken davanın esası hakkında karar verilmesinin hatalı olduğu, öte yandan Yargıtayın taraflar arasında uygulanması gereken hukuk yönünden anlaşma bulunması durumuna ilişkin olarak içtihat değişikliğine gittiği, içtihat değişikliğinin (Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 24.11.2020 tarihli ve 2020/5615 Esas, 2020/16554 Karar sayılı kararı ışığında) 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 30... . maddeleri kapsamında değerlendirilmesi gerekip aynı Kanun'un 33. maddesinin uygulama alanı bulması karşısında Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesinin ve Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin önceki görüşüne güvenerek dava açanlar yönünden (dava tarihi de gözetilerek) hukuki güvenlik, hukuki belirlilik, hukuki öngörülebilirlik ilkelerinin ihlaline yol açacağı değerlendirilmekle, benimsenen yeni görüş nedeniyle oluşan durumun davalı lehine yargılama gideri ve vekâlet ücretine yansıtılmaması gerektiği sonucuna varıldığı belirtilerek davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalılar vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; 1. ... hukukuna göre alacakların talep edilebilir nitelikte olduğunu, 2. ... Federasyonu İş Kanunu'nda zamanaşımı ya da hak düşürücü süre kavramı bulunmamadığını, bu kapsamda işbu davanın zamanaşımı süresi içerisinde açılmadığına dair yapılan tespitin hatalı olduğunu, 3. Somut uyuşmazlığa ... hukukunda yer alan mahkemeye başvuru süresine ilişkin hükmün uygulanmasının mümkün olmadığını, 4. Tarafların arasındaki iş ilişkisinin sıkı bir şekilde ilgili olduğu hukukun Türk hukuku olduğunu, 5. İŞKUR nezdinde imzalanmış matbu sözleşmeye dayanarak taraflar arasında hukuk seçimi yapıldığından söz edilemeyeceğini ileri sürülmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, iş sözleşmesine uygulanacak hukuk ve zamanaşımı hususlarındadır. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 17.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/1862, K. 2025/6500, T. 17.09.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-hukuk-dairesi-2025-1862-e-2025-6500-k-53f6e5a44a89