Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/1122 E. 2025/6460 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/1122
- Karar No
- 2025/6460
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 29. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1171 E., 2024/2863 K. DAVA TARİHİ : 22.12.2017 İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 23. İş Mahkemesi SAYISI : 2023/126 E., 2024/17 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalılara ait işyerinde 27.12.2012-21.12.2016 tarihleri arasında cat şoförü olarak 1.800,00 USD aylık ücret ile çalıştığını, işverenin üç öğün yemek ve konaklayacak yer temin ettiğini, davacının çift vardiya şeklinde 06.30-17.30, 18.30-05.30 saatleri arasında çalıştığını, ancak gündüz vardiyasında iken 19.30-20.00’a kadar, gece vardiyasında iken 07.30-08.00 saatlerine kadar çalıştığını, davacının ayda 3 hafta tatilinde çalışıp 1 hafta tatilinde çalışmadığını, davacının dinî bayramların ilk günü dışında tüm ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını, davacının fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücretleri ödenmediği için istifa ettiğini, ancak pasaportu davalıda olduğu için bu istifasının kabul edilmeyerek ailevi nedenlerle istifa ettiğine dair dilekçe yazdırıldığını ve pasaportunun verilerek Türkiye'ye gönderildiğini ileri sürerek kıdem tazminatı ile fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... İnşaat San. ve Tic. AŞ (.... Şirketi) vekili cevap dilekçesinde; davacının 27.12.2012 tarihinde-... ortağı olarak faaliyet gösterdiği Umman'daki işyerinde çalışmaya başladığını, davacının iş sözleşmesinin sona erdiği tarihe kadar tüm ücretlerini ve diğer haklarını aldığını, taraflar arasındaki iş sözleşmesi uyarınca Umman mahkemelerinin yetkili olduğunu zira iş sözleşmesinin 5. maddesinde taraflar arasında doğan uyuşmazlıklarda Umman'ın ilgili kanunları ve mahkemelerinin yetkili olduğunun belirtildiği, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un (5718 sayılı Kanun) 27. maddesi uyarınca tarafların sözleşme ile seçtiği hukukun uygulanması gerektiğini, davacının alacaklarının zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddini istemiştir. 2. Davalı ... SPA vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Şirket ile diğer davalı ...Şirketi arasında hiçbir sözleşmesel ilişki bulunmadığını, müvekkili Şirketin Türkiye ... Şubesinin ...’da herhangi bir faaliyette bulunmadığı gibi hiçbir çalışanının da olmadığını, davanın husumet yönüyle reddedilmesi gerektiğini, yurt dışı iş sözleşmesinde, ibranamede, sigorta kayıtlarında davacının işvereni olarak sadece ... Şirketinin göründüğünü, dosyada yer alan ibranameden de anlaşılacağı gibi ibra edilenin...Şirketi olduğunu, davacının iddia ettiği çalışma şart ve koşulların hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacının talep etmiş olduğu alacakların zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; iş sözleşmesinden doğan taleplerde, talebin tâbi olduğu hukukun (esasa uygulanan hukuk) zamanaşımı bakımından da uygulanması gerektiği dikkate alındığında Umman İş Kanunu'nun bu konudaki hükümlerinin uyuşmazlıkta uygulanmasının 5718 sayılı Kanun'un 2 ve 8. maddelerinin bir gereği olup Umman İş Kanunu'nun 7. maddesinde zamanaşımı süresi 1 yıl olarak düzenlendiğinden davanın açılış tarihi itibarıyla arabuluculuk dava şartı bulunmadığı ve zamanaşımı süresinin salgın tarihlerinden önce olduğu, buna göre davanın (22.12.2017), iş sözleşmesinin feshinden (21.12.2016) 1 yıl geçtikten sonra açıldığı ve zamanaşımının kaçırılması hususunda geçerli bir neden bulunduğunun ispat edilemediği gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş ve yabancı hukukun uygulanması nedeniyle dava reddedildiğinden davalı lehine vekâlet ücretine hükmedilmemiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından tarafların istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanması gerektiğini, 2. Davacının yabancı dil bilmediğini, emsal kararlarda Türk hukuku uygulanarak karar verildiğini ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, dava konusu çalışma dönemine uygulanacak hukuka ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 17.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.