Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2010/42525 E. 2013/5277 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2010/42525
- Karar No
- 2013/5277
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :... MAHKEMESİ DAVA :Taraflar arasındaki, kıdem tazminatı ve ücret alacaklarının ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle gerçekleşen miktarın faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hüküm süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi davalı avukatınca istenilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 12.02.2013 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalı adına Avukat Feride Aldatmaz geldi. Karşı taraf adına kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı işçi, davalı işyerinde 01.09.1990 tarihinde çalışmaya başladığını, başlangıçta ad ve unvanı ... Saatçilik Tic. San. A.Ş olan işyerinin 2007 yılı başında el ve unvan değiştirerek ... Saatçilik ve Kuyumculuk Tic. A:Ş. Adını aldığını, unvan değişmiş ise de ... konusu ve faaliyet alanının değişmediğini, yeni işveren döneminde de çalışmasını sürdüren davacının son 3 ayda ücretinin eksik ödenmesi ve eski ücret düzeyinin korunmaması üzerine 13.....2007 tarihinde işten ayrılmak zorunda kaldığını, iddia ile kıdem tazminatı ve ödenmeyen son 3,5 aylı ücret alacağının tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı işveren, davacının müvekkili şirketin Maçka Mağazasında 10.05.2008-13.....2008 tarihleri arasında satış uzmanı olarak çalıştığını, 11-13.....2008 tarihleri arasındaki devamsızlığı nedeniyle ... sözleşmesinin İşk.25/II-g bendi gereğince haklı olarak feshedildiğini, dava dilekçesinde belirttiği ... Saatçilik Tic. San. A.Ş ile müvekkili şirke arasında herhangi bir fiili ve organik bağ bulunmadığını, davacının hizmet süresi 1 ay kadar olduğundan kıdem tazminatı talep hakkı olmayacağının beyanla haksız davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davacının 01.09.1990 - 13.....2007 tarihleri arasında geçen 16 yıl 9 ay 12 gün hizmet süresinin olduğu, son ücretinin 2.200,00.-TL'den 1.500,00.-TL'ye indirildiği ve bu ücretinin 3 ay eksik ödendiği gerekçesiyle isteklerin kabulüne karar verilmiştir. Kararı yasal süresi içinde davalı vekili temyiz etmiştir. 1-Davalı işveren ile dava dışı ... Saatçilik Tic. San. A.Ş arasındaki ilişki tam olarak aydınlatılmış değildir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda her iki şirketin aynı binada farklı katlarda faaliyet yürütmeleri sebebiyle aralarında bağlantı olduğu açıklanmış, mahkeme kararının gerekçesinde konuyla ilgili iddia ve savunmalara dair bir açıklama yer almamıştır. Dava dışı ... Saatçilik Tic. San. A.Ş çalışanı iken ara vermeden davalı şirketin işçisi olarak çalışmaya başladığı hususu dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. Bu arada davacının işyerinin değişip değişmediği dosyadan belirlenememektedir. Yine davalı işveren tarafından işyerinin boş olarak mal sahibinden kiralanarak faaliyete sokulduğu ileri sürülmüş olmakla bu yönde de gerekli araştırmaya gidilmelidir. Temel tartışma davacının çalışmakta olduğu işyerinde işverenlerin değişip değişmediği veya işçinin işyeri değişmişse bu değişikliğin nasıl bir hukuki işleme dayandığı üzerinde yoğunlaşmaktadır. Davalı şirket ile dava dışı ... Saatçilik Tic. San. A.Ş arasında işyeri devri ya da ... sözleşmesinin devri olup olmadığı belirlenmeli sonucuna göre sorumluluk yönünden bir karar verilmelidir. Konuyla ilgili olarak eksik incelemeyle karar verilmesi hatalıdır. 2-Taraflar arasında işçiye ödenen aylık ücretin miktarı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır. 4857 sayılı ... Kanununda 32 nci maddenin ilk fıkrasında, genel anlamda ücret, bir kimseye bir ... karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutar olarak tanımlanmıştır. Ücret kural olarak dönemsel (periyodik) bir ödemedir. Kanunun kabul ettiği sınırlar içinde tarafların sözleşme ile tespit ettiği belirli ve sabit aralıklı zaman dilimlerine, dönemlere uyularak ödenmelidir. Yukarıda değinilen Yasa maddesinde bu süre en çok bir ay olarak belirtilmiştir. ... sözleşmesinin tarafları, asgarî ücretin altında kalmamak kaydıyla sözleşme özgürlüğü çerçevesinde ücretin miktarını serbestçe kararlaştırabilirler. ... sözleşmesinde ücretin miktarının açıkça belirtilmemiş olması, taraflar arasında ... sözleşmesinin bulunmadığı anlamına gelmez. Böyle bir durumda dahi ücret, Borçlar Kanunun 323 üncü maddesinin ikinci fıkrasına göre tespit olunmalıdır. ... sözleşmesinde ücretin kararlaştırılmadığı hallerde ücretin miktarı, işçinin kişisel özellikleri, işyerindeki ya da meslekteki kıdemi, meslek unvanı, yapılan işin niteliği, ... sözleşmesinin türü, işyerinin özellikleri, emsal işçilere o işyerinde ya da başka işyerlerinde ödenen ücretler, örf ve adetler göz önünde tutularak belirlenir. 4857 sayılı Yasanın 8 inci maddesinde, işçi ile işveren arasında yazılı ... sözleşmesi yapılmayan hallerde en geç iki ay içinde işçiye çalışma koşullarını, temel ücret ve varsa eklerini, ücret ödeme zamanını belirten bir belgenin verilmesi zorunlu tutulmuştur. Aynı yasanın 37 nci maddesinde, işçi ücretlerinin işyerinde ödenmesi ya da banka hesabına yatırılması hallerinde, ücret hesap pusulası türünde bir belgenin işçiye verilmesinin zorunlu olduğu hükme bağlanmıştır. Usulünce düzenlenmiş olan bu tür belgeler, işçinin ücreti noktasında işverenden sadır olan yazılı delil niteliğindedir. Kişi kendi muvazaasına dayanamayacağından, belgenin muvazaalı biçimde işçinin isteği üzerine verildiği iddiası işverence ileri sürülemez. Ancak böyle bir husus ileri sürülsün ya da sürülmesin, muvazaa olgusu mahkemece resen araştırılmalıdır. (Yargıtay 9.HD. 23.9.2008 gün 2007/27217 E, 2008/24515 K.). Çalışma belgesinde yer alan bilgilerin gerçek dışı olmasının da yaptırıma bağlanmış olması, belgenin ispat gücünü arttıran bir durumdur. Kural olarak ücretin miktarı ve ekleri gibi konularda ispat yükü işçidedir. Ancak bu noktada, 4857 sayılı Kanunun 8 inci ve 37 nci maddelerinin, bu konuda işveren açısından bazı yükümlülükler getirdiği de göz ardı edilmemelidir. Bahsi geçen kurallar, ... sözleşmesinin taraflarının ispat yükümlülüğüne yardımcı olduğu gibi, çalışma yaşamındaki kayıt dışılığı önlenmesi amacına da hizmet etmektedir. Bu yönde belgenin verilmiş olması ispat açısından işveren lehine olmakla birlikte, belgenin düzenlenerek işçiye verilmemiş oluşu, işçinin ücret, sigorta pirimi, çalışma koşulları ve benzeri konularda yasal güvencelerini zedeleyebilecek durumdadır. Çalışma belgesi ile ücret hesap pusulasının düzenlenerek işçiye verilmesi, ... yargısını ağırlıklı olarak meşgul eden, işe giriş tarihi, ücret, ücretin ekleri ve çalışma koşullarının belirlenmesi bakımından da önemli kolaylıklar sağlayacaktır. Bu bakımdan ücretin ispatı noktasında delillerin değerlendirilmesi sırasında, işverence bu konuda belge düzenlenmiş olup olmamasının da araştırılması gerekir. Çalışma yaşamında daha az vergi ya da sigorta pirimi ödenmesi amacıyla zaman zaman, ... sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçeği yansıtmadığı görülmektedir. Bu durumda gerçek ücretin tespiti önem kazanır. İşçinin kıdemi, meslek unvanı, fiilen yaptığı ..., işyerinin özellikleri ve emsal işçilere ödenen ücretler gibi hususlar dikkate alındığında imzalı bordrolarda yer alan ücretin gerçeği yansıtmadığı şüphesi ortaya çıktığında, bu konuda tanık beyanları gözetilmeli ve işçinin meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek unvanı ve fiilen yaptığı ... bildirilerek sendikalarla, ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından emsal ücretin ne olabileceği araştırılmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca gidilmelidir. Somut olayda davacı işçi aylık ücretin net 2.200,00TL olduğunu ileri sürerken davalı işveren 1.500,00TL olarak açıklamıştır. Davacı tanığı iddia yönünde davalı tanıkları da savunma doğrultusunda anlatımda bulunmuşlardır. Davacının kıdemi işyerinde çalıştığı yıllar, işyerinin özelliği ve filen çalışılan yer bilgileri verilerek ne kadar ücret alabileceği yönünden yukarıdaki ilke ve esaslar dahilinde araştırmaya gidilmelidir. Alınacak olan cevaplar dosya içeriğiyle yeniden bir değerlendirmeye tabi tutularak gerekirse bilirkişiden ek hesap raporu alınarak, davaya konu isteklere ilgili bir karar verilmelidir. Belirtilen yönden de eksik incelemeyle sonuca gidilmesi hatalıdır. Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerle BOZULMASINA, davalı yararına takdir edilen 990.00 TL avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 12.02.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.