Yargıtay · 9. Ceza Dairesi

Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2021/4226 E. 2023/6510 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Ceza Dairesi
Esas No
2021/4226
Karar No
2023/6510
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2013/227 E., 2014/373 K. SUÇLAR : Çocuğun cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma HÜKÜMLER : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düzeltilerek onama Suça sürüklenen çocuk (ssç) hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Bursa Cumhuriyet Başsavcılığının, 20.05.2013 tarihli iddianamesi ile suça sürüklenen çocuğun beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 103 üncü maddesinin altıncı fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan aynı Kanun'un 109 uncu maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (f) bendi ve beşinci fıkrası ile aynı Kanun'un 43 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır. 2. Bursa 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 22.10.2014 tarihli ve 2013/227 Esas, 2014/373 Karar sayılı kararıyla suça sürüklenen çocuk ...'ın cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Kanun'un 6545 sayılı Kanun ile değişik103 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 6 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan aynı Kanun'un 109 uncu maddesinin; birinci fıkrası ve üçüncü fıkrasının (f) bendi ile aynı Kanun'un 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 109 uncu maddesinin beşinci fıkrası, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve bu cezanın aynı Kanun'un 51 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ertelenmesine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Katılanlar Vekilinin Temyiz İstemi Vekalet ücreti takdir edilmemesi nedeniyle kararın usul ve kanuna aykırı olduğuna, suça sürüklenen çocuk hakkında verilen hapis cezasının ertelenmesi için koşulların oluşmadığına ve dilekçesinde belirttiği diğer hususlara yöneliktir. B. Suça Sürüklenen Çocuk Müdafiinin Temyiz İstemi Kararın usul ve kanuna aykırı olduğuna, mağdurenin beyanlarının çelişkili ve akışa uygun olmayıp, uzman bilirkişi raporlarıyla da gerçek olmadığının ortaya çıktığına, katılan annenin beyanlarının da çelişkili ve hayatın olağan akışına uygun olmadığına, intikalin geç olduğuna, adil yargılanma ve şüpheden sanık yararlanır ilkesinin ihlal edildiğine, suça sürüklenen çocuğun iddia olunan suç tarihinde on beş yaşından küçük olmasının kuvvetle muhtemel olmasının nazara alınmadığına, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun unsurlarının oluşmadığına ve dilekçesinde belirttiği diğer hususlara yöneliktir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin Kapsamına Göre; Mahkemenin kabulü; 1. İddia, savunma, katılan ..., mağdure ve tanık beyanları, mağdureye ait adli tıp uzmanı tarafından verilmiş bilirkişi raporu, mağdure hakkında Şevket ... Eğitim ve Araştırma Hastanesinden verilmiş rapor, olayın meydana geldiği yer ile ilgili çekilmiş fotoğraflar, tutanaklar, ev arama tutanakları, ssç'ye ait nüfus ve adli sicil kaydı, ssç'ye ait Bursa Adli Tıp Kurumu Başkanlığından verilmiş farik ve mümeyyizlik raporu, İstanbul Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulunun 26.03.2014 tarih ve 1301 karar sayılı mağdurenin ruh sağlığının bozulduğu raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; ssç'nin 2012 yılı Eylül ayından 2013 yılı 24 Mart tarihine kadar komşuları olan ve kendilerine bırakılan mağdureyi evlerinin alt katındaki odaya götürüp cinsel organını mağdurenin anüs bölgesine sürterek cinsel istismarda bulunduğu, bu eylemlerini farklı günlerde 9-10 kez tekrarladığı, fiillerinden birinde ise cinsel organını mağdurenin anüsüne soktuğu belirtilmiş ise de mağdurenin ve annesinin anlatımları dikkate alındığında en son 24.03.2013 tarihinde mağdurenin annesi katılan ...'in ssç ve mağdureyi evde görmesi üzerine olaydan şüphelendiği, kızına soru sorduğu, ailesinin yanına gelerek evlerini taşıması gerektiğini belirtip bu olaydan yaklaşık 14 gün sonra da şikayetçi olduğu dikkate alındığında olayın olduğu ve hayat gerçeklerine uygun bulunduğu anlaşılmakla, bilirkişi raporu ve doktor raporunda ssç'nin mağdurenin anüs bölgesinde tam olarak cinsel birleşme yaşadığına dair tam olarak bulgu bulunmadığından eylemin sürtünme şeklinde olduğu kabul edilip bu durumun ssç'nin lehine olduğu ve şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince ssç'nin mağdureye karşı çocuğun cinsel istismarı suçunu işlediği ve bu suçlar sırasında da evin altına götürülme şeklindeki eylemlerin de kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçunu teşkil ettiği anlaşılmakta olup İstanbul Adli Tıp Kurumu raporunda da mağdurenin ruh sağlığının kalıcı olarak bozulduğunun bildirildiği, ssç'nin eyleminin çocuğun nitelikli cinsel istismarı eylemi olmayıp basit cinsel istismar suçunun vasıf ve mahiyetinde olduğundan bahisle 5237 sayılı Kanun'un 6545 sayılı Kanun ile değişik 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin ssç lehine olduğu kanaatiyle hukuki süreçte açıklandığı şekilde hüküm kurulduğu belirtilmiştir. 2. SSÇ'nin kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçunu işlediğinin anlaşıldığı ve hukuki süreçte açıklandığı şekilde hüküm kurulduğu belirtilmiştir. Ssç'nin yargılama sürecindeki olumlu davranışları dikkate alınarak hakkında takdiri indirim hükümlerinin uygulandığı belirtilmiş, ssç'nin suç işleme hususundaki eğilimi, daha önce sabıkasının olmaması dikkate alındığında verilen cezanın ertelenmesi halinde ileride bir daha suç işlemekten çekineceği konusunda Mahkemece vicdani kanaat hasıl olduğu, bu nedenle verilen hapis cezasının ertelenmesine karar verildiği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE 1. Gerekçeli Karar başlığında çocuğun cinsel istismarı olan suç adının çocuğun nitelikli cinsel istismarı olarak belirtilmesi mahallinde düzeltilmesi mümkün yazım hatası olarak kabul edilmiştir. 2. Suça sürüklenen çocuk hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan hüküm kurulurken 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin aynı Kanun'un 109 uncu maddesinin; birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (f) bendi ve beşinci fıkrasından sonra tatbik edilmesi gerektiği gözetilmeyip, yazılı şekilde 109 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının (f) bendinden sonra tatbik edilmesi, sonuç ceza miktarına etkili olmadığından bozma nedeniyle yapılmamıştır. 3. Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin soruşturma ile kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir. Ancak; karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan "Kamu davasına katılma üzerine, mahkumiyete karar verilmiş ise vekili bulunan katılan lehine Tarifenin ikinci kısım ikinci bölümünde belirlenen avukatlık ücreti sanığa yükletilir. " şeklindeki düzenleme nazara alındığında, kendisini vekaletnameli vekille temsil ettiren katılanlar yararına vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, hukuka aykırı bulunmuş, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın 1412 sayılı Kanun'un 322 nci maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak giderilebileceği anlaşılmıştır. V. KARAR Gerekçe bölümünde (3) numaralı bentte açıklanan nedenle Bursa 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 22.10.2014 tarihli ve 2013/227 Esas, 2014/373 Karar sayılı kararına yönelik suça sürüklenen çocuk müdafii ile katılanlar vekilinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasına; "Kendisini vekaletnameli vekille temsil ettiren katılanlar yararına karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin uyarınca belirlenen 3.000 TL maktu vekalet ücretinin suça sürüklenen çocuktan alınarak katılanlara verilmesine" ibaresinin eklenmesi suretiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 18.10.2023 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 9. Ceza Dairesi, E. 2021/4226, K. 2023/6510, T. 18.10.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-ceza-dairesi-2021-4226-e-2023-6510-k-5a5959c34c69