Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2012/17689 E. 2012/18892 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2012/17689
Karar No
2012/18892
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ

DAVA : Davacı, kıdem tazminatı alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I

A) Davacı İsteminin Özeti: Davacı kıdem tazminatı alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. B) Davalı Cevabının Özeti: Davalı, davacının 01.08.1996-29.01.2009 tarihleri arasında çalıştığı, geçerli ekonomik kriz nedeniyle iş sözleşmesinin bildirim süreleri kullandırılarak feshedildiği savunarak, davanın reddini istemiştir. C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti: Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. D) Temyiz: Kararı davacı temyiz etmiştir. E) Gerekçe: Yargılama giderlerinden sayılan ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 323 üncü, Avukatlık Kanunu’nun 169 uncu ve Avukatlık Ücret Tarifesinin 1 inci maddelerinde düzenlenen, ancak müstakil bir varlığı olmayan ve ait olduğu davanın konusunu teşkil eden hak ve alacağa sıkı sıkıya bağlı bulunan avukatlık ücretinin, davada haksız çıkan tarafa yükletilmesi gerekir. Zira, haksız davranışta bulunan bir kimsenin, bu haksız davranışının bütün sonuçlarından sorumlu tutulması, hukukun genel kurallarındandır. Konuya ilişkin 6100 sayılı Yasanın 329 uncu maddesinin birinci fıkrası bu ilkeye dayanmaktadır. Değinilen Yasanın 330 uncu maddesi uyarınca, vekâlet ücretine yönelik hüküm fıkrasının vekil adına değil, vekille temsil edilen taraf lehine kurulması gerekir. Kural olarak, davada haklı çıkan taraf kendisini vekil ile temsil ettirmiş ise, vekâlet ücreti diğer yargılama giderleri gibi haksız çıkan taraftan alınarak haklı çıkan tarafa verilir. Her iki tarafın kısmen haklı kısmen haksız çıkması durumunda, her iki taraflar ayrı ayrı vekâlet ücretinden sorumlu tutulacak, vekâlet ücreti kabul edilen miktara göre davacı yararına, reddedilen miktara göre ise davalı yararına hüküm altına alınacaktır. Vekâlet ücretinin, Adalet Bakanlığı tarafından onaylanarak her yıl Aralık ayında Türkiye Barolar Birliği tarafından yayımlanan Avukatlık Ücret Tarifesine göre belirlenmesi gerekir.

4667 sayılı Yasanın 77 inci maddesiyle değişik 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 164/son maddesinde, tarifeye dayalı olarak karşı tarafa yüklenecek vekâlet ücretinin avukata ait olacağı belirtilmiş, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 3 üncü maddesinde de "Yargı yerlerince avukata ait olmak üzere karşı tarafa yükletilecek vekâlet ücreti ..." biçiminde anılan yasal hükme paralel bir düzenlemeye yer verilmiştir. Yukarıda açıklandığı üzere, gerek Avukatlık Yasası gerekse Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinde yer alan düzenlemeler, hükmün kimlere yönelik olarak kurulacağına ilişkin Hukuk Muhakemeleri Kanununun hükümlerini bertaraf edici nitelikte değildir. Aksine, hükmün ve ayrıntısı niteliğindeki yargılama giderlerinin ve yargılama giderlerine dahil bulunan vekâlet ücretinin davanın tarafları hakkında kurulması gerekir. Avukatlık Yasasındaki "vekâlet ücreti avukata aittir" biçimindeki düzenleme, hükmü kuran mahkemeye değil, vekil ile vekil edene yönelik bir kuraldır. Bu yorum ve varılan sonuç aynı maddedeki "bu ücret, iş sahibinin borcu nedeniyle takas ve mahsup edilemez, haczedilemez" biçimindeki kural ile de doğrulanmaktadır. Avukatlık (vekâlet) ücreti, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 323/1-ç maddesinde açıkça belirtildiği üzere yargılama giderlerindendir. Bu itibarla, diğer yargılama giderleri gibi müstakil bir varlığı olmayan ve ait olduğu davanın konusunu teşkil eden hak ve alacağa sıkı bir surette bağlı fer’i haklardandır. Fer’i hakların sonuçlandırılması ve karara bağlanması, asıl hakkın sonuçlandırılmasına ve karar verilmesine bağlı olacaktır. Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297 inci maddesine göre, hüküm kısmında iki tarafa yükletilen hak ve borçların tereddüde yer vermeyecek şekilde belirtilmesi zorunludur. Bu nedenle davaların birleştirilmesi durumunda, asıl ve birleşen davaların birbirinden bağımsız, müstakil davalar olması nedeniyle, her bir dava hakkında o davaya ilişkin vekâlet ücretleri ve mahkeme masraflarıyla birlikte ayrı ayrı hüküm kurulması gereklidir. Gerek yasal, gerekse hakkaniyet ve takdiri indirimler nedeniyle davanın kısmen kabul edilmesi halinde, indirimden dolayı reddedilen kısım yönünden davalı yararına vekâlet ücreti takdir edilip edilmeyeceği önem kazanmaktadır. Dairemiz, önceki kararlarında fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücretlerinden yapılan indirimler sebebiyle davalı tarafın kendisini avukat ile temsil ettirmesi durumunda, reddedilen kısım için davalı yararına avukatlık ücretine hükmedilmesi gerektiği ifade edilmekteydi (Yargıtay 9.HD. 11.02.20 10... /17722 E, 2010/3192 K.). Ancak, davanın açıldığı veya ıslah yoluyla dava konusunun artırıldığı aşamada, mahkemece ne oranda ve miktarda indirim yapılacağı işçi tarafından bilenememektedir. Dairemizce 2011 yılı itibarıyla maktu ve nispi vekâlet ücretlerinin yüksek oluşu da dikkate alınarak, konunun yeniden ve etraflıca değerlendirilmesine gidilmiş ve her türlü indirimden kaynaklanan ret sebebiyle davalı yararına avukatlık ücretine karar verilmesinin adaletsiz sonuçlara yol açtığı sonucuna varılmıştır. Özellikle seri davalarda indirim sebebiyle kısmen reddine karar verilen az bir miktar için dahi, her bir dosyada zaman zaman işçinin alacak miktarını da aşan maktu avukatlık ücretleri ödetilmesi durumu ortaya çıkmaktadır. Yine daha önceki kararlarımızda fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücretlerinden yapılan indirim sebebiyle ret vekâlet ücretine hükmedilmekte, buna karşın Borçlar Kanununun 325/son, 161/son maddeleri ile 43... . maddelerine göre ve yine 5953 sayılı Yasada öngörülen yüzde beş fazla ödemelerden yapılan indirim sebebiyle reddine karar verilen miktar için avukatlık ücretine karar verilmemekteydi. Bu durum uygulamada hakkaniyete aykırı sonuçlara yol açmaktadır. Konuyla ilgili olarak Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinde de herhangi bir kurala yer verilmediğinden, Dairemizce önceki uygulamadan vazgeçilmiş ve fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücretlerinden indirim yapılması durumunda, reddine karar verilen miktar bakımından kendisini vekille temsil ettiren davalı yararına avukatlık ücretine hükmedilemeyeceği kabul edilmiştir. Bu itibarla, Borçlar Kanununun 43, 44, 161/son ve 325/son maddelerinin uygulanmasından kaynaklansa dahi, kısmen reddedilen miktar için davalı yararına vekâlet ücreti takdir edilemez.

Somut olayda, mahkemece Yargıtay ilamı gereği davacı lehine daha önce hükmedilen 967,14 YTL vekalet ücretine hükmedildiği, konusuz kalan 20.000 TL üzerinden avukatlık ücret tarifesinin 6. maddesi gereğince davanın aşamasına göre 1/2 oranda vekalet ücreti takdiri gerektiği gerekçesiyle 2167,14 TL vekalet ücretine hükmedilmiştir. Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 2012 Yılı Avukatlık Asgari ücret Tarifesi 6. Maddesine göre “ Anlaşmazlık, davanın konusuz kalması, feragat, kabul ve sulh nedenleriyle; delillerin toplanmasına ilişkin ara kararı gereğinin yerine getirilmesinden önce giderilirse, Tarife hükümleriyle belirlenen ücretlerin yarısına, karar gereğinin yerine getirilmesinden sonra giderilirse tamamına hükmolunur.” Mahkeme delil toplanmasına tanıklara davetiye çıkarmakla 19.03.2009 tarihinde başlamıştır. Bu tarihten önce davacıya 05.03.20 09... .03.2009 tarihlerinde toplam 8.000 TL ödeme yapılmıştır. Vekalet ücretinin takdirinde mahkemece bu ayırıma gidilmeksizin delillerin toplanmasına ilişkin ara kararın yerine getirilmesinden önce 20.0000 TL alacağın tamamının ödenmiş gibi değerlendirilmesi ayrıca yargılama giderlerinin hesabında karar tarihinden sonra davacı tarafından yapılan giderlerden davalının sorumlu tutulmaması hatalı olup bozma sebebi ise de, yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden HUMK’nun 436/2.(HMK 370/2) maddesi uyarınca düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir. SONUÇ: Temyiz olunan hükmün gerekçesinin son paragrafının tamamen silinerek yerine “Davacının kıdem tazminatı alacağının 28.059 TL olduğu, bunun 20.000 TLsinin dört farklı tarihte ödenmekle konusuz kaldığı anlaşılmıştır. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereği 8.000 TL kıdem tazminatı delillerin toplanmasına ilişkin ara kararın yerine getirilmesinden önce ödendiğinden yarısına tekabül eden 480 TL, konusuz kalan 12.000 TL ile hükmedilen alacak üzerinden 2376 TL olmak üzere toplam 2856 TL vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği anlaşılmakla aşağıdaki şekilde hüküm verilmiştir.” yazılmasına Temyiz olunan hükmün son paragrafının tamamen silinerek yerine “Alınan harcın mahsubu ile yeniden harç alınmasına yer olmadığına, davacının yaptığı 758,70 TL yargılama giderinin haklılık durumuna göre 758,40 TL ile ücret tarifesi 6. Maddesi gereğince 2856 TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine redde göre davalının yaptığı 96,30 TL yargılama giderinin 0,35 TL si ile ücret tarifesi gereğince 10,42 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine dair verilen karar tefhim ve tebliğden itibaren 8 gün içinde Yargıtay yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzünde verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.16.04.2012” yazılmasına Hükmün bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 29.05.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2012/17689, K. 2012/18892, T. 29.05.2012, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-hukuk-dairesi-2012-17689-e-2012-18892-k-d5f68a1fa10b