Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2009/42477 E. 2012/4518 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2009/42477
Karar No
2012/4518
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

DAVA :Davacı, kıdem tazminatı, maaş, fazla mesai, hafta tatili, yıllık izin, genel tatil ücret alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde duruşmalı olarak davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş ise de; HUMK.nun 438.maddesi gereğince duruşma isteğinin miktardan reddine ve incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi. gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

A) Davacı İsteminin Özeti: Davacı, davalı iş yerinde benzinlik görevlisi olarak çalıştığını, benzinlikte tahta bir kasanın zorlama ile açılması ve içindeki paraların kimliği belirsiz kişilerce çalınması üzerine işyeri sahiplerinin hakkında şikayetçi olduğunu, Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından takipsizlik kararı verildiğini, yapılan iftira sonucu iş sözleşmesinin işverence feshedildiğini ileri sürerek kıdem tazminatı ile maaş, fazla mesai, hafta tatili, genel tatil ve izin ücreti alacaklarının tahsilini istemiştir. B) Davalı Cevabının Özeti: Davalı, davacının pompacı olarak çalıştığını, firmanın daimi müşterilerinden ...'ın şoförü tarafından alınan yakıtın diğer otobüs sahiplerinden daha yüksek olduğunu fark etmesi ve daha sonra şoförü ile davacının veresiye fişlerinde yakıt bedellerini fazla göstermek suretiyle gerçek yakıt bedelleri arasındaki farkı paylaştıklarını fark ettiğini beyan etmesi üzerine davacıya ait otomasyon cihaz kayıtlarını incelediğinde ...'ın iddiasının gerçek olduğunun tespit edildiğini, otomasyon kayıtlarındaki gerçek yakıt satışında oynama yapılmasının mümkün olmadığını, konu ile ilgili olarak davacıdan savunmasının istendiğini, savunma vermekten imtina ettiğini, savunmasının istendiğinin ertesi günü davacının gözetimi ve sorumluluğu altındaki bir yerden para çalındığını, davacının görevinde bağlılık ve doğruluk ilkelerine aykırı hareket ettiğini, her ne kadar savcılık aşamasında takipsizlik kararı verilmiş ise de her iki olayda da kasıtlı olarak işvereni zarara uğrattığını, asgari ücretle çalışan davacının fazla mesai, ücret, yıllık izin, hafta tatili, genel tatil alacağı gibi herhangi bir alacağının bulunmadığını, iş akdi haklı nedenle feshedilen davacının hiçbir hak ve alacağının bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti: Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalının iş sözleşmesini fesihte haksız olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. D) Temyiz: Kararı davalı temyiz etmiştir.

E) Gerekçe: 1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir. 2-İş sözleşmesinin, işçinin doğruluk ve bağlılığa aykırı söz veya davranışları sebebiyle işverence haklı olarak feshedilip feshedilmediği noktasında taraflar arasında uyuşmazlık söz konusudur. 4857 sayılı İş Kanununun 25 inci maddesinin (II) numaralı bendinde, ahlâk ve iyi niyet kurallarına uymayan haller sıralanmış ve belirtilen durumlar ile benzerlerinin varlığı halinde, işverenin iş sözleşmesini haklı fesih imkânının olduğu açıklanmıştır. Yine değinilen bendin (e) alt bendinde, işverenin güvenini kötüye kullanmak, hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan işçi davranışlarının da işverene haklı fesih imkânı verdiği ifade edilmiştir. Görüldüğü üzere yasadaki haller sınırlı sayıda olmayıp, genel olarak işçinin sadakat borcuna aykırılık oluşturan söz ve davranışları işverene fesih imkânı tanımaktadır. İşçinin eleştiri sınırları içinde kalan söz ve davranışları ise işverene haklı fesih imkânı vermez (Yargıtay 9. HD. 1.12.2009 gün, 2008/11819 E, 2009/32509 K). Somut olayda davalı, davacının veresiye fişlerinde oynama yaparak aradaki farkı aldığını, davacının doğruluk ve dürüstlükle bağdaşmayan harekette bulunduğunu beyan etmiştir. Dinlenen davacı tanıklarının olaya ilişkin bilgisi yoktur. Dinlenen davalı tanıkları ise davalı iddiasını doğrulamışlardır. Davacı hakkında şikayetçi olunmuş ancak yapılan soruşturma sonucunda alınan bilirkişi raporuna dayanılarak davacı hakkında takipsizlik kararı verilmiştir. Soruşturma aşamasında alınan bilirkişi raporunun sonuç kısmında “satışın veresiye fişi ile yapılması halinde pompacının araç şoföründen her hangi bir nakit para tahsil etmesinin mümkün olmadığı, çünkü veresiye fişleri ile satışı yapılan tahsilatın satıştan sonra petrol istasyonu muhasebesi tarafından ileri ki bir tarihte araç sahibi tarafından yapıldığı, davacının her hangi bir menfaat sağlamasının söz konusu olmadığı” belirtilmiştir. Davalı, davacının nakit satışları az, veresiye fişlerini fazla göstermek suretiyle aradaki farkı aldığını, toplamda hesapta bir eksiklik veya fazlalık olmadığını, ayrıntılı keşif yapılarak rapor alınması gerektiğini savunmuştur. Mahkemece davalı savunması üzerinde durulmamıştır. O halde mahkemece bu yönde muhasebeci mali müşavir bilirkişi ya da bilirkişiler marifetiyle mahallinde keşif yapılmalı, işyeri kayıtları incelenmeli, davacı iddiaları ile davalı savunmaları üzerinde durulmalı, ayrıntılı rapor alınarak rapor denetlenmek suretiyle sonucuna göre bir karar verilmelidir. Eksik inceleme ile karar verilmesi isabetsizdir. F) Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 20.02.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2009/42477, K. 2012/4518, T. 20.02.2012, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-hukuk-dairesi-2009-42477-e-2012-4518-k-a74b2173ad7b