Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/1823 E. 2025/4431 K. – Alacak
Konu: Alacak
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/1823
- Karar No
- 2025/4431
- Karar Tarihi
- Konu
- Alacak
MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi EK KARAR TARİHİ : 06.01.2025 İLK DERECE MAHKEMESİ : Karaman 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2023/171 E., 2024/393 K. Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince 06.01.2025 tarihli ek karar ile kararın mahiyeti itibarıyla kesin nitelikte olduğu gerekçesiyle temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar verilmiştir. Ek karar davacı tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Dosya içeriğine göre Bölge Adliye Mahkemesince temyiz dilekçesinin reddine karar verilmiş ise de; dosya kapsamına göre somut davada, iddia edilen çalışma şekli ve talep edilen alacaklar dikkate alındığında davacının hesaplanmayan alacak kalemlerine ilişkin taleplerinin de bulunması karşısında verilen kararın kesinlik sınırının altında kaldığından söz edilemeyeceğinden, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 362/1-(a) hükmünde belirtilen miktar itibarıyla kesinlik sınırına bakılmaksızın temyizinin olanaklı bulunduğu kabul edilmelidir. Bu durumda temyiz dilekçesinin miktardan reddine ilişkin ek kararın hatalı olduğu anlaşılmakla; 06.01.2025 tarihli ek kararın bozularak ortadan kaldırılmasına karar verilmesi gerekir. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen asıl kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; ek kararın bozularak ortadan kaldırılmasına karar verildikten sonra, kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 17.05.2018 tarihinden itibaren davalı işyerinde kapıcı olarak çalıştığını, çalıştığı süre boyunca kendisine verilen görevleri eksiksiz yerine getirdiğini, ancak son zamanlarda işyeri yetkililerince psikolojik taciz (mobbing) uygulandığını, özellikle fazla çalışmalara ve hafta tatili çalışmalarına gelmediğinde baskı gördüğünü, işe girdiğinden itibaren rızası olmamasına rağmen sürekli olarak yıllık 270 saatin üzerinde fazla çalışma yaptırıldığını, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde izin kullandırılmadığını, hafta tatili çalışmalarına gelmediğinde psikolojik taciz uygulandığını, gerçek ücretinin Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) primlerine yansıtılmadığını, Covid-19 salgınına rağmen gerekli tedbirler alınmadan çalışmak zorunda bırakıldığını, yıllık izinlerinin kullandırılmadığını, ara dinlenmelerin de kanuna uygun kullandırılmadığını, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil, hafta tatili ücretlerinin ödenmediğini, iş tanımında olmayan şalter atması gibi teknik arızaların giderilmesinin istendiğini, işyerindeki ağır çalışma koşulları sebebiyle bel fıtığı rahatsızlığının tekrarladığını, sağlık koşullarına uygun iş verilmediğini, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun açıkça ihlal edildiğini, tüm bu hususların davacı işçi bakımından haklı nedenle fesih koşullarını oluştuğunu, davacının 03.01.2023 tarihli noter ihtarnamesiyle iş sözleşmesini haklı sebeplerle feshetmek suretiyle işçilik alacaklarını istemesine karşın ödeme yapılmadığını ileri sürerek kıdem tazminatı ile yıllık ücretli izin, fazla çalışma, hafta tatili ve ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu alacakların belirsiz ve kısmi davaya konu edilemeyeceğini, davacının davalı bünyesinde 17.05.2018-03.01.2023 tarihleri arasında kapıcı-kaloriferci olarak çalıştığını, davacının 03.01.2023-04.01.2023 tarihlerinde mazeretsiz olarak işe gelmemesi sebebiyle iş sözleşmesinin davalı Site Yönetimi tarafından devamsızlığına istinaden 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25/II-(g) hükmüne istinaden haklı nedenle feshedildiğinden davacının kıdem tazminatı talebinin reddi gerektiğini, davacının iş sözleşmesini kendisinin haklı nedenle feshettiği iddiasının ve dayanak olarak gösterdiği hususların gerçeğe aykırı olduğunu, zira haftalık çalışma süresi 45 saati aşmadığından fazla çalışma alacağı bulunmadığını, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde ve hafta tatilinde çalışılması hâlinde ücretinin ödendiğini, yıllık izinlerinin kullandırıldığını, kullanmadığı günlere ilişkin ücret ödendiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının 17.05.2018-04.01.2023 tarihleri arasında davalı Site Yönetimi bünyesinde işçi olarak istihdam edildiği, son brüt aylık ücretinin 10.008,00 TL olduğu, iş sözleşmesinin kıdem ve ihbar tazminatı ödenmesini gerektirmeyecek şekilde son bulduğunu ispat külfetinin davalı tarafta olmasına karşın, davacı işçi tarafından iş sözleşmesinin kendisi tarafından haklı nedenle feshedildiği iddia edildiğinden ispat yükümlülüğünün davacıda olduğu, davacının gönderdiği fesih ihtarnamesinde ileri sürdüğü nedenleri ispat için tanık deliline dayandığı ancak davacı tanıklarının davalı Sitede ikamet eden kişiler oldukları ve çalışma koşullarını tam olarak bilemedikleri, yanı sıra bilirkişi raporuyla davacının ödenmeyen ücret alacaklarının bulunmadığının tespit edildiği, davacının diğer haklı fesih gerekçelerine ilişkin iddialarını da ispat edemediği, buna göre kıdem tazminatı talebinin reddi gerektiği, davalı tarafça davacının çalıştığı tüm döneme ait ihtirazı kayıtsız imzalı puantaj kayıtlarının sunulduğu, puantaj kayıtlarına göre pazar günleri hafta tatili kullanıldığı, haftalık çalışma süresinin 45 saati geçmediği, bazı ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığı tespit edilmişse de ulusal bayram ve genel tatil ücretlerinin tam olarak ödendiğinin ve yine imzalı puantaj kayıtlarına göre davacının kullanmadığı 14 günlük yıllık izninin bulunduğunun anlaşıldığı gerekçeleriyle 31.03.2024 tarihli bilirkişi raporu doğrultusunda kıdem tazminatı, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacakları reddedilerek yıllık ücretli izin alacağı bakımından davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF 1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; başvuruların esastan reddine karar verilmiştir. 2. Kararın davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 06.01.2025 tarihli ek kararıyla; verilen kararın kesin olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin temyiz dilekçesinin reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili asıl karara ve 06.01.2025 tarihli ek karara ilişkin temyiz dilekçelerinde; 1. Her ne kadar kararın kesin olduğu yönünde hüküm kurulmuş olsa da davanın kısmi dava olarak açıldığını, ayrıca belirsiz alacak davasına konu yapılan talepler yönünden bedel artırımı yapılmadığından bu hâli ile kesin nitelikte bir karardan bahsedilemeyeceğini, 2. Kararın usule uygun bir gerekçe içermediğini, davanın yeterince aydınlatılmadığını, 3. Site sakini olan tanıkların beyanlarına itibar edilmeyerek mevcut delillerin hatalı değerlendirilmiş olduğunu, sitedeki kapıcı sayısı, iş durumu, daire sayısı gibi hususlarda bilirkişi incelemesi yapılmaksızın eksik inceleme ile karar verildiğini, 4. Davalı tarafça sunulan giriş-çıkış çizelgelerindeki saatlerin hep aynı olmasının dahi belgelerin sembolik olarak düzenlendiğini gösterdiğini, tüm çalışma döneminde aynı saatlerde giriş çıkış yapılmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacının tüm çalışma dönemi bakımından davacı tanıklarının beyanlarına göre hesap yapılması gerektiğini, 5. Davacıda çalışma koşullarına bağlı olarak daha önce olmayan bel fıtığı rahatsızlığının meydana gelmesine karşın sağlık koşullarına uygun iş verilmediğini, hiçbir iyileştirme yapılmadığını, yalnızca sağlık koşullarına uygun iş verilmemesinin bile davacının iş sözleşmesini haklı nedenle fesih sebebi olduğunu, 6. Arabuluculuk ücretinin tamamından davalının sorumlu tutulması gerektiğini, 7. Davalı lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, iş sözleşmesinin feshi ile davacının kıdem tazminatına hak kazanıp kazanmadığına, dava konusu fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil, hafta tatili ücreti alacaklarının bulunup bulunmadığına ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Bölge Adliye Mahkemesince verilen 06.01.2025 tarihli ek kararın BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 15.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.