Yargıtay · 9. Ceza Dairesi

Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2021/6310 E. 2023/6448 K. – Çocuğun Nitelikli

Konu: Çocuğun Nitelikli Cinsel İstismarı

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Ceza Dairesi
Esas No
2021/6310
Karar No
2023/6448
Karar Tarihi
Konu
Çocuğun Nitelikli Cinsel İstismarı

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2013/210 E., 2015/109 K. SUÇ : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığının 14.05.2013 tarihli iddianamesiyle sanık hakkında beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan kamu davası açılmıştır. 2. Şanlıurfa 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.03.2015 tarihli ve 2013/210 Esas, 2015/109 Karar sayılı kararı ile sanığın çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası ve 62 inci maddesi uyarınca 6 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık Müdafiinin Temyiz İsteği Dosyada mahkûmiyete yeter her türlü şüpheden uzak delil bulunmadığına, mağdure beyanlarının aşamalarda çelişkili olduğuna ve müvekkilinin atılı suçtan beraat etmesi gerektiğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Mahkeme Kabulü " İddia, sanık savunması, mağdur beyanı, tanık beyanları, Atk raporları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Mağdurun olay yarihinde 13 yaşında sanığın ise 20 yaşında olduğu, mağdurun suç tarihinden altı hafta önce ablası ... ... ile ... ... ve ...'nün evine misafirliğe gittiği, orada sanık ... ... ile tanıştığı, daha sonra Nesibe'nin mağduru misafirliğe çağırdığı ve evde yeniden sanık ... ...'un da bulunduğu, mağdur ve sanığın burada hiç konuşmadıkları, mağdurun 23.00 sıralarında ayrılarak evine gittiği ve damda çamaşır topladığı sırada sokağa geldiği, ...'in mağdura saat 00.30 sıralarında kapının önüne gelmesini ve kendisine bir şey söyleyeceğini beyan ettiği, mağdurun evdekiler uyuduktan sonra dışarıya çıktığı, rızası ile bir kaç sokak ilerde sanık ile buluştukları, beraber yürümeye başladıkları, ... Camisinin arkasında boş bir alana geldiklerinde sanığın mağduru dudaklarından öptüğü, vücuduna dokunduğu ve parmağını mağdurun makatına soktuğu, daha sonra mağdurun olay yerinden ayrıldığı, mağdurun adli muayenesinde kızlık zarının bozulmadığının ve ATK raporuna göre olay nedeniyle ruh sağlığının bozulmadığının tespit edildiği, mağdurdan alınan sürüntü örneklerinde sanığa ait genotip özellik tespit edilemediğinin bildirildiği, katılanların şikayetçi oldukları, Yaş tespit raporu ile sanığın olay tarihinde 20 yaşında olduğu anlaşılmıştır. Her ne kadar mağdur ilk beyanında sanığın rızası dışında cinsel organını makatına soktuğunu beyan etse de; sanık ile rızası ile gece geç saatlerde dışarıya çıktığı beyanı ve mahkememizdeki değişen beyanları dikkate alındığında mağdurun sanığın kendisine organ soktuğu beyanlarına itibar edilmemiştir. Her ne kadar sanık mağdurun 13 yaşında değil de 17 yaşında olduğunu bildiğini beyan etse de; müdafii huzurunda alınan beyanında; 'mağdurun kendisini sevdiğini söylediğinde bunun mümkün olamayacağını ve kendisinin küçük olduğunu söylediğ' beyanından mağdurun 15 yaşından küçük olduğunu bildiği ve mağdurun rızası ile parmağını mağdurun makatına soktuğu anlaşılmıştır. Yukarıdaki kabul şekline göre; mağdurun sanık ile rızası olarak gittiği ve rızası olduğu halde sanığın parmağını mağdurun makatına soktuğu, ancak olay tarihinde mağdurun 15 yaşından küçük olduğu, cinsel istismar suçunda mağdurun rızası aranmadığı anlaşıldığından sanık Üzerine atılı Cinsel İstismar Suçu Değerlendirildiğinde; suç tarihinde yürürlükte bulunan yasaya göre yapılan değerlendirmede; sanığın 15 yaşından Küçük Mağdura makatına parmak sokmak eyleminin 5237 sayılı TCK'nun 103/2 maddesi gereğince 8 Yıl Hapis Cezası ile cezlandırılmasına, sanık eylemini cebir ve tehdit kullanarak gerçekleştirmediği anlaşıldığından TCK 103/4 maddesi gereğince arttırım yapılmasına yer olmadığına, mağdurun Ruh sağlığının bozulmadığı anlaşıldığından TCK 103/6 maddesinin uygulamasına yer olmadığına, sanığın duruşmadaki tutumu dikkate alıdığında TCK 62. maddesi gereğince verilen cezadan 1/6 oranında indirim yapılarak sanığın 6 Yıl 8 Ay Hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmesi gerekecektir. 6545 sayılı yasa ile değişik 5237 sayılı yasaya göre sanığın 15 yaşında küçük mağdura makatına parmak sokmak eyleminin 5237 sayılı TCK'nun 103/2 maddesi gereğince sanığın 16 Yıl Hapis Cezası ile Cezalandırılmasına, sanık eylemini cebir ve tehdit kullanarak gerçekleştirmediği anlaşıldığından TCK 103/4 maddesi gereğince arttırım yapılmasına yer olmadığına, sanığın geçmişi ve duruşmadaki iyi hali göz önüne alındığından TCK 62 maddesi gereğince 1/6 oraında indirim yapılarak 13 Yıl 4 Ay Hapis Cezası İle Cezalandırılmasına karar vermek gerecektir. Her iki yasa karşılaştırıldığında 6545 sayılı yasa ile değişik 5237 sayılı TCK'nın sanık Aleyhine olduğu, olay tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı yasanın sanık lehine olduğu anlaşıldığından sanık hakkında suç tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı yasanın uygulanmasına karar vermek gerektiği sonuç ve kanaati mahkememiz heyetince hasıl olmakla usül ve yasaya uygun aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir. " şeklindeki gerekçesiyle hüküm kurmuştur. IV. GEREKÇE 1. Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımın doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri de reddedilmiştir. 2. Gerekçeli karar başlığındaki suç tarihinin 2012 Aralık ayının ilk haftası olarak mahallinde düzeltilmesi mümkün görülmüştür. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Şanlıurfa 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.03.2015 tarihli ve 2013/210 Esas, 2015/109 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından ileri sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 18.10.2023 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 9. Ceza Dairesi, E. 2021/6310, K. 2023/6448, T. 18.10.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-ceza-dairesi-2021-6310-e-2023-6448-k-3808b04212fe