Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2009/48047 E. 2012/10537 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2009/48047
Karar No
2012/10537
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi DAVA :Davacı, kıdem ve ihbar tazminatı, yıllık izin, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ücreti, hafta tatili, ücret alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkeme, isteğin reddine karar vermiştir. Hüküm süresi içinde duruşmalı olarak davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş ise de; HUMK.nun 438.maddesi gereğince duruşma isteğinin miktardan reddine ve incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi. gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I A) Davacı İsteminin Özeti: Davacı vekili asıl ve birleşen dava dilekçelerinde, davacının ... Gençlik ve Spor Kulübü Derneği İktisadi işletmesine ait halı sahada yönetici olarak çalışmakta iken, yetkili olup davacıya emir ve talimat veren konumundaki ...’ın, aynı zamanda futbol alanında bir teknik adam da olan davacı ile diğer davalı... Spor Kulübü için ayrıca bir futbol takımı oluşturması ve çalıştırması için de amatör takım çalışma sözleşmesi imzaladığını, bu anlaşma ile as takımdan başka Genç Takım, B Genç Takımı, C Genç Takımı ve minikler kategorilerinde bütün maç ve idmanlarda bulunduğunu, 1 yıl için imzalanan anılan sözleşmenin süre bitiminden sonra belirsiz süre ile yenilendiğini, davacının halı saha yöneticiliği işinden sadece ilk iki ay ücret alabildiğini, amatör takım çalışma sözleşmesindeki teknik çalıştırıcılık işinden ise hiçbir ücret alamadığını, 2006 yılının Nisan ayında ücretlerinin toptan ödenmesi talebinde ısrarlı olması üzerine 07.04.2006 günü her iki işiyle ilgili hizmet akdinin feshedildiğini, bu davanın konusunun sporculuk değil, teknik adam, teknik çalıştırıcılık olması nedeniyle davanın görevli İş Mahkemelerinde açıldığını iddia ederek, fazlaya dair hakları saklı kalmak üzere kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, ücret, fazla çalışma, hafta tatili, resmi ve dini bayram çalışması ücreti ve yıllık izin ücretinin tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. B) Davalı Cevabının Özeti: Davalılar vekili, davanın ... açısından husumet yönünden reddi gerektiğini, davacının iddialarının tamamen uydurma olduğunu, iş akdinin spor kulübü derneği tarafından feshedildiği iddiasının doğru olmadığını, halı saha kiralama ücretlerini toplayan davacının bu paraların kendisinden talep edilmesi üzerine bir daha derneğe uğramadığını, aylar sonra alacaklarını istemek için ihtarname gönderdiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti: Mahkemece, Türkiye Futbol Federasyonu’na yazılan müzekkere karşısında gönderilen cevabi yazıda, davacının A lisans Antrenörü olduğunun belirtildiği, sporcuların İş Yasası hükümlerine göre bu kanun kapsımı dışında tutulduğu, antrenörün sporcu kapsamında değerlendirilmesi gerekeceği, davanın İş Mahkemesinde görülme olanağının bulunmadığı gerekçesiyle dava dilekçesinin görev yönünden reddine, kesinleştiğinde ve süresi içinde müracaat edildiğinde dosyanın görevli ve yetkili... Nöbetçi Sulh Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. D) Temyiz: Kararı davacı vekili temyiz etmiştir. E) Gerekçe: Uyuşmazlık, taraflar arasındaki ilişkinin İş Kanunu kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği ve bu bağlamda iş mahkemesinin görevi noktasında toplanmaktadır. 4857 sayılı İş Kanununun 1 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince, 4 üncü maddedeki istisnalar dışında kalan bütün işyerlerine, işverenler ile işveren vekillerine ve işçilerine, çalışma konularına bakılmaksızın bu Kanunun uygulanacağı belirtilmiştir. İş Mahkemelerinin bulunmadığı yerlerde iş davalarına bakmak üzere bir asliye hukuk mahkemesi görevlendirilir. İş davalarına bakmakla görevli asliye hukuk mahkemesine açılan dava "iş mahkemesi sıfatıyla" açılmamış ise, mahkeme görevsizlik kararı veremez. Bu durumda asliye hukuk mahkemesi tarafından, verilecek bir ara kararı ile davaya "iş mahkemesi sıfatıyla " bakmaya devam olunur. Davanın, İş Kanunu kapsamı dışında kalması halinde, dava dilekçesinin görev nedeniyle reddi ve dosyanın görevli hukuk mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir. Davanın esastan reddi usule aykırıdır. 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 1 inci maddesi uyarınca, İş Kanununa göre işçi sayılan kimselerle işveren veya işveren vekilleri arasında, iş akdinden veya İş Kanununa dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının çözüm yeri iş mahkemeleridir. 4857 sayılı İş Kanununun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca, “sporcular” hakkında bu kanun hükümleri uygulanmaz. Sporcular, kulüplerinin (işverenlerinin) gösterdiği yerlerde tespit edilmiş çalışma saatlerine tâbi olarak ve işverenin emir ve gözetimi altında antrenman ve müsabakalar yaptıkları ve karşılığında önceden kararlaştırılmış bir ücret aldıklarına göre, kulüpleri ile bağları iş sözleşmesine dayanmaktadır. Faaliyetin sporla ilgili oluşu sporcu ile kulüp arasındaki bağın iş ilişkisi sayılmasına engel oluşturmaz. Federasyon ile kulüp, federasyon ile hakem, sporcu, teknik direktör, antrenör, idareci ve benzeri spor elemanları ile kulüpler arasında çıkan uyuşmazlıklar için federasyonun kendi özel yasalarında veya hukuk talimatlarında özel kurullar ve tahkim şartı benimsenmiştir. Bu nedenle sporcu, antrenör gibi kimselerin ... olan kulüplerle ilgili uyuşmazlıklarda öncelikle bağlı olduğu federasyonun kurullarına başvurması gerekmektedir. Spor, kişisel veya toplu oyunlar biçimde yapılan genellikle yarışmaya yol açan bir takım kurallara göre uygulanan beden hareketlerinin tümü olarak tanımlanabilir. Buna göre sporcu, sporla uğraşan, aktif olarak içinde yer alan, yarışan, maç yapan kişidir. Antrenör, sahip olduğu bilgiyi bilim ışığında sporcunun başarısı için kullanan, bu bilgileri spor becerileri ve stratejisi ile birleştiren kişidir. Teknik direktör ise eğitim sonucu aldığı teknik bilgileri sporcunun ve doğal olarak çalıştırdığı takımın başarısı için ortaya koyan, bu bilgileri strateji ve eğitici kimliğini kullanarak spor becerileriyle birleştiren ve bunları antrenör ve yardımcıları aracılığı ile uygulatan, eğiten, bu anlamda direktif veren kişidir. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu’nun 23.05.1960 gün, 11-10 sayılı ve 10.05.1974 gün, 3-44 sayılı kararları uyarınca, özellikle iş hukukunda istisnaî hükmün genişletilerek değil, dar yorumlanması gerekir. İşçiler yararına düzenlenen hükümlerin, işçiler yararına yorumlanması asıldır. Yukarıdaki tanımlar ve içtihadı birleştirme kararları ışığında, sporla doğrudan uğraşan sporcunun İş Kanunu kapsamında kalmadığı açıktır. Ancak, doğrudan aktif spor yapmayan, sporcuyu aktif spor yapması için hazırlayan antrenör ile aktif görevi daha çok direktif vermek olan ve takımı başarıya ulaştırma görevi de bulunan teknik direktörün sporcu sayılmaması ve İş Kanunu kapsamında bir işçi olarak kabul edilmesi gerekir. Bu nedenle antrenör veya teknik direktör ile kulüpleri işveren arasındaki iş sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıklarının iş mahkemesinde görülmesi gerekir. İş güvencesine yönelik hükümler dışında, İş Kanununda işçilik alacakları ile ilgili olarak tahkim yoluna gidilmesine yönelik bir düzenleme olmadığından, antrenör veya teknik direktör ile işveren arasındaki uyuşmazlıkların çözümü için, bu kişilerin bağlı bulundukları federasyonun yönetmelik veya genelgelerinde özel hukuk veya tahkim kurulunun öngörülmesi iş mahkemesinin görevini ortadan kaldırmaz. Gerek özel hakem, gerekse genel mahkemelerde görülen sporcu ile kulübü arasındaki alacaklara ilişkin uyuşmazlıklarda, 4857 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması olanağı bulunmamaktadır. Ancak antrenör, teknik direktör, idareci, masör ve benzeri elemanlar ile kulüpleri arasında çıkan uyuşmazlıklarda, özel yasal düzenlemeler dışında İş Kanunu hükümlerinin uygulanmasına engel bir durum bulunmamaktadır. Davacının antrenör olduğu tartışma konusu olmayıp, yukarıda açıklanan ilke kararı uyarınca somut olayda İş Mahkemesinin görevli olmasına göre, hatalı değerlendirme ile görevsizlik kararı verilmesi bozmayı gerektirmiştir. F) Sonuç: Hükmün yukarıda açıklanan nedenden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 28.03.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Atıf: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2009/48047, K. 2012/10537, T. 28.03.2012, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-hukuk-dairesi-2009-48047-e-2012-10537-k-787b1379ad6c